box - Turkish English Dictionary
History

box

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "box" in Turkish English Dictionary : 74 result(s)

English Turkish
Common Usage
box n. kutu
General
box v. boks etmek
box v. yumruk atmak
box v. boks yapmak
box v. kutuya koymak
box v. tokatlamak
box v. sandığa koymak
box v. kutulamak
box v. sandıklamak
box v. dövüşmek
box v. yumruklaşmak
box v. yumruk vurmak
box n. televizyon
box n. teyp veya radyo
box n. karton kutu
box n. kasa
box n. kulübe
box n. jüri bölmesi
box n. mahfaza
box n. yumruk
box n. at arabacısı yeri
box n. loca
box n. şamar
box n. sandık
box n. şimşir
box n. göz
box n. kompartıman
box n. tokat
box n. kutu veya sandık dolusu
box n. hediye
box n. nöbetçi kulübesi
box n. kutu
box n. boks
box n. kutucuk
Colloquial
box v. boks yapmak
box v. boks maçı yapmak
box v. boks antrenmanı yapmak
box v. ölmek
box v. can vermek
box n. taşınabilir büyük radyo/müzik seti
box n. getto radyosu
box n. kocaman radyo
box n. omuzda taşınan büyük radyo
box n. pikap
box n. plakçalar
box n. gramofon
box n. fonograf
box n. akordiyon
box n. akordeon
box n. armonika
box n. piyano
Slang
box n. tabut
box n. kuku
box n. vajina
box n. alet
box n. penis
box n. yarak
Trade/Economic
box sandık
box kutu
Technical
box takım kutusu
box bir parçanın koruyucu mahfazası
box yatak zarfı
Automotive
box transmisyon
box susturucu
box şanzıman
box bölme
Marine
box orsada boca ve pupa ederek gemiyi tekrar orsaya getirmek
Sport
box n. amerika'da oynanan at yarışlarında 4'lü bahis veya tabela
box boks yapmak
British Slang
box n. am
box kıç
box kuku
box vajina
box göt

Meanings of "box" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
Common Usage
glove box n. torpido gözü
General
box somebody's ears v. tokat atmak
box up v. sandığa koymak
box in v. sıkıştığı yerden çıkmamak
box up v. sıkışıp kalmak
box in v. sıkışıp kalmak
box up v. sıkıştığı yerden çıkmamak
take something out of the box v. kutudan çıkarmak
remove something from the box v. kutudan çıkarmak
check the box v. kutucuğu işaretlemek
place one's ballot in the ballot box v. oy sandığına oyunu atmak
not do as well as expected at the box office v. gişede umduğunu bulamamak
be a box office disappointment v. gişede umduğunu bulamamak
be a failure in the box office v. gişede umduğunu bulamamak
get into the box v. kutunun içine girmek
enter the box v. kutunun içine girmek
open the box v. kutuyu açmak
time box v. belirli bir zamana kısıtlamak
not do as well as expected at the box office v. gişede beklediğini bulamamak
box end wrench n. yıldız anahtarı
button box n. tuş grubu
rose box n. gül kutusu
cigar box n. sigara kutusu
telephone box n. telefon kulübesi
coin box n. madeni para kutusu
conduit box n. buvat
window box n. çiçeklik
cartridge box n. fişeklik
press box n. basın mensuplarına ayrılan yer
button box n. akordiyon
boom box n. taşınabilir kaset veya cd çalar
box brackets n. köşeli parantez
musical box n. çalgı kutusu
grease box n. yağdanlık
box office n. bilet gişesi
pepper box n. biberlik
safe deposit box n. özel müşteri kasası
ballot box n. oy sandığı
sewing box n. dikiş kutusu
packing box n. ambalaj kutusu
box office n. gişe
coin box n. ankesör
transmission box n. şanzıman
accessory box n. malzeme kutusu
box office n. gişe (sinema)
watch box n. saat kutusu
pandora's box n. pandora'nın kutusu
box coat n. kalın arabacı paltosu
deposit box n. emanet sandığı
