at - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

at

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"at" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 26 sonuç

İngilizce Türkçe
General
at zf. üzere
at zf. nezdinde
at ed. haliyle
at ed. saatinde
at ed. hatta
at ed. bir zamanı belirtmek için kullanılır
at ed. bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır
at ed. bir miktarı göstermek için kullanılır
at ed. bir yeri belirtmek için kullanılır
at ed. üzerinde
at ed. bir hareketin hedefini gösterir
at ed. yanında
at ed. da
at ed. de
at ed. -de (ismin -de hali)
Colloquial
at -a
at -de
at -da
at -e
Computer
at tarih
at bşl
at konumunda
at konum
at değer
at yeri
at saat

"at" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

Türkçe İngilizce
Common Usage
at horse i.
General
at gee i.
at stallion i.
at equine i.
at hackney i.
at hack i.
at horse i.
at caballo i.
Computer
at discard
Zoology
at caballo i.
at equus caballus
Literature
at steed
Chess
at knight

"at" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 500 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
snarl at f. hırlamak
aim at f. hedeflemek
shout at each other f. bağrışmak
call the meeting at short notice f. acil toplantıya çağırmak
call the meeting at short notice f. acil toplantıyı çağırmak
at least s. en az
at night zf. geceleyin
at the same time zf. aynı zamanda
at once zf. hemen
at least zf. en azından
at once zf. derhal
General
pick at one's food f. tabağındaki yemekten pek az yemek
get at something f. demek istemek
touch at f. uğramak (gemi bir yere)
gaze at f. gözünü dikmek
work out at f. gelmek (belirli bir miktara)
turn one's nose up at f. burun burmak
revolt at f. iğrenmek
wink at f. göz kırparak işaret etmek
glower at f. dik dik bakmak
champ at the bit f. çok sabırsızlanmak
be at odds f. araları açık olmak (birilerinin)
be at loose ends f. birinin bir işi olmamak
play at f. oynamak (çocuk dilinde)
happen at the same time f. rastlaşmak
sell something at a loss f. bir şeyi zararına satmak
feel sick at f. çok üzgün olmak
plod away at f. bir işi hevessizce sürdürmek
stare at f. bakmak (dikkatle)
jeer at f. taşak geçmek
aim at f. nişan almak
stop short at f. birdenbire durmak (bir yerde)
balk at f. ayak diremek
turn up one's nose at f. burun bükmek
grin at f. sırıtmak
be a past master at f. bir konuda çok usta olmak
snipe at f. gizli bir mevziden ateş açmak
get at f. ima etmek
dig (at someone) f. taş atmak
be vexed at something f. bir şeye canı sıkılmak
plug away at f. üzerinde sebatla çalışmak
throw money at something f. bir sorunu parayla çözmeye çalışmak
work at peak capacity f. tam kapasiteyle çalışmak
keep on at f. sıkboğaz etmek
shout at the top of one's voice f. avazı çıktığı kadar bağırmak
keep somebody at arm’s length f. biriyle arasında mesafe bırakmak
point at f. parmakla göstermek
be at work f. iş başında olmak
lay something at one's door f. üzerine atmak
snipe at f. saldırmak
look daggers at somebody f. ters ters bakmak
pull up at f. sürücü arabasını bir yerde durdurmak
have a bash at something f. el atmak
toil at f. ıkına sıkına çalışmak
throw a glance at f. şöyle bir bakmak
take umbrage at f. gücenmek
have a stab at f. denemek
connive at f. göz yummak
lend money at interest f. faize vermek
be at the end of one's rope f. çaresiz kalmak
make eyes at f. gözle flört etmek
pull at f. çekelemek
shoot at f. ateş etmek
blaze away at f. ateş etmek
be at odds f. aralarında anlaşmazlık olmak
surprize at f. şaşırmak
foam at the mouth f. köpürmek
glance at f. göz gezdirmek
blink at f. göz atmak
rejoice at f. çok sevinmek
cock a snook at f. nanik yapmak
revile at something f. küfretmek
put down at f. inmek (uçak)
have a look at f. gözden geçirmek
ride atilt at somebody f. saldırmak
