|
Kategori |
Türkçe |
İngilizce |
|
| Yaygın Kullanım |
|
| 1 |
Yaygın Kullanım |
genelde |
generally zf. |
|
Generally, people believe what they see on the news.
Genelde insanlar haberlerde gördüklerine inanırlar.
More Sentences
|
| 2 |
Yaygın Kullanım |
genelde |
in general zf. |
|
In general, the broad outlines of this document concur with those of the European strategy.
Bu belge, genel hatlarıyla, Avrupa stratejisi ile uyumlu bir nitelik taşıyordu.
More Sentences
|
| Genel |
|
| 3 |
Genel |
genelde |
altogether zf. |
|
Altogether, things are going well.
Genelde işler iyi gidiyor.
More Sentences
|
| 4 |
Genel |
genelde |
ordinarily zf. |
|
Plumbers ordinarily use a smoke generator to determine the bring about of the gas odor.
Tesisatçılar genellikle gaz kokusunun nedenini belirlemek için bir duman jeneratörü kullanırlar.
More Sentences
|
| 5 |
Genel |
genelde |
largely zf. |
|
How much beer people drink largely depends on the weather.
İnsanların ne kadar bira içtiği, genelde havaya bağlıdır.
More Sentences
|
|
|
| 6 |
Genel |
genelde |
usually zf. |
|
Although foreign direct investment requires prior authorisation, it is usually encouraged.
Doğrudan yabancı yatırım, önceden müsaadeye tabi olmakla beraber, genelde teşvik edilir.
More Sentences
|
| 7 |
Genel |
genelde |
mostly zf. |
|
Genetic diseases are mostly irremediable.
Kalıtsal hastalıkların genelde tedavisi yoktur.
More Sentences
|
| Konuşma Dili |
|
| 8 |
Konuşma Dili |
genelde |
by and large expr. |
|
We've been fine, by and large.
Genelde biz iyiyiz.
More Sentences
|
| Genel |
|
| 9 |
Genel |
genelde |
popularly zf. |
|
| 10 |
Genel |
genelde |
predominantly zf. |
|
|
|
| 11 |
Genel |
genelde |
for the most part zf. |
|
| 12 |
Genel |
genelde |
normally zf. |
|
| 13 |
Genel |
genelde |
unremarkably zf. |
|
| 14 |
Genel |
genelde |
always zf. |
|
| 15 |
Genel |
genelde |
most an end [dialect] [uk] zf. |
|
| 16 |
Genel |
genelde |
mostwhat zf. |
|
| İfadeler |
|
| 17 |
İfadeler |
genelde |
in the ordinary way [uk] expr. |
|
| Konuşma Dili |
|
| 18 |
Konuşma Dili |
genelde |
for the most part expr. |
|
| Deyim |
|
| 19 |
Deyim |
genelde |
(as) often as not expr. |
|
|
Kategori |
Türkçe |
İngilizce |
|
| Genel |
|
| 1 |
Genel |
genelde ev yapımında ve yakıt olarak kullanılacak ağaç yetiştirmek için ayrılan alan |
woodlot i. |
|
|
|
| 2 |
Genel |
yetişkinlerin, genelde 15-19 yaş aralığında olan kendinden yaşça küçük genç kız veya erkeklere ilgi duyması |
ephebophilia i. |
|
| 3 |
Genel |
genelde öğle vakitlerinde tercih edilen kısa süreli uyku |
nap i. |
|
| 4 |
Genel |
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak |
bobblehead doll i. |
|
| 5 |
Genel |
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak |
wobbler i. |
|
| 6 |
Genel |
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak |
bobbing head doll i. |
|
| 7 |
Genel |
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak |
nodder i. |
|
| 8 |
Genel |
(genelde şehir dışında) alışveriş merkezi |
retail park [uk] i. |
|
| 9 |
Genel |
genelde tarım için kullanılan arazi |
holding i. |
|
| 10 |
Genel |
tek parça genelde açılmamak üzere boyuna takılan metal kolye |
torque i. |
|
| 11 |
Genel |
armut ya da oval şeklinde üç köşeli genelde elmastan yapılan değerli taş |
briolette i. |
|
| 12 |
Genel |
(genelde iş adamlarının giydiği) modaya uygun/şık takım elbise |
power suit i. |
|
| 13 |
Genel |
1950 ve 60'larda popüler olmuş genelde küt saç olarak kullanılan kulak altına kadar uzanan, perçemli bir saç modeli |
pageboy haircut i. |
|
| 14 |
Genel |
(genelde doğada yapılan) yürüyüş gezisi |
hiking trip i. |
|
| 15 |
Genel |
