past - Turco Inglés Diccionario
Historia

past

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Significados de "past" en diccionario turco inglés : 27 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
past adj. geçmiş
General
past n. geçmiş zaman
past n. bir kimsenin geçmişi
past n. dün
past n. mazi
past n. öte
past n. evveliyat
past adj. olmuş
past adj. sabık
past adj. eski
past adj. geçkin
past adj. önceki
past adj. geçen
past adj. geçmiş
past adj. bitmiş
past adj. geçmişte kalan
past adv. geçecek şekilde
past adv. geçe
past prep. ötesinde
past prep. -den daha ötede
past prep. -den daha öteye
past prep. -in ötesinde
past prep. -den sonra
Technical
past geçmiş
Linguistics
past geçmiş zaman kipi
past geçmiş
past geçmiş zaman

Significados de "past" con otros términos en diccionario inglés turco: 320 resultado(s)

Inglés Turco
General
remain as a memory in the past v. hayal olmak
rake up the past v. eski defterleri karıştırmak
be a thing of the past v. mazi olmak
shoot past v. yıldırım gibi geçmek
be a thing of the past v. tarih olmak
belong to past days v. maziye karışmak
be a past master at v. bir konuda çok usta olmak
be a thing of the past v. bir şey artık geçmişe ait bir şey olmak
rake up the past v. maziyi kurcalamak
take a lesson from the past v. geçmişten ders almak
tick past v. zaman acımasızca geçmek
go past v. geçmek
get past endurance v. sabrı taşıracak düzeye gelmek
get past caring v. aldırış etmemek
get past caring v. endişelenmekten vazgeçmek
get past endurance v. sabrını taşırmak
get past caring v. boş vermek
get past caring v. umursamamaya başlamak
get past endurance v. dayanma sınırını aşmak
get past endurance v. dayanılmayacak düzeye ulaşmak
be used in the past v. geçmişte kullanılmak
make mistakes in the past v. geçmişinde hatalar yapmak
make mistakes in the past v. geçmişte hatalar yapmak
slip past the notice of v. dikkatinden kaçmak
walk past a place v. bir yerin yanından geçmek
face up to the past v. geçmişle yüzleşmek
confront his/her past v. geçmişiyle yüzleşmek
face his/her past v. geçmişiyle yüzleşmek
face the past v. geçmişle yüzleşmek
file past someone or something v. bir şeyin/kişinin yanından (tek sıra) geçmek
bring a trouble in the past v. geçmişte başına iş açmak
remember the past v. geçmişi hatırlamak
talk about past v. geçmiş hakkında konuşmak
bring the past into the present v. geçmişi bugüne taşımak
bring the past into the present v. geçmişi günümüze taşımak
bring the past to the present v. geçmişi günümüze taşımak
bring the past into the present v. dünü bugüne taşımak
bring the past to the present v. dünü bugüne taşımak
bring the past to the present v. geçmişi bugüne taşımak
become past master (at something) v. işin erbabı haline gelmek
zip past someone v. yanından hızla geçmek
miss the past v. geçmişi özlemek
drive past one's school v. okulun önünden arabayla geçmek
move past v. (yanından) geçmek
move past v. geçmek
run the idea past the board v. fikri kurulun görüşüne sunmak
hold onto the past v. geçmişe tutunmak
unable to forget the past v. geçmişi unutamamak
learn the past v. geçmişi öğrenmek
past master n. üstat
past master n. erbap
reported past n. belirsiz geçmiş zaman
past perfect n. mişli geçmiş zaman
past redemption n. kurtarılamaz
past eternity n. ezel
march past n. geçit töreni
the past n. mazi
past times n. geçmiş zaman
criminal past n. suç geçmişi
criminal past n. cezaî geçmiş
criminal past n. sabıka
criminal past n. adli sicil
fly-past n. gösteri uçuşu
past participle n. geçmiş zaman sıfat-fiili
common past n. ortak geçmiş
past issues of a newspaper n. geçmiş tarihli gazete
a time in the past n. geçmişte bir zaman
past experiences n. geçmiş deneyimler
past experiences n. geçmiş tecrübeler
rich past n. zengin geçmiş
past generation n. geçmiş kuşak
fly-past n. alçak uçuş
the best movies of the past decade n. geçtiğimiz on yılın en iyi filmleri
