giren - Turkish English Dictionary
History

giren



Meanings of "giren" in English Turkish Dictionary : 5 result(s)

Turkish English
General
giren enterer n.
giren penetrating adj.
giren incoming adj.
Computer
giren entered by
Food Engineering
giren input

Meanings of "giren" with other terms in English Turkish Dictionary : 188 result(s)

Turkish English
General
diğer taraftan çıkmak (bir taraftan giren şey) come through v.
giren suyu kova ile boşaltmak bail out v.
tekneye giren suyu kova ile boşaltmak bail out v.
tekneye giren suyu kova ile boşaltmak bail v.
(sınava) giren kimse entrant n.
ağız dalaşına giren kimse scuffler n.
bahse giren wagerer n.
bahse giren bettor n.
bahse giren kimse taker n.
bir mesleğe giren entrant n.
bir şeyin terkibine giren madde ingredient n.
bir yere giriş parası vermeden giren kimse deadhead n.
birbirinin içine giren iki tencere double saucepan n.
bu hafta vizyona giren filmler movies released this week n.
bu hafta vizyona giren filmler films out this week n.
davetsiz giren kişi gatecrasher n.
dereceye giren öğrenciler students ranking the highest n.
duvara tırmanıp eve giren hırsız cat burglar n.
düzenlenen etkinliklere biletsiz giren kimse gatecrasher n.
galopa giren at galloper n.
giren ışık entering light n.
giren kimse intrant n.
giren kimse entrant n.
hırsızlık maksadıyla eve giren şahıs house breaker n.
hile ile yarışa giren yarışmacı ringer n.
içine giren enterer n.
izinsiz giren kimse trespasser n.
kilide giren anahtar the key slipping into a lock n.
kilide giren anahtar the key entering a lock n.
kiliseye yeni giren kimse novice n.
ön elemelere giren yarışmacı trialist n.
sınava giren testee n.
sınava giren öğrenci sayısı number of students taking the test n.
silahlı çatışmaya giren kimse gunfighter n.
sosyeteye ilk defa giren kız debutante n.
şnorkelin ağza giren ve kullanıcının içinden nefes alıp verdiği kısmı mouthpiece aqualung n.
tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova, maşrapa vb bail n.
üst veya özel sınıfa giren her şey için kullanılan sözcük posh n.
vücuda giren gıda income n.
yasak bölgeye giren kimse poacher n.
zorla giren kimse intruder n.
zorla giren şey intruder n.
araya giren intrusive adj.
araya giren interruptive adj.
bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü intensional adj.
bu kategoriye giren falling into this category adj.
bu sınıfa giren falling into this class adj.
evcil hayvan giren pet friendly adj.
gözüne giren favored with adj.
havaalanına giren (uçak) inbound adj.
içeriye giren ingoing adj.
izinsiz giren intrusive adj.
izinsiz giren trespassing adj.
izinsiz ve davetsiz giren intrusive adj.
kapsama giren contained adj.
kendiliğinden hizaya giren self-aligning adj.
limana giren (gemi) inbound adj.
yürürlüğe giren effectuated adj.
zorla giren intrusive adj.
zorla içeri giren intrusive adj.
Phrases
dereceye giren ranking the highest
dereceye giren ranking
son giren son çıkar last in last out
Proverb
buraya giren tüm umutlarını kapıda bıraksın abandon hope all ye who enter here
hamama giren terler he that would have eggs must endure the cackling of hens
Speaking
hamama giren terler if you can't stand the heat get out of the kitchen
Slang
abd sınırından kaçak olarak giren meksikalıları aşağılamak için söylenen söz wetback
her ortama giren sosyal arkadaş brofessional
spor salonuna izinsiz veya bir başka salonun giriş kartıyla giren kimse illegal gymigrant
zorla ilişkiye giren mahkum punking out
Trade/Economic
bir yıl içinde dış dünyadan ülkeye giren veya ülkeden dış dünyaya giden kısa ve uzun vadeli tüm sermaye akımları arasındaki fark balance on the capital account
borçlu adına borcun ödenmesi yükümlülüğü altına giren kimse guarantor
büyük risklere giren spekülatör plunger
ek olarak yürürlüğe giren substantively enacted
geçici kabul rejiminden ülkeye giren mallardan alınan vergilerin çıkışta geri ödenmesi drawback
ihaleye giren bidder
ihaleye giren firma bidder company
ihaleye giren firma bidding company
ihaleye giren kurum bidder company
ihaleye giren şirket bidder company
ihaleye giren şirketler bidding companies
ilk giren ilk çıkar first in first out (fifo)
ilk giren ilk çıkar fifo
ilk giren ilk çıkar first in first out
ilk giren ilk çıkar first-in first-out
ilk giren ilk çıkar yöntemi first in first out method
ilk giren ilk çıkar yöntemine göre envanter yapma usulü first-in-first-out
limana giren ya da limandan ayrılan sevkiyat ya da gemi cleared
riske giren kişi risk taker
son giren ilk çıkar last in first out
son giren ilk çıkar (last in, first out) diye bilinen muhasebe ilkesi lifo
son giren ilk çıkar yöntemi last in first-out
son giren ilk çıkar yöntemi last in first out method
ticarete giren mallar tradable-goods