(genelde nikahsız) aynı evi paylaşan kimse |
cohabitant i. |
|
| 16 |
Genel |
(genelde şişme) kamp yastığı |
camping pillow i. |
|
| 17 |
Genel |
genelde şehir dışına kurulmuş olan özel klüp |
country club i. |
|
| 18 |
Genel |
(genelde mutfağın ortasına yerleştirilmiş) mutfak masası |
kitchen island i. |
|
| 19 |
Genel |
(genelde konserin/gösterinin masraflarını karşılamak amacıyla) etkinliğin sonunda katılımcılardan toplanan para |
retiring collection i. |
|
| 20 |
Genel |
genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran |
greasy spoon i. |
|
| 21 |
Genel |
(genelde sokaktaki) çaycı |
tea vendor i. |
|
|
|
| 22 |
Genel |
(genelde gökyüzü için söylenir) yıldızlarla dolu gece |
star-studded night i. |
|
| 23 |
Genel |
(genelde tablet/cep telefonu vs taşımak için kullanılan) çok gözlü orta boy çanta |
pocket pouch i. |
|
| 24 |
Genel |
bir milyon kişinin ölmesi (genelde nükleer patlama sonucu) |
megadeath i. |
|
| 25 |
Genel |
içinde genelde jetonla çalışan makinelerin bulunduğu oyun salonu |
penny arcade i. |
|
| 26 |
Genel |
(genelde yetişkinlere hitap eden) japon çizgi filmi |
anime i. |
|
| 27 |
Genel |
genelde açık havada giyilen kolsuz ceket |
tabard i. |
|
| 28 |
Genel |
genelde açık havada giyilen kolsuz ceket |
taberd i. |
|
| 29 |
Genel |
genelde dairesel veya elips şeklindeki bir yarışın düzenlendiği yol |
race course i. |
|
| 30 |
Genel |
az kullanılan, genelde kaldırımı olmayan yol |
back road i. |
|
| 31 |
Genel |
(genelde yakıt olarak kullanılan) şeker kamışı artıkları |
cane trash i. |
|
| 32 |
Genel |
genelde çayın yanında ikram edilen sade bisküvi |
teacake i. |
|
| 33 |
Genel |
genelde çayın yanında ikram edilen sade bisküvi |
tea biscuit i. |
|
| 34 |
Genel |
akıcı ve genelde yüksek sesle konuşma |
yammer i. |
|
| 35 |
Genel |
(svahili dilinde) doğu afrika'da uzun kollu ve genelde beyaz renkte uzun bir erkek giysisi |
kanzu i. |
|
| 36 |
Genel |
yeni zelanda yerlilerinin genelde alçak zemine kurdukları köy |
kainga i. |
|
| 37 |
Genel |
(hindistan'da) genelde aile işletmesi olan küçük market |
kirana i. |
|
| 38 |
Genel |
genelde ham deriden yapılan bir yular çeşidi |
latigo halter i. |
|
| 39 |
Genel |
korku senaryosu örneklerinde genelde kötücül olan taraf |
mallet i. |
|
| 40 |
Genel |
genelde mezarlık olarak kullanılan kilise bahçesi |
litten i. |
|
| 41 |
Genel |
medeniyetten uzak bir yerde yaşayıp avcılık yaparak hayatta kalan ve genelde kaçak olan kimse |
marooner i. |
|
| 42 |
Genel |
küçük ve genelde ayırt edilebilen ortam |
microenvironment i. |
|
| 43 |
Genel |
uzun ve genelde tutarsızca yazmak |
graphorrhea i. |
|
| 44 |
Genel |
şiir gibi metinleri genelde müzik eşliğinde ezbere okuyan yetenekli ve profesyonel kimse |
diseur i. |
|
| 45 |
Genel |
(eskiden) genelde müzik eşliğinde dramatik resitaller sergileyen erkek tiyatro oyuncusu |
diseur i. |
|
| 46 |
Genel |
(genelde ormanlık alanda gizlenmiş) esrar yetiştirilen toprak parçası |
pot farm i. |
|
| 47 |
Genel |
(genelde olumsuz) fırsatı kaçırmamak |
(never/hardly) miss a trick f. |
|
| 48 |
Genel |
(genelde belli bir meblağ üzerinde anlaşarak) davayı anlaşarak çözmek |
settle lawsuit f. |
|
| 49 |
Genel |
akıcı ve genelde yüksek sesle konuşmak |
yammer f. |
|
| 50 |
Genel |
kadın vücudunun genelde örtülü olan kısımlarını sergileyen (giysi vb) |
revealing s. |
|
| 51 |
Genel |
genelde kabul gören |
generally accepted s. |
|
| 52 |
Genel |
müşterileri genelde gençler olan |
patronised by teenagers s. |
|
| 53 |
Genel |
genelde uysal olan |
usually-placid s. |
|
| 54 |
Genel |
denizden uzak ve genelde taşrada olan |
freshwater s. |
|
| 55 |
Genel |
sarışın (kadın/ genelde) |
blonde N. |
|