get at f. zarar vermek
be at loggerheads with f. ile ihtilafa düşmüş olmak
set someone's mind at rest f. birini rahatlatmak
get at f. ortaya çıkarmak
gawp at f. ağzı açık bir şekilde seyretmek
work at f. için çaba göstermek
take a look at f. bir bakmak
slog away at a work f. çok sıkıcı bir işte çalışmak
jump at f. atlamak
revile at something f. hakaret etmek
boggle at f. irkilmek
sail at a great distance from the lande f. açıktan gitmek
have a bash at something f. bir denemek
puff at f. tüttürerek içmek
set someone at large f. bir mahpusu serbest bırakmak
be bond with somebody at heart f. birine yürekten bağlı olmak
hint at f. ima etmek
cock one's eye at f. göz etmek
preside at f. başkanlık etmek
nag at f. başının etini yemek
run at f. saldırmak
be at someone's elbow f. yanında olmak
jump at a conclusion f. acele hüküm vermek
be at a crossroads f. yol ayrımında olmak
study at f. eğitim görmek (bir yerde)
keep someone at a distance f. birine soğuk davranmak
snap at f. terslemek
be at an end f. sona ermek
glance at f. göz atmak
stop off at f. mola vermek
throw mud at f. çamur atmak
be at daggers drawn f. kanlı bıçaklı olmak
squint at f. şaşı bakmak
sneeze at f. küçümsemek
aim at f. doğrultmak (silahı)
aim at f. fırlatmak (bir şeyi bir yere)
hint at f. dokundurmak
go at f. saldırmak
take aim at f. hedeflemek
set someone at ease f. birini rahatlatmak
balk at f. tereddüt etmek
foam at the mouth f. çok öfkeli olmak
excel at f. sivrilmek
have a bash at something f. teşebbüs etmek
become a regular at f. abone olmak
grab at f. tutmaya çalışmak
be at someone's agenda f. gündeme gelmek
poke fun at f. alay etmek
be at loggerheads f. kavgalı olmak
be laughed at f. komik duruma düşmek
be at variance with f. ile uyuşmamak
work out at f. denk gelmek
be a dab hand at something f. erbabı olmak
be sick at one's stomach f. midesi bulanmak
come at f. ulaşmak
be at a loss f. ne yapacağını bilmemek
be amazed at f. şaşırmak
maintain at f. tutmak
set at liberty f. saygısızlık etmek
whittle at f. azaltmak
look daggers at f. kötü kötü bakmak
hint at f. üstü kapalı söylemek
be at work f. işte olmak
be at a crossroads f. yol ayrımına gelmek
fall at somebody's feet f. dizlerine kapanmak
rail at f. hırlamak
exalt at f. çok sevinmek
level something at f. yöneltmek
get at f. ulaşmak
draw a bow at a venture f. boş atıp dolu tutmak
try one's hand at f. bir şeyi yapmayı denemek
jeer at f. kafa bulmak (dalga geçerek)
take a brief look at f. şöyle bir bakmak
set something at naught f. bir şeyi hiçe saymak
keep on at somebody f. üstüne varmak
wonder at f. hayret etmek
take someone at her word f. birine inanmak
hit at f. saldırmak
be at rest f. hareketsiz olmak
revolt at f. isyan etmek
swear at f. birine küfretmek
take aim at f. hedef almak
get back at somebody f. öç almak
get at f. bulaşmak
take a shot at f. bir el ateş etmek
drop in at f. uğramak
tilt at windmills f. değirmenlere karşı savaşmak
be at each other's throat f. boğuşmak
be hard at hand f. kapıda olmak
knock at the door f. kapıyı çalmak
hint at f. imlemek
look down one's nose at f. küçük görmek
be very good at f. adamı olmak
keep something near at hand f. el altında bulundurmak
have a shy at f. tecrübe etmek
be overjoyed at somebody's misfortune f. kınalar yakmak
come at f. uğraşmak
keep somebody at arm's length f. yüz vermemek
be at a standstill f. hareket etmemek
drive at f. demek istemek
be good at repartee f. hazırcevap olmak
gaze at f. dik dik bakmak
nag at somebody f. başının etini yemek
aim at f. kastetmek
be at someone's disposal f. birinin emrinde olmak
shoot back at someone f. birinin ateşine karşılık vermek
revolt at f. ayaklanmak
arrive at f. varmak
gaze at f. bakakalmak
be at a loss for words f. ne diyeceğini şaşırmak