music box n. müzik kutusu
cardboard box n. hayali
journal box n. şaft kovanı
safe deposit box n. çelik kasa
conduit box n. kofra
terminal box n. kofre
storage box n. saklama kutusu
conduit box n. elektrik kutusu
packing box n. eşya sandığı
post box n. posta kutusu
lunch box n. beslenme çantası
status box n. durum kutucuğu
transmission box n. şanzıman kutusu
sentry box n. kulübe
telephone box n. telefon kutusu
signal box n. makasçı kulübesi
light box n. ışık kabini
pencil box n. kalem kutusu
pencil box n. kalemlik
box office n. sinema gişesi
box number n. posta kutusu numarası
sentry box n. nöbetçi kulübesi
cardboard box n. mukavva kutu
jewel box n. mücevher kutusu
telephone box n. kulübe
deck box n. deste kutusu
witness box n. tanık kürsüsü
storage box n. saklama kabı
toy box n. oyuncak kutusu
cardboard box n. uydurma
bread box n. ekmek kabı
alms box n. zekat kutusu
call box n. telefon kulübesi
window box n. jardiniyer
pillar box n. açık yerlerde bulunan umumi posta kutusu
dispatch box n. evrak çantası
box kite n. kuyruksuz uçurtma
match box n. kibrit kutusu
cash box n. kasa
phone box n. telefon kulübesi
metal box n. metal kutu
letter box n. mektup kutusu
ballot box n. sandık
ballot box n. seçim sandığı
poor box n. sadaka kutusu
control box n. kumanda kutusu
packing box n. paketleme kutusu
safe box n. para kasası
watch box n. nöbetçi kulübesi
safe deposit box n. kiralık kasa
mailing box n. posta kutusu
letter box n. posta kutusu
mail box n. posta kutusu
paper box n. karton
paper box machinery n. kağıt kutu makinesi
gift box n. hediye paketi
request box n. istek kutusu
gift box n. hediye kutusu
sound box n. seslendirme odası
alarm signal box n. imdat freni kutusu
box tortoise n. kutu kaplumbağası
box turtle n. kutu kaplumbağası
box sealing tape n. koli bandı
box tape n. koli bandı
box cutter n. maket bıçağı
jewelry box n. mücevher kasası
ice box n. soğutucu
batch box n. ambar
batch box n. ölçü sandığı
box stoop n. yüksek veranda
box stool n. sandıklı tabure
box office n. bilet gişesi (sinema/tiyatro)
detonator box n. detonatör sandığı
flushing box n. tuvalet su deposu
box-seat n. sandıklı kanepe
end alarm-operating box n. imdat freni uç kutusu
pillar-box n. posta kutusu
solidarity cash-box n. işsizlik yardım sandığı
safe-deposit box n. bankadaki kiralık kasa
post-office box n. posta kutusu
poor-box of the ottoman empire n. atiyye-i seniyye
safe-deposit box n. kiralık kasa
nesting-box n. folluk
safety-deposit box n. kiralık kasa
money-box n. kumbara
grease box n. yağ kutusu
horse-box ramp n. seyyar rampa
horse box n. at nakil vagonu
money box n. kumbara
post office box n. posta kutusu
musical box n. müzik kutusu
pillar box n. mektup kutusu
phone-box n. telefon kabini
goggle box n. televizyon
safety deposit box n. (bankada) kiralık kasa
safe-deposit box n. (bankada) kiralık kasa
box office gross n. gişe hasılatı
box office n. gişe hasılatı
box-office return n. gişe hasılatı
phone box n. telefon kabini
index box n. fiş kutusu
clear box sealing tape n. şeffaf koli bandı
wooden bread box n. ahşap ekmek kutusu
clear box tape n. şeffaf koli bandı
cigarette box n. sigara paketi
loose box n. (bina içi) ahır
ring box n. yüzük kutusu
salt-box n. tuz kutusu
knife box n. bıçak kutusu
knife box n. bıçak kasası
box glove n. boks eldiveni
egg box n. yumurta paketi
box seat n. loca koltuğu (sinema)
box-office hit n. kapalı gişe oynayan film/oyun
