gelen - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

gelen



"gelen" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 11 sonuç

Türkçe İngilizce
General
gelen comer i.
gelen inbound s.
gelen pending s.
gelen arrival s.
gelen coming s.
gelen incoming s.
gelen arriving s.
Technical
gelen incident
Computer
gelen received
gelen incoming
Informatics
gelen inbound

"gelen" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

Türkçe İngilizce
General
açısından önde gelen bir ülke olmak be a leading country for f.
ayağına gelen fırsatı tepmemek welcome the opportunity f.
çekilmek (selle gelen sular) subside f.
çekilmeye başlamak (selle gelen sular) subside f.
elinden gelen çabayı göstermek use its reasonable efforts f.
elinden gelen çabayı sarfetmek exert oneself to the utmost f.
gelen çağrıyı görüp aramak ring back f.
karşı yönden gelen arabaya çarpmak hit a car coming in the opposite direction f.
karşı yönden gelen araca çarpmak hit a vehicle coming in the opposite direction f.
karşı yönden gelen kamyona çarpmak hit a truck coming in the opposite direction f.
karşı yönden gelen kamyona çarpmak crash into a truck coming from the opposite direction f.
yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak hear the sound of music coming from a passing car f.
"rüzgâr" ve "su" anlamına gelen, doğada var olan yaşam enerjisini, yaşanılan mekânlarda harekete geçirme yöntemlerini gösteren eski bir çin öğretisi feng shui i.
(incilin getirdiği) ahlak kurallarına karşı gelen antinomian i.
(işe giden/işten gelen) yolcu commuter i.
(tanrıdan gelen) bela/felaket visitation i.
abd'de uzakdoğu dahil asya'nın herhangi bir yerinden gelen kişi asian i.
abd'nin güney eyaletlerindeki fransız yerleşimcilerin soyundan gelen beyazlar creole i.
adli merciden gelen yazılı emir writ i.
aileden gelen predecessor i.
alabora olması halinde otomatik olarak düzgün duruma gelen küçük bot self-righting i.
almanca'da cins isimlerin önlerine gelen üç artikel'den biri der i.
anayurttan gelen kişi mainlander i.
aniden akla gelen parlak fikir brainwave i.
aniden akla gelen parlak fikir brain wave i.
aniden gelen güzel fikir a brain wave i.
aniden gelen parlak fikir brain wave i.
aniden gelen sel flash flood i.
aniden gelen soğuk hava cold snap i.
araba kazasında kafa ve omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travma whiplash i.
arada meydana gelen madde intermediate i.
aydan gelen lunarian i.
aynı sesletime sahip farklı anlama gelen kelimeleri karıştırma malapropism i.
banliyödeki evi ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelen kimse commuter i.
bar veya şarap dükkanı anlamına gelen ve özellikle meksika'da yaygın ispanyolca bir ifade cantina i.
başa gelen olay misadventure i.
başa gelen olay experience i.
başka bir ülkeden gelen kişi alien i.
beklenmedik yerden gelen para windfall i.
bekletilmiş şarapların üzerinde meydana gelen ince tabaka beeswing i.
belirli bir amaçla bir araya gelen insanların veya milletlerin oluşturduğu grup league i.
belirli bir soydan gelen halk people i.
beraberinde gelen şey concomitant i.
beş şeyden meydana gelen takım quintuplet i.
bir anda gelen aydınlanma sudden and striking realization i.
bir neslin kendisinden sonra gelen nesle bıraktığı şey heritage i.
bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen forma veya kitap eighteenmo i.
birinden gelen düşünceler veya sözler input i.
birinin soyundan gelen kimse descendant i.
birkaç kelimenin baş harflerinin veya ilk hecelerinin birleşmesiyle meydana gelen kelime acronym i.
borçalı-kazak boyundan gelen kıpçak kuman ve bulgar ve hazar türklerinin ön-asya'daki kolu karapapaks i.
borçalı-kazak boyundan gelen kıpçak kuman ve bulgar ve hazar türklerinin ön-asya'daki kolu karapapakh i.
borçalı-kazak boyundan gelen kıpçak kuman ve bulgar ve hazar türklerinin ön-asya'daki kolu garapapag i.
borçalı-kazak boyundan gelen kıpçak kuman ve bulgar ve hazar türklerinin ön-asya'daki kolu karapapak i.
britanya ve galler'in roma dönemi öncesi halkı ve onların soyundan gelen celt i.
cilt üzerinde meydana gelen morluk tattooing i.