past decade n. geçtiğimiz on yıl
the best movies of the past decade n. geçen on yılın en iyi filmleri
past decade n. geçen on yıl
past continuous tense n. geçmişte devam eden zaman
respect to past n. geçmişe olan saygı
respect to past n. geçmişe saygı
distant past n. uzak geçmiş
past habits n. eski alışkanlıklar
past due adj. zamanı geçmiş
past endurance adj. dayanılmaz
past endurance adj. çekilmez
well past adj. hayli geçmiş
past retrieve adj. çaresiz
past cure adj. çaresiz
past cure adj. ilerlemiş
reminiscent of the past adj. geçmişi anımsatan
past-due adj. gecikmiş
the recent past adj. yakın geçmiş
in the past adv. eskiden
for some time past adv. epey zamandan beri
in the past adv. evvelden
toward the past adv. geçmişe doğru
in the past adv. geçmişte
for some time past adv. bir süreden beri
from past to present adv. geçmişten bugüne
from past to present adv. geçmişten günümüze
past sun down adv. gün batımını geçtikten sonra
way past sundown adv. gün batımından çok daha sonra
way past sundown adv. gün batımını geçtikten çok daha sonra
past sun down adv. gün batımından sonra
well past thirty adv. otuzunu hayli geçmiş
in the past couple of weeks adv. geçen birkaç hafta içinde
in the past couple of weeks adv. geçtiğimiz iki haftada
in the past few days adv. yakın zaman önce
in the past months adv. yakın zaman önce
in the past weeks adv. yakın zaman önce
in the past adv. mazide
in the past years adv. geçmiş yıllarda
in the past few days adv. geçtiğimiz günlerde
in the not too distant past adv. çok uzak olmayan geçmişte
in the not too distant past adv. çok uzak olmayan bir zamanda
in the not too distant past adv. pek de uzak olmayan bir tarihte
in the not too distant past adv. yakın zamanda
in the not too distant past adv. çok da uzak olmayan geçmişte
in times past adv. geçmiş zaman(lar)da
in times past adv. (çok) eskiden
in times past adv. eskilerde
from past to today adv. dünden bugüne
in the past decade adv. geçen on yılda
in the past decade adv. geçen on yıl içinde
in the past decade adv. geçtiğimiz on yılda
for the past decade adv. son on yıldır
for the past decade adv. son on senedir
Phrasals
brush past yanında geçerken hafifçe dokunmak
brush past yanından geçerken sürtünmek
brush past someone yanından hızla geçmek
march past someone (geçit töreninde) birinin önünden geçmek
zoom past someone yanından hızla geçmek
go past yanından geçmek
smuggle someone or something past (sınırdan vb) (mal/insan) kaçırmak
whiz past someone or something vızıldayarak (hızla) geçmek
zip past hızla geçmek
zoom past hızla geçmek
slip past someone or something farkedilmeden/göze çarpmadan bir kimseyi/bir şeyi atlatmak/geçmek
look past unutmak
look past görmezden gelmek
Phrases
during the past ten years adv. son on yıl içinde
compare to past eskisine oranla
as it was in the past önceden de olduğu gibi
as it was in the past eskiden de olduğu gibi
what is in the past is in the past geçmişte olanlar geçmişte kaldı
coming from the past geçmişten gelen
from the past geçmişten gelen
compared to the past eskiyle/geçmişle karşılaştırıldığında
compared to the past eskiye göre
compared to the past geçmişe göre
compared to the past eskiye/geçmişe oranla
it's half past seven saat yedi buçuk
compared to past geçmişe nazaran
as it was in the past geçmişte olduğu gibi
as in the past geçmişte olduğu gibi
over the past decade son on yılda
past several days son bir kaç gün
over the past several days son bir kaç gündür
for the past several days son bir kaç gündür
from past to present geçmişte günümüze
compared to past geçmişe kıyasla
Proverb
the age of miracles is past mucizeler geçmişte kaldı
the age of miracles is past mucizeler çağı geçmişte kaldı
mill cannot grind with water that is past fırsat her vakit ele geçmez
mill cannot grind with water that is past fırsatın varken yap sonra üzülürsün
word once spoken is past recalling laf ağızdan bir kere çıkar
