crash - Turco Inglés Diccionario

crash

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

crash — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /kræʃ/ – BrE /kræʃ/)
Categoría gramatical:
İsim: crash (crashes); Fiil: crash (crashes – crashed – crashing)
Sinónimo:
collide, collapse
Antónimos:
recover, stabilize

Significados de "crash" en diccionario turco inglés : 117 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
crash v. çarpmak
Jimmy lost control of the vehicle and crashed it into a tree.
Jimmy aracın kontrolünü kaybederek bir ağaca çarptı.

More Sentences
crash v. çarpışmak
The two cars crashed.
İki vagon çarpıştı.

More Sentences
crash n. kırılma
General
crash n. gürültü
I heard a crash at about ten o'clock last night.
Dün gece saat on civarında bir gürültü duydum.

More Sentences
crash n. iflas
During the Depression in the 1930's, many wealthy people lost everything in the stock market crash.
1930'lardaki kriz sırasında, çok sayıda zengin insan borsanın iflasında her şeyini kaybetti.

More Sentences
crash n. şangırtı
The shelves came down with a crash.
Raflar büyük bir şangırtıyla aşağı indi.

More Sentences
crash n. kaza
There was a fatal plane crash in China.
Çin'de ölümlü bir uçak kazası oldu.

More Sentences
crash n. çökme
I asked IT to fix the crash.
Bilgi işlemden çökmeyi düzeltmesini istedim.

More Sentences
crash n. çarpışma
Of course, seat belts cannot completely protect you in every crash.
Elbette emniyet kemerleri her çarpışmada sizi tamamen koruyamaz.

More Sentences
crash n. (borsa) çöküş
He lost all his money after the crash of October 1987.
Ekim 1987'deki çöküşün ardından tüm parasını kaybetti.

More Sentences
crash v. çarpmak
Jimmy lost control of the vehicle and crashed it into a tree.
Jimmy aracın kontrolünü kaybederek bir ağaca çarptı.

More Sentences
crash v. gürlemek
Lightning flared, and thunder crashed dramatically.
Şimşek parladı ve şiddetle gök gürledi.

More Sentences
crash v. düşmek
If these engines fail as a result of technical problems or deliberate sabotage, then the aircraft will crash.
Bu motorlar teknik sorunlar ya da kasıtlı sabotaj sonucu arızalanırsa, uçak düşecektir.

More Sentences
crash v. batmak
The stock market has crashed.
Borsa battı.

More Sentences
crash v. sabahlamak
I need a place to crash.
Sabahlamak için bir yere ihtiyacım var.

More Sentences
crash v. çarpa çarpa gürültülü bir şekilde gitmek
They stood still as the elephant came crashing through the forest.
Fil ormanın içinde gürültülü bir şekilde giderken kıpırdamadan durdular.

More Sentences
crash v. çökmek
He remembers the day the New York stock market crashed.
New York Borsası'nın çöktüğü günü hatırlıyor.

More Sentences
crash v. çakılmak
The plane turned sharply to the right just before it crashed.
Uçak çakılmadan hemen önce keskin bir şekilde sağa dönmüş.

More Sentences
crash v. yere çakılmak
The pilot bailed out before the plane crashed.
Pilot uçak yere çakılmadan önce paraşütle atladı.

More Sentences
crash v. hezimete uğramak
The team crashed out of Euro 2020.
Takım Euro 2020'de hezimete uğradı.

More Sentences
crash v. kalmak
Why don't you crash at my place for a while?
Neden bir süreliğine bende kalmıyorsun?

More Sentences
crash v. sızmak
He was so tired that he crashed out on the sun lounger.
O kadar yorgundu ki şezlongda sızıp kalmıştı.

More Sentences
crash v. basmak
I can't believe those two crashed our wedding.
O ikisinin düğünümüzü bastığına inanamıyorum.

More Sentences
Trade/Economic
crash v. çökmek
He remembers the day the New York stock market crashed.
New York Borsası'nın çöktüğü günü hatırlıyor.

