bail - Turco Inglés Diccionario

bail

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bail — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /beɪl/ – BrE /beɪl/)
Categoría gramatical:
İsim: bail (uncountable); Fiil: bail (bails – bailed – bailing)

Significados de "bail" en diccionario turco inglés : 66 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
bail n. kefalet
Both mafia members have been released on high bail.
Her iki mafya üyesi de yüksek kefalet karşılığında serbest bırakıldı.

More Sentences
bail v. kefaletle serbest bırakmak
General
bail n. kefalet
Both mafia members have been released on high bail.
Her iki mafya üyesi de yüksek kefalet karşılığında serbest bırakıldı.

More Sentences
bail n. yarım daire biçiminde tente desteği
Trinity had thought the wooden bails to be durable when purchasing.
Trinity, satın alırken ahşap tente destekleri daha dayanıklı olur diye düşünmüştü.

More Sentences
bail v. kefaletle serbest bıraktırmak
The thief asked for his mother's help to bail him out to appear in court.
Hırsız, onu mahkemeye çıkmak üzere kefaletle serbest bıraktırması için annesinden yardım istedi.

More Sentences
Trade/Economic
bail n. kefalet
Both mafia members have been released on high bail.
Her iki mafya üyesi de yüksek kefalet karşılığında serbest bırakıldı.

More Sentences
Law
bail n. kefalet
Both mafia members have been released on high bail.
Her iki mafya üyesi de yüksek kefalet karşılığında serbest bırakıldı.

More Sentences
bail v. kefaletini ödemek
I bailed Tom out.
Tom'un kefaletini ödedim.

More Sentences
General
bail n. çember
bail n. halka
bail n. tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova, maşrapa vb
bail n. kefil
bail n. kefalet ücreti
bail n. teminat
bail n. kolye ucu halkası
bail n. yarım daire şeklindeki tutamak
bail v. tekneye giren suyu kova ile boşaltmak
bail v. emanet etmek
bail v. kurtarmak
bail v. uçaktan paraşütle atlamak
bail v. bir projeyi veya girişimi bırakmak
bail v. (mal) teslim etmek
bail v. bir çıkmazdan çıkmaya yardımcı olmak
bail v. özel bir amaç için emanet vermek
bail v. sınırlı bir süre için emanet vermek
bail v. kurtulmak
bail v. paçayı kurtarmak
Trade/Economic
bail n. kefil
bail n. teminat
Law
bail n. kefalete bağlanma
bail n. kefaletle tahliye edilme
bail n. kefil
bail n. kefaletle tahliye
bail n. teminat
bail n. tahliye için kefalet
bail n. teminat akçesi (sanığın tahliye edilmesi için verilmesi gereken)
bail n. (ingiliz hukuk sisteminde) geçici şartlı salıverme
bail n. (ingiliz hukuk sisteminde) adli kontrol şartıyla serbestlik
bail v. bir kimseye kefalet ederek tahliyesini sağlamak
bail v. kefaletle tahliyesini sağlamak
bail v. tevdi etmek
bail v. tutukluyu kefile teslim etmek
bail v. vedia vermek
bail v. suçlamaya karşılık vermek için mahkemeye çıkmamak
bail v. sözleşmeyle rehin vermek
Technical
bail n. kepçe
bail n. kapalı vagonun üstünü desteklemek için kullanılan kemer
bail n. daktiloda kağıdı tutan parça
bail n. cankurtaran arabası üzerindeki çeki kancası
bail n. top muylusu bağlantı demiri
bail n. yol düzleyici araç üzerindeki döner kemerli çelik yay
bail n. merdane baskı makinesinde tipman tabakasını sabit tutan metal bir kelepçe
bail v. kepçe ile suyu boşaltmak
Architecture
bail n. kale dış duvarı
bail n. kale duvarları ile çevrelenen avlu
Automotive
bail n. kilit yayı
Marine Biology
bail v. boşaltmak
bail v. çıkarmak
bail v. sintine basmak
bail v. tahliye etmek
Breeding
bail n. seyyar mandıra
Fishery
bail n. olta makarasının döner parçası
Sport
bail n. kriket oyununda kütüklerin üstüne konan iki parça tahtadan biri
Archaic
bail v. sınırlandırmak
bail v. hapsetmek
Engineering
bail n. kanopilerde kullanılan yarım daire şeklinde destek

