into - Türkçe İngilizce Sözlük

into

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

into — Definition

Anlamı ve Tanımı:
içine, -e doğru
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈɪntuː/ – BrE /ˈɪntuː/)
Terim Türü:
Edat
Bir hareketin yönünü veya dönüşümünü ifade eden edattır; bu nedenle into, statik konumdan çok geçiş ve değişim anlamı taşır. Eski İngilizce kökenli yapı, modern dilde temel işlev sözcüklerindendir.
Eş Anlamlılar:
inside (contextual)
Zıt Anlamlılar:
out of

"into" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
into ed. içine
He put the files into his briefcase.
Dosyaları çantasının içine koydu.

More Sentences
Genel
into ed. haline
The President today commented that our aim must be to bring Afghanistan into a modern statehood.
Başkan bugün, amacımızın Afganistan'ı modern bir devlet haline getirmek olması gerektiğini ifade etti.

More Sentences
into ed. şekline
Mary was sewing large pieces of fabric into a flag.
Mary büyük kumaş parçalarını bayrak şeklinde dikiyordu.

More Sentences
into ed. biçimine
Data is downloadable into a.csv file for further analysis.
Veriler daha fazla inceleme için bir.csv dosyası biçiminde indirilebilir.

More Sentences
into ed. içine
He put the files into his briefcase.
Dosyaları çantasının içine koydu.

More Sentences
into ed. -e
As that sound was heard, the crowd looked up into the sky again.
Bu ses duyulduğunda, kalabalık tekrar gökyüzüne baktı.

More Sentences
into ed. sonlarında
My mother was well into her thirties before she had me.
Annem beni doğurmadan önce otuzlu yaşlarının sonlarındaydı.

More Sentences
into ed. ilgili
Police began an investigation into the robbery.
Polis soygunla ilgili soruşturma başlattı.

More Sentences
into ed. e/a
My books have been translated into 30 languages.
Kitaplarım 30 dile çevrilmiştir.

More Sentences
into ed. e/a (bölünmek)
Five into thirty-five is seven.
Otuz beş, beşe bölünürse yedi eder.

More Sentences
into ed. e/a (çarpmak)
Guess who I bumped into at the market?
Bilin bakalım markette kime rastladım?

More Sentences
into ed. e/a (girmek, atılmak)
She is planning to go into advertising after graduation.
Mezun olduktan sonra reklamcılık sektörüne atılmayı planlıyor.

More Sentences
into ed. içinde
The bus burst into flames.
Otobüs alevler içinde.

More Sentences
Teknik
into zf. içine
He put the files into his briefcase.
Dosyaları çantasının içine koydu.

More Sentences
into zf. içine doğru
The army made inroads into the neighboring country.
Ordu, komşu ülkenin içlerine doğru ilerledi.

More Sentences
Genel
into zf. -e doğru
into ed. içeriye
into ed. -a
into ed. -in içine
into ed. e doğru
into ed. 'e ulaşıncaya kadar
into ed. karşıdan üzerine doğru
into ed. 'e bölünerek
into ed. 'e karışmış
into ed. ile ilgilenen
into ed. … kadarı geçmiş olarak
into ed. 'e harcanarak
into ed. içine alacak şekilde
into ed. kapsayacak şekilde
Konuşma Dili
into ed. e borçlu
Matematik
into s. bir diziden başka bir diziye olan (fonksiyon, harita)
Eski Kullanım
into ed. ile birlikte