get the show on the road at last f. şeytanın bacağını kırmak
put somebody's mind at ease f. yüreğine su serpmek
be at a crossroads f. dönüm noktasında olmak
keep something at arm's length f. el altında bulundurmak
be at one's best f. formunda olmak
play at f. oynamak
tilt at f. çatmak
look at f. seyretmek
shout all at once f. bağrışmak
go at it hammer and tongs f. kapışmak
feel at home f. yadırgamamak
become friendly at once f. kaynaşmak
keep someone at bay f. birini sindirmek
assist at childbirth f. doğurtmak
take aim at f. nişanlamak
make oneself at home f. abayı sermek
be at fault f. kusur etmek
throw a glance at f. bakış atmak
set one's cap at f. kancayı takmak
peck at somebody f. azarlamak
be nettled at f. kızmak
be priced at f. satılmak
swear at f. verip veriştirmek
set at liberty f. serbest bırakmak
strain at f. gayret etmek
have a fling at f. bir şey yapmayı denemek
laugh at each other f. gülüşmek
fly at one another's throat f. gırtlak gırtlağa gelmek
have many projects going at once f. bin tarakta bezi olmak
sneeze at f. hor görmek
turn up one's nose at f. hor görmek
be at rest f. hareket etmemek
arrive at f. ulaşmak
check in at f. kayıt yaptırmak
rejoice at f. sevinçten uçmak
come at f. vermek
buck at f. sıçramak
make an attempt at f. teşebbüs etmek
drive at f. kastetmek
be at someone's beck and call f. her an birinin emrinde olmak
grasp at f. atlamak
cavil at f. itiraz etmek
shout at f. yüzüne bağırmak
plod away at f. bir işte şevksiz bir şekilde çalışmak
throw a lasso at f. kement atmak
be at somebody's beck and call f. kul köle olmak
take turns at something f. keşikleşe yapmak
be at an end f. bitmek
ride at full speed f. doludizgin gitmek
hold at bay f. arada mesafe bırakmak
strain at f. çabalamak
lend at interest f. faize vermek
prance at f. sıçrayıp oynamak
make oneself at home f. rahatına bakmak
take a glance at f. göz gezdirmek
leer at f. kötü niyetle bakmak
be at variance with f. ters düşmek
get at f. kastetmek
be at the end of one's tether f. dayanacak gücü kalmamak
snarl at each other f. hırlaşmak
be at loose ends f. serbest olmak
shout at f. bağırmak
snap at f. ağzıyla kapmaya çalışmak
go at f. ele almak
stand at attention f. vaziyet almak
take offense at f. gücenmek
set at liberty f. azat etmek
go on at f. başının etini yemek
laugh at f. alay etmek
jump at f. fırsattan hemen faydalanmaya bakmak
land at the airport f. alana inmek
gaze at f. gözünü dikip bakmak
snatch at f. kapmaya çalışmak
live at somebody's expense f. parasını yemek
kick at f. tekme vurmak
set at nought f. önemsememek
be at a standstill f. kesilmek
call at f. uğramak
look at someone askance f. birine yan bakmak
fly at someone's throat f. birine birdenbire sözlerle saldırmak
sniff at f. yabana atmak
sell something at a profit f. bir şeyin satışından kar etmek
balk at f. inat etmek
rail at f. sövüp saymak
sneeze at f. yabana atmak
strain at a gnat and swallow a camel f. ufak bir kabahati mesele yapıp büyük bir yanlışa aldırmamak
burn the candle at both ends f. fazla çalışmak
set at loggerheads f. birbirine düşürmek
run at full speed f. alabildiğine koşmak
peg away at f. bir işte sebatla çalışmak
be riled at f. kızmak
be at an end f. sonuçlanmak
have a dig at somebody f. taş atmak
spit at somebody f. tükürmek
glare at f. dik dik bakmak
pull a face at f. surat asmak
be at hand f. yakında olmak
have something at one's fingertips f. bir şeyi çok iyi bilmek
set at f. üstüne saldırmak
sell at a loss f. zararına satış yapmak
look down one's nose at f. hor görmek
pull at f. nefes çekmek (pipodan)
jump at the opportunity f. açıkgözlük etmek
wink at f. görmemezlikten gelmek
be priced at f. fiyatında olmak
keep at f. devam etmek
pick at f. kusur bulmak
take a brief look at f. şöyle bir göz gezdirmek
