practice - Turco Inglés Diccionario

practice

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

practice — Definition

Significado:
uygulama, pratik, meslek icrası
Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈpræktɪs/ – BrE /ˈpræktɪs/)
Categoría gramatical:
İsim: practice (practices); Fiil (AmE): practice (practices – practiced – practicing)
Sinónimo:
exercise, custom
Antónimos:
theory

Significados de "practice" en diccionario turco inglés : 117 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
practice n. pratik
We have visions but little practice.
Vizyonumuz var ama pratiğimiz az.

More Sentences
practice n. uygulama
So what is needed are ways to improve water management and agricultural practice.
Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey, su yönetimini ve tarımsal uygulamaları iyileştirmenin yollarıdır.

More Sentences
practice n. alıştırma
Even after weeks of practice, I still can't do a handstand.
Haftalarca alıştırma yapmama rağmen hâlâ amuda kalkamıyorum.

More Sentences
practice v. yapmak
If you practice safe sex, condoms are probably part of your regular routine.
Güvenli seks yapıyorsanız, prezervatifler muhtemelen normal rutininizin bir parçasıdır.

More Sentences
practice v. alıştırma yapmak
I need to practice parallel parking.
Paralel park etme konusunda alıştırma yapmam gerek.

More Sentences
practice v. uygulamak
Unfortunately, I will not be able to continue that practice today.
Ne yazık ki bugün bu uygulamaya devam edemeyeceğim.

More Sentences
practice n. egzersiz
practice n. idman
practice v. etmek
General
practice n. yöntem
We talked about the most effective parenting practices.
En etkili ebeveynlik yöntemleri hakkında konuştuk.

More Sentences
practice n. antrenman
I learn a lot during every practice.
Her antrenmanda çok şey öğreniyorum.

More Sentences
practice n. çalışma
We have choir practice every Monday.
Her pazartesi koro çalışmamız var.

More Sentences
practice n. alıştırma
Even after weeks of practice, I still can't do a handstand.
Haftalarca alıştırma yapmama rağmen hâlâ amuda kalkamıyorum.

More Sentences
practice n. avukatlık
Tom was accused of practicing law without a license.
Tom lisansı olmadan avukatlık yapmakla suçlandı.

More Sentences
practice n. pratik
We have visions but little practice.
Vizyonumuz var ama pratiğimiz az.

More Sentences
practice n. tatbikat
You have to think of it as a practice exercise for firefighters, a call-out without a fire.
Bunu itfaiyeciler için bir tatbikat olarak düşünmelisiniz, yangın olmadan yapılan bir çağrı gibi.

More Sentences
practice n. muayenehane
She started her own medical practice in Boston.
Boston'da kendi muayenehanesini açmıştır.

More Sentences
practice v. uygulamak
Unfortunately, I will not be able to continue that practice today.
Ne yazık ki bugün bu uygulamaya devam edemeyeceğim.

More Sentences
practice v. antrenman yapmak
In order to beat them, we practice very hard.
Onları yenmek için, çok sıkı antrenman yaparız.

More Sentences
practice v. yapmak
If you practice safe sex, condoms are probably part of your regular routine.
Güvenli seks yapıyorsanız, prezervatifler muhtemelen normal rutininizin bir parçasıdır.

More Sentences
practice v. egzersiz yapmak
I won't be able to practice.
Egzersiz yapamayacağım.

More Sentences
practice v. çalışmak
Practice this song and memorise the lyrics, then teach them to the students.
Şarkıyı çalış, sözleri ezberle, sonra da çocuklara öğret.

More Sentences
practice v. alıştırma yapmak
I need to practice parallel parking.
Paralel park etme konusunda alıştırma yapmam gerek.

More Sentences
practice v. (doktor, avukat) olarak çalışmak
He started practicing as a psychologist in 1978.
1978'de psikolog olarak çalışmaya başladı.

More Sentences
practice v. icra etmek
So this gave them a safe space to practice their craft.
Bu da onlara zanaatlarını icra etmeleri için güvenli bir ortam verdi.

More Sentences
practice v. pratik yapmak
We've been practicing hard.
Çok pratik yapıyoruz.

More Sentences
Trade/Economic
practice n. alışkanlık
Old practices died hard in the country.
Taşrada eski alışkanlıklar çok zor ölür.

More Sentences
practice n. pratik
We have visions but little practice.
Vizyonumuz var ama pratiğimiz az.

More Sentences
practice n. tatbikat
You have to think of it as a practice exercise for firefighters, a call-out without a fire.
Bunu itfaiyeciler için bir tatbikat olarak düşünmelisiniz, yangın olmadan yapılan bir çağrı gibi.

More Sentences
practice n. uygulama
So what is needed are ways to improve water management and agricultural practice.
Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey, su yönetimini ve tarımsal uygulamaları iyileştirmenin yollarıdır.

More Sentences
Law
practice n. tatbikat
You have to think of it as a practice exercise for firefighters, a call-out without a fire.
Bunu itfaiyeciler için bir tatbikat olarak düşünmelisiniz, yangın olmadan yapılan bir çağrı gibi.

