gelen - Turco Inglés Diccionario

gelen

Significados de "gelen" en diccionario inglés turco : 17 resultado(s)

Turco Inglés
General
gelen coming adj.
Tom deserves everything that's coming his way.
Tom başına gelen her şeyi hak ediyor.

More Sentences
gelen incoming adj.
Clara took the incoming call that instant.
Clara, gelen aramaya anında cevap verdi.

More Sentences
gelen inbound adj.
Due to the snow we expect delays to both inbound and outbound trains.
Kar nedeniyle hem gelen hem de giden trenlerde gecikmeler yaşanmasını bekliyoruz.

More Sentences
gelen arrival adj.
Where is the arrivals hall?
Gelen yolcu salonu nerede?

More Sentences
gelen inbound adv.
Due to the snow we expect delays to both inbound and outbound trains.
Kar nedeniyle hem gelen hem de giden trenlerde gecikmeler yaşanmasını bekliyoruz.

More Sentences
Computer
gelen received adj.
We try to fulfill the messages received by the mobile phone and the duties given by the mafia.
Cep telefonuna gelen mesajları ve mafyanın verdiği görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz.

More Sentences
gelen incoming adj.
Clara took the incoming call that instant.
Clara, gelen aramaya anında cevap verdi.

More Sentences
Informatics
gelen inbound adj.
Due to the snow we expect delays to both inbound and outbound trains.
Kar nedeniyle hem gelen hem de giden trenlerde gecikmeler yaşanmasını bekliyoruz.

More Sentences
General
gelen comer n.
gelen arriving adj.
gelen pending adj.
gelen on the way adj.
gelen in adj.
gelen ingoing adj.
gelen bound suf.
Colloquial
gelen on way expr.
Technical
gelen incident adj.

