giren - Turco Inglés Diccionario

giren

Significados de "giren" en diccionario inglés turco : 11 resultado(s)

Turco Inglés
General
giren in adj.
I've been in trouble before.
Daha önce de başım belaya girmişti.

More Sentences
giren enterer n.
giren incoming adj.
giren penetrating adj.
giren inflowing adj.
giren influxive adj.
giren ingoing adj.
giren ingredient [obsolete] adj.
giren intrant [rare] adj.
Computer
giren entered by expr.
Food Engineering
giren input adj.

Significados de "giren" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
General
bahse giren wagerer n.
düzenlenen etkinliklere biletsiz giren kimse gatecrasher n.
hile ile yarışa giren yarışmacı ringer n.
yasak bölgeye giren kimse poacher n.
bahse giren bettor n.
bir şeyin terkibine giren madde ingredient n.
zorla giren şey intruder n.
galopa giren at galloper n.
tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova, maşrapa vb bail n.
izinsiz giren kimse trespasser n.
içine giren enterer n.
zorla giren kimse intruder n.
giren kimse intrant n.
giren kimse entrant n.
sosyeteye ilk defa giren kız debutante n.
bahse giren kimse taker n.
birbirinin içine giren iki tencere double saucepan n.
davetsiz giren kişi gatecrasher n.
kiliseye yeni giren kimse novice n.
şnorkelin ağza giren ve kullanıcının içinden nefes alıp verdiği kısmı mouthpiece aqualung n.
üst veya özel sınıfa giren her şey için kullanılan sözcük posh n.
ağız dalaşına giren kimse scuffler n.
silahlı çatışmaya giren kimse gunfighter n.
sınava giren testee n.
(sınava) giren kimse entrant n.
bir mesleğe giren entrant n.
vücuda giren gıda income n.
hırsızlık maksadıyla eve giren şahıs house breaker n.
giriş ücreti ödemeden giren kimse deadhead n.
bu hafta vizyona giren filmler movies released this week n.
bu hafta vizyona giren filmler films out this week n.
kilide giren anahtar the key entering a lock n.
kilide giren anahtar the key slipping into a lock n.
duvara tırmanıp eve giren hırsız cat burglar n.
ön elemelere giren yarışmacı trialist n.
dereceye giren öğrenciler students ranking the highest n.
giren ışık entering light n.
sınava giren öğrenci sayısı number of students taking the test n.
çok riskli işlere giren kimse adventurer n.
yeniden giren kimse reentrant n.
yeniden giren kimse re-entrant n.
abd'ye geçici bir süre için giren yabancı kimse nonimmigrant [usa] n.
ebenin kendi bölgesine giren diğer oyuncuları yakalamaya çalıştığı bir oyun tommy tiddler's ground n.
ebenin kendi bölgesine giren diğer oyuncuları yakalamaya çalıştığı bir oyun tom tiddler's ground n.
kolay etki altına giren kimse toy n.
görüş alanına giren kimse emergent n.
gerçek kimliğini gizleyerek örgüte, kuruma, partiye giren kimse entrist n.
bilgisayara veri giren kimse keyboarder n.
göze giren madde eyeful n.
canlı manyetizmasının etkisi altına giren kimse magnetizee n.
sıradan bir kişiye genel ilgi alanına giren bir konu hakkında fikrinin sorulduğu bir mülakat vox pop n.
biçimden biçime giren shapeshifter n.
sınava giren kimse quizzer n.
riske giren kimse hazarder n.
belirli sınırların içine giren kategori bracket n.
birinin yetki alanına giren korunabilir alan bubble n.
cemiyete yeni giren genç kız bud n.
bir ürüne giren farklı bileşenlerin oranı mix n.
yarışa giren at mount n.
cinsel ilişkiye giren kimse lovemaker n.
zorla giren kimse obtruder n.
izinsiz giren şey obtrusion n.
izinsiz giren kimse obtrusionist n.
zorla giren şey obtrusion n.
zorla giren kimse obtrusionist n.
saçma münakaşaya giren kimse choplogic [obsolete] n.
saçma münakaşaya giren kimse chop-logic n.
riske giren kimse risker n.