Significados de "bail" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
bail bond n. kefaletname
bail-out n. maddi yardımda bulunma
bail [obsolete] n. yargı yetkisi
bail [obsolete] n. velayet
cow bail n. kefaletle serbest kalma
go/stand bail for v. kefil olmak (sanığa)
bail out v. kefaletle serbest bıraktırmak
go/stand bail for v. kefaletini yatırmak (sanığın)
go bail for v. kefaletini yatırmak
bail someone out v. birine kefalet ederek tahliyesini sağlamak
go bail for v. sanığın kefaletini yatırmak
go bail for v. kefil olmak
go bail v. kefil olmak
bail out v. maşrapa vb ile boşaltmak
stand bail for v. sanığa kefil olmak
admit to bail v. kefaletle serbest bırakmak
jump one's bail v. kefalet altındayken duruşmaya gelmemek
release on bail v. kefaletle serbest bırakmak
go bail for somebody v. kefil olmak
bail out v. tekneye giren suyu kova ile boşaltmak
allow bail v. kefaletle serbest bırakmak
bail out v. kurtarmak
bail out v. paraşütle atlamak (uçaktan)
bail out v. paraşütle atlamak
stand bail for v. kefil olmak
grant bail v. kefaletle serbest bırakmak
release on bail v. kefaletle salıvermek
bail out v. giren suyu kova ile boşaltmak
be freed on bail v. şartlı salıverilmek
bail out v. mali destek vererek kurtarmak
bail out v. paçayı kurtarmak
bail out v. kurtulmak
bail out v. kefaletle serbest bırakmak
pay the bail v. kefalet ödemek
pay the bail v. kefaleti ödemek
post a bail bond v. kefalet ödemek
bail somebody out v. maddi olarak destekleyerek kurtarmak/rahatlatmak
bail out somebody v. maddi olarak destekleyerek kurtarmak/rahatlatmak
make bail v. kefaletini ödeyip kurtarmak
release somebody on bail v. birini kefaletle serbest bırakmak
bail [australia] v. tutuklamak
leg bail v. uçarak kaçmak
bail [australia] v. birini durdurup tehditkar şekilde konuşmak
bail [australia] v. durmaya zorlamak
skip bail v. duruşmadan kaçmak
skip bail v. mahkemeye çıkmamak
on bail adv. kefaletle
Phrasals
bail up [australia] v. konuşmaya tutmak
bail up [australia] v. soygun amacıyla kıskıvrak yakalamak/tutmak
bail up [australia] v. işinden/yolundan alıkoymak
bail up [australia] v. yakalamak
bail up [australia] v. inekleri sağma salonunda/bölmesinde tutmak
bail up [australia] v. inekleri sağma salonuna/bölmesine kapatmak
bail up [australia] v. soygun amacıyla kıstırmak
bail up [australia] v. inekleri sağma salonuna/bölmesine almak
bail out v. zor bir durumdan kaçıp kurtulmak
bail up [australia] v. hırsızlara direnmeden teslim olmak
bail out on (one) v. (birinden) ayrılmak
bail on (one) v. (birini) yüzüstü bırakmak
bail out v. terk etmek
bail on (one) v. (birini) terk etmek
bail on someone v. birini yalnız bırakmak
bail out v. yalnız bırakmak
bail out on (one) v. (birini) bırakıp gitmek
bail on someone v. birini terk etmek
bail something out v. maşrapa, kova ile suyunu boşaltmak/tahliye etmek
bail out v. yüzüstü bırakmak
bail on someone v. birini yüzüstü bırakmak
bail out v. bırakıp gitmek
bail someone or something out v. birini/bir şeyi kurtarmak
bail out on (one) v. (birini) yüzüstü bırakmak
bail on (one) v. (birini) bırakıp gitmek
bail on someone v. birinden ayrılmak
bail someone or something out v. birini/bir şeyi zor durumdan kurtarmak
bail someone or something out v. birini/bir şeyi beladan kurtarmak
bail out v. ayrılmak
bail on (one) v. (birinden) ayrılmak
bail out on (one) v. (birini) terk etmek
bail on someone v. birini bırakıp gitmek
bail on (one) v. (birini) yalnız bırakmak