Significados de "gelen" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
doğuştan gelen statü ascribed status n.
doğuştan gelen özel yetenek endowment n.
bir tabakanın on sekiz yaprak olmak üzere katlanmasından meydana gelen forma veya kitap eighteenmo n.
başa gelen olay misadventure n.
-e gelen accruing to n.
kütüphaneye yeni gelen kitap acquisition n.
soğuktan meydana gelen çatlak kibe n.
belirli bir amaçla bir araya gelen insanların veya milletlerin oluşturduğu grup league n.
piskopostan sonra gelen papaz presbyter n.
gelen şey arrival n.
bir neslin kendisinden sonra gelen nesle bıraktığı şey heritage n.
yanık (kaynar sıvı veya buhardan ileri gelen) scald n.
benzer sesletime sahip farklı anlama gelen kelimeleri karıştırma malapropism n.
mektup zarfı üzerine isim ve soyadından sonra kısaltılarak yazılan ve “bay” anlamına gelen bir unvan esquire n.
ileri gelen kimse notable n.
aydan gelen lunarian n.
tarafgirlikten ileri gelen haksızlık partiality n.
yeni gelen incomer n.
aniden gelen soğuk hava cold snap n.
hem avrupalı hem de siyahi kökenden gelen kimse veya bu kimselerin konuştuğu dil creole n.
belirli bir soydan gelen halk people n.
güneş çekiminden ötürü ayın hareketinde meydana gelen düzensizlik evection n.
kıtlıktan ileri gelen zor durum squeeze n.
başka bir ülkeden gelen kişi alien n.
havaalanı/otobüs garı gibi yerlerde gelen ve giden yolcuların ilgili işlemlerinin yapıldığı bina terminal n.
gelen geçen passerby n.
halk (belirli bir ülkede yaşayan/belirli bir soydan gelen) people n.
hızla gelen büyük iflas crash n.
önce gelen kimse progenitor n.
çifte gelen zarlar doublets n.
elinden her iş gelen jack of all trades n.
derinden gelen ses boom n.
gelen giden visitors n.
hinducada insanlar anlamına gelen sözcük janata n.
önce gelen karakter leading character n.
araba kazasında kafa ve omurganın şiddetle sarsılmasından ileri gelen travma whiplash n.
kuzeyden gelen fırtına norther n.
melez kökenden gelen mestizo n.
abd'nin güney eyaletlerindeki fransız yerleşimcilerin soyundan gelen beyazlar creole n.
sivri uç batmasından ileri gelen acı prickle n.
önde gelen kişi luminary n.
insana alay gibi gelen bir tesadüf irony n.
uykusu zor gelen insomniac n.
yerine zamir gelen isim antecedent n.
cilt üzerinde meydana gelen morluk tattooing n.
hakiki ile farzedilen hız arasındaki kayma neticesi meydana gelen fark slippage n.
aniden gelen güzel fikir a brain wave n.
üstesinden gelen executer n.
ileri gelen kimse person of rank n.
iki fikir arasında gidip gelen wobbler n.
başa gelen olay experience n.
seçimi kazanan kimsenin ikinci gelen kişiden fazla olarak aldığı oy sayısı plurality n.
gece yatısına gelen misafir houseguest n.
sonradan akla gelen düşünce afterthought n.
dört yılda bir gelen ve 366 gün olan yıl leap year n.
paskalyadan önce gelen büyük perhiz lent n.
yeni gelen newcomer n.
soyundan gelen kimse descendant of n.
tereddüt (vicdanın elvermemesinden ileri gelen) scruple n.
yasaya karşı gelen kimse outlaw n.
yeni gelen new arrival n.
ileri gelen topliner n.
dize kadar gelen çizme knee boot n.
içkiden ileri gelen çılgınca cesaret dutch courage n.
aileden gelen predecessor n.
adli merciden gelen yazılı emir writ n.
sivri cisim batmasından ileri gelen acı prick n.
kesinti (grev yüzünden meydana gelen) stoppage n.
zarda gelen sayı cast n.
olay (meydana gelen herhangi bir) occurrence n.
sonra gelen yemek remove n.
paskalya'dan önce gelen büyük perhiz süresinin ilk çarşambası ash wednesday n.
dolaşıp aynı noktaya gelen yol circuit n.
geç gelen latecomer n.
gelen giden passers by n.
beş şeyden meydana gelen takım quintuplet n.
hakim olan siyasi doktrinlere karşı gelen düşünce heresy n.
vücutta meydana gelen kızıllık rashness n.
ümitsizlikten ileri gelen dengesizlik desperation n.
önde gelen kenar leading edge n.
görmezlikten gelen kişi ducker n.
önden gelen forerunner n.
soyundan gelen kimse descendant n.
sonradan akla gelen second thought n.
aniden gelen sel flash flood n.
(incilin getirdiği) ahlak kurallarına karşı gelen antinomian n.
kısıtlamadan ileri gelen zor durum squeeze n.
(sonra gelen) nesil progeny n.
çürüme (pas veya kimyasal maddeden ileri gelen) corrosion n.
ileri gelen doctor n.
almanca'da cins isimlerin önlerine gelen üç artikel'den biri der n.
tanrıdan gelen şey visitation n.
reklam olarak gelen posta junk mail n.
ileri gelen magnate n.
toplantı anlamına gelen bir zulu ifadesi indaba n.
hastalar (hekime gelen) practice n.
birkaç kelimenin baş harflerinin veya ilk hecelerinin birleşmesiyle meydana gelen kelime acronym n.
ilk başta son derece mantıklı gelen sonrasında anlamsızlaşan düşünce epiphanot n.
yarımada anlamına gelen yunanca ifade, özellikle trakya yarımadası için kullanılır chersonese n.
sonradan akla gelen düşünceler second thoughts n.
genç kadınlarda kansızlıktan ileri gelen bir hastalık greensickness n.
arada meydana gelen madde intermediate n.
seçimle gelen sınırlı yetkili yönetici sheriff n.
uçurtmalarda ortaya dik olarak gelen çıta cross spar n.
her gün işe trenle gidip gelen kimse commuter n.
ileri gelen dignitary n.
gelen kimse comer n.
banliyödeki evi ile şehirdeki işyeri arasında her gün gidip gelen kimse commuter n.
faksla gelen mesaj fax n.
aniden gelen parlak fikir brain wave n.
gelen trafik inbound traffic n.
elinden gelen çaba utmost n.
ikinci gelen runner up n.
yarışta ikinci gelen runner up n.
beraberinde gelen şey concomitant n.
kanuna karşı gelen contravener n.
karşılık gelen meblağ corresponding sum n.
yukarıdan gelen darbeyle ileriye doğru atılan top topspin n.
gelen siparişler received orders n.
önceden gelen foregoer n.
gelen siparişler incoming orders n.
tabandan gelen halk hareketi grassroots movement n.
gelen ve giden postaların düzenlendiği oda mailroom n.
vicdanın elvermemesinden ileri gelen tereddüt scruple n.
sonucunda meydana gelen zararlar consequential losses n.
gelen veri incoming data n.
hoparlörden gelen müzik sesi piped music n.
elinden her iş gelen kimse all rounder n.
gelen mektup incoming letter n.
gelen evrak incoming document n.
önüne gelen her şeyi yıkan güç juggernaut n.
geriye gelen dalga backwash n.
gerçekleri görmezden gelen kişi struthonian n.
meydana gelen gelişmeler the emerging developments n.
elinden her iş gelen kimse jack-of-all-trades n.
elinden her iş gelen mucit do-it-all inventor n.
ön tarafa gelen kenar leading edge n.
-in soyundan gelen kimse descendant n.
sel nedeniyle kara veya demiryolunda meydana gelen çöküntü wash-out n.
alabora olması halinde otomatik olarak düzgün duruma gelen küçük bot self-righting n.
elinden her iş gelen erkek handyman n.
gelen sepeti in basket n.
gelen kutusu inbox n.
çağrılmadan gelen gate crasher n.
in soyundan gelen kimse descendant n.
bar veya şarap dükkanı anlamına gelen ve özellikle meksika'da yaygın ispanyolca bir ifade cantina n.
abd'de uzakdoğu dahil asya'nın herhangi bir yerinden gelen kişi asian n.
feministlerin men kelimesini kullanmadan ifade ettikleri kadınlar anlamına gelen kelime womyn n.
ingiltere'de hint alt kıtası veya çevresinden gelen kişi asian n.
britanya ve galler'in roma dönemi öncesi halkı ve onların soyundan gelen celt n.