coming - Türkçe İngilizce Sözlük

coming

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

coming — Definition

Anlamı ve Tanımı:
gelen, yaklaşan
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkʌmɪŋ/ – BrE /ˈkʌmɪŋ/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim
Yakın gelecekte gerçekleşmesi beklenen olayları veya ortaya çıkmakta olan eğilimleri tanımlayan terimdir; beklenti ve süreklilik çağrışımı taşır. Come fiilinin şimdiki zaman ortaç biçimi olarak Eski İngilizceden beri “yaklaşma” fikrini korur; modern kullanımda “upcoming” tonuna yakınlaşır.
Eş Anlamlılar:
upcoming, approaching
Zıt Anlamlılar:
past, departing

"coming" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 24 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
coming i. geliş
They were waiting for the coming of the King.
Kralın gelişini bekliyorlardı.

More Sentences
Genel
coming i. yaklaşma
His ex-wife obtained a court order that forbid him from coming closer than 200 yards.
Eski karısı, 200 metreden fazla yaklaşmasını yasaklayan bir mahkeme kararı aldırdı.

More Sentences
coming i. gelme
I thank you for coming.
Geldiğin için sana teşekkür ederim.

More Sentences
coming s. yaklaşan
This message is about the coming transformation of your world.
Bu mesaj dünyanızın yaklaşan dönüşümü hakkındadır.

More Sentences
coming s. gelen
Tom deserves everything that's coming his way.
Tom başına gelen her şeyi hak ediyor.

More Sentences
coming s. önümüzdeki
Everyone is waiting for the coming match.
Herkes önümüzdeki maçı bekliyor.

More Sentences
coming i. zuhur
coming i. varış
coming s. gelecek
coming s. gelecek (ay, yıl)
coming s. başarılı
coming s. ümit vadeden
coming s. geleceği parlak
coming s. hak edilmiş
coming s. hak kazanmış
coming s. yeni moda
coming s. olgunlaşan
coming s. başarılara koşan
Konuşma Dili
coming i. orgazm
coming i. boşalma
Dini
coming i. isa'nın görkemli bir şekilde geri dönüşü
Eski Kullanım
coming s. sunan
coming s. ileri aktaran
coming s. ileten