çağrılmadan gelen gate crasher i.
çifte gelen zarlar doublets i.
çürüme (pas veya kimyasal maddeden ileri gelen) corrosion i.
davetsiz gelen misafir gatecrasher i.
davetsiz gelen misafir intruder i.
davetsiz gelen misafir uninvited guest i.
davetsiz gelen misafir unwelcome guest i.
davetsiz gelen misafir self-invited guest i.
davetsiz gelen misafir unexpected guest i.
derinden gelen bir mırıltı brool i.
derinden gelen ses boom i.
dışardan gelen outcomer i.
dize kadar gelen çizme knee boot i.
doğuştan gelen hak natural right i.
doğuştan gelen özel yetenek endowment i.
doğuştan gelen statü ascribed status i.
dolaşıp aynı noktaya gelen yol circuit i.
dört yılda bir gelen ve 366 gün olan yıl leap year i.
-e gelen accruing to i.
elinden gelen çaba utmost i.
elinden her iş gelen jack of all trades i.
elinden her iş gelen erkek handyman i.
elinden her iş gelen kimse all rounder i.
elinden her iş gelen kimse jack-of-all-trades i.
elinden her iş gelen mucit do-it-all inventor i.
erken gelen yaz an early summer i.
faksla gelen mesaj fax i.
feministlerin men kelimesini kullanmadan ifade ettikleri kadınlar anlamına gelen kelime womyn i.
gece yatısına gelen misafir houseguest i.
geç gelen latecomer i.
gelen arama incoming call i.
gelen dalga incident wave i.
gelen evrak incoming document i.
gelen geçen passer-by i.
gelen geçen passerby i.
gelen giden visitors i.
gelen giden passers by i.
gelen kimse comer i.
gelen kutusu inbox i.
gelen malzeme incoming material i.
gelen mektup incoming letter i.
gelen sepeti in basket i.
gelen siparişler incoming orders i.
gelen siparişler received orders i.
gelen şey arrival i.
gelen trafik inbound traffic i.
gelen ve giden postaların düzenlendiği oda mailroom i.
gelen veri incoming data i.
gelen yolcu arriving passenger i.
gelen yolcu incoming passenger i.
genç kadınlarda kansızlıktan ileri gelen bir hastalık greensickness i.
gerçekleri görmezden gelen kişi struthonian i.
geriye gelen dalga backwash i.
görmemezlikten gelen kişi ducker i.
güneş çekiminden ötürü ayın hareketinde meydana gelen düzensizlik evection i.
hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark slippage i.
hakim olan siyasi doktrinlere karşı gelen düşünce heresy i.
hakkından gelen subduer i.
hakkından gelen surmounter i.
hakkından gelen overcomer i.
halk (belirli bir ülkede yaşayan/belirli bir soydan gelen) people i.
hastalar (hekime gelen) practice i.
hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen dead on arrival i.
havaalanı/otobüs garı gibi yerlerde gelen ve giden yolcuların ilgili işlemlerinin yapıldığı bina terminal i.
hem avrupalı hem de siyahi kökenden gelen kimse veya bu kimselerin konuştuğu dil creole i.
her gün işe trenle gidip gelen kimse commuter i.
hızla gelen büyük iflas crash i.
hinducada insanlar anlamına gelen sözcük janata i.
hoparlörden gelen müzik sesi piped music i.
içinden gelen his gut instinct i.
içkiden ileri gelen çılgınca cesaret dutch courage i.
iğne vb´nin batmasından ileri gelen acı prick i.
iki fikir arasında gidip gelen wobbler i.
iki zıt anlamdaki sözcüğün bir araya gelerek farklı anlama gelen bir sözcük oluşturması a conflict in terms i.
ikinci gelen runner up i.
ileri gelen dignitary i.
ileri gelen magnate i.
ileri gelen doctor i.
ileri gelen topliner i.
ileri gelen kimse person of rank i.
ileri gelen kimse notable i.
ileri gelen/saygın kişi notable i.
ilk başta son derece mantıklı gelen sonrasında anlamsızlaşan düşünce epiphanot i.
in soyundan gelen kimse descendant i.