be at daggers drawn with somebody f. kanlı bıçaklı olmak
fly at one anothers throats f. boğaz boğaza gelmek
point at f. işaret etmek
take umbrage at f. içerlemek
be pointed at f. parmakla gösterilmek
sniff at f. burun kıvırmak
keep somebody at a distance f. fazla samimi olmamak
pick at f. burnunu sokmak
jeer at f. kahkahalarla birisiyle dalga geçmek
aim at its objective f. hedefine yönelmek
snatch at f. atlamak
look at f. göz atmak
blaze away at f. ateşe tutmak
stand at attention f. esas duruşta olmak
go off at half cocked f. hazırlıksız iş görmek
be found at fault f. kabahatli çıkmak
be out at grass f. otlamak
get back at f. öç almak
be angry at f. kızgın olmak
figure out at f. tutmak
be at odds with f. aykırı olmak
be at ease f. müsterih olmak
keep someone at arm's length f. biriyle samimi olmamak için ona çok mesafeli davranmak
be at someone's disposition f. birinin emrine amade olmak
be an old hand at f. bir konuda bayağı tecrübeli olmak
be at home to guests f. gün yapmak
glare at f. ters ters bakmak
burn the candle at both ends f. durup dinlenmeden çalışmak
be peeved at f. sinirlenmek
have something at one's fingertips f. bir şey elinin altında bulunmak
pull at one's heartstrings f. yüreğini cız ettirmek
put up at f. kalmak (otel vb'nde)
get at f. uğraşmak
be at one's back f. bir kimseye arka çıkmak
be at the point of death f. ölmek üzere olmak
jump at something f. balıklama atlamak
burn the candle at both ends f. gece gündüz demeden çalışarak kendini helak etmek
have a shy at f. denemek
be a dab hand at something f. uzmanı olmak
hurl abuse at somebody f. küfürü basmak
have something at one's fingertips f. girdisini çıktısını bilmek
pull at both ends f. çekiştirmek
feel at ease f. içi rahat etmek
be out at grass f. emekli olmak
stick at f. bir işi bırakmamak
glower at f. yiyecekmiş gibi bakmak
snarl at f. söylenmek
loose off at f. parlamak
peck at f. kuş gibi az yemek
be riled at f. sinir yapmak
wink at f. göz kırpmak
pull at somebody's heartstrings f. suistimal etmek
be at something f. başında olmak
pull something at both ends f. çekiştirmek
look at out of the corner of one's eye f. göz ucuyla bakmak
look at one another f. bakışmak
put at risk f. tehlikeye atmak
lay something at one's door f. yüklemek
look at with rolling eyes f. fıldır fıldır bakmak
look at with the eye of f. gözüyle bakmak
eat at f. sürüklemek
sneer at f. küçümsemek
come at f. saldırmak
be hard at hand f. kapıya dayanmış olmak
gibe at f. alay etmek
snap at f. ısırmaya çalışmak (köpek)
be at fault f. kabahatli olmak
be at the head of f. başında bulunmak
poke fun at f. bir kimse ile alay etmek
stick at f. bir iş üzerinde sebatla çalışmaya devam etmek
leap at f. havada kapmak
be at the bottom of the heap f. diğerlerine göre daha kötü durumda olmak
wink at f. göz yummak
lay something at somebody's door f. suçu üzerine atmak
nag at somebody f. dırdır etmek
lope at f. eşkin gitmek
look daggers at someone f. birine öfke ile bakmak
be at variance with f. ile çelişmek
ogle at each other f. kesişmek
glare at f. sert sert bakmak
lay at someone's door f. suçu birinin üstüne atmak
be average out at f. ortalaması (belirli bir miktar) olmak
lunge at f. üzerine saldırmak
snarl at f. homurdanmak
hit at f. sataşmak
poke fun at f. birine takılmak (şaka)
peck at somebody f. tartaklamak
be at a loss f. şaşırmak
put out at interest f. faize yatırmak
be at a disadvantage f. dezavantajlı olmak
wander from the subject at hand f. ele alınan konudan ayrılmak
jeer at f. alay etmek
turn up one's nose at f. beğenmemek
take a look at f. göz atmak
jib at doing f. direnmek
blink at f. şaşırmak
keep at f. bırakmamak
be at variance with f. ile araları bozuk olmak
draw the line at f. reddetmek
be at one's best f. en iyi durumda olmak
stare at f. gözlerini dikip bakmak