| Öbek Fiiller |
|
| 56 |
Öbek Fiiller |
(genelde ev için) anahtarı teslim almak |
close on f. |
|
| 57 |
Öbek Fiiller |
(genelde ev için) anahtarı teslim almak |
close on something f. |
|
| 58 |
Öbek Fiiller |
(genelde ev için) satış ya da alış işlemini bitirmek |
close on something f. |
|
| 59 |
Öbek Fiiller |
(genelde ev için) satış ya da alış işlemini bitirmek |
close on f. |
|
| İfadeler |
|
| 60 |
İfadeler |
genelde olduğu gibi |
as per usual/normal zf. |
|
| 61 |
İfadeler |
genelde bir kereden fazla |
usually more than once expr. |
|
|
|
| 62 |
İfadeler |
genelde hava yüzünden |
it's mostly because of the weather expr. |
|
| 63 |
İfadeler |
genelde olduğu gibi |
as per usual expr. |
|
| Atasözü |
|
| 64 |
Atasözü |
genelde yavaş ve dikkatlice yapılan şeyler iyi olur |
good and quickly seldom meet |
|
| 65 |
Atasözü |
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar |
a creaking gate hangs longest |
|
| 66 |
Atasözü |
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar |
a creaking door hangs longest |
|
| 67 |
Atasözü |
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar |
a creaking gate hangs longest |
|
| 68 |
Atasözü |
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar |
a creaking door hangs longest |
|
| 69 |
Atasözü |
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar |
creaking door hangs longest |
|
| 70 |
Atasözü |
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar |
creaking gate hangs longest |
|
| 71 |
Atasözü |
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar |
creaking door hangs longest |
|
| 72 |
Atasözü |
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar |
creaking gate hangs longest |
|
| Konuşma Dili |
|
| 73 |
Konuşma Dili |
(genelde babası tarafından çocuğuna yapılan) soğuk espri |
dad joke i. |
|
| 74 |
Konuşma Dili |
beyzbolda topun kötü bir şekilde, genelde istenilenden daha yüksekten atılması |
blooper i. |
|
| 75 |
Konuşma Dili |
pantolonu belinden düşmüş/sarkmış kişi (genelde çocuk) |
droopy-drawers i. |
|
| 76 |
Konuşma Dili |
sözleri genelde yabancılaşma ve sosyal meselelerden bahseden rock müzik türü |
grunge i. |
|
| 77 |
Konuşma Dili |
sözleri genelde yabancılaşma ve sosyal meselelerden bahseden rock müzik türü |
grunch i. |
|
| 78 |
Konuşma Dili |
belli bir konunun tartışılmasına aracı olan ve genelde kolektif olarak yönetilen instagram hesabı |
flop account i. |
|
| 79 |
Konuşma Dili |
genelde evin girişinde bulunan küçük tuvalet |
powder room i. |
|
| 80 |
Konuşma Dili |
bir kimsenin genelde yaptığı şey |
whatabouts i. |
|
| 81 |
Konuşma Dili |
genelde olduğu gibi gitme |
go the way it usually goes f. |
|
| 82 |
Konuşma Dili |
(birini) afallatmak (genelde uyuşturucuyla) |
hocus (someone) f. |
|
| 83 |
Konuşma Dili |
(birini) sersemletmek (genelde uyuşturucuyla) |
hocus (someone) f. |
|
| 84 |
Konuşma Dili |
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse |
if (one) is a day expr. |
|
| 85 |
Konuşma Dili |
(genelde verilen siparişe cevaben) tabii, olur, hemen geliyor |
right you are! [brit] expr. |
|
| 86 |
Konuşma Dili |
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse |
if he (or she) is a day expr. |
|
| 87 |
Konuşma Dili |
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en azından |
if he (or she) is a day expr. |
|
| 88 |
Konuşma Dili |
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en azından |
if (one) is a day expr. |
|
| 89 |
Konuşma Dili |
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en az |
if (one) is a day expr. |
|
| 90 |
Konuşma Dili |
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en az |
if he (or she) is a day expr. |
|
| 91 |
Konuşma Dili |