-in soyundan gelen kimse descendant i.
ingiltere'de hint alt kıtası veya çevresinden gelen kişi asian i.
insana alay gibi gelen bir tesadüf irony i.
ishal halinde gelen dışkı squit i.
kanuna karşı gelen contravener i.
karşı gelen kimse dissident i.
karşı yönden gelen mazot yüklü kamyon oncoming truck laden with diesel i.
karşı yönden gelen mazot yüklü kamyon oncoming truck carrying diesel i.
karşı yönden gelen mazot yüklü kamyon oncoming diesel truck i.
karşı yönden gelen mazot yüklü kamyon oncoming diesel fuel-laden truck i.
karşı yönden gelen mazot yüklü tanker oncoming truck carrying diesel i.
karşı yönden gelen mazot yüklü tanker oncoming truck laden with diesel i.
karşı yönden gelen mazot yüklü tanker oncoming diesel fuel-laden truck i.
karşı yönden gelen mazot yüklü tanker oncoming diesel truck i.
karşılık gelen meblağ corresponding sum i.
kaynaktan yüke gelen gerilim dalgası incident wave i.
kendinden sonra gelen successor i.
kesinti (grev yüzünden meydana gelen) stoppage i.
kısıtlamadan ileri gelen zor durum squeeze i.
kıtlıktan ileri gelen zor durum squeeze i.
komşulardan gelen şikayet a complaint from the neighbours i.
korece nehrin güneyi anlamına gelen güney kore'de son derece varlıklı bir muhit gangnam i.
korece nehrin güneyi anlamına gelen güney kore'de son derece varlıklı bir muhit kangnam i.
kuzeyden gelen fırtına norther i.
kütüphaneye yeni gelen kitap acquisition i.
mektup zarfı üzerine isim ve soyadından sonra kısaltılarak yazılan ve “bay” anlamına gelen bir unvan esquire i.
melez kökenden gelen mestizo i.
meydana gelen gelişmeler the emerging developments i.
meydana gelen olumsuz durumda pay sahibi olma contributory fault i.
olay (meydana gelen herhangi bir) occurrence i.
omuza gelen saç shoulder length hair i.
ön tarafa gelen kenar leading edge i.
önce gelen predecessor i.
önce gelen karakter leading character i.
önce gelen karakterler leading characters i.
önce gelen kimse progenitor i.
önceden gelen foregoer i.
önde gelen kenar leading edge i.
önde gelen kişi luminary i.
önde gelen müşteri major client i.
önde gelen müşteri big customer i.
önde gelen müşteri major customer i.
önde gelen sebep leading cause i.
önden gelen outrunner i.
önden gelen forerunner i.
önüne gelen her şeyi yıkan güç juggernaut i.
paskalyadan önce gelen büyük perhiz lent i.
paskalya'dan önce gelen büyük perhiz süresinin ilk çarşambası ash wednesday i.
piskopostan sonra gelen papaz presbyter i.
reklam olarak gelen posta junk mail i.
seçimi kazanan kimsenin ikinci gelen kişiden fazla olarak aldığı oy sayısı plurality i.
seçimle gelen sınırlı yetkili yönetici sheriff i.
sel nedeniyle kara veya demiryolunda meydana gelen çöküntü wash-out i.
sibirya üzerinden gelen soğuk hava dalgası siberian cold front (to affect) i.
soğuktan meydana gelen çatlak kibe i.
sonra gelen yemek remove i.
sonradan akla gelen second thought i.
sonradan akla gelen düşünce afterthought i.
sonradan akla gelen düşünceler second thoughts i.
sonucunda meydana gelen zararlar consequential losses i.
soyundan gelen kimse descendant i.
soyundan gelen kimse descendant of i.
tabandan gelen halk hareketi grassroots movement i.
tanrıdan gelen şey visitation i.
tarafgirlikten ileri gelen haksızlık partiality i.
tereddüt (vicdanın elvermemesinden ileri gelen) scruple i.
tersten okununca başka anlama gelen kelime semordnilap i.
toplantı anlamına gelen bir zulu ifadesi indaba i.
uçurtmalarda ortaya dik olarak gelen çıta cross spar i.
ufak diken vb´nin batmasından ileri gelen acı prickle i.
umulmadık yerden gelen windfall i.
umulmadık yerden gelen para veya mal wind fail i.
uykusu zor gelen insomniac i.