stare at f. gözlerini dikmek
feel shame at f. utanmak
fire questions at f. birini soru yağmuruna tutmak
get at f. demek istemek
be good at f. alanında iyi olmak
dabble at f. su serpmek
leap at f. atlamak
be at rest f. çalışmamak
lunge at f. ileri atılmak
be at a premium f. tutulmak
be at the bottom of something f. başının altından çıkmak
throw mud at somebody f. çamur atmak
be at something f. meşgul olmak
pull at f. çekmek
aim at f. amaçlamak
stare at f. bakakalmak
lie at full length f. serilmek
burnt the candle at both ends f. fazla seçeneği olmamak
stop at f. bir yerde durmak (mola vb)
be bond with somebody at heart f. yürekten bağlı olmak
keep someone at arm's length f. birinin samimi olmasına izin vermemek
be peeved at f. sinir olmak
puff at f. tüttürmek
throw rock at f. taş atmak
become a regular at f. müdavimi olmak
be at a loss for words f. söyleyecek söz bulamamak
set somebody's mind at rest f. rahatlatmak
draw the line at f. bir sınır koymak
be at one's wits end f. eli ayağı dolaşmak
lunge at f. üzerine hücum etmek
be at the end of one's tether f. son kozunu oynamış olmak
lay at one's door f. üstüne atmak
revile at something f. yermek
be at war f. savaş halinde olmak
level at f. doğrultmak (silahı)
go at something f. girişmek
look at f. bakmak (sözlüğe vb)
call at f. ziyaret etmek
take a shot at f. bir el ateş etmek (tüfekle)
laugh at f. alaya almak
be good at f. belirli bir şeyi iyi yapmak
shout at the top of one's voice f. yırtınmak
sell at auction f. açık artırma ile satmak
be bonded at the heart f. yürekten bağlı olmak
be at a standstill f. durmuş vaziyette olmak
pick at f. yemek
be furious with somebody at something f. öfkelenmek
look at something in perspective f. bir şeye geniş bir açıdan bakmak
preach at f. uyarıda bulunmak
be at bay f. çok zor bir durumda olmak
take turns at f. bir şeyi sırayla yapmak
set at naught f. önem vermemek
be at a crossroads f. dönüm noktasına gelmek
ride at a gallop f. eştirmek
come at f. varmak
take a glance at f. göz atmak
bridle at f. birisine kızmak
blink at f. hayret etmek
blaze away at f. hararetle yapmak
hold at bay f. yaklaştırmamak
be at ease f. rahat etmek
go on at f. azarlamak
stare at f. dik dik bakmak
look at f. gözden geçirmek
weigh in at f. tartıldığında belirli bir ağırlıkta olmak
be at war with f. mücadele etmek
set somebody's mind at rest f. yüreğine su serpmek
wonder at f. şaşırmak
come at f. üstüne gelmek
be found at fault f. kabahatli bulunmak
be at the mercy of f. ocağına düşmek
set at naught f. hiçe saymak
set someone's mind at rest f. birinin kuşkularını ortadan kaldırmak
be at a standstill f. kesilmiş vaziyette olmak
gaze at f. gözü dalmak
be at a standstill f. durmak
jeer at f. yuhalamak
keep someone at bay f. birini korkutarak yaklaşıp zarar vermesini önlemek
grab at f. elle tutmaya çalışmak
tug at one's heartstrings f. yüreğini cız ettirmek
sell at loss f. zararına satmak
lash out at f. sert ve ani çıkış yapmak
scoff at f. alay etmek
keep somebody at a distance f. mesafeli davranmak
turn up one's nose at f. reddetmek
be out at grass f. yayılmak
poke fun at somebody f. makaraya sarmak
be at the bottom of the pile f. diğerlerine göre daha kötü durumda olmak
make eyes at f. göz etmek
come at f. keşfetmek
shout at the top of one's voice f. bar bar bağırmak
aim at f. niyet etmek
throw stone at f. taş atmak
lay something at one's door f. üstüne yıkmak
shy at f. ürkmek
look at f. bakmak
laugh at f. gülüp geçmek
connive at f. görmezlikten gelmek
laugh at f. gülmek
blink at f. görmemezlikten gelmek
hold someone at bay f. birini sindirmek
aim at f. hedef almak
set at naught f. önemsememek
proceed at an angle f. bir açıda ilerlemek
poke something at f. bir şeyi bir yere doğru uzatmak
go at something f. sarılmak