trail - Türkçe İngilizce Sözlük

trail

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

trail — Definition

Anlamı ve Tanımı:
patika, iz
Okunuş (IPA):
(AmE /treɪl/ – BrE /treɪl/)
Terim Türü:
İsim: trail (trails); Fiil: trail (trails – trailed – trailing)
İzlenen yol ya da geride kalan belirti. Eski Fransızca trailer kökünden evrilmiştir. Doğa yürüyüşleri ve soruşturmalarda yön bulma işlevi görür.
Eş Anlamlılar:
path, trace
Zıt Anlamlılar:
shortcut (contextual)

"trail" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 82 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
trail i. iz
The police lost his trail in the busy streets of Barcelona.
Polis, Barselona'nın kalabalık caddelerinde izini kaybetti.

More Sentences
Genel
trail i. yol
After an unfortunate season, the team is now back on the winning trail.
Talihsiz bir sezonun ardından, takım şimdi tekrar kazanma yolunda ilerliyor.

More Sentences
trail i. patika
The trail led them to a wooden cabin.
Patika onları ahşap bir kulübeye götürüyordu.

More Sentences
trail i. tur
This was her first stop on the campaign trail.
Bu onun kampanya turundaki ilk durağıydı.

More Sentences
trail f. peşinden sürüklemek
The child was trailing the toy all over the house.
Çocuk oyuncağını evin her yerine peşinden sürüklüyordu.

More Sentences
trail f. sürüklenmek
The two boys trailed behind their teacher.
İki çocuk öğretmenlerinin arkasından sürükleniyordu.

More Sentences
trail f. takip etmek
The FBI trailed the suspects to their hideout.
FBI şüphelileri saklandıkları yere kadar takip etti.

More Sentences
trail f. kesilmek
His voice trailed off and he remained silent.
Sesi kesildi ve sessiz kaldı.

More Sentences
trail f. geri kalmak
Smith is trailing in the polls.
Smith anketlerde geride kaldı.

More Sentences
Teknik
trail i. iz
The police lost his trail in the busy streets of Barcelona.
Polis, Barselona'nın kalabalık caddelerinde izini kaybetti.

More Sentences
Otomotiv
trail i. iz
The police lost his trail in the busy streets of Barcelona.
Polis, Barselona'nın kalabalık caddelerinde izini kaybetti.

More Sentences
trail i. patika
The trail led them to a wooden cabin.
Patika onları ahşap bir kulübeye götürüyordu.

More Sentences
Genel
trail i. keçiyolu
trail i. kar arabaları için işaretlenmiş rota ya da kayak pisti
trail i. kuyruk (elbise vb)
trail i. koku
trail i. kuyruk
trail i. gevşek biçimde asılı olan şey
trail i. geride bırakılan şeyler
trail i. ordu (birini takip eden insan yığını)
trail i. karayolu rotası
trail i. olaylar silsilesi
trail i. akıbet
trail i. bir dizi
trail i. olaylar zinciri
trail i. izler (arkada kalan)
trail i. kişinin ardında bıraktığı izler
trail f. sürümek (hafif şeyleri)
trail f. yerde uzamak (bitki)
trail f. gerisinde olmak (başkalarının)
trail f. incecik tütmek
trail f. kaşınmak
trail f. sürünmek
trail f. süzülmek
trail f. iz sürmek
trail f. gelişigüzel uzanıp gitmek
trail f. uzanmak
trail f. düşmek
trail f. sarkmak
trail f. yavaşça gezdirmek
trail f. izini sürmek
trail f. izlemek
trail f. gerisine düşmek
trail f. zorla yürümek
trail f. yorgun argın yürümek
trail f. azalmak
trail f. yükselmek
trail f. peşine takılmak
trail f. yoldan sapmak
trail f. dağılarak gitmek
trail f. amaçtan sapmak
trail f. önemini kaybetmek
trail f. yavaş yavaş tükenmek
trail f. karavan/römorkla seyahat etmek
trail f. geriden gelmek
Hukuk
trail i. lüzumu muhakeme
Reklam
trail f. (gelecekte yayınlanacak programı televizyon veya radyoda) kısa reklamlarla duyurmak
Teknik
trail f. izlemek
trail f. peşi sıra çekip götürmek
trail f. sürüklemek
Otomotiv
trail f. (tekne, karavan) motorlu taşıtın arkasından çekmek
trail f. sürüklemek
Mutfak
trail i. iç uzuv
trail i. hayvanın gıda olarak kullanılan iç organları
Gökbilim
trail i. meteorun geçici olarak ardında bıraktığı ışıklı çizgi
trail i. gök cisminin görüntüsünü plaka üzerinde hareket ettirerek fotoğrafla üretilen sürekli çizgi
Hayvancılık
trail f. (sürüyü, hayvanı) güderek ilerletmek
Ormancılık
trail i. kaydırılan bir kütüğün oluşturduğu iz
Coğrafya
trail i. minnesota eyaletinde şehir
Askeri
trail i. top arabasının mesnedi (yere dayanan kısmı)
trail i. eğik bir tüfek tutma pozisyonu
trail i. hareketli uçaktan atılan bombanın düştüğü noktanın, bomba atış anında uçağın bulunduğu hizaya olan yatay mesafesi
trail f. (tüfeği) sağ kolun hizasında dik bir şekilde taşımak
Spor
trail i. su sporlarında takip edilen rota
trail i. yamaçta kayak için düzenlenmiş parkur
trail f. geride kalmak
trail f. arkada kalmak
trail f. (çim topu oyununda) jack topunu vurup geriye taşımak için hamle yapmak
İskambil
trail f. el oluşturmadan ve kart almadan oynamak
Sanat
trail f. (çömleği) sarmaşık benzeri desenle süslemek
Eski Kullanım
trail f. hareket eden tekneden su boyunca çizgi çekerek balık tutmak
Engineering
trail i. yönlendirilebilir tekerleğin değme noktası ile döner pim ekseninden zemine çizilen çizgi arasındaki mesafe

