| Inglés | Turco | |||
|---|---|---|---|---|
| General | ||||
| General | incoming n. | yeni (hükümet/yıl) | ||
|
Progress on this lies in the hands of the incoming administration in Turkey, not the EU. Bu konuda ilerleme kaydetmek AB'nin değil Türkiye'deki yeni yönetimin elindedir. More Sentences |
||||
| General | incoming n. | gelir | ||
|
I encourage the incoming Greek presidency to finalise these negotiations as soon as possible. Yunanistan'ın gelecek dönem başkanlığını bu müzakereleri mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırmaya teşvik ediyorum. More Sentences |
||||
| General | incoming adj. | yeni gelen | ||
|
All the eyes were on the incoming female mayor. Bütün gözler yeni gelen kadın belediye başkanının üzerindeydi. More Sentences |
||||
| General | incoming adj. | gelen | ||
|
Clara took the incoming call that instant. Clara, gelen aramaya anında cevap verdi. More Sentences |
||||
| Computer | ||||
| Computer | incoming adj. | gelen | ||
|
Clara took the incoming call that instant. Clara, gelen aramaya anında cevap verdi. More Sentences |
||||
| General | ||||
| General | incoming n. | girme | ||
| General | incoming n. | kazanç | ||
| General | incoming adj. | yeni başlayan | ||
| General | incoming adj. | yeni | ||
| General | incoming adj. | giren | ||
| General | incoming adj. | ele geçen | ||
| General | incoming adj. | ikame eden | ||
| General | incoming adj. | bir şeyin yerini alan | ||
| General | incoming adj. | meydana gelen | ||
| General | incoming adj. | gerçekleşen | ||
| General | incoming adj. | yaklaşan | ||
| Military | ||||
| Military | incoming expr. | (düşman top ateşi) yaklaşıyor | ||