More Sentences
Computer
crash n. çökme
I asked IT to fix the crash.
Bilgi işlemden çökmeyi düzeltmesini istedim.

More Sentences
Automotive
crash n. çarpışma
Of course, seat belts cannot completely protect you in every crash.
Elbette emniyet kemerleri her çarpışmada sizi tamamen koruyamaz.

More Sentences
Traffic
crash n. çarpışma
Of course, seat belts cannot completely protect you in every crash.
Elbette emniyet kemerleri her çarpışmada sizi tamamen koruyamaz.

More Sentences
General
crash n. borsada hisselerin birden düşmesi
crash n. oto kazası
crash n. uçak kazası
crash n. gürültü ile düşme
crash n. çözülme
crash n. gürleme
crash n. çat
crash n. hızla gelen büyük iflas
crash n. batkınlık
crash n. araba kazası
crash n. cayırtı
crash n. şırak
crash n. yıkılma
crash n. parçalanma
crash n. tarraka
crash n. seri
crash n. top atma
crash n. çatırtı
crash n. batkı
crash n. düşüş
crash n. sukut
crash n. havluluk bez
crash n. çatırdı
crash n. yoğun kurs
crash n. gümbürtü
crash n. tiyatroda cam kırılma sesini taklit etmek için kullanılan içi kırık parça dolu sepet
crash n. üzerinde halı serilmiş zemini kaplayan kumaş
crash n. huzursuzluk hali
crash n. gümbürtü
crash v. top atmak
crash v. davetsiz olarak gitmek
crash v. iflas etmek
crash v. kırılmak
crash v. top atmak (işyeri)
crash v. parçalanmak
crash v. hızla iflas etmek (işyeri)
crash v. büyük bir gürültü yapmak
crash v. çarpa çarpa şiddetli ve gürültülü bir şekilde koşmak
crash v. gürültü etmek
crash v. parçalamak
crash v. düşmek (kaza sonucu)
crash v. iflas bayrağını çekmek
crash v. gürültüyle düşmek
crash v. çatırdamak
crash v. iflas borusunu çalmak
crash v. büyük bir gürültüyle çalmak
crash v. şangırdamak
crash v. çarpmak (kaza sonucu)
crash v. atarak paramparça etmek
crash v. kırmak
crash v. paldır küldür gitmek
crash v. gürültüyle çarpmak
crash v. bindirmek
crash v. düşüp parçalanmak
crash v. çarptırmak
crash v. köşeyi dönmek
crash v. birdenbire aşırı popüler olmak
crash v. voliyi vurmak
crash v. gündeme başsayfadan girmek
crash v. büyük bir gürültüyle vurmak
crash v. gürlemek (gök)
crash v. gecelemek
crash v. davetsiz gelmek
crash v. kafayı vurup yatmak
crash adj. yoğun
crash adj. hızlı
crash adj. şangır şungur
crash adj. maksimum kaynak kullanılarak acil durum koşullarını en kısa sürede yerine getiren
Colloquial
crash v. kafayı vurup yatmak
Trade/Economic
crash v. (borsa) aniden düşmek
Industry
crash v. daha fazla kaynak ayırarak işi hızlandırmak
Technical
crash v. ezmek
Computer
crash n. arıza
crash n. olağandışı sonlanma
crash v. arızalanmak
Textile
crash n. havlu ve perde yapımında kullanılan kaba bez
Dyeing
crash n. grimsi bir sarı tonu
Automotive
crash n. çarpma
Aeronautic
crash v. (uçak) düşmek
Medical
crash v. kalbi durmak
Zoology
crash n. gergedan sürüsü
Environment
crash n. gelişmiş popülasyon döngüleri olan hayvanın sayısında keskin düşüş yaşanan dönem
crash n. gelişmiş popülasyon döngüleri olan hayvanın sayısında görülen azalma miktarı
crash v. (nüfus) hızla düşmek
Archaic
crash n. büyü
crash n. müsabaka
crash n. dönüş
Slang
crash n. uyuşturucu kullanımı sonrası yaşanan süreç
crash v. uzun süreli uyuşturucu kullanımının etkilerini yaşamak
crash v. geçici bir yerde para ödemeden kalmak