More Sentences
practice n. uygulama
So what is needed are ways to improve water management and agricultural practice.
Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey, su yönetimini ve tarımsal uygulamaları iyileştirmenin yollarıdır.

More Sentences
Technical
practice n. yöntem
We talked about the most effective parenting practices.
En etkili ebeveynlik yöntemleri hakkında konuştuk.

More Sentences
Military
practice n. tatbikat
You have to think of it as a practice exercise for firefighters, a call-out without a fire.
Bunu itfaiyeciler için bir tatbikat olarak düşünmelisiniz, yangın olmadan yapılan bir çağrı gibi.

More Sentences
General
practice n. hastalar (hekime gelen)
practice n. hile
practice n. egzersiz
practice n.
practice n. doktorluk
practice n. görüş
practice n. amel
practice n. teknik
practice n. tecrübe
practice n. eylem
practice n. hasta muayenesi
practice n. teamül
practice n. hekimlik uygulaması
practice n. itiyat
practice n. idman
practice n. talim
practice n. el alışkanlığı
practice n. ısınma
practice n. kılgı
practice n. sistem
practice n. metot
practice n. uzmanlık
practice n. deneyim
practice n. adet
practice n. usul
practice n. hain plan
practice n. komplo
practice n. dava ve kovuşturmaların yürütülme şekli
practice n. bilgiyi uygulama
practice n. alışkanlıkla yapılan eylem
practice n. tekrarlanan eylem
practice n. kullanma
practice n. kullanım
practice n. olağan yöntem
practice n. hain plan
practice n. komplo
practice n. entrika
practice n. düzenli alıştırma
practice n. mesleğin icrası
practice n. profesyonel uygulama
practice n. dava usulü
practice n. davanın yürütülmesi
practice n. kötü niyetle kandırma
practice n. entrika çevirme
practice n. hile yapma
practice n. profesyonel hizmet verilen yer
practice v. etmek
practice v. adet edinmek
practice v. alışkanlık haline getirmek
practice v. gerçekleştirmek
practice v. entrika çevirmek
practice v. dolap çevirmek
practice v. çalışmak (bir beceriyi/ yeteneği geliştirmek için)
practice v. idman yapmak
practice v. deneyim kazanmak
practice v. -lik yapmak
practice v. meşk etmek
practice v. idman etmek
practice v. müzakerede bulunmak
practice v. eğitmek
practice v. saflığından yararlanmak
practice v. (din) inanmak
practice v. (din) kurallarına göre yaşamak
practice v. talim yapmak
Trade/Economic
practice n. adet
practice n. deneme
practice n. meslek icrası
practice n. mesleğin yapılması
practice v. bir mesleği ifa etmek
Law
practice n. teamül
practice n. teamül
practice v. tatbik etmek
Politics
practice n. usul
Automotive
practice n. antrenman turları
Medical
practice n. praktis
Math
practice n. ticaret ve iş hayatında karşılaşılan sorulara aritmetik kurallarını uygulamayı sağlayan basit bir yöntem
Religious
practice n. kilisede olağan dini vazifeler
Theatre
practice v. prova etmek
Ottoman Turkish
practice n. teamül
Archaic
practice n. müzakere
practice n. uygulamalı tez
practice n. düzenli uygulamayla edinilen yeterlilik
practice v. inşa etmek