word spoken is past recalling söz ağızdan bir kere çıkar
word once spoken is past recalling söz ağızdan bir kere çıkar
word spoken is past recalling söz ağızdan bir kez çıkar
word spoken is past recalling laf ağızdan bir kere çıkar
word once spoken is past recalling söz ağızdan bir kez çıkar
word spoken is past recalling laf ağızdan bir kez çıkar
word once spoken is past recalling laf ağızdan bir kez çıkar
Colloquial
live in the past modern düşünmemek
live in the past geçmişte yaşamak
march past resmi geçit
past it iş işten geçmiş
past it yaşlı
past-master çok deneyimli kimse
past-master usta
past-master üstat
past it yapamayacak kadar yaşlı
ease past (rakibini) kolay geçmek
ease past (maçı) rahat kazanmak
in the past three days son üç gündür
past two years son iki yılda
from far in the past çok eski(ler)den beri
from far in the past eskiye dayanan/dayanarak
from far in the past eskilere giden
over the past year geçtiğimiz yıl boyunca
one minute past midnight gece yarısını bir geçe
let the past be the past bırak geçmiş geçmişte kalsın
not put it past someone yapması/yaptığını bilmek beni şaşırtmazdı
for the past three years son üç senedir
for the past three years son üç yıldır
Idioms
be a thing of the past tarihe karışmak
past one's prime saçı sakalı ağarmış
rake up the past eski defterleri açmak
rake up the past eski defterleri karıştırmak
break with the past geçmişi maziye gömmek
break with the past geçmişe sünger çekmek
break with the past geçmişi bir kenara bırakmak
break with the past geçmişle bağı kesmek
whistling past the graveyard zor bir durumda soğukkanlılığını koruma
whistling past the cemetery zor bir durumda soğukkanlılığını koruma
can't see past the end of one's nose dar görüşlü olmak
can't see past the end of one's nose ilerisini görememek
a blast from the past bir anda geçmişi hatırlatan (şarkı vb)
be past your sell-by date günü geçmiş/miadı dolmuş olmak
be first past the post (bir şeyi) ilk yapan olmak
be first past the post (bir yarışmayı) kazanan olmak
i wouldn't put it past somebody (tam da) ondan bekleyeceğim/ beklenecek bir hareket/davranış
i wouldn't put it past somebody onun yaptığını bilmek beni şaşırtmazdı
let someone get past geçmesine izin vermek
be past master at something işin ustası olmak
be past master at something işin erbabı olmak
be past master at something işin kaşarı olmak
wouldn’t put it past someone (to do something) (birinin) ... yapması şaşırtıcı/sürpriz olmaz/beni şaşırtmaz
whiz past someone yanından vın diye geçmek
get something past bir kurula vb. bir fikri/teklifi kabul ettirmek/onaylatmak
get something past bir şeyi onaydan geçirmek
get something past (engelden) geçirmek/kurtarmak
past someone's prime eski şaşaalı/heybetli/parlak günlerinden uzakta olmak
past someone's prime gençliği/dinamizmi/hayatının başarılı/güçlü dönemi geride kalmış olmak
past someone's prime eski gücünü/dinçliğini yitirmiş olmak
past someone's prime zirvede olduğu günleri aratır (vaziyette) olmak
push past someone or something diğerlerini iterek kendine yol açmak
push past someone or something kalabalığı yararak yürümek/ilerlemek
thunder past someone or something gürleyerek geçmek
push past someone or something diğer/öteki insanları iterek/itekleyerek yürümek/ilerlemek
talk past each other ayrı telden çalmak
be living-in-the-past geçmişe takılıp kalmak
fly past in a wink elinden gitmek
would not put it past someone her şey beklenir
would not put anything past someone her şey beklenir
Speaking
he is past hope ümitsiz durumda
it is half past one saat bir buçuk
let's meet at ten past three üçü on geçe buluşalım
what is past is past geçmiş geçmiştir
the past is the past geçmiş geçmiştir
go past direkt geç
the past couple of years son birkaç sene
i don't care what you did in the past senin geçmişte ne yaptığın umurumda değil
can you just get past it? unutamaz mısın şunu?
