hatta - Türkçe İngilizce Sözlük

hatta

"hatta" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
hatta even zf.
The demonstrations make some civilians feel worried, even unease.
Gösteriler bazı sivilleri endişelendiriyor, hatta tedirgin ediyor.

More Sentences
Genel
hatta nay zf.
We are willing, nay, eager to help.
Yardıma hazırız, hatta seve seve yardım ediyoruz.

More Sentences
hatta for that matter zf.
You certainly don't need to blog every day, or even every week for that matter.
Bu konuda kesinlikle her gün, hatta her hafta blog yazmanıza gerek yok.

More Sentences
hatta in fact zf.
Yet they are being prevented from doing so and in fact, those brave enough to do so have lost their lives.
Ancak bunu yapmaları engelleniyor ve hatta bunu yapacak kadar cesur olanlar hayatlarını kaybediyor.

More Sentences
hatta on the line zf.
Is anybody on the line?
Hatta kimse var mı?

More Sentences
hatta even zf.
The demonstrations make some civilians feel worried, even unease.
Gösteriler bazı sivilleri endişelendiriyor, hatta tedirgin ediyor.

More Sentences
hatta indeed zf.
The Stability and Growth Pact is not stupid, but casting doubt upon it is irresponsible and indeed negligent.
İstikrar ve Büyüme Paktı aptalca değildir, ancak ona şüpheyle yaklaşmak sorumsuzluk ve hatta ihmalkârlıktır.

More Sentences
hatta or bağ.
Kayla never calls or even cares.
Kayla asla aramıyor, hatta umursamıyor bile.

More Sentences
hatta very s.
hatta yet zf.
hatta as a matter of fact zf.
hatta as well zf.
hatta at that zf.
hatta yes zf.
hatta moreover zf.
hatta further zf.
hatta een [dialect] zf.
hatta ever zf.
hatta surely [us] [canada] zf.
hatta otherwise zf.
hatta at ed.
hatta insomuch that bağ.
hatta even if bağ.
hatta insomuch as bağ.
hatta yet more bağ.
hatta if not bağ.
İfadeler
hatta in addition expr.
hatta well into expr.
hatta If not expr.
Deyim
hatta autem expr.
hatta in the devil expr.

