leg - Türkçe İngilizce Sözlük

leg

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

leg — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bacak, destek ayağı
Okunuş (IPA):
(AmE /lɛɡ/ – BrE /lɛɡ/)
Terim Türü:
İsim: leg (legs)
İnsan ve hayvanlarda hareketi sağlayan uzvu ya da masa gibi nesnelerin taşıyıcı ayağını tanımlar. Eski İngilizcede leg biçimiyle ortaya çıkmış ve somut destek fikrini korumuştur. Güncel kullanımda leg, spor, anatomi ve mecazi anlatımlarda dayanak noktası anlamında da yer alır

"leg" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
leg i. bacak
His muscular legs were the result of a lot of exercises.
Kaslı bacakları çok fazla egzersizin sonucuydu.

More Sentences
leg i. ayak (mobilya/pergel)
Genel
leg i. etap
Ten runners raced in the final leg of the race.
Yarışın son etabında on koşucu yarıştı.

More Sentences
leg i. ayak
One of the legs of the chair is damaged.
Sandalyenin ayaklarından biri zarar görmüş.

More Sentences
leg i. bacak
His muscular legs were the result of a lot of exercises.
Kaslı bacakları çok fazla egzersizin sonucuydu.

More Sentences
leg i. but
Her pork leg roast recipe is too much work.
Onun fırında domuz budu tarifi çok zahmetlidir.

More Sentences
leg i. bölüm
They had to cancel the final leg of their trip.
Gezilerinin son bölümünü iptal etmek zorunda kaldılar.

More Sentences
leg f. kaçmak
The thieves legged it when they saw the police coming.
Hırsızlar polisin geldiğini görünce kaçtı.

More Sentences
Teknik
leg i. bacak
His muscular legs were the result of a lot of exercises.
Kaslı bacakları çok fazla egzersizin sonucuydu.

More Sentences
Otomotiv
leg i. ayak
One of the legs of the chair is damaged.
Sandalyenin ayaklarından biri zarar görmüş.

More Sentences
Anatomi
leg i. bacak
His muscular legs were the result of a lot of exercises.
Kaslı bacakları çok fazla egzersizin sonucuydu.

More Sentences
Mutfak
leg i. but
Her pork leg roast recipe is too much work.
Onun fırında domuz budu tarifi çok zahmetlidir.

More Sentences
Genel
leg i. ayak (masa vb)
leg i. bacak (pantolonda)
leg i. legato
leg i. raund
leg i. basamak
leg i. üçgenin taban olmayan kenarı
leg i. kadem
leg i. 30,5 cm uzunluğundaki ölçü birimi
leg i. kol
leg i. ara
leg i. fasıla
leg i. aşama
leg i. kademe
leg i. kısım
leg i. saygı gösterme amacıyla diz bükme
leg i. reverans
leg i. rota değiştirmeden uçma
leg i. ışın
leg i. çok fazlı sistemdeki bir faz
leg i. kol devre
leg i. tahıl taşıma sisteminde kovaları taşıyan kayışın dikey kısmını içeren kasa
leg i. antiklinal birikintinin iki eğimli kenarından her biri
leg i. bahiste yarım veya tam açılış
leg i. L biçimli metal barın çıkıntılı uzantıları
leg i. iletişim aygıtını ana hatta bağlayan yanal devre kolu
leg i. sahne dışı bölümleri maskelemede kullanılan şerit perde
leg i. iletişim ağında birkaç istasyonu bağlayan nokta
leg f. koşmak
leg f. hızlı yürümek
leg f. yürürken bacakları kullanmak
leg f. (birisi veya bir şey için) harekete geçmek
leg f. ayakları hareket ettirerek tekneyi kanalda ilerletmek
leg N. destek ayağı
Konuşma Dili
leg i. destek
leg i. yardım
Havacılık
leg i. bir uçuşun programlı iki ardışık durak noktası arasındaki yolculuğu için kullanılan resmi iata terim
Denizcilik
leg i. geminin bir rota üzerinden seyrettiği yol
leg i. geminin rotası
Matematik
leg i. dik kenar
leg i. dikkenar
Coğrafya
leg i. büyük bir ırmağa karışan ikinci derecedeki akarsuların her biri
Spor
leg i. (kriket) sahanın vurucunun arkasında kalan tarafı
leg i. (kriket) vurucunun arkasındaki oyuncu