"trail" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
vapour trail i. uçak izi
election campaign trail i. seçim kampanyası gezisi
condensation trail i. yoğunlaşma izi
pack trail i. kervanların geçtiği patika yol
vapor trail i. uçak izi
campaign trail i. seçim kampanyası gezisi
meteor trail i. meteor izi
nature trail i. doğa parkuru
pulk trail i. kızak izi
trail bike i. arazi motosikleti
trail management system i. iz yönetim sistemi
trail mix i. karışık çerez
trail of thought i. fikirler dizisi
trail of thought i. düşünce silsilesi
trail of thought i. düşüncenin devamlılığı
trail of thought i. düşünce dizisi
trail of thought i. fikir dizisi
trail of thought i. düşünce zinciri
trail of thought i. fikir silsilesi
hiking trail i. yürüyüş yolu
walking trail i. yürüyüş yolu
trail blazing i. ışık ile işaretleme
iditarod trail sled dog race i. köpeklerin çektiği kızaklarla yapılan bir yarış
skid trail i. toprak yol
winding trail i. dolambaçlı patika
trail head i. patika başlangıcı
trail seeker i. izci kızların elde edebildiği dört rütbeden ilki
bridle trail i. at yolu
horse-trail i. at patikası
horse-trail i. at binme yolu
horse-trail i. gezi yolu
indian trail i. (vahşi doğada) kızılderili patikası
trail off f. azalmak (ses)
trail along f. yavaş yavaş yürümek
blaze a trail f. çığır açmak
trail one's coat f. aranmak
be on something's trail f. avın izini takip etmek
blaze a trail f. ağaçların gövdelerinde çentikler açarak yeni bir yolun geçiş yerini işaretlemek
nature trail f. bir bölgenin doğal atraksiyonlarını göstermek üzere söz konusu bölgenin içinden geçen tabelalı yol
blaze a trail f. yol yapmak (yol olmayan bir yerde)
trail along f. yorgun argın hareket etmek
be on someone's trail f. birinin izini takip etmek
be on someone's trail f. birini aramak
be on something's trail f. bir şeyi takip etmek
be on something's trail f. bir şeyi aramak
pick up someone's trail f. takip edilen birinin izini bulmak
blaze a trail f. (yol olmayan bir yerde) yol yapmak
blaze a trail f. bir ilke imza atmak
trail into silence f. sessizliğe gömülmek
trail into silence f. sessizliğe bürünmek
be hard on somebody's trail f. ensesinde olmak
be hot on somebody's trail f. ensesinde olmak
trail one's coat f. belasını aramak
trail off f. canlılığını yitirmek
trail along after f. peşine takılmak
wash away the trail f. (yağmur) izleri silmek
not leave much of a trail f. pek iz bırakmamak
leave a trail f. iz bırakmak
in trail zf. art arda tek sıra halinde
Öbek Fiiller
trail away f. canlılığını yitirmek
trail off f. (sesi) kısılmak
trail off f. canlılığını yitirmek
trail away f. (sesi) kısılmak
trail behind someone f. birinin peşinden gitmek/peşine takılmak
trail someone or something by something f. (belli bir) puan farkla (birini) izlemek/takip etmek
trail someone or something by something f. (belli bir) puan gerisinde olmak/arkasında olmak
trail someone or something by something f. (belli bir) puan altında olmak/arkasından gelmek
trail after f. takip etmek
trail behind f. gerisinde olmak
trail by (something) f. (belli bir puan, sayı) gerisinde olmak
trail behind f. takip etmek
trail after (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) peşine takılmak
trail behind f. arkasından gitmek
trail behind f. (geriden takip etmek
trail after (someone or something) f. (birini/bir şeyi) takip etmek
trail behind f. peşine takılmak
trail by (something) f. (belli bir puan, sayı) gerisinden gelmek/takip etmek