ümitsizlikten ileri gelen dengesizlik desperation i.
üst kattan gelen yüksek ses loud music coming from upstairs i.
üstesinden gelen executer i.
verilen rezervasyonları takip eden muayenehaneye gelen hastalarla ilgilenen diş hekimi muayene görevlisi dental receptionist i.
vicdanın elvermemesinden ileri gelen tereddüt scruple i.
vücutta meydana gelen kızıllık rashness i.
yaklaşık 0,45 kg'a denk gelen ağırlık ölçüsü lbs. i.
yaklaşık 2 litreye denk gelen ibrani ölçü birimi cab i.
yandan gelen darbe sideswipe i.
yanık (kaynar sıvı veya buhardan ileri gelen) scald i.
yarımada anlamına gelen yunanca ifade, özellikle trakya yarımadası için kullanılır chersonese i.
yarışta ikinci gelen runner up i.
yasaya karşı gelen kimse outlaw i.
yeni gelen new arrival i.
yeni gelen incomer i.
yeni gelen newcomer i.
yeni gelen öğrenci incoming freshman i.
yenilikten gelen değer value from innovation i.
yerine zamir gelen isim antecedent i.
yukarıdan gelen darbeyle ileriye doğru atılan top topspin i.
zarda gelen sayı cast i.
abd'den gelen stateside s.
aceleye gelen hurried s.
aileden gelen (hastalık vb) run in the family s.
allahın inayetiyle meydana gelen providential s.
allahtan gelen providential s.
amipten ileri gelen amebic s.
amipten ileri gelen amoebic s.
anlamına gelen meaning s.
anlamına gelen meant s.
anlamına gelen inferred s.
anne soyundan gelen matrilinear s.
anne tarafından gelen matrilineal s.
annelikten gelen matrilineal s.
ara sıra meydana gelen odd s.
ara sıra meydana gelen occasional s.
ara sıra meydana gelen sporadic s.
ardarda gelen successive s.
ardından gelen ensuing s.
ardından gelen next s.
ardından gelen following s.
arka arkaya gelen consecutive s.
arkadan gelen following s.
art arda gelen consecutive s.
art arda gelen successive s.
art arda gelen sequent s.
art arda gelen sequential s.
asil bir aileden gelen born to the purple s.
aynı kökten gelen paronymous s.
aynı soydan gelen connate s.
aynı soydan gelen cognate s.
aynı soydan gelen collateral s.
aynı soydan gelen sib s.
aynı zamanda meydana gelen simultaneous s.
aynı zamanda meydana gelen coinciding s.
aynı zamanda meydana gelen concurrent s.
aynı zamanda meydana gelen coincident s.
aynı zamanda meydana gelen cooccurring s.
babadan gelen patrilineal s.
babanın soyundan gelen patrilineal s.
baskın gelen preponderant s.
başa gelen befallen s.
başa gelen (tecrübe) befalling s.
başına gelen befalling s.
başta gelen leading s.
başta gelen foremost s.
başta gelen first s.
beraberinde gelen concomitant s.
bilgisizlikten ileri gelen ignorant s.
birbiri ardından gelen alternate s.
bocalayan (farklı görüşler arasında) gidip gelen vacillating s.
boşluktan gelen hollow s.
boşluktan gelen (ses) hollow s.
çok hoş gelen veya umut veren (canı sıkkın veya oldukça umutsuz birine) refreshing s.
dağların diğer tarafından gelen transmontane s.
dağların öteki tarafından gelen transmontane s.
dağların öteki tarafından gelen tramontane s.
-den ileri gelen originated from s.
-den önce gelen preceded s.
-den sonra gelen succeeding s.