window box n. çiçeklik (pencere)
glove box n. eldiven kutusu
glove box n. torpido gözü
litter box n. (özellikle kedinin) kum kabı
cat box n. (özellikle kedinin) kum kabı
sand box n. (özellikle kedinin) kum kabı
litter box n. kedi kumluğu
sand box n. kedi kumluğu
cat box n. kedi kumluğu
cigarette box n. sigara tabakası
compass box n. pergel kutusu
dead letter box n. mesaj ve çeşitli dokümanların değiş-tokuş edildiği gizli yer
pill box n. hap kutusu
toe box n. bombe (ayakkabının burun kısmındaki kalıplı parça )
breaker box n. sigorta kutusu
guard box n. bekçi/nöbetçi kulübesi
shoeshine box n. boyacı sandığı
shoe shine box n. boyacı sandığı
pine box n. çam ağacından yapılan tabut
fuse box fire n. sigorta (kutusu) yangını
theatre box n. loca
opera box n. loca
a box of cigars n. bir kutu puro
commentary box n. spiker anlatım yeri
commentary box n. spiker masası
cool box n. portatif soğutucu
cool box n. buz kutusu
coach box n. arabacı yeri
dice box n. zar kupası
dispatch box n. evrak sandığı
ditty-box n. küçük gemici kutusu
walk-in box n. soğuk oda
walk-in box n. buzhane
walk-in box n. soğuk hava odası
walk-in box n. soğuk hava deposu
litter box n. kedi kumu kabı
box art n. kutu sanatı
big-box store n. mega mağaza
dog box n. köpek taşıma kutusu
share box n. paylaşım kutusu
black box n. nükleer silah/füze kumanda çantası
desk book box n. sıranın gözü
a box of matches n. bir kutu kibrit
box room n. sandık odası
box spring n. baza
big box n. mega mağaza
big box n. büyük mağaza
pen box n. kalem kutusu
pen box n. kalemlik
lost and found box n. kayıp eşya kutusu
ballerina music box n. balerinli müzik kutusu
music box with ballerina n. balerinli müzik kutusu
napkin box n. peçetelik
napkin box n. peçete kutusu
tissue box n. peçete kutusu
tissue box n. peçetelik
cardboard box n. karton kutu
shoe box. n. ayakkabı kutusu
cardboard box n. karton koli
planter box n. ekici kutusu
box letter n. kutu harf
roof box n. portbagaj
milk box n. süt kutusu
fruit box n. meyve kasası
honey box n. bal kutusu
ammunition box n. cephane kutusu
cereal box n. mısır gevreği kutusu
collection box n. bağış kutusu
chocolate box n. çikolata kutusu
heart shaped box n. kalp şeklinde kutu
utility box n. alet çantası
utility box n. alet kutusu
utility box n. takım kutusu
cardboard box n. karton kutu
bird box n. kuş evi
fire alarm box n. yangın alarm kutusu
call box n. yangın alarm kutusu
cereal box n. kahvaltılık gevrek/tahıl kutusu
meal box n. yemek paketi
tinder box n. kavın saklandığı kutu
tinder box n. kav kutusu
touch-box n. içinde kibrit yakmaya yarayan kav olan kutu
tool box n. alet kutusu
mite box n. sadaka kutusu
having a coin box adj. ankesörlü
Phrasals
box off v. dar bölmelere bölmek
box up v. saklamak üzere bir kutuya koymak
box up v. sınırlamak
box up v. sıkıştırmak
box up v. dar bir yere zorla sıkıştırmak
box up v. sıkış tıkış olmak/hissetmek
box up v. sıkıştırmak
box up v. tıkıştırmak
box up v. tıka basa/sıkış tıkış koymak
box up v. tıka basa/sıkış tıkış doldurmak
box up v. tıka basa/sıkış tıkış yerleştirmek
box something up v. kutulamak
box something up v. paketlemek
box something up v. kutuya koymak/yerleştirmek
box up sıkışıp kalmak
box in sıkışıp kalmak
box in dar bir yere tıkışmak
box in bir yerde kapanıp kalmak
box up sıkıştırmak
box up bir yerde kapanıp kalmak
box in sıkıştırmak
box up dar bir yere tıkışmak
Phrases