trail by (something) f. (belli bir puanla, sayıyla) kaybediyor olmak
trail after f. peşine takılmak
trail after (someone or something) f. (birini/bir şeyi) geriden takip etmek
trail behind f. gerisinden gelmek
trail over (something) f. (bir şeyden) sarkmak/uzanmak
trail after f. gerisinden gelmek
trail after f. gerisinde olmak
trail after (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) gerisinden gelmek
trail after f. (geriden takip etmek
trail behind f. peşinden gitmek
trail after (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) gerisinde olmak
Konuşma Dili
money trail i. (özellikle suç soruşturması sırasında ortaya çıkan) bir dizi bağlantılı finansal işlem ve takas
trail one's coat f. kavgaya çanak tutmak
trail one's coat f. atışmaya çanak tutmak
set up a dummy trail f. sahte izler bırakmak
on the trail of expr. peşinde
on the trail of expr. izinde
Deyim
paper trail i. resmi/kayıta geçen/kanıt niteliği taşıyan belge
paper trail i. iz
a paper trail i. iz
a paper trail i. dijital ayak izi
paper trail i. dijital ayak izi
paper trail i. dijital parmak izi
a paper trail i. dijital parmak izi
paper trail i. kişinin takip edilmesini sağlayan fiziksel/dijital iz
the sawdust trail [dated] [us] i. evanjelist bir vaizin çıktığı/tuttuğu yol
the sawdust trail [dated] [us] i. günahlarından arınma yolu
the sawdust trail [dated] [us] i. evanjelist bir vaizin yolculuğunda takip ettiği rota
the sawdust trail [dated] [us] i. ıslah olma yolu
blaze a trail f. çığır açmak
blaze a trail f. başı çekmek
blaze the trail f. başı çekmek
blaze the trail f. öncülük etmek
blaze a trail f. öncülük etmek
be hot on someone's trail track f. ensesine yapışmak
be hard on someone's trail f. ensesine yapışmak
be hot on someone's trail f. ensesine yapışmak
pick up the trail f. izini bulmak
hit the trail f. gitmek/ayrılmak
be hot on the trail of something f. bir şeyi bulmak/yakalamak üzere olmak
put someone off the trail f. dikkatini dağıtmak
put someone off the trail f. dikkatini başka yere çekmek
put someone off the trail f. -den vazgeçirmek
throw someone off the trail f. izini kaybettirmek
trail one's coattails f. zorla kaşınmak
trail one's coattails f. belasını aramak
hit the sawdust trail [dated] [us] f. vaaz vereceği bir sonraki konuma doğru hareket etmek/yola çıkmak
hit the sawdust trail [dated] [us] f. bir vaizin uyanış toplantısında hristiyanlığı kabul etmek/hristiyanlığa dönmek
hit the sawdust trail [us] f. bir vaizin uyanış toplantısında günahlarını affettirmek, ıslah olmak veya ruhunu rahatlatmak için hristiyanlığa dönmek/hristiyanlığı kabul etmek
hit the sawdust trail [dated] [us] f. vaaz vereceği bir sonraki konuma doğru hareket etmek/yola çıkmak
blaze the trail f. yeni bir girişimi başlatmak
blaze a trail f. yol açmak
blaze the trail f. öncülük etmek
blaze a trail f. bir ilke imza atmak
blaze a trail f. öncülük etmek
blaze the trail f. başı çekmek
blaze the trail f. bir ilke imza atmak
blaze a trail f. yeni bir girişimi başlatmak
blaze the trail f. öncülük etmek
blaze the trail f. yol açmak
blaze a trail f. öncülük etmek
blaze a trail f. başı çekmek
blaze a trail f. yeni bir yol açmak/bulmak
blaze a trail f. yol açmak
blaze the trail f. çığır açmak
blaze a trail f. çığır açmak
blaze a trail f. yolu açmak
blaze the trail f. yolu açmak
blaze the trail f. çığır açmak
blaze the trail f. yeni bir yol açmak/bulmak
blaze a trail f. çığır açmak
blaze the trail f. patika yapmak
blaze a trail f. ağaçları işaretleyerek yürüyüş yolu/rota oluşturmak