ilk ona giren yarışmacılar runners-up n.
ilk ona giren yarışmacı runner-up n.
sosyeteye ilk kez giren genç kız ingenue n.
giren şey ingate n.
vücuda giren alerjen madde ingestant n.
göze giren şey ingratiation n.
etkileşime giren bireyler veya türler coactor n.
görüş alanına giren yer coast n.
araya giren kimse come-between n.
araya giren şey come-between n.
zorla giren kimse incomer n.
havalara giren kimse pontificator n.
(eskiden) parşömen rulolarına hesap giren muhasebe memuru clerk of the pells n.
(eskiden) parşömen rulolarına hesap giren muhasebe memuru pell rolls n.
giren şey ingredient [obsolete] n.
evlilik yoluyla aileye giren kimse in-law n.
vücuda giren uyarıcı input n.
araya giren kimse interponent n.
araya giren kimse interposer n.
izinsiz giren kadın intrudress n.
araya giren şey intrusive n.
zorla giren kimse intrusionist n.
cinsel ilişkiye giren kimse shagger n.
(antik yunan tiyatrosunda) koro ile diyaloga giren ilk oyuncu protagonist n.
çimentolu bileşik oluşturmak için sönmüş kireçle reaksiyona giren toz halindeki silisli alüminli madde puzzolan n.
çimentolu bileşik oluşturmak için sönmüş kireçle reaksiyona giren toz halindeki silisli alüminli madde puzzolana n.
ağız dalaşına giren kimse squabbler n.
ilk kez hapse giren mahkum star [uk] n.
(ortamda) araya giren şey static n.
denetmen yetkisi altında giren şey stewardry [scotland] n.
(iskoçya) yöneticinin yetki alanına giren topraklar stewartry n.
iki ayağı bir pabuca giren kimse stirabout n.
vasi ile anlaşmazlık durumunda devreye giren ikinci vasi subtutor n.
tekneye giren suyu kova ile boşaltmak bail out v.
tekneye giren suyu kova ile boşaltmak bail v.
giren suyu kova ile boşaltmak bail out v.
diğer taraftan çıkmak (bir taraftan giren şey) come through v.
tekneye giren suyu kova ile boşaltmak lave [obsolete] v.
nalla ayak arasına giren çakıl sebebiyle topallamak (at) gravel v.
bölgesine giren insan veya hayvana saldırmak dive-bomb v.
bölgesine giren canlının baş kısmına saldırmak dive-bomb v.
yürürlüğe giren effectuated adj.
limana giren (gemi) inbound adj.
zorla giren intrusive adj.
havaalanına giren (uçak) inbound adj.
gözüne giren favored with adj.
içeriye giren ingoing adj.
izinsiz ve davetsiz giren intrusive adj.
izinsiz giren trespassing adj.
kapsama giren contained adj.
araya giren intrusive adj.
izinsiz giren intrusive adj.
zorla içeri giren intrusive adj.
araya giren interruptive adj.
kendiliğinden hizaya giren self-aligning adj.
bu sınıfa giren falling into this class adj.
bu kategoriye giren falling into this category adj.
bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü intensional adj.
evcil hayvan giren pet friendly adj.
kendiliğinden tepkimeye giren self-reactive adj.
olgunlaşma sürecine giren maturational adj.
boyunduruk altına giren ridden adj.
azgınlık dönemine giren rutting adj.
yansımasından önce giren incidental adj.
sosyeteye yeni giren genç kadına uygun ingenue adj.
sosyeteye yeni giren genç kadına ait ingenue adj.
sosyeteye yeni giren genç kadın ile ilgili ingenue adj.
akla giren ingratiatory adj.
su gibi akarak giren instreaming adj.
akde giren covenanting adj.
içe giren inpouring adj.
içe doğru giren inrunning adj.
başka maddelerin arasına giren interpenetrative adj.
iç içe giren interpenetrative adj.
araya giren intervenient adj.
araya giren intervenient adj.
vücudun içine giren intromittent adj.
başka bir şeyin içine giren intussuscepted adj.
cinsel ilişkiye giren involved adj.
içeri giren inward adj.
çarpışma öncesi devreye giren precrash adj.
hemen etki altına giren skinless adj.