genelde - Türkçe İngilizce Sözlük

genelde

"genelde" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 19 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
genelde generally zf.
Generally, people believe what they see on the news.
Genelde insanlar haberlerde gördüklerine inanırlar.

More Sentences
genelde in general zf.
In general, the broad outlines of this document concur with those of the European strategy.
Bu belge, genel hatlarıyla, Avrupa stratejisi ile uyumlu bir nitelik taşıyordu.

More Sentences
Genel
genelde altogether zf.
Altogether, things are going well.
Genelde işler iyi gidiyor.

More Sentences
genelde ordinarily zf.
Plumbers ordinarily use a smoke generator to determine the bring about of the gas odor.
Tesisatçılar genellikle gaz kokusunun nedenini belirlemek için bir duman jeneratörü kullanırlar.

More Sentences
genelde largely zf.
How much beer people drink largely depends on the weather.
İnsanların ne kadar bira içtiği, genelde havaya bağlıdır.

More Sentences
genelde usually zf.
Although foreign direct investment requires prior authorisation, it is usually encouraged.
Doğrudan yabancı yatırım, önceden müsaadeye tabi olmakla beraber, genelde teşvik edilir.

More Sentences
genelde mostly zf.
Genetic diseases are mostly irremediable.
Kalıtsal hastalıkların genelde tedavisi yoktur.

More Sentences
Konuşma Dili
genelde by and large expr.
We've been fine, by and large.
Genelde biz iyiyiz.

More Sentences
Genel
genelde popularly zf.
genelde predominantly zf.
genelde for the most part zf.
genelde normally zf.
genelde unremarkably zf.
genelde always zf.
genelde most an end [dialect] [uk] zf.
genelde mostwhat zf.
İfadeler
genelde in the ordinary way [uk] expr.
Konuşma Dili
genelde for the most part expr.
Deyim
genelde (as) often as not expr.