life is like a box of chocolates expr. hayat/yaşam sürprizlerle doludur
life is like a box of chocolates expr. kutudan ne çıkacağını bilemezsin
life is like a box of chocolates expr. bazen çalışmadığın yerden soru gelir
life is like a box of chocolates expr. hayat inişli çıkışlı/yokuşlu bir yoldur
life is like a box of chocolates expr. hayatın karşına neler çıkaracağını bilemezsin
life is like a box of chocolates expr. hayat öngörülmezdir
life is like a box of chocolates expr. yarının ne getireceği belli olmaz
life is like a box of chocolates expr. yarının nelere gebe olacağını bilemezsin
Colloquial
bo (box office) n. bilet gişesi
bo (box office) n. sinema gişesi
box office n. bilet gişesi
box office n. sinema gişesi
black box n. karakutu
idea box n. baş
idea box n. kafa
idea box n. beyin
idea box n. saksı
idea box n. akıl
idea box n. zihin
knowledge-box n. baş
knowledge-box n. kafa
knowledge-box n. beyin
knowledge-box n. saksı
knowledge-box n. akıl
knowledge-box n. zihin
squawk box n. (mağaza) anons/hoparlör sistemi
squawk box n. dahili haberleşme sistemi
think-box n. baş
think-box n. kafa
think-box n. beyin
think-box n. saksı
think-box n. akıl
think-box n. zihin
in a box adj. kötü durumda
in a box adj. zor durumda
in a box adj. baskı altında
in a box adj. köşeye sıkışmış
in a box adj. sıkışık
in a box adj. çaresiz kalmış
in a box adj. çıkmaza girmiş
in a box adj. çıkmazda
in a box adj. tercih/seçim hakkı olmayan/kalmayan
in the box seat [australia/new zealand] adv. avantajlı durumda
in the box seat [australia/new zealand] adv. çok uygun bir durumda
glory box çeyiz sandığı
a music box müzik kutusu
a box of chocolates bir kutu çikolata
Idioms
box and cox v. aynı evi farklı zamanlarda kullanmak
think outside the box v. alışılmışın dışına çıkmak
think out of the box v. alışılmışın dışına çıkmak
think out of/outside the box v. at gözlüğünü çıkarmak
think out of/outside the box v. kalıpların dışında düşünmek
give a box on the ear v. (birisinin) kulağını çekmek
give a box on the ear v. (birisinin) kulağını bükmek
be first out of the box [us] v. en önce yapan/ortaya atan olmak
be knocked out of the box v. (beyzbolda atıcı) (çok fazla vuruş kaçırdığı için) oyundan alınmak
box (oneself) into a corner v. kendini zor bir duruma sokmak
box (oneself) into a corner v. kendi kuyusunu kendi kazmak
box (oneself) into a corner v. kendi ipiyle düşmek
box the compass v. düşüncesini/tutumunu tamamen değiştirmek
box the compass v. düşüncesini/tutumunu 180 derece değiştirmek
box the compass v. çark etmek
box the compass v. düşüncesinde/tutumununda tam tersi yöne dönmek
box the compass v. düşüncesinde/tutumunda tam tersi yönde değişiklik yapmak
buy the box v. ölmek
buy the box v. ölmek üzere olmak
buy the box v. kefeni hazır/biçilmiş olmak
buy the box v. mezarı hazır/kazılmış olmak
buy the box v. bir ayağı çukurda olmak
come out of the box [us] v. (bir şeye) iyi/kötü/hızlı vs. başlamak
come out of the box [us] v. piyasaya iyi/kötü/hızlı/yavaş vs. giriş yapmak
come out of the box [us] v. (bir şeye) iyi/kötü/hızlı/yavaş vs. başlangıç/çıkış yapmak
knock (someone) out of the box v. (beyzbolda atıcıyı) (çok fazla vuruş kaçırdığı için) oyundan almak
buy the box v. ölmek
buy the box v. ölmek üzere olmak
box the compass v. pusula üzerindeki 32 kerteyi saat yönünde saymak
box the compass v. belli bir meseledeki tutum veya bakış açısını tamamıyla tersine çevirmek