bail out on (one) v. (birini) yalnız bırakmak
bail something out v. teknede biriken suyu kova ile boşaltmak/tahliye etmek
Colloquial
bail up [australia] v. (konuşma sırasında) esir almak
Idioms
bail out on someone v. birisini yüzüstü bırakmak
bail someone out v. birisini kefaletini ödeyerek hapisten çıkarmak
bail someone out of jail v. birisini kefaletini ödeyerek hapisten çıkarmak
bail someone out of jail v. kefaletle hapisten çıkarmak
bail out of jail v. kefaletle hapisten çıkarmak
bail out of jail v. birisini kefaletini ödeyerek hapisten çıkarmak
bail someone out v. kefaletle hapisten çıkarmak
jump one's bail v. kefaletle serbest kalmış durumdayken şartlara uymayıp firar etmek
give leg bail v. tabana kuvvet kaçıp kurtulmak
give leg bail v. topuklamak
give leg bail v. sıvışmak
give leg bail v. tüymek
give leg bail v. kaçmak
take leg bail v. kaçmak
take leg bail v. tabanları yağlamak
give leg bail v. tabanları yağlamak
bail someone out of jail v. zorda olan birine yardım etmek
bail someone out v. birini zor durumdan kurtarmak
bail someone out v. zorda olan birine yardım etmek
bail someone out of jail v. birini zor durumdan kurtarmak
bail (one) out of jail v. (birini) kefaletini ödeyerek hapisten çıkarmak
bail (one) out of jail v. (birini) kefaletle hapisten kurtarmak
out on bail expr. kefaletle bırakılmış
out on bail expr. kefaletle hapisten kurtulmuş
out on bail expr. kefaletle tahliye edilmiş
Speaking
bail on v. birini ekmek
there's no bail set expr. kefaletin belirlenmemiş
Trade/Economic
bail bond n. kefalet senedi
bail out n. kefalet ödeyerek tahliyesini sağlama
bail bond n. teminat olarak verilen tahvil
second bail n. kefile kefil
bail-out stock n. şirket ortaklarına kar dağıtımı olarak nakit para yerine çıkartılıp verilen tercihli hisse senetleri
release on bail n. kefaletle tahliye
go bail v. kefalet vermek
bail out v. kefaletle serbest bırakmak
bail out v. kefaletle serbest bıraktırmak
Law
bail hearing n. kefalet duruşması
personal bail n. kefalet
bail out n. kefil olup hapisten çıkar
bail bondsman n. kefaletnameci
bail bond n. kefalet senedi
form of bail n. kefaletin şekli
release on bail n. kefaletle tahliye
bail above n. bir davada davalının yargılama neticesinde mahkum olması halinde mahkeme masraflarını ve mahkum olduğu ücreti ödeyeceğini aksi takdirde onun yerine ödemede bulunacağına dair kefalette bulunan kimse
bail in error n. tehiri icra teminatı
bail absolute n. vasi
bail process n. davalının tutuklandıktan sonra kefalet göstererek tahliye edilmesi
bail below n. bir özel davada davalının mahkemede hazır bulunmasını tekeffül eden kefil
bail bond n. teminat olarak verilen para
bail offense n. sanığın teminata bağlı olarak tahliyesinin kanunen caiz olduğu suç
bail absolute n. terekeyi idare memuru
bail bond n. tahliye ve serbest kalmak için verilen senet
bail absolute n. kayyım gibi şahısların sorumluluklarına kefalet eden kefil
civil bail n. kefalet
bail clause n. kefalet klozu
bail piece n. tutuklu teslim tutanağı
bail absolute n. terekeyi idare görevlisi
bail piece n. tahliye senedi
bail bond n. tahliye senedi
bail piece n. serbest bırakılma senedi
bail absolute n. vasiye kefalet eden kefil
bail piece n. kefalet senedi
bail bond n. serbest bırakılma senedi
release without bail n. kefaletsiz serbest bırakma
release on bail n. kefaletle serbest bırakma
release on bail n. kefaletle salıverme
release on bail n. kefaletle tahliye etme