Significados de "crash" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
air crash n. uçak kazası
crash helmet n. kask
crash repairs n. karoser tamiratı
crash diet n. sıkı rejim
airplane crash n. uçak kazası
crash of thunder n. gök gürültüsü
gate-crash n. davetsiz misafir
hard crash n. örseleyen çöküm
car crash n. araba kazası
crash pad n. geçici olarak kalacak yer
plane crash n. uçak düşmesi
plane crash n. uçağın düşmesi
plane crash n. uçak kazası
crash diet n. şok diyet
helicopter crash n. helikopter kazası
crash programme n. hızlandırılmış/yoğun ders programı
crash program n. hızlandırılmış/yoğun ders programı
crash starting n. arabanın iterek çalıştırılması
crash starting n. arabayı iterek çalıştırma
train crash n. tren kazası
car crash n. araba çarpması
crash memory n. kaza belleği
crash barrier n. çarpma bariyeri
have a crash v. kaza yapmak
crash out v. bir başkasının evinde uyumak
crash into v. çarpmak
crash into v. bindirmek
crash into v. araba ile vurmak
crash the gate v. ücret vermeden girmek
crash into a truck coming from the opposite direction v. karşı yönden seyreden bir kamyona çarpmak
crash into a truck coming from the opposite direction v. karşı yönden gelen kamyona çarpmak
(one's computer) to crash v. bilgisayarı çökmek
(computer) to crash v. bilgisayar çökmek
(the wave) to crash v. dalga çarpmak
gate-crash v. düzenlelen bir etkinliğe biletsiz gelmek
crash-land v. mecburi iniş yapmak
crash-land v. hasarlı indirmek
gate-crash v. basmak
crash-land v. hasarlı inmek
crash-land v. zorunlu iniş yaptırmak
crash and burn v. başarısız olmak
crash and burn v. hezimete uğramak
crash and burn v. düşüp infilak etmek
crash right after takeoff v. kalkıştan hemen sonra yere çakılmak
survive the plane crash v. uçak kazasından sağ kurtulmak
crash through the waves v. dalgaları yararak aşmak
crash into the reef v. kayalıklara çarpmak
die in a plane crash v. uçak kazasında ölmek
crash a wedding v. bir düğüne davetsiz katılmak
head on crash v. (araç) kafa kafaya çarpışmak
crash a party v. partiye davetsiz gitmek
crash a party v. partiye davetsiz katılmak
crash a party v. partiye davet edilmeden gitmek
crash-test v. (yeni ürünü) güvenlik açısından test etmek
crash [obsolete] v. dişlerini gıcırdatmak
after a plane crash like this adv. böyle bir uçak kazasından sonra
there's been a crash expr. bir kaza olmuş
there's been a crash expr. bir kaza oldu
Phrasals
crash through something v. (çiti vb) ezip geçmek
crash with someone v. geceyi bir başkasının evinde geçirmek
crash around v. gürültü yapmak
crash down about v. üzerine yıkılmak
crash with someone v. birisinin evinde kalmak
crash in on v. üzerine yıkılmak
crash down around v. üzerine yıkılmak
crash into something v. bir şeye bindirmek
crash into something v. bir şeye çarpmak
crash into someone v. birine çarpmak/toslamak
crash into something v. bir yere vurmak/çarpmak
crash out v. bir yerde sızıp kalmak
crash together v. çarpışmak
crash together v. birbirine çarpmak
crash together v. toslamak
crash out v. sıvışmak
crash something together v. bir şeyleri birbirine vurmak
crash down v. başına yıkılmak
crash into (someone or something) v. (birine/bir şeye) vurmak
crash down v. yıkılmak
crash with v. geceyi bir başkasının evinde geçirmek
crash down v. üstüne yıkılmak