"coming" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
home coming i. eve dönüş
coming together i. toplanma
coming to an end i. tükenme
coming out i. toplum önüne çıkma
coming years i. gelecek yıllar
coming months i. gelecek aylar
coming and going i. gidişgeliş
coming back i. geri gelme
coming to life i. canlanma
coming off i. boşalma
jewish coming of age ceremony for girls i. bat mitzvah
coming days i. gelecek günler
short-coming i. noksan
short-coming i. eksik
coming together i. bir araya gelme
snowfall coming down during the evening hours i. akşam saatlerinde bastıran kar yağışı
the coming of spring i. baharın gelişi
the coming of summer i. yazın gelişi
the coming of winter i. kışın gelişi
the coming danger i. yaklaşan tehlike
loud music coming from upstairs i. üst kattan gelen yüksek ses
coming-out party i. sosyeteye tanıtma partisi
coming storm i. yaklaşan fırtına
coming and going i. hayhuy
coming out i. cinsel yönelimin ortaya çıkması
coming-of-age i. saygınlık kazanma
coming of age i. reşit olunan yaş
coming in [obsolete] i. başlangıç
coming-of-age i. reşit olma
coming-of-age i. olgunluğa ulaşma
coming-of-age i. şöhret kazanma
coming in [obsolete] i. giriş
coming of age i. reşit olma (töreni)
coming-out i. cinsel yönelimin ortaya çıkması
coming-out i. toplum içine çıkma
coming upon i. gayriresmi buluşma
coming and going i. koşuşturma
coming-out i. cinsel yönelimini açıklama
coming and going i. iş güç hareketliliği
coming out i. cinsel yönelimini açıklama
coming-of-age i. tanınma
coming ins i. kazanç
coming of age i. önemli bir gelişme aşamasına gelinen an
coming ins i. gelir
coming in [obsolete] i. girme şekli
get what's coming to one f. layığını bulmak
have it coming f. hak etmek
get what's coming to one f. cezasını bulmak
get what's coming to one f. hak ettiği cezayı yemek
get what's coming to one f. müstahakkını bulmak
hit a truck coming in the opposite direction f. karşı yönden gelen kamyona çarpmak
hit a vehicle coming in the opposite direction f. karşı yönden gelen araca çarpmak
hit a truck coming in the opposite direction f. karşı yönden seyreden kamyona çarpmak
hit a car coming in the opposite direction f. karşı yönden seyreden arabaya çarpmak
hit a vehicle coming in the opposite direction f. karşı yönden seyreden araca çarpmak
hit a car coming in the opposite direction f. karşı yönden gelen arabaya çarpmak
hit a truck coming in the opposite direction f. karşı yönden seyreden bir kamyona çarpmak
crash into a truck coming from the opposite direction f. karşı yönden gelen kamyona çarpmak
crash into a truck coming from the opposite direction f. karşı yönden seyreden bir kamyona çarpmak
be coming out f. belirmeye başlamak
herald the coming of spring f. baharın gelişini müjdelemek
promote up-and-coming bands f. yeni çıkan grupları desteklemek
stop coming f. gelmekten vazgeçmek
hear the sound of music coming from a passing car f. yoldan geçen bir arabadan gelen müziğin sesini duymak
up and coming s. açıkgöz
up and coming s. gelecek vaat eden
up-and-coming s. girişken
up and coming s. gelecek vadeden
up and coming s. girişken
up and coming s. geleceği parlak
up and coming s. faal
home-coming s. eve dönüş yapan
late-coming s. geç gelen
up-and-coming s. faal ve geleceği parlak
up-and-coming s. geleceği parlak
up-and-coming s. gelecek vaat eden
up-and-coming s. açıkgöz
up-and coming s. hırslı ve başarılı
up-and coming s. çalışkan
up-and coming s. gayretli
coming from the depth of history s. tarihin derinlerinden gelen
coming from the depth of history s. tarihin derinliklerinden gelen
up and coming s. yeni çıkan
up-and-coming s. umut/ümit veren/vadeden
up-and-coming s. prestij kazanan
up-and-coming s. önem kazanan
in the coming years zf. ileriki yıllarda
in the coming days zf. önümüzdeki günlerde
in the coming years zf. önümüzdeki yıllarda
in the coming years zf. önümüzdeki senelerde
in the coming months zf. önümüzdeki aylarda
in the coming weeks zf. önümüzdeki haftalarda
İfadeler
backwards about coming forward s. tutuk
backwards about coming forward s. dili tutuk
backward about coming forward s. dili tutuk
backward about coming forward s. düşüncelerini dile getirmede çekingen
backwards about coming forward s. aklındakileri söylemekte utangaç
backwards about coming forward s. düşüncelerini dile getirmede çekingen
backward about coming forward s. düşüncelerini dillendirme konusunda ketum
backward about coming forward s. tutuk
backward about coming forward s. aklındakileri söylemekte utangaç
backwards about coming forward s. düşüncelerini dillendirme konusunda ketum
not long in coming zf. çok yakında
coming soon expr. çok yakında
in the coming days expr. önümüzdeki günler
coming from the past expr. geçmişten gelen
we're coming in for a landing! expr. inişe geçiyoruz!
what's the world coming to! expr. dünyanın çivisi çıkmış!
coming up next expr. az sonra ekranlarınızda...
coming up next expr. birazdan ekranlarınızda...
coming up next expr. birazdan ekranda...
I see where you are coming from expr. ne demek istediğini anlıyorum
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. geleceğini bilseydim bir kek yapardım
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. geleceğini bilseydim börekler açardım sana
If I knew you were coming, I'd have baked a cake expr. ne güzel sürpriz anlamında, beklenmedik birinin gelişiyle duyulan heyecanı anlatan bir söz
henry! henry aldrich! coming, mother! expr. the aldrich family isimli radyo programında kullanılan söz
henry! henry aldrich! coming, mother! expr. henry! henry aldrich! geliyorum anne!
where someone is coming from expr. birinin niyeti/maksadı
where somebody is coming from expr. birinin söylediği şeyin altında yatan inançları, fikirleri, kişiliği
where somebody is coming from expr. birinin bir görüşe nereden vardığı
where one is coming from expr. birini bir görüşe/eyleme iten davranış
where someone is coming from expr. birinin karakteri
where someone is coming from expr. birinin demek istediği
where one is coming from expr. birinin bakış açısı
where one is coming from expr. birinin niyeti/maksadı
where someone is coming from expr. birinin görüşünün/bakış açısının altında yatan şey
where someone is coming from expr. birinin görüşü
where one is coming from expr. birinin görüşünün/bakış açısının altında yatan şey
where somebody is coming from expr. birinin bir görüşe nereden geldiği
where one is coming from expr. birinin demek istediği
where someone is coming from expr. birinin bakış açısı
where someone is coming from expr. birini bir görüşe/eyleme iten davranış
where someone is coming from expr. birinin kişiliği
where one is coming from expr. birinin görüşü
if they dare to come, they'll get what's coming to them expr. Gelecekleri varsa görecekleri de var
if they dare to come, they'll get what's coming to them expr. Gelecekleri varsa görecekleri de var
if they dare to come, they'll get what's coming to them expr. gelecekleri varsa görecekleri de var
Atasözü
coming events cast their shadows before perşembenin gelişi çarşambadan bellidir
the chickens are coming home to roost ne ekersen onu biçersin
the chickens are coming home to roost ektiğini biçersin
the chickens are coming home to roost bugün yediğin hurmalar yarın götünü tırmalar
Konuşma Dili
a rejected woman coming after someone i. birinin peşini bırakmayan reddedilmiş kadın
have it coming f. müstahak olmak
have it coming f. hak etmek
get what's coming to one f. ettiğini bulmak
get what's coming to one f. hak ettiği cezayı almak
have someone coming and going f. birini kararsız bırakmak
have someone coming and going f. birine çıkar yol bırakmamak
have someone coming and going f. birine uygun bir seçenek bırakmamak
have someone coming and going f. birine çıkış yolu bırakmamak