it's quarter past ten onu çeyrek geçiyor
it's quarter past five beşi çeyrek geçiyor
not put it past someone yapsa şaşırmazdım
it's half past eight saat sekiz buçuk
it's a quarter past four dördü çeyrek geçiyor
no one escapes their past kimse geçmişinden kaçamaz
the past is the past geçmişte yaşananlar geçmişte kalsın
let's keep that in the past geçmişte bırakalım onu
you are so trapped in the past geçmişe saplanıp kalmışsın
it's twenty past six altıyı yirmi geçiyor
it is twenty past six altıyı yirmi geçiyor
it's quarter past eleven on biri çeyrek geçiyor
could you run that past me again? tekrar eder misin/söyler misin?
it's time to let go of the past geçmişi bırakmanın vakti geldi
it's half past four saat dört buçuk
it's five past nine saat dokuzu beş geçiyor
half past nine dokuz buçuk
what has happened in the past has happened ne yaşandıysa yaşandı
it's five past three üçü beş geçiyor
it's ten past ten onu on geçiyor
it's twenty past seven yediyi yirmi geçiyor
ten past ten onu on geçe
Trade/Economic
past due vadesi geçmiş
past business combination geçmiş işletme birleşmesi
consistent with past practice geçmiş uygulamalara uygun olarak yapılan
past due zaman aşımına uğramış
past due muaccel durumda olan
past service cost geçmiş hizmet maliyeti
past bill vadesi geçmiş senet
past-sales analysis geçmiş satışlar analizi
past due accounts vadesi dolmuş hesaplar
past due accounts vadesi geçmiş hesaplar
deep-rooted past köklü geçmiş
long-standing past köklü geçmiş
past due fee gecikme ücreti
Law
criminal past sabıkalı geçmiş
have a criminal past suç geçmişi olmak
Politics
immediate past president geçen dönem başkanı
first-past-the post voting oy çoğunluğu sistemi
first-past-the post voting çoğunluk oyu sistemi
first-past-the post voting oy çokluğu sistemi
parliamentary commission investigating past coups meclis darbeleri araştırma komisyonu
Computer
past items önceki öğeler
Traffic
fly-past üstgeçit
Medical
past surgical history (psh) geçmiş cerrahi hikayesi
past medical history (pmh) geçmiş tıbbi hikayesi
Literature
narrative past geçmiş zaman anlatımı
Linguistics
past tense geçmiş zaman
past continuous tense geçmiş zamanda süreklilik
simple past tense geçmiş zaman
the past tense geçmiş zaman
past perfect continuous tense mişli geçmiş
definite past belirli geçmiş
past indefinite tense belirsiz geçmiş
past definite perfect tense belirli geçmiş kipi
future in the past geçmişte gelecek
past perfect belirli geçmiş zaman
past participle geçmiş zaman ortacı
past definite belirli geçmiş zaman
past indefinite belirsiz geçmiş zaman
past perfect geçmişte geçmiş zaman
simple past di’li geçmiş
non-past tense geçmiş dışı zaman
non-past geçmiş dışı
past perfect tense -miş'li geçmiş zaman
past continuous tense sürekli geçmiş zaman
past tense suffix geçmiş zaman eki
past perfect mişli geçmiş zaman
past perfect tense mişli geçmiş zaman
past perfect simple mişli geçmiş zaman
past form of geçmiş zaman formu
past progressive tense sürekli geçmiş zaman
Geology
seismic past of region bölgenin depremselliği
Sport
march past geçit töreni
Football
be dribbled past çalım yemek
dribble past çalım atmak
Ottoman Turkish
as in the past kemakan