"genelde" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
genelde ev yapımında ve yakıt olarak kullanılacak ağaç yetiştirmek için ayrılan alan woodlot i.
yetişkinlerin, genelde 15-19 yaş aralığında olan kendinden yaşça küçük genç kız veya erkeklere ilgi duyması ephebophilia i.
genelde öğle vakitlerinde tercih edilen kısa süreli uyku nap i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak bobblehead doll i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak wobbler i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak bobbing head doll i.
genelde ünlü kişilerin bire bir kopyası olan başı vücudundan büyük ve kafası yayla sallanan oyuncak nodder i.
(genelde şehir dışında) alışveriş merkezi retail park [uk] i.
genelde tarım için kullanılan arazi holding i.
tek parça genelde açılmamak üzere boyuna takılan metal kolye torque i.
armut ya da oval şeklinde üç köşeli genelde elmastan yapılan değerli taş briolette i.
(genelde iş adamlarının giydiği) modaya uygun/şık takım elbise power suit i.
1950 ve 60'larda popüler olmuş genelde küt saç olarak kullanılan kulak altına kadar uzanan, perçemli bir saç modeli pageboy haircut i.
(genelde doğada yapılan) yürüyüş gezisi hiking trip i.
(genelde nikahsız) aynı evi paylaşan kimse cohabitant i.
(genelde şişme) kamp yastığı camping pillow i.
genelde şehir dışına kurulmuş olan özel klüp country club i.
(genelde mutfağın ortasına yerleştirilmiş) mutfak masası kitchen island i.
(genelde konserin/gösterinin masraflarını karşılamak amacıyla) etkinliğin sonunda katılımcılardan toplanan para retiring collection i.
genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran greasy spoon i.
(genelde sokaktaki) çaycı tea vendor i.
(genelde gökyüzü için söylenir) yıldızlarla dolu gece star-studded night i.
(genelde tablet/cep telefonu vs taşımak için kullanılan) çok gözlü orta boy çanta pocket pouch i.
bir milyon kişinin ölmesi (genelde nükleer patlama sonucu) megadeath i.
içinde genelde jetonla çalışan makinelerin bulunduğu oyun salonu penny arcade i.
(genelde yetişkinlere hitap eden) japon çizgi filmi anime i.
genelde açık havada giyilen kolsuz ceket tabard i.
genelde açık havada giyilen kolsuz ceket taberd i.
genelde dairesel veya elips şeklindeki bir yarışın düzenlendiği yol race course i.
az kullanılan, genelde kaldırımı olmayan yol back road i.
(genelde yakıt olarak kullanılan) şeker kamışı artıkları cane trash i.
genelde çayın yanında ikram edilen sade bisküvi teacake i.
genelde çayın yanında ikram edilen sade bisküvi tea biscuit i.
akıcı ve genelde yüksek sesle konuşma yammer i.
(svahili dilinde) doğu afrika'da uzun kollu ve genelde beyaz renkte uzun bir erkek giysisi kanzu i.
yeni zelanda yerlilerinin genelde alçak zemine kurdukları köy kainga i.
(hindistan'da) genelde aile işletmesi olan küçük market kirana i.
genelde ham deriden yapılan bir yular çeşidi latigo halter i.
korku senaryosu örneklerinde genelde kötücül olan taraf mallet i.
genelde mezarlık olarak kullanılan kilise bahçesi litten i.
medeniyetten uzak bir yerde yaşayıp avcılık yaparak hayatta kalan ve genelde kaçak olan kimse marooner i.
küçük ve genelde ayırt edilebilen ortam microenvironment i.
uzun ve genelde tutarsızca yazmak graphorrhea i.
şiir gibi metinleri genelde müzik eşliğinde ezbere okuyan yetenekli ve profesyonel kimse diseur i.
(eskiden) genelde müzik eşliğinde dramatik resitaller sergileyen erkek tiyatro oyuncusu diseur i.
(genelde ormanlık alanda gizlenmiş) esrar yetiştirilen toprak parçası pot farm i.
(genelde olumsuz) fırsatı kaçırmamak (never/hardly) miss a trick f.
(genelde belli bir meblağ üzerinde anlaşarak) davayı anlaşarak çözmek settle lawsuit f.
akıcı ve genelde yüksek sesle konuşmak yammer f.
kadın vücudunun genelde örtülü olan kısımlarını sergileyen (giysi vb) revealing s.
genelde kabul gören generally accepted s.
müşterileri genelde gençler olan patronised by teenagers s.
genelde uysal olan usually-placid s.
denizden uzak ve genelde taşrada olan freshwater s.
sarışın (kadın/ genelde) blonde N.
Öbek Fiiller
(genelde ev için) anahtarı teslim almak close on f.
(genelde ev için) anahtarı teslim almak close on something f.
(genelde ev için) satış ya da alış işlemini bitirmek close on something f.
(genelde ev için) satış ya da alış işlemini bitirmek close on f.
İfadeler
genelde olduğu gibi as per usual/normal zf.
genelde bir kereden fazla usually more than once expr.
genelde hava yüzünden it's mostly because of the weather expr.
genelde olduğu gibi as per usual expr.
Atasözü
genelde yavaş ve dikkatlice yapılan şeyler iyi olur good and quickly seldom meet
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar a creaking gate hangs longest
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar a creaking door hangs longest
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar a creaking gate hangs longest
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar a creaking door hangs longest
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar creaking door hangs longest
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar creaking gate hangs longest
genelde hasta insanlar sağlıklılardan çok yaşar creaking door hangs longest
genelde hasta biri sağlıklı birini gömecek kadar çok yaşar creaking gate hangs longest
Konuşma Dili
(genelde babası tarafından çocuğuna yapılan) soğuk espri dad joke i.
beyzbolda topun kötü bir şekilde, genelde istenilenden daha yüksekten atılması blooper i.
pantolonu belinden düşmüş/sarkmış kişi (genelde çocuk) droopy-drawers i.
sözleri genelde yabancılaşma ve sosyal meselelerden bahseden rock müzik türü grunge i.
sözleri genelde yabancılaşma ve sosyal meselelerden bahseden rock müzik türü grunch i.
belli bir konunun tartışılmasına aracı olan ve genelde kolektif olarak yönetilen instagram hesabı flop account i.
genelde evin girişinde bulunan küçük tuvalet powder room i.
bir kimsenin genelde yaptığı şey whatabouts i.
genelde olduğu gibi gitme go the way it usually goes f.
(birini) afallatmak (genelde uyuşturucuyla) hocus (someone) f.
(birini) sersemletmek (genelde uyuşturucuyla) hocus (someone) f.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse if (one) is a day expr.