crash something together v. bir şeyleri birbirine çarpmak
crash out v. kaçıp gitmek
crash out v. kaçmak
crash down v. felaketle sonuçlanmak
crash into (someone or something) v. (birine/bir şeye) çarpmak
crash into (someone or something) v. (birine/bir şeye) toslamak
crash into (someone or something) v. (birine/bir şeye) bindirmek
crash down v. güm diye yıkılmak
crash with v. -in evinde kalmak
crash through v. ezip geçmek
crash something together v. bir şeyleri birbirine çarptırmak
crash through v. yararak aşmak
crash out v. yarışmadan rezil olarak elenmek
Phrases
with a crash expr. şangur şungur
Colloquial
car crash n. başına felaket gelmiş kimse
car crash n. musibete uğramış kimse
car crash n. afetzede
sugar crash n. fazla miktarda şeker yedikten sonra oluşan aşıraı enerji
make the plane crash v. uçağı düşürmek
crash out v. yorgunluktan dolayı hemen uyuyup kalmak
crash out v. şalteri atmak
crash out v. çileden çıkmak
crash out v. öfkeden patlamak
crash out v. küplere binmek
crash bang wallop interj. paldır küldür
crash bang wallop interj. güm diye
crash bang wallop interj. tangır tungur
crash bang wallop interj. pat diye
crash bang wallop interj. pata küte
crash bang wallop interj. şangır şungur
with a crash expr. pat diye
Idioms
crash course n. yoğun kurs
crash course n. hızlandırılmış/yoğun ders programı
a crash course n. hızlandırılmış/yoğun ders programı
a crash course n. hızlandırılmış kurs/ders
crash course (in something) n. (bir konuda) hızlandırılmış kurs/ders
a crash course n. yoğun kurs
crash course (in something) n. (bir konuda) hızlandırılmış eğitim
crash course (in something) n. (bir konuda) hızlandırılmış/yoğun ders programı
crash course (in something) n. (bir konuda) yoğun kurs
a crash course n. hızlandırılmış eğitim
crash about one's ears v. dünya başına yıkılmak
crash about v. oraya buraya çarparak ilerlemek
crash to the floor v. yere çakılmak
crash about one's ears v. dünyası başına yıkılmak
crash out of some place v. (hapishane vb gibi) bir yerden sıvışmak
crash out of some place v. (hapishane vb gibi) bir yerden kaçmak
crash out of some place v. (hapishane vb gibi) bir yerden firar etmek
crash to the floor v. güm diye çakılmak
crash in midair v. havada kaza yapmak
crash on the couch v. kanepede sızıp kalmak
crash on the couch v. kanepede sızmak
crash head-on v. kafa kafaya çarpışmak
crash at someone's place v. birinin evinde misafir kalmak
crash and burn v. (müsabaka dışı kalacak kadar) kötü bir biçimde yaralanmak
crash and burn v. kaza geçirip yarış dışı kalmak
crash the party v. partiye kaçak katılmak
crash dive v. ani düşüşe geçmek
crash dive v. ani dalışa geçmek
crash dive v. ani dalış yapmak
crash the party v. partiye davetsiz katılmak
Speaking
how many vehicles were involved in the crash? expr. kazaya kaç araç karıştı?
Trade/Economic
great crash n. büyük çöküntü
wall street crash n. wall street iflası
flash crash n. kısa zaman içinde yüksek volatilite ile birlikte fiyatlamanın çok kısa bir sürede dip seviyeye gelmesi
huge crash n. büyük çöküş
Law
crash site n. kaza alanı
Insurance
crash for cash adj. sahte trafik kazalarıyla sigortadan para almaya çalışılan (dolandırıcılık)
Technical
soft crash n. bilgi yitirmeden çöküş
system crash n. bilgisayarın arızalanması