Significados de "practice" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
community of practice n. uğraş topluluğu
unauthorized practice of law n. yetkisiz hukuk uygulaması
the regular practice n. adet
office practice n. büro uygulamaları
global practice n. küresel uygulama
trial practice n. yargı uygulamaları
the regular practice n. alışkanlık
ormal bona fide commercial practice n. iyi niyetli ticari uygulama
common practice n. genel uygulama
soccer practice n. futbol antrenmanı
architectural practice n. mimari uygulama
rules and practice n. kurallar ve uygulamalar
professional practice n. mesleki uygulama
theoretical practice n. teorik pratik
agronomic practice n. tarımsal uygulama
practice of law n. avukatlık
sharp practice n. hileli bir iş
parlimentary practice n. parlamento usulü
community of practice n. uygulayıcı topluluk
choir practice n. koro provası
practice ship n. eğitim gemisi
international architectural practice n. uluslararası mimari uygulama
code of practice n. nizamname
sharp practice n. dalavere
sharp practice n. hileli iş
practice drill n. uygulama alıştırması
office practice in government n. kamuda büro uygulamaları
practice of law n. hukuk uygulaması
practice guidelines n. mesleki rehberler
model practice n. örnek uygulama
good practice n. iyi deneyim
general practice n. genel deneyim
practice implementation n. deneme amaçlı uygulama
practice implementation n. pratik amaçlı uygulama
outdated practice n. çağ dışı uygulama
primitive practice n. çağ dışı uygulama
practice principle n. uygulama esası
long-term practice n. uzun süreli çalışma
long-term practice n. uzun süreli alıştırma/pratik
relevant practice n. ilgili uygulama
situated practice n. yerleşik uygulama
developmentally appropriate practice n. gelişim gereklerine uygun uygulama
developmentally appropriate practice n. gelişimsel bakımdan uygun uygulama
practice clothes n. eşofman
summer practice n. staj
spiritual practice n. ruhsal/tinsel uygulama
current practice n. cari uygulama
private practice n. özel muayenehane
social work with children and families: getting into practice n. aile ve çocuklarla sosyal hizmet: uygulamaya giriş
usual practice n. mutat uygulama
legal practice n. yasal uygulama
fundamentals before practice n. uygulamaya geçmeden bilinmesi gerekenler
practice exam n. uygulama sınavı
best practice n. örnek uygulama
existing practice n. mevcut uygulama
religious practice n. dini uygulama
general practice n. pratisyen doktorluk
general practice n. pratisyen doktorların çalıştıkları yer
general practice n. genel hareket tarzı
group practice n. hukuki hizmetlerin çok sayıda avukatın çalıştığı bir hukuk bürosu tarafından sunulduğu sistem
group practice n. profesyonellerden oluşan bir derneğin yaptığı uygulamalar
established practice n. yerleşik uygulama/teamül
practice [obsolete] n. el becerisi
practice game n. idman maçı
practice [obsolete] n. uygulama yöntemi
practice [obsolete] n. ustaca yönetme
practice [obsolete] n. gerçekleştirme
practice range n. golf alıştırma sahası
practice game n. skoru sezon kayıtlarına geçmeyen maç
practice [obsolete] n. icra etme
practice range n. golf atışı çalışmak için uygun saha
practice [obsolete] n. becerikli yönetme
private practice n. özel muayenehane hekiminin az çok belirli olan hasta çevresi
private practice n. hususi uygulama
private practice n. özel uygulama
skull practice n. istişare toplantısı
skull practice n. danışma toplantısı
skull practice n. zihinsel egzersiz
operate in practice v. uygulamak
be out of practice v. formda olmamak
put into practice v. uygulamak
be out of practice v. uzun zamandan beri bir şeyi yapmadığı için onu iyi yapamamak
be out of practice v. formdan düşmüş olmak
be out of practice v. paslanmak
make a practice of doing something v. bir şeyi adet edinmek
put into practice v. gerçekleştirmek
practice economy v. tasarruf yapmak
practice a deceit v. hile yapmak
be in practice v. formda olmak
practice upon v. yararlanmak
practice on v. yararlanmak
act contrary to the faith and practice of the community v. akideyi bozmak
put into practice v. pratiğe aktarmak
transfer into practice v. uygulamak
transfer into practice v. pratiğe aktarmak
put into practice v. pratiğe dönüştürmek
transfer into practice v. gerçekleştirmek
put into practice v. uygulamaya koymak
transfer into practice v. pratiğe dönüştürmek
transfer into practice v. uygulamaya koymak
practice charity v. zekat vermek
practice favoritism v. fark gözetmek
put into practice v. hayata geçirmek
put into practice v. pratiğe dökmek
put into practice v. pratiğe geçirmek
put something into practice v. pratiğe dökmek
give someone practice v. pratik kazandırmak
practice double standard v. çifte standart uygulamak
apply in practice v. pratikte uygulamak
put something into practice v. uygulamaya geçirmek
put into practice v. uygulamaya sokmak
put into practice v. uygulamaya almak
improve the practice v. pratiği artırmak
practice piano v. piyano çalışmak
put theory into practice v. teoriyi pratiğe dökmek
practice tennis v. tenis çalışmak
practice [obsolete] v. sıklıkla uğramak
practice [obsolete] v. planlamak
practice [obsolete] v. kullanmak
practice [obsolete] v. neden olmak
practice [obsolete] v. faydalanmak
practice [obsolete] v. (oyunun) içinde rol almak
practice bundling v. nişanlıyla aynı yatakta giyinik uyumak
practice [obsolete] v. meydana getirmek
practice [obsolete] v. sık sık gitmek
practice [obsolete] v. yürürlüğe koymak
practice [obsolete] v. denemek
out of practice adj. idmansız
demonstrated in practice adj. uygulamalı olarak/uygulanarak gösterilen/kanıtlanan
in practice adv. uygulamada
in practice adv. pratikte
in practice adv. icraatta
in theory and in practice adv. teoride ve pratikte
in practice adv. tecrübeli olarak
in practice [obsolete] adv. modaya uygun bir şekilde
in practice [obsolete] adv. mevcut uygulamada
in practice [obsolete] adv. yaygın uygulamada
in practice adv. eli alışmış halde
in practice expr. belirli bir mesleğin icrasında
Phrasals
practice upon something v. bir şey üzerinde denemek/alıştırma yapmak
practice upon something v. bir şey üzerinde alıştırma yapmak
practice on something v. bir şey üzerinde denemek/alıştırma yapmak
practice on something v. bir şey üzerinde alıştırma yapmak
practice on (someone or something) [uk] v. (biri/bir şey) üzerinde talim yapmak
practice on (someone or something) [uk] v. (biri/bir şey) üzerinde deneme/alıştırma yapmak
Phrases
out of practice adj. idmansız
out of practice adj. antrenmansız
out of practice expr. körelmiş
out of practice expr. hamlamış
out of practice expr. yeteneklerini yitirmiş