"hatta" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 117 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
aynı hatta gidiş geliş sefer yapan tren shuttle train i.
iletişim aygıtını ana hatta bağlayan yanal devre kolu leg i.
düzensiz arazinin alanını hesaplamak için ölçümde ana hatta dik ölçülen kısa mesafe offset i.
hatta kalmak hold the phone line open f.
hatta kalmak get a line on f.
hatta kalmak hold the line f.
hatta kalmak (telefon) stay on hold f.
hatta kalmak (telefon) hold the line f.
hatta olmak be on the phone f.
hatta kalmak hold on f.
(telefon) hatta kalmak hold f.
ana hatta ait outlinear s.
ana hatta özgü outlinear s.
haliyle hatta at that zf.
hatta hiç never even zf.
hatta ve hatta even zf.
(hatta) bilakis vice versa zf.
(hatta)(tam) tersine vice versa zf.
(hatta) (tam) aksine vice versa zf.
hatta o kadar ki so much so that bağ.
hatta bundan daha fazla yet more bağ.
ancak hatta but even bağ.
Öbek Fiiller
hatta kalmak hang up f.
birisini hatta bağlamak put someone through f.
(telefonda) hatta kalmak hang on f.
İfadeler
hatta bazen even sometimes expr.
hatta daha iyi even better expr.
hatta mısın? ayt (are you there?) expr.
Konuşma Dili
hatta daha fazlası and then some i.
hatta kalmak hold the phone f.
(topa) düz bir hatta hızla vurmak drill f.
hatta kalın lütfen please hold ünl.
hatta daha da fazla and then some expr.
hatta ben de ("me too" ifadesinin ardından) me three expr.
hatta kalınız lütfen! could you hold(, please)? expr.
sizi hatta bekletebilir miyim? could you hold(, please)? expr.
hatta kalabilir misiniz, lütfen? could you hold(, please)? expr.
hatta kalın lütfen! could you hold(, please)? expr.
hatta bekleyebilir misiniz, lütfen? could you hold(, please)? expr.
hatta o kadar ki so much so expr.
hatta bekler misiniz, lütfen? will you hold(, please)? expr.
lütfen hatta bekleyin hold the line, please exclam.
lütfen hatta bekleyin hold the phone, please exclam.
lütfen hatta bekleyin hold the phone, please exclam.
lütfen hatta bekleyin hold the wire, please exclam.
lütfen hatta bekleyin hold, please exclam.
Deyim
bir şeyi/şeyden yeterince (hatta fazlasıyla) yapmış olmak have your share of something f.
bir şeyi/şeyden yeterince (hatta fazlasıyla) yapmış olmak have (one's) share of (something) f.
hatta kal/kalın hold the wire f.
hatta bekle/bekleyin hold the wire f.
hatta daha da fazla with brass knobs on expr.
hatta daha da fazla with knobs on expr.
hatta bekler misiniz(, lütfen)? would you hold(, please)? expr.
Konuşma
hatta kalın lütfen hold the phone please ünl.
hatta kalın lütfen hold the wire please ünl.
hatta kalın lütfen hold please ünl.
hatta kalın lütfen hold the line please ünl.
hatta kalın please hold expr.
hatta kalınız lütfen! will you hold? expr.
hatta kalınız lütfen! could you hold? expr.
hatta kalın lütfen! will you hold? expr.
hatta kalınız lütfen! can you hold? expr.
hatta kalın lütfen! could you hold? expr.
hatta kalın lütfen! can you hold? expr.
lütfen hatta kal hold the line please expr.
lütfen hatta kal hold the phone please expr.
lütfen hatta kal please hold expr.
lütfen hatta kal hold the wire please expr.
lütfen hatta kal hold please expr.
birinci hatta he's on line one expr.
lütfen hatta kalın hold the phone please expr.
lütfen hatta kalın hold please expr.
lütfen hatta kalın hold the line please expr.
lütfen hatta kalın hold the wire please expr.
lütfen hatta kalın please hold expr.
bir dakika hatta bekler misiniz? hang on a while expr.
sizi hatta bekletebilir miyim (, lütfen)? can you hold(, please)? expr.
diğer hatta eşim arıyor my wife is on the other line expr.
eşim diğer hatta my wife is on the other line expr.
Ticaret/Ekonomi
tarifeli olmayıp aldığı hatta göre çalışan gemi tramp steamer i.
Siyasal
hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler furthermore, they may identify their personal interests with the political designs of the invaders i.
bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler and sadder and graver than all these circumstances, those who hold power within the country may be in error, misguided and may even be traitors expr.
Teknik
hatta parazit darbe line hit i.
hatta açılma hit on the line i.
hatta değiştirilebilen cihaz line replaceable unit i.
hatta-bağlı merkezi dosya on-line central file i.
hatta veri azaltımı on-line data reduction i.
aynı hatta olan depolar inline reservoir i.
hatta değiştirilebilir ünite line replaceable unit i.
bir treni bir hattan diğer hatta geçirmek switch f.
ana hatta ait trunk s.
Bilgisayar
hatta vurgunu line hit i.
hatta açılma hit on the line i.
hatta-bağlı on-line s.
hatta bağlı on-line s.
Bilişim
istasyon kullanıcısının bir dış hatta erişimini engelleyen bir anahtar telefon sistemi (kts) veya pbx özelliği privacy i.
Telekom
çağrının hatta bekletilmesi call park i.
hattan hatta işaretleşme link by link signalling i.
hatta darbe gerilimi line surge i.
arayanın otomatik olarak serbest hatta bağlandığı bir telefon sistemi preselector i.
aramanın otomatik olarak serbest hatta yönlendirildiği bir telefon sistemi preselection i.
hatta kalmak stay on the line f.
lütfen hatta kalınız please stay on the line expr.
Elektrik
her bir hatta ve her bir hattan yere eşit empedanstaki (elektrik iletim hattı) balanced s.
Demiryolu
rayı hatta tutan ve bağı mekanik aşınmaya karşı koruyan metal plaka tie plate i.
bir hattan başka hatta geçirmek (vagonu/katarı) shunt f.
(tren vagonunu) hareket halindeyken lokomotiften ayırarak başka bir hatta geçirmek fly in f.
Denizcilik
düzenli olarak bir hatta çalışan yolcu vapuru liner i.
Anatomi
ön alt iliyak omurgadan küçük trokanter ve intertrokanterik hatta uzanan bir fibröz doku bandı y ligament i.
ön alt iliyak omurgadan küçük trokanter ve intertrokanterik hatta uzanan bir fibröz doku bandı iliofemoral ligament i.
(simfizi oluşturan bölümler) orta hatta olan symphysial s.
Matematik
(köprü, kemer) yan açılı orta hatta sahip olan skew s.
Edebiyat
karakterin/kahramanın mahvolmasına hatta ölümüne neden olan kusuru tragic flaw i.
Askeri
hatta girme wiretapping i.
bir hatta olmayan harekat nonlinear operations i.
hatta bağlı on-line s.
Silah/Atıcılık
yönü ateşlenen hatta dik olmayan atış oblique fire i.