genelde polislerin kullandığı bir selam verme/karşılama ifadesi |
allo allo allo [uk] expr. |
|
| 92 |
Konuşma Dili |
genelde polislerin kullandığı bir selam verme/karşılama ifadesi |
allo allo allo [uk] expr. |
|
| 93 |
Konuşma Dili |
genelde olduğu gibi |
as ever expr. |
|
| Deyim |
|
| 94 |
Deyim |
yaşlılıktan kaynaklanan unutkanlık (genelde şaka yollu söylenir) |
senior moment i. |
|
| 95 |
Deyim |
okulun (genelde üniversitenin) en meşhur ve etkili kız öğrencisi |
big woman on campus i. |
|
| 96 |
Deyim |
sürekli siyah giyen, genelde özenti insanlar |
black-collar workers i. |
|
| 97 |
Deyim |
sürekli siyah giyen, genelde özenti insan |
black-collar worker i. |
|
| 98 |
Deyim |
sürekli siyah giyinen, genelde yaratıcı alanlarda çalışan yapmacık kişi |
black-collar workers i. |
|
| 99 |
Deyim |
sürekli siyah giyinen, genelde yaratıcı alanlarda çalışan yapmacık kişi |
black-collar worker i. |
|
| 100 |
Deyim |
havalı tip (genelde erkek) |
cool cat i. |
|
| 101 |
Deyim |
(bir hastalık) vakası (türkçede genelde "vakası" kullanılmayıp sadece hastalığın adı söylenir) |
case of something i. |
|
| 102 |
Deyim |
(bir hastalık) vakası (türkçede genelde "vakası" kullanılmayıp sadece hastalığın adı söylenir) |
a case of (something) i. |
|
| 103 |
Deyim |
eskiden genelde askeri cezalarda işkence için kullanılan tahta at şeklinde alet |
wooden mare i. |
|
| 104 |
Deyim |
(birinin) majesteleri (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) |
(one's) lord and master i. |
|
| 105 |
Deyim |
(birinin) beyi (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) |
(one's) lord and master i. |
|
| 106 |
Deyim |
(birinin) sultanı/padişahı (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) |
(one's) lord and master i. |
|
| 107 |
Deyim |
(birinin) sahibi (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) |
(one's) lord and master i. |
|
| 108 |
Deyim |
(birinin) patronu (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) |
(one's) lord and master i. |
|
| 109 |
Deyim |
(birinin) efendisi (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) |
(one's) lord and master i. |
|
| 110 |
Deyim |
genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran |
a greasy spoon i. |
|
| 111 |
Deyim |
(genelde erkek için) çok hoş görünmek |
cut a fine figure f. |
|
| 112 |
Deyim |
(genelde erkek için) çok güzel görünmek |
cut a fine figure f. |
|
| 113 |
Deyim |
(genelde ekonomik özgürlüğünü kazanıp) kendi başına yaşamak |
live on one's own f. |
|
| 114 |
Deyim |
(büyük ve genelde olumlu) bir değişiklik olmasını sağlamak |
move a needle f. |
|
| 115 |
Deyim |
asil ya da övgüye değer olmak (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) |
be big of (one) f. |
|
| 116 |
Deyim |
birine (genelde kocaya) cinsel olarak sadık olmak |
cleave to someone [uk] f. |
|
| 117 |
Deyim |
(genelde bir şey satmak/pazarlamak için) müşteriyi istenmeyen şekilde rahatsız etmek/aramak |
cold call f. |
|
| 118 |
Deyim |
(genelde ekonomik özgürlüğünü kazanıp) kendi başına yaşamak |
live on own f. |
|
| 119 |
Deyim |
asil ya da övgüye değer (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) |
big of one s. |
|
| 120 |
Deyim |
asil ya da övgüye değer (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) |
big of someone s. |
|
| 121 |
Deyim |
asil ya da övgüye değer (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) |
big of (one) s. |
|
| 122 |
Deyim |
genelde sinirli biri değil |
not a bad sort expr. |
|
| 123 |
Deyim |
genelde avustralya'nın kırsal kesimlerinde bir işi veya sabit bir adresi olmadan, eğlence amaçlı ya da ekonomik koşullar nedeniyle seyahat etmek |
