concomitant - Türkçe İngilizce Sözlük

concomitant

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

concomitant — Definition

Anlamı ve Tanımı:
eşlik eden, birlikte ortaya çıkan
Okunuş (IPA):
(AmE /kənˈkɑːmɪtənt/ – BrE /kənˈkɒmɪtənt/)
Terim Türü:
Sıfat: concomitant; İsim: concomitant (concomitants)
Başka bir durumla birlikte gerçekleşen olguyu ifade eder. Latince concomitari kökünden gelen sözcük, birlikte yol alma anlamını kazanmıştır. Bilimsel metinlerde, yan etki veya eş zamanlı durumu belirtir
Eş Anlamlılar:
accompanying
Zıt Anlamlılar:
independent

"concomitant" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 19 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
concomitant i. doğal sonuç
Noise pollution is likely to be one of the concomitants of urbanization.
Gürültü kirliliğinin şehirleşmenin doğal sonuçlarından biri olması muhtemeldir.

More Sentences
concomitant s. beraberinde gelen
The success of the project was followed by a concomitant rise in the budget.
Projenin başarısını beraberinde gelen bütçe artışı takip etti.

More Sentences
concomitant i. bir olaya eşlik eden başka olaylar
concomitant i. beraberinde gelen şey
concomitant s. yardım eden
concomitant s. birbirine bağlı
concomitant s. eşlik eden
concomitant s. beraberindeki
concomitant s. birlikte olan
concomitant s. karşılıklı
concomitant s. mütekabiliyet esasına dayanan/dayalı
concomitant s. birlikte ortaya çıkan
Medikal
concomitant s. aynı zamanda bulunan
concomitant s. bir arada bulunan
concomitant s. eşlik eden
concomitant s. konkomitant
Eski Kullanım
concomitant i. ortak
concomitant i. refakatçi
concomitant i. arkadaş

"concomitant" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 8 sonuç

İngilizce Türkçe
Medikal
concomitant medications i. birlikte kullanılan ilaçlar
concomitant medication dat i. beraberinde kullanılan ilaç
concomitant treatment i. beraberinde alınan tedavi
hyperglycemia with concomitant prolongation of the neuromuscular block i. nöromüsküler blok uzamasıyla birlikte gelişen hiperglisemi
concomitant bacterial sepsis i. eşlik eden bakteriyel sepsis
concomitant energy intake i. eşlik eden enerji alımı
concomitant chemoradiation i. eş zamanlı kemoradyoterapi
İstatistik
concomitant variable i. eşlik değişkeni