| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | den i. | mağara | ||
|
Tom is in the den. Tom mağarada. More Sentences |
||||
| Genel | den i. | sığınak | ||
|
Police discovered the den of criminals. Polis suçluların sığınağını keşfetti. More Sentences |
||||
| Genel | den i. | in | ||
|
Foxes get out of their dens in spring. Tilkiler ilkbaharda inlerinden çıkarlar. More Sentences |
||||
| Genel | den i. | çalışma odası | ||
|
Walter spends most of his time in his den. Walter zamanının çoğunu çalışma odasında geçiriyor. More Sentences |
||||
| Genel | den i. | (çocukların hazırladığı) oyuncak sığınak | ||
|
The children didn't let strangers enter their den. Çocuklar yabancıların oyuncak sığınaklarına girmesine izin vermiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | den i. | oturma odası | ||
|
It was snowing outside, but our den was warm. Dışarıda kar yağıyordu ama oturma odamız sıcaktı. More Sentences |
||||
| Genel | den i. | batakhane | ||
| Genel | den i. | çıkmaz | ||
| Genel | den i. | yuva | ||
| Genel | den i. | yatak | ||
| Genel | den i. | zor durum | ||
| Genel | den i. | delik | ||
| Genel | den i. | uğrak | ||
| Genel | den i. | karanlık oda | ||
| Genel | den i. | yabani hayvanın ini | ||
| Genel | den i. | yırtıcı hayvan ini | ||
| Genel | den i. | sığınak görevi bulunan veya sığınağa benzer küçük ve loş yer | ||
| Genel | den i. | gizli işlerin çevrildiği küçük ve az aydınlatılmış yer | ||
| Genel | den i. | (amerika erkek izcileri'nde) iki veya daha fazla yavru kurt grubunu kapsayıp tek bir devriyeyi oluşturan alt grup | ||
| Genel | den i. | (hırsızların) inziva yeri | ||
| Genel | den i. | (hırsızların) karargahı | ||
| Genel | den i. | buluşma yeri | ||
| Genel | den i. | sık gidilen yer | ||
| Genel | den i. | küçük ve bakımsız oda | ||
| Genel | den f. | mağarada yaşamak | ||
| Genel | den f. | mağaradaymış gibi yaşamak | ||
| Genel | den f. | (kış uykusu için) inine çekilmek | ||
| Genel | den f. | (hayvanı) inine kadar kovalamak | ||
| Genel | den f. | (hayvanı) inine kadar takip etmek | ||
| Genel | den f. | (hayvanı) ininde öldürmek | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | den i. | küçük oda | ||
| Spor | ||||
| Spor | den i. | takımın kendi sahası | ||
| Spor | den i. | kale | ||
| Spor | den i. | gol | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Tekstil | ||||
| Tekstil | den | denier i. | ||
|
The evening dress was combined with 10-denier stockings. Gece elbisesi 10 den çorapla kombinlenmişti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | den | aff ed. | ||
| Genel | den | aff ed. | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | den | welded hull i. | ||