on the wallaby (track) expr. |
|
| 124 |
Deyim |
(mayıs ayında genelde belirsizlik hakim olduğundan) hazır seviye yüksekken hisse senetlerinin satılması |
sell in may and stay away expr. |
|
| 125 |
Deyim |
genelde devlet daireleri veya müşteri temsilciliklerinde esnek ve akla yatkın olmayan reddedilme/bir şeylerin kabul edilmeme durumunu belirten bir ifade |
computer says no [cliché] expr. |
|
| Konuşma |
|
| 126 |
Konuşma |
genelde kadınlarla buluşmam |
I don't usually meet with women expr. |
|
| 127 |
Konuşma |
(genelde anneler çocuklarına yerden aldıkları şeyler için söylerler) kim bilir neyin nesi/ kimin ayağı/eli değdi |
you don't know where it's been expr. |
|
| 128 |
Konuşma |
(genelde sohbet başlatmak için söylenir) ee havalar nasıl? |
what do you think of this weather? expr. |
|
| 129 |
Konuşma |
spora genelde gider misin? |
do you usually go to the gym? expr. |
|
| 130 |
Konuşma |
tatilde genelde nereye gidersin? |
where do you usually go on holiday? expr. |
|
| 131 |
Konuşma |
internette genelde ne yaparsın? |
what do you usually do on the internet? expr. |
|
| Ticaret/Ekonomi |
|
| 132 |
Ticaret/Ekonomi |
(mayıs ayında genelde belirsizlik hakim olduğundan) hazır seviye yüksekken hisse senetlerinin satılması |
sell in may and go away i. |
|
| 133 |
Ticaret/Ekonomi |
genelde aile şirketi olarak kurulmuş büyük ölçekli güney kore firması |
chaebol i. |
|
| 134 |
Ticaret/Ekonomi |
geçmişte sömürge hong kong'da faaliyet gösteren ingiliz şirketlerinin genelde yabancı genel müdürlerine verilen isim |
taipan i. |
|
| Hukuk |
|
| 135 |
Hukuk |
bir projenin sonunda ya da safha sonunda tamamlanıp teslim edilmesi taahhüt edilen, genelde basılı dökümandan oluşan çalışmalar bütünü |
deliverables i. |
|
| Siyasal |
|
| 136 |
Siyasal |
siyasilerin genelde yorum yapmaktan kaçındıkları tartışmalı konu |
third rail of politics i. |
|
| 137 |
Siyasal |
siyasilerin genelde yorum yapmaktan kaçındıkları tartışmalı konu |
third rail issue i. |
|
| Turizm |
|
| 138 |
Turizm |
otelden daha ucuz olan ve genelde kalabalık odalarda gençlerin kaldığı mekan |
youth hostel i. |
|
| Medya |
|
| 139 |
Medya |
genelde gazeteyi temsil eden başyazıdaki görüşün tersini savunan yazı |
opposite editorial (op-ed) i. |
|
| Teknik |
|
| 140 |
Teknik |
pamuktan yapılmış genelde gecelik kullanılan yüzeyi kabarık kumaş |
winceyette i. |
|
| 141 |
Teknik |
genelde ksenonla dolu olup yüksek voltajlı elektrik sinyali ile ateşlendiğinde kısa ve kuvvetli ışık parlaması oluşturan boşalım borusu |
flash tube i. |
|
| 142 |
Teknik |
düz bir kesiti bulunan ve bükme tekniği yerine genelde örgü veya dikiş tekniği ile üretilmiş metal veya lif halat |
flat rope i. |
|
| Bilgisayar |
|
| 143 |
Bilgisayar |
genelde daha yavaş yazdırma |
generally slower printing i. |
|
| 144 |
Bilgisayar |
genelde daha hızlı yazdırma |
generally faster printing i. |
|
| 145 |
Bilgisayar |
genelde...ile ifade edilen kaba söz |
a four letter word i. |
|
| 146 |
Bilgisayar |
(genelde uzatma işareti veya çıkıntı barındırmayan harflerden oluşan) bir bilgisayar fontu |
helvetica i. |
|
| 147 |
Bilgisayar |
(genelde uzatma işareti veya çıkıntı barındırmayan harflerden oluşan) bir bilgisayar fontu |
sans serif i. |
|
| 148 |
Bilgisayar |
genelde internette kullanılan, benzer karakterlerin benzer harflerin yerini aldığı kodlu ve resmi olmayan yazı sistemi |
leetspeak i. |
|
| 149 |
Bilgisayar |
genelde internette kullanılan, benzer karakterlerin benzer harflerin yerini aldığı kodlu ve resmi olmayan yazı sistemi |
hakspeak i. |
|
| 150 |
Bilgisayar |
programları genelde yorumlayıcı tarafından çalıştırılan bir programlama dili |
interpreted language i. |
|