box the compass v. tam tersi yönde fikir değiştirmek
come out of the box [us] v. (bir şeye) iyi/kötü/hızlı/yavaş başlamak
come out of the box [us] v. piyasaya iyi/kötü/hızlı/yavaş giriş yapmak
come out of the box [us] v. (bir şeye) iyi/kötü/hızlı/yavaş giriş/başlangıç/çıkış yapmak
a brain box n. akıl küpü
box of tricks n. sihirbazlık numaraları
a box of tricks n. maharetli zımbırtılar
pandora's box n. istenmeyen sonuçlar doğuran şey
a pandora's box n. pandora’nın kutusu
box of tricks n. numaralar
a box of tricks n. işe yarayan zamazingolar
pandora's box n. arzu edilmeyen olaylara neden olan şey
a pandora's box n. istenmeyen sonuçlar doğuran şey
box of tricks n. ustalıklar
a box of tricks n. marifetli ıvır zıvırlar
a pandora's box n. arzu edilmeyen olaylara neden olan şey
box of tricks n. yetenekler
box of tricks n. hünerler
box of tricks n. marifetler
black box n. kavranması zor bir iç işleyişi olan herhangi bir sistem ya da araç
a black box n. nasıl işlediğini bilmeseniz de belli bir amacı olduğunu bildiğiniz süreç ya da sistem
box-office bomb n. gişe bombası
box-office bomb n. çok az gişe hasılatı kazanan film
box-office bomb n. para kazanmayan film
box-office bomb n. yapım masrafları bile kazanamayan film
black box n. kara kutu
black box n. tam olarak bilinmeyen/anlaşılmayan şey
black box n. kara kutu
black box n. tam olarak bilinmeyen/anlaşılmayan alet veya işlem
a black box n. kara kutu
a black box n. tam olarak bilinmeyen/anlaşılmayan şey
a black box n. kara kutu
a black box n. tam olarak bilinmeyen/anlaşılmayan alet veya işlem
box of tricks n. el altında bulunan şeyler
box of tricks n. eldeki işe yarar şeyler
box of tricks n. eldeki işe yarar
box of tricks n. el altında bulunan olanaklar
box of tricks n. el altında bulunan imkanlar
box of tricks n. kişinin sahip olduğu sürpriz bilgi ve becerilerin tümü
box of tricks n. numaralar
a box of tricks n. el altında bulunan şeyler
a box of tricks n. eldeki işe yarar şeyler
a box of tricks n. eldeki işe yarar
a box of tricks n. el altında bulunan olanaklar
a box of tricks n. el altında bulunan imkanlar
a box of tricks n. numaralar
a box on the ear n. tokat
a box on the ear n. şamar
a box on the ear n. beşkardeş
box and cox n. hiç bir araya gelemeyen iki insan
box score [us] n. detaylı/ayrıntılı özet tablo
box-office bomb n. fiyasko/başarısız film
box-office bomb n. az gişe yapan film
box-office bomb n. gişe hasılatı fiyasko olan film
box-office bomb n. gişede beklentilerin altında kalan film
box-office bomb n. gişede balon gibi sönen film
box-office bomb n. gişede umduğunu bulamayan film
does what it says on the box [ireland] n. kutunun üstünde yazanı aynen yapar/bulursun
does what it says on the box [ireland] n. tanıtımında yazdığı gibi bir yer/şey
does exactly what it says on the box [ireland] n. kutunun üstünde yazanı aynen yapar/bulursun
does exactly what it says on the box [ireland] n. tanıtımında yazdığı gibi bir yer/şey
out-of-the-box adj. ezber bozan
back in (one's) box adj. köşesine çekilmiş
back in (one's) box adj. sinmiş
back in (one's) box adj. susmuş
back in (one's) box adj. ağzını kapamış
back in (one's) box adj. göze batmayan
back in (one's) box adj. dikkat çekmeyen
back in your box adj. köşesine çekilmiş
back in your box adj. sinmiş
back in your box adj. susmuş
back in your box adj. ağzını kapamış
back in your box adj. göze batmayan
back in your box adj. dikkat çekmeyen
