| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | boil i. | çıban | ||
|
The doctor will remove the boil next week. Doktor önümüzdeki hafta çıbanı çıkaracak. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | boil f. | kaynamak | ||
|
The pot is boiling. Tencere kaynıyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | boil f. | haşlamak | ||
|
Tom suggested that I steam vegetables rather than boil them. Tom sebzeleri haşlamak yerine buharda pişirmemi önerdi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | boil i. | kaynatma | ||
|
Boil a bottle of water for 10 minutes to sterilize it. Sterilize etmek için bir şişe suyu 10 dakika kaynatın. More Sentences |
||||
| Genel | boil f. | kısaltmak | ||
|
Boil the news down to a hundred words. Haberi yüz kelimeye kadar kısalt. More Sentences |
||||
| Genel | boil f. | köpürmek | ||
|
The man was boiling with anger. Adam öfkeden köpürüyordu. More Sentences |
||||
| Genel | boil f. | kaynatmak | ||
|
Boil the water before using it. Kullanmadan önce suyu kaynatın. More Sentences |
||||
| Genel | boil f. | haşlamak | ||
|
Tom suggested that I steam vegetables rather than boil them. Tom sebzeleri haşlamak yerine buharda pişirmemi önerdi. More Sentences |
||||
| Genel | boil f. | kaynamak | ||
|
The pot is boiling. Tencere kaynıyor. More Sentences |
||||
| Genel | boil f. | kaynatarak yıkamak | ||
|
My grandmother always boils the clothes. Büyükannem her zaman çamaşırları kaynatarak yıkar. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | boil f. | kaynamak | ||
|
The pot is boiling. Tencere kaynıyor. More Sentences |
||||
| Teknik | boil f. | kaynatmak | ||
|
Boil the water before using it. Kullanmadan önce suyu kaynatın. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | boil f. | kaynamak | ||
|
The pot is boiling. Tencere kaynıyor. More Sentences |
||||
| Medikal | ||||
| Medikal | boil i. | çıban | ||
|
The doctor will remove the boil next week. Doktor önümüzdeki hafta çıbanı çıkaracak. More Sentences |
||||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | boil f. | kaynar suda pişirmek | ||
|
Boil the egg for ninety seconds. Yumurtayı doksan saniye kaynar suda pişirin. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | boil i. | son radde | ||
| Genel | boil i. | galeyan | ||
| Genel | boil i. | kaynama | ||
| Genel | boil i. | kızışma | ||
| Genel | boil i. | şekil veya boyut olarak tohuma benzeyen şey | ||
| Genel | boil i. | çalkalanan sıvı kütlesi | ||
| Genel | boil i. | kaynayan sıvı kütlesi | ||
| Genel | boil i. | hareket eden sıvı kütlesi | ||
| Genel | boil i. | kaynama noktası | ||
| Genel | boil i. | balığın suyu hareket ettirmesi | ||
| Genel | boil i. | suyun set gibi bir yapının altına girmesi nedeniyle toprak yüzeyinde meydana gelen hareket | ||
| Genel | boil f. | fokurdamak | ||
| Genel | boil f. | galeyan etmek | ||
| Genel | boil f. | haşlanmak | ||
| Genel | boil f. | fokurdatmak | ||
| Genel | boil f. | galeyana gelmek | ||
| Genel | boil f. | pişmek | ||
| Genel | boil f. | pişirmek | ||
| Genel | boil f. | sinirden çatlamak | ||
| Genel | boil f. | içinde kaynar sıvı bulunmak | ||
| Genel | boil f. | dalgalandırmak | ||
| Genel | boil f. | çalkalamak | ||
| Genel | boil f. | aceleyle hareket etmek | ||
| Genel | boil f. | gürültülü bir şekilde hareket etmek | ||
| Genel | boil f. | (mecazi anlamda) bir yere dalmak | ||
| Genel | boil f. | yayılmak | ||
| Genel | boil f. | patlamak | ||
| Genel | boil f. | (balık) hızla zıplamak | ||
| Genel | boil f. | (hava) kaynamak | ||
| Genel | boil f. | (hava) aşırı sıcak olmak | ||
| Genel | boil f. | çok sıcaklamak | ||
| Genel | boil f. | derinden üzülmek | ||
| Genel | boil f. | çıban çıkmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | boil i. | kabarcık | ||
| Teknik | boil i. | metal banyosunun gaz çıkışı nedeniyle kaynıyormuş gibi göründüğü aşama | ||
| Teknik | boil f. | buhar durumuna dönüşmek | ||
| Teknik | boil f. | pişmek | ||
| Teknik | boil f. | pişirmek | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | boil i. | kan çıbanı | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | boil i. | haşlanmış deniz ürünü yemeği | ||
| Mutfak | boil i. | haşlanmış deniz ürünü yemeğinin servis edildiği davet | ||
| Mutfak | boil f. | (yiyecek) haşlamak | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | boil f. | buharlaştırma ile ayırmak | ||
| Kimya | boil f. | kaynama noktasına gelmek | ||
| Kimya | boil f. | kaynama noktasına getirmek | ||
| Engineering | ||||
| Engineering | boil i. | kazıya istenmeyen su ve katı madde akışı | ||