"leg" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
leg feather i. çakşır
leg bone i. bacak kemiği
frog leg i. kurbağa bacağı
animal leg i. hayvan bacağı
trouser leg i. pantolon bacağı
leg exercise i. bacak egzersizi
hind leg i. arka bacak
leg of a boot i. konç
gate leg table i. açılır kapanır masa
the lower part of a trouser leg i. baldırak
turkey leg i. hindi bacağı
hind leg i. arka ayak
a wide trouser leg i. bol paça
wooden leg i. tahta bacak
leg covering i. pantolon
chicken leg i. tavuk bacağı
lower part of the trouser leg i. paça
leg of mutton i. koyun budu
buckling of leg i. ayağın burkulması
buckling of leg i. ayak burkulması
twisting of leg i. ayak burkulması
trouser leg i. pantolon paçası
spraining of leg i. ayağın burkulması
spraining of leg i. ayak burkulması
twisting of leg i. ayağın burkulması
artificial leg i. takma bacak
table leg i. masa ayağı
dead leg i. çalışmayan bacak
leg-of-mutton i. koyun budu
leg-pul i. latife
dog-leg i. keskin açı
leg-pull i. alay
leg-pull i. işletme
leg warmer i. tozluk
the first leg of the journey i. gezinin ilk ayağı
peg-leg i. tahta bacak
leg iron i. pranga
leg iron i. bacak zinciri
broken leg i. kırık bacak
mechanical leg i. mekanik ayak
multi leg sling i. çok bacaklı sapan
steel leg i. çelik ayak
spider leg i. örümcek ayağı
making a leg i. sağ bacak geri çekilerek yapılan abartılı bir reverans
leg size i. bacak boyutu
leg size i. bacak boyu
leg vein i. bacak damarı
thick leg i. kalın bacak
thin leg i. zayıf bacak
leg-puller i. dalga geçen kimse
leg-puller i. alaycı kimse
leg-pulling i. eşek şakası yapma
leg rope i. hayvanı zapt etmek için arka ayağına takılan ip
leg [uk] i. profesyonel kumarbaz
peg leg i. takma bacaklı kimse
shake a leg f. oynamak
pull one's leg f. biriyle dalga geçmek
pull someone's leg f. birini işletmek
leg it f. hızlı yürümek
pull someone's leg f. biriyle dalga geçmek
shake a leg f. pergelleri açmak
leg it f. kaçmak
extend one's leg f. ayak uzatmak
pay an arm and a leg for f. çok pahalıya patlamak
leg it f. sıvışmak
give no leg to stand on f. tutunacak bir dal bırakmamak
pull one's leg f. aleyhine hareket etmek
give a leg up f. desteklemek
pull someone's leg f. birine takılmak
give a leg up f. yardım etmek
pull one's leg f. birini işletmek
leg it f. koşmak
shake a leg f. acele etmek
cost an arm and a leg f. çok paraya mal olmak
pull one's leg f. birisinin arkasından iş çevirmek
pull one's leg f. kafa bulmak
pull someone's leg f. kandırmak
break one's leg f. bacağını kırmak
injure one's leg f. bacağını sakatlamak
buckle the leg f. ayak burkmak
be shot in the leg f. bacağından vurulmak
be shot in the leg f. bacağından yaralanmak
shoot somebody in the leg f. bacağından vurmak
twist one's leg f. ayağını burkmak
shoot somebody in the leg f. bacağına sıkmak
sprain the leg f. ayak burkmak
shoot somebody in the leg f. ayağına sıkmak
shoot somebody in the leg f. bacağından yaralamak
sprain one's leg f. ayağını burkmak
twist the leg f. ayak burkmak
caress someone's leg f. bacağını okşamak
break one's leg f. ayağı kırılmak
pay an arm and a leg for f. pahalıya patlamak
cost an arm and a leg f. (bir) servete mal olmak
dress one’s leg f. bacağına pansuman yapmak
have a leg cramp f. ayağına kramp girmek
have a cramp in one's leg f. ayağına kramp girmek
get a cramp in the leg f. kramp girmek (bacağa)
sprain his/her leg f. ayağını burkmak
tight-leg f. ata sıkıca tutunmak
tight-leg f. ata bacakları kısıp sıkıca binmek
leg bail f. uçarak kaçmak
leg-rope f. (hayvanı) ayak bağıyla zapt etmek
peg leg f. topallamak
peg leg f. aksamak
peg leg f. (kablolu matkap aleti) tabana aralıklı vuruş yapmak
with leg feathers s. çakşırlı
leg-o'-mutton s. üçgensel
leg-of-mutton s. üçgensel
leg-o'-mutton s. koyun budu şeklinde olan
leg-of-mutton s. koyun budu şeklinde olan
peg leg s. takma bacaklı
peg leg s. tahta bacaklı
on one's last leg zf. yıkılmak üzere
İfadeler
the boot is on the other leg expr. eski çamlar bardak oldu
don't come running to me if you break your leg expr. başına bir şey gelirse/bir yerin kırılırsa ben karışmam (bak ona göre)
don't come running to me if you break your leg expr. bir yerini kırarsan bana gelme
Atasözü
he puts his pants on one leg at a time senin benim gibi biri
he puts his pants on one leg at a time sıradan insan
he puts his pants on one leg at a time etten kemikten insan
Konuşma Dili
a leg up i. destek
a leg up i. koltuk çıkma
first leg of a journey i. gezinin ilk ayağı
a bone in your leg (or head) i. uydurma mazeret
bone in (one's) leg [obsolete] i. uydurma gerekçe
bone in (one's) leg [obsolete] i. uydurma mazeret
a bone in your leg (or head) i. uydurma gerekçe
bone in (one's) leg [obsolete] i. bahane
a bone in your leg (or head) i. bahane
leg up i. destek
leg up i. avantaj
leg up i. alttan destek
leg up i. kaldırma
leg up on i. '-e karşı üstünlük
leg up on (one) i. (birine) karşı üstünlük
leg up i. yukarı itme
leg up i. üstünlük
leg up on (one) i. (birine) karşı avantaj
leg work i. hamaliye
leg up on i. -e karşı avantaj
leg work i. ayak işi
leg up i. ittirme
bum leg i. sakat bacak
pull someone's leg f. kafa bulmak
pull someone's leg f. makara yapmak
pull someone's leg f. eğleşmek
pull someone's leg f. makaraya sarmak
pull someone's leg f. kafaya almak
pull someone's leg f. matrağa almak
give a leg up f. el vermek