-den sonra gelen subordinate s.
depremden ileri gelen seismal s.
depremden ileri gelen seismic s.
depremden ileri gelen seismical s.
derinden gelen deep-seated s.
derinden gelen strong s.
dışarıdan gelen extraneous s.
dışarıdan gelen external s.
dışarıdan gelen sebeplerle olan adscititious s.
dıştan gelen outside s.
dıştan gelen adventitious s.
dıştan gelen extrinsic s.
dıştan gelen external s.
doğudan gelen easternmost s.
doğuştan gelen inborn s.
doğuştan gelen natal s.
doğuştan gelen innate s.
dünya dışından gelen extraterrestrial s.
dünyanın önde gelen world's leading s.
düzenli aralarla meydana gelen periodic s.
elden gelen en büyük (gayret) utmost s.
elinden gelen çabayı göstermeye hazır on one's mettle s.
elinden her iş gelen dexterous s.
elinden her iş gelen handy s.
elinden her iş gelen ambidextrous s.
elinden her iş gelen dextrous s.
elinden her iş gelen versatile s.
en başta gelen foremost s.
en başta gelen uppermost s.
en başta gelen ruling s.
en başta gelen primary s.
en önde gelen pre-eminent s.
en önde gelen preeminent s.
eş zamanlı meydana gelen equitemporaneous s.
galip gelen prevailing s.
galip gelen victorious s.
gece meydana gelen nightly s.
geç gelen late-coming s.
geç gelen tardy s.
gelgitten ileri gelen tidal s.
genizden veya burundan gelen nasal s.
geri gelen returned s.
gırtlaktan gelen grum s.
gırtlaktan gelen (ses) throaty s.
gidip gelen intermittent s.
göğüsten gelen chesty s.
gönülden gelen willing s.
göze hoş gelen eyeable s.
göze hoş gelen eye-pleasing s.
göze hoş gelen easy on the eye s.
güneşin etkisiyle meydana gelen solar s.
güneybatıdan gelen southwest s.
güneyden gelen southerly s.
güneyden gelen south s.
güneydoğudan gelen southeast s.
günü gelen due s.
günümüze kadar gelen extant s.
hareketten gelen kinetic s.
hariçten gelen extramural s.
hastaneye yetiştirilemeden yolda ölen veya hastaneye ölü gelen dead in the field s.
havadan gelen (mikrop, toz vb) airborne s.
havayla gelen airborne s.
hemen ardından gelen immediate s.
hemen meydana gelen instantaneous s.
hepsine galip gelen all-conquering s.
hüsrandan ileri gelen frustrated s.
içten gelen spontaneous s.
içten gelen genuine s.
içten gelen willing s.
içten gelen gut s.
içten gelen heartfelt s.
içten gelen cheerful s.
ikinci planda gelen petty s.
iktidara yeni gelen (hükümet) ingoing s.
ile beraber gelen incidental to s.
ileri gelen high-up s.
ileri gelen leading s.
ileri gelen notable s.
ingiltere'nin shropshire yerleşiminden gelen salopian s.
insanın sarılası gelen cuddly s.
iyi gelen recuperative s.
japheth soyundan gelen japhetic s.
kanuna karşı gelen lawbreaking s.
karadan gelen offshore s.
karşı gelen refractory s.
karşı gelen defiant s.
karşılık gelen related s.
karşılık gelen equaled to s.
kendiliğinden gelen (fikir) unbidden s.
kente gelen commuting s.
kulağa hoş gelen melodious s.
kulağa hoş gelen euphonic s.
kulağa hoş gelen tuneful s.
kulağa hoş gelen easy on the ear s.
kulağa hoş gelen dulcet s.
kuzeybatıdan gelen northwestern s.
kuzeyde meydana gelen veya yaşayan northern s.
kuzeyden gelen northern s.
kuzeyden gelen north s.
kuzeydoğudan gelen northeastern s.
maymun soyundan farklı bir tür olarak gelen ape-descendant s.
memuriyet veya mevkiden ileri gelen (üyelik vb) exofficio s.
meslek dolayısıyla meydana gelen occupational s.
meydana gelen taken place s.
meydana gelen resultant s.
meydana gelen resultant  s.
öğleden önce meydana gelen antemeridian s.
öldükten sonra gelen posthumous s.
öldükten sonra meydana gelen posthumous s.
ölümünden sonra gelen posthumous s.
önce gelen preceding s.
önce gelen antecedent s.
önde gelen prominent s.
önde gelen foremost s.
önde gelen underlying s.