(genelde verilen siparişe cevaben) tabii, olur, hemen geliyor right you are! [brit] expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) hiç değilse if he (or she) is a day expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en azından if he (or she) is a day expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en azından if (one) is a day expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en az if (one) is a day expr.
(genelde birisinin yaşını gösterdiğini belirtirken) en az if he (or she) is a day expr.
genelde polislerin kullandığı bir selam verme/karşılama ifadesi allo allo allo [uk] expr.
genelde polislerin kullandığı bir selam verme/karşılama ifadesi allo allo allo [uk] expr.
genelde olduğu gibi as ever expr.
Deyim
yaşlılıktan kaynaklanan unutkanlık (genelde şaka yollu söylenir) senior moment i.
okulun (genelde üniversitenin) en meşhur ve etkili kız öğrencisi big woman on campus i.
sürekli siyah giyen, genelde özenti insanlar black-collar workers i.
sürekli siyah giyen, genelde özenti insan black-collar worker i.
sürekli siyah giyinen, genelde yaratıcı alanlarda çalışan yapmacık kişi black-collar workers i.
sürekli siyah giyinen, genelde yaratıcı alanlarda çalışan yapmacık kişi black-collar worker i.
havalı tip (genelde erkek) cool cat i.
(bir hastalık) vakası (türkçede genelde "vakası" kullanılmayıp sadece hastalığın adı söylenir) case of something i.
(bir hastalık) vakası (türkçede genelde "vakası" kullanılmayıp sadece hastalığın adı söylenir) a case of (something) i.
eskiden genelde askeri cezalarda işkence için kullanılan tahta at şeklinde alet wooden mare i.
(birinin) majesteleri (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) (one's) lord and master i.
(birinin) beyi (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) (one's) lord and master i.
(birinin) sultanı/padişahı (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) (one's) lord and master i.
(birinin) sahibi (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) (one's) lord and master i.
(birinin) patronu (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) (one's) lord and master i.
(birinin) efendisi (genelde eşi kastetmek için kullanılan mizahi ve abartılı bir ifade) (one's) lord and master i.
genelde kızartma menüsü sunan küçük ve ucuz restoran a greasy spoon i.
(genelde erkek için) çok hoş görünmek cut a fine figure f.
(genelde erkek için) çok güzel görünmek cut a fine figure f.
(genelde ekonomik özgürlüğünü kazanıp) kendi başına yaşamak live on one's own f.
(büyük ve genelde olumlu) bir değişiklik olmasını sağlamak move a needle f.
asil ya da övgüye değer olmak (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) be big of (one) f.
birine (genelde kocaya) cinsel olarak sadık olmak cleave to someone [uk] f.
(genelde bir şey satmak/pazarlamak için) müşteriyi istenmeyen şekilde rahatsız etmek/aramak cold call f.
(genelde ekonomik özgürlüğünü kazanıp) kendi başına yaşamak live on own f.
asil ya da övgüye değer (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) big of one s.
asil ya da övgüye değer (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) big of someone s.
asil ya da övgüye değer (genelde alaycı bir biçimde söylenir) (ne kadar da yüce gönüllüsün) big of (one) s.
genelde sinirli biri değil not a bad sort expr.
genelde avustralya'nın kırsal kesimlerinde bir işi veya sabit bir adresi olmadan, eğlence amaçlı ya da ekonomik koşullar nedeniyle seyahat etmek on the wallaby (track) expr.
(mayıs ayında genelde belirsizlik hakim olduğundan) hazır seviye yüksekken hisse senetlerinin satılması sell in may and stay away expr.
genelde devlet daireleri veya müşteri temsilciliklerinde esnek ve akla yatkın olmayan reddedilme/bir şeylerin kabul edilmeme durumunu belirten bir ifade computer says no [cliché] expr.
Konuşma
genelde kadınlarla buluşmam I don't usually meet with women expr.
(genelde anneler çocuklarına yerden aldıkları şeyler için söylerler) kim bilir neyin nesi/ kimin ayağı/eli değdi you don't know where it's been expr.
(genelde sohbet başlatmak için söylenir) ee havalar nasıl? what do you think of this weather? expr.
spora genelde gider misin? do you usually go to the gym? expr.
tatilde genelde nereye gidersin? where do you usually go on holiday? expr.
internette genelde ne yaparsın? what do you usually do on the internet? expr.
Ticaret/Ekonomi
(mayıs ayında genelde belirsizlik hakim olduğundan) hazır seviye yüksekken hisse senetlerinin satılması sell in may and go away i.
genelde aile şirketi olarak kurulmuş büyük ölçekli güney kore firması chaebol i.
geçmişte sömürge hong kong'da faaliyet gösteren ingiliz şirketlerinin genelde yabancı genel müdürlerine verilen isim taipan i.
Hukuk
bir projenin sonunda ya da safha sonunda tamamlanıp teslim edilmesi taahhüt edilen, genelde basılı dökümandan oluşan çalışmalar bütünü deliverables i.
Siyasal
siyasilerin genelde yorum yapmaktan kaçındıkları tartışmalı konu third rail of politics i.
siyasilerin genelde yorum yapmaktan kaçındıkları tartışmalı konu third rail issue i.
Turizm
otelden daha ucuz olan ve genelde kalabalık odalarda gençlerin kaldığı mekan youth hostel i.
Medya
genelde gazeteyi temsil eden başyazıdaki görüşün tersini savunan yazı opposite editorial (op-ed) i.
Teknik
pamuktan yapılmış genelde gecelik kullanılan yüzeyi kabarık kumaş winceyette i.
genelde ksenonla dolu olup yüksek voltajlı elektrik sinyali ile ateşlendiğinde kısa ve kuvvetli ışık parlaması oluşturan boşalım borusu flash tube i.
düz bir kesiti bulunan ve bükme tekniği yerine genelde örgü veya dikiş tekniği ile üretilmiş metal veya lif halat flat rope i.
Bilgisayar
genelde daha yavaş yazdırma generally slower printing i.
genelde daha hızlı yazdırma generally faster printing i.
genelde...ile ifade edilen kaba söz a four letter word i.
(genelde uzatma işareti veya çıkıntı barındırmayan harflerden oluşan) bir bilgisayar fontu helvetica i.
(genelde uzatma işareti veya çıkıntı barındırmayan harflerden oluşan) bir bilgisayar fontu sans serif i.
genelde internette kullanılan, benzer karakterlerin benzer harflerin yerini aldığı kodlu ve resmi olmayan yazı sistemi leetspeak i.
genelde internette kullanılan, benzer karakterlerin benzer harflerin yerini aldığı kodlu ve resmi olmayan yazı sistemi hakspeak i.
programları genelde yorumlayıcı tarafından çalıştırılan bir programlama dili interpreted language i.