in the wrong box [obsolete] adv. yanlış yerde/durumda
in the wrong box [obsolete] adv. bulunduğu yerde/durumda kendini garip/tuhaf hisseden
thinking way out of the box sorunu çözmek için yaratıcı düşünme
thinking way out of the box çözüm yolu için yaratıcı düşünme
thinking way out of the box çözüm için sınırların ötesinde düşünme
box one's ears beş kardeşi yapıştırmak
box one's ears tokat atmak
box one's ears tokadı patlatmak
like a jack-in-the-box hareketli
like a jack-in-the-box kıpır kıpır
box and cox dönüşümlü olarak yapmak
happy as a box of birds etekleri zil çalmak
right out of the box yepyeni
open pandora's box pandora'nın kutusunu açmak
the goggle-box televizyon
a brain box zeka küpü kimse
a brain box çok zeki kimse
a brain box zeka küpü
box clever uyanık
box clever kurnaz
stuff the ballot box sandığa sahte oy atmak suretiyle veya başka türlü bir numara ile seçimi lehine çevirmeye çalışmak
chocolate box cicili bicili
go home in a box eve bir tabut içinde dönmek (ülkesinden uzakta ölenler için kullanılır)
stuff the ballot box seçimde sandığa hile karıştırmak
chocolate box rüya gibi
stuff the ballot box oy sandığında üçkağıt yapmak
open a pandora's box pandora'nın kutusunu açmak
think outside the box geniş bir perspektiften bakmak
think inside the box dar çerçeveden bakmak
think inside the box dar düşünmek
think outside the box kalıpların dışında düşünmek
think out of the box sıra dışı düşünmek
mintin box orijinal paketinde hiç açılmamış
mint in box orijinal paketinde hiç açılmamış
out of the box kural dışı
out of the box norm dışı
out of the box normlar dışı
box someone's ears tokadı yapıştırıvermek
Informal
idiot box televizyon
Speaking
put in the box with your name on it bunu üzerinde ismin yazan kutuya koy
put in the box with your name on it bunu üzerinde adının yazılı olduğu kutuya koy
can you keep this box until i call for it next week? haftaya arayana kadar bu kutuyu saklar mısın?
the cat is behind the box kedi kutunun arkasında
think outside the box farklı açıdan bak
think beyond the box farklı açıdan düşün
think outside the box farklı perspektiften yaklaş
think out of the box farklı perspektiften yaklaş
think out of the box farklı açıdan bak
think beyond the box farklı perspektiften yaklaş
think beyond the box farklı açıdan bak
think out of the box farklı açıdan düşün
think outside the box farklı açıdan düşün
can you keep this box until i call for it next week? haftaya isteyene kadar bu kutuyu saklar mısın?
Slang
bitch box n. diyafon
bitch box n. interkom
box score n. zayiat raporu/listesi
docs-in-a-box n. revir
docs-in-a-box n. avm gibi yerlerdeki acil tıbbi müdahale ünitesi
doc-in-a-box n. revir
doc-in-a-box n. avm gibi yerlerdeki acil tıbbi müdahale ünitesi
eternity box n. tabut
eternity-box n. tabut
ghetto box n. taşınabilir büyük radyo/müzik seti
ghetto box n. getto radyosu
ghetto box n. kocaman radyo
ghetto box n. omuzda taşınan büyük radyo
groan box n. akordiyon
groan box n. akordeon
groan box n. armonika
dumb as a box of rocks expr. aptal
dumb as a box of rocks expr. akılsız
box lock (kıskançlık/tepki nedeniyle) partneriyle seks yapmayan kadın
dumb as a box of rocks beyinsiz
dumb as a box of rocks salak
Trade/Economic
packing box n. ambalaj kutusu
packing box n. ambalaj sandığı
creativity tool box yaratıcılık araç kutusu
safe deposit box bankada özel müşteri kasası
lock box system en yakın postaneye ödeme sistemi