uluslararası ticarete giren malların tasnifi ile ilgili standart bir sistem standard international trade classification
ülkeye giren inflow
ülkeye giren ve çıkan malların hareketini kontrol eden devlet birimi customs
yabancı ülkelerden ticari amaçlarla ülkeye giren mal veya hizmetler imports
yeniden giren reentrant
yeniden giren re-entrant
yükümlülük altına giren obligor
Law
(başkasının mülküne) izinsiz giren trespasser
(başkasının mülküne) izinsiz giren intruder
(başkasının mülküne) izinsiz giren interloper
abd'de 2010 senesinde yürürlüğe giren ve herkesin sağlık sigortasına sahip olmasını şart koşan hesaplı sağlık hizmetleri yasası olarak bilinen yasa obamacare
araya giren intervening
araya giren neden intervening cause
başkasıyla taahhüt altına giren şahıs co-stipulator
sözleşme kapsamına giren bölge territory of the contract
şirketimiz ana sözleşmesi ile belirlenen şirketin amaç konusuna giren tüm işlemleri ifa ve ikmale initiate and execute and finalize all activating within the ambit of our corporate charter of incorporation
taahhüt altına giren borçlu obliging
taahhüt altına giren kimse promiser
yürürlüğe giren kanunlar statutes at large
Politics
hemen yürürlüğe giren anlaşma self executing treaty
vatandaşlığa giren kimse denizen
Insurance
devre sonunda yürürlüğe giren irat immediate annuity
ilk giren, ilk çıkar first in first out
Technical
emiş ağzı (pompanın sıvıya giren kısmı) fluid end
fren devresine giren havanın alınması brake air bleeding
giren akım influent
giren bilgiler incorporate functions
giren güvenlik politıkası inbound security policy
giren politıka inbound policy
giren su inflow
giren su head water
giren trafik inbound traffic
ilk giren random out
ilk giren ilk çıkar yığıtı pushoutstack
iyodun veya onunla tepkimeye giren maddenin miktarının saptanması iodometry
makinenin hasar görmesininin önlenmesi amacıyla tasarlanmış otomatik olarak devreye giren sistem bearing watchdog
son giren ilk çıkar last-in first-out
son giren ilk çıkar yığıtı last in first out stack
son giren ilk çıkar yığıtı pushdown stack
Computer
ilk giren ilk çıkar yığıtı push up stack
ilk giren ilk çıkar yığıtı pushout stack
ilk giren ilk çıkar yığıtı first in first out stack
izinsiz giren intrusive
son giren ilk çıkar last-in
son giren ilk çıkar kuyruğu last in first out queue
son giren ilk çıkar kuyruğu push-down queue
son giren ilk çıkar kuyruk pushdown queue
son giren ilk çıkar kuyruk push down queue
son giren ilk çıkar yığıtı pushdown stack
son giren ilk çıkar yığıtı last in first out stack
tabakalar arasına giren intrusive
yazıcıya dik giren zarf vertical-feed envelope
zorla içeri giren intrusive
Informatics
ilk giren ilk çıkar first-in first-out
izinsiz giren intruder
son giren ilk çıkar kuyruğu pushdown queue
son giren ilk çıkar yığıtı pushdown stack
Telecom
ilk giren-ilk çıkar first in-first out
telefon hattına izinsiz giren kişi phreaker
Automotive
giren hava intake air
Aeronautic
giren havanın bir fan tarafından sıkıştırıldığı bir jet uçak motor tipi fan jet
Medical
araya giren hastalık intercurrent illness
bağırsakların içeriye giren bölümü intussusceptum
diyalize giren yaşlı hastalar elderly patients on dialysis
giren madde miktarı input
hemodiyalize giren kronik böbrek yetersizliği hastaları chronic renal failure patients undergoing hemodialysis
içeri giren madde input
majör travma sınıfına giren classified as major trauma
remisyona giren remitter
sindirim dışı yolla bedene giren parenteral
vücuda giren herhangi bir mikrobun dokulara yayılma kapasitesi invasiveness
Chemistry
bir enzimin etkisiyle reaksiyona giren madde substrate
tepkimeye giren madde reactant
Marine Biology
kirpikli tek hücreliler sınıfına giren deniz canlıları nassophorea
Botanic
ilk giren ilk çıkar yığıtı first in first out stack
Linguistics
sınava giren examinee
sınava giren test user
sınava giren test taker
sınava giren testee
Environment
acil durumda devreye giren soğutma sistemi emergency core cooling system
acil durumda devreye giren su besleme emergency feedwater
Geology
tabakalar arasına giren kaya intrusion
Military
ampulün duya giren kısmı bayonet
giren bilgi teçhizatı input equipment
son giren ilk çıkar last in first out
son giren ilk çıkar kaidesi last in first out
Basketball
çembere değmeden giren şut nothing but net
Baseball
9. devreden önce oyuna giren daha isabetli atışlar yapan oyuncu setup pitcher
beyzbolda sıkı vuruş için oyuna giren vurucu pinch hitter
maçın sonlarına doğru oyuna giren daha isabetli atışlar yapan oyuncu reliever
maçın sonlarına doğru oyuna giren daha isabetli atışlar yapan oyuncu closer
maçın sonlarına doğru oyuna giren daha isabetli atışlar yapan oyuncu relief pitcher
Cinema
ülke genelinde gösterime giren wide-release
British Slang
(uyuşturucu yüzünden) yüzü şekilden şekle giren kimse gurner