önde gelen outstanding s.
önde gelen arch s.
önde gelen leading s.
önde gelen capital s.
önde gelen central s.
önde gelen first s.
önde gelen chief s.
önde gelen (kimse) prominent s.
öte yamaçtan gelen transmontane s.
psikozdan ileri gelen psychotic s.
razı gelen acquiescent s.
sağlığa iyi gelen recuperative s.
saygıdan ileri gelen reverential s.
selden ileri gelen diluvial s.
sesi kulağa hoş gelen euphonious s.
sık sık meydana gelen frequentative s.
sonra gelen posterior s.
sonra gelen after s.
sonra gelen following s.
sonra gelen subsequent s.
sonra gelen latter s.
sonradan gelen ensuing s.
sonradan gelen subsequent s.
sonradan gelen descendent s.
sonradan meydana gelen ensuing s.
soylu bir aileden gelen blue-blooded s.
sualtında meydana gelen subaqueous s.
sudan meydana gelen aqueous s.
şarkı sesi gelen yer songful s.
şömineden gelen ateşle aydınlatılan firelit s.
şömineden gelen ateşle aydınlatılmış firelit s.
tam zamanında gelen heaven-sent s.
tarihin derinlerinden gelen coming from the depth of history s.
tarihin derinliklerinden gelen coming from the depth of history s.
tesadüfen meydana gelen incidental s.
tesadüfen meydana gelen accidental s.
topraktan meydana gelen terrigenous s.
uygun gelen corresponding s.
üç farklı ırktan gelen triracial s.
üstün gelen prevailing s.
üstün gelen preponderant s.
vaktinde gelen punctual s.
yandan gelen lateral s.
yaradılıştan gelen temperamental s.
yedi yılda bir meydana gelen septenary s.
yeni gelen incoming s.
yerkabuğunun yüzeyinde veya çok derin olmayan bir kısmında meydana gelen epigene s.
zaman olarak önce gelen antecedent s.
zamanı gelen due s.
zamanında gelen punctual s.
etkiyi artırmak için aynı kelimenin ardarda gelen iki cümlenin başında tekrarlanması anaphorically zf.
giden gelen back-and-forth zf.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir gece boyunca all the livelong night zf.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen gece boyunca at the livelong night zf.
içten gelen cheerfully zf.
ilk gelen önceliği alır şeklinde on a first-come first-serve basis zf.
karşı gelen bir biçimde uncompliantly zf.
sektörden gelen talepler doğrultusunda in line with the demands from the sector zf.
sıra halinde/birbiri ardına gelen like beads-on-a-string zf.
başına gelen incident to ed.
-den ileri gelen arising from ed.
-den meydana gelen arising from ed.
ile beraber gelen incident to ed.
karşılık gelen corresponding to ed.
lazım gelen due to ed.
fazla gelen one too many zm.
sonra gelen- meta- ök.
tanrı anlamına gelen ön ek theo ök.
hakamanaiş soyundan gelen achaemenid
ilahi/tanrısal anlamına gelen ön ek theo
Phrasals
elden gelen her şeyi yapmak go all out
Phrases
akla ilk gelen first thing come to mind
elinden gelen en iyi şekliyle to the best of one's ability
geç gelen adalet, adalet değildir justice delayed is justice denied
geçmişten gelen coming from the past
geçmişten gelen from the past
geçmişten gelen dating back
önde gelen topluluk/kişiler a leading body of
size uygun gelen bir zamanda at your convenience
son gelen önce çıkar last in first out
üstün gelen one too many for
Proverb
başa gelen çekilir what can't be cured must be endured
bedava gelen şeyde kusur aranmaz don't look a gift horse in the mouth
el ile gelen düğün bayram misery loves company
haydan gelen huya gider easy come, easy go
işbaşına yeni gelen kimse iyi iş görür a new broom sweeps clean
kaz gelen yerden tavuk esirgenmez you must lose a fly to catch a trout
metin ol anlamına gelen atasözü keep a stiff upper lip
Colloquial
zor bir durumdan rahatça sıyrılmak anlamına gelen bir ifade thug life i.
aklına gelen ilk şeyi söyle say the first thing that comes into your mind
ansızın akla gelen düşünce brain wave
başa gelen çekilir wear it