"into" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
turn into f. dönüşmek
come into existence f. oluşmak
get into a panic f. paniklemek
go into f. girmek
break into f. zorla girmek
bring into conflict f. çatıştırmak
cram into f. araya sıkıştırmak
Genel
skin made into a bag i. tulum
going into debt i. borçlanma
luck into something i. şans eseri
broken into pieces i. un ufak olmuş
rolling into a ball i. dertop
landing into the wind i. rüzgara karşı iniş
translations into turkish i. türkçe’ye çeviriler
sticking into i. saplama
translations into english i. ingilizce’ye çeviriler
breaking into pieces i. parçalama
insertion of finger into one's nose i. burnunu karıştırma
insertion of finger into one's nose i. burnuyla oynama
investigation into personal finances and assets i. para ve mal varlığı soruşturması
date of entry into force i. yürürlüğe giriş tarihi
date of entry into force i. tarihi neşri
points to take into consideration i. dikkat edilmesi gereken hususlar
points to take into account i. dikkat edilmesi gereken hususlar
taking into consideration i. göz önünde bulundurma
taking into consideration i. dikkate alma
taking into consideration i. hesaba katma
entry into politics i. siyasete atılma
the ascension of the prophet Muhammad into heaven i. miraç kandili
transformation into a wolf i. kurda dönüşme
things to take into account i. dikkat edilmesi gereken şeyler
things to take into consideration i. dikkat edilmesi gereken şeyler
the key slipping into a lock i. kilide giren anahtar
social work with children and families: getting into practice i. aile ve çocuklarla sosyal hizmet: uygulamaya giriş
calling into question i. açıklama talebi
calling into question i. doğruluğunu sorgulama
carrying into action i. sahip olunan bilgiyi pratiğe dökme
carrying into action i. başarılı bir şekilde gerçekleştirme
carrying into action i. uygulamaya geçirme
fly into a temper f. çabuk sinirlenmek
infuse into f. ilham vermek
get into a groove f. bellemek
fall into f. yer almak
stumble into f. yanılmak
be broken into pieces f. un ufak olmak
grew into f. olmak
slip into f. tutuşturmak
merge into f. karışıp kaybolmak
run into f. karşılaşmak
pry into f. gizlisini saklısını araştırmak
throw into the fire f. ateşe atmak
grow into f. olmak
sink into a depression f. depresyona girmek
enter into service f. faaliyete geçmek
pitch into something f. sarılmak
bribe into f. rüşvet vermek
throw into relief f. dikkat çekmesini sağlamak
run into f. çarpmak
dissolve into thin air f. ortadan kaybolmak
slip into f. sokuvermek
turn something into an investment f. yatırıma dönüştürmek
get into a difficult situation f. müşkül olmak
railroad into doing f. zorlamak
mix into f. katmak
stick into f. saplamak
come into collision with f. ile çarpışmak
burst into laughter f. kahkahayı basmak
go into one's shell f. kabuğuna çekilmek
brought into safety f. güven sağlamak
poke one's nose into something f. bir işe burnunu sokmak
enter into f. giriş yapmak
fall into disuse f. bırakılmak
come into collision f. çarpışmak
get into f. kaçmak
go into f. girmek (araştırmaya)
run into f. araba ile vurmak
get one's claws into f. yamanmak
slip into f. girmek
get into a dilemma f. açmaza girmek
go into f. araştırmak
grow into f. alışmak (bir işe)
see into f. kavramak
go into orbit f. yörüngesine oturmak
come into leaf f. yeşermek
cut into sections f. bölümlere ayırmak
make into f. dönüştürmek
rush into f. akın etmek
railroad into doing f. mecbur etmek
channel something into f. kanalize etmek
call into being f. halketmek
press into thin sheets f. ince kağıtlara basmak
work oneself up into a rage f. öfkelenmek
fly into a passion f. öfkelenmek
burst into tears f. birden ağlamaya başlamak
plop into f. cumbadak düşmek
be brought into a certain state f. belirli bir duruma getirilmek
stick into f. oyulgalamak
turn into a mess f. allak bullak olmak
dig into f. yemeğe girişmek
get into trouble f. belaya çatmak
run into f. karışmak
break into f. (hırsızlık amacıyla) girmek
go into splinters f. parçalanmak
bring one's power into play f. ağırlık koymak
infuse into f. içine akıtmak
shove something into f. bir şeyi bir yere sokmak
steer into f. yöneltmek
sink into a chair f. bir koltuğa çökmek
work somebody up (into something) f. gaza getirmek
arrange into groups f. gruplar halinde düzenlemek
force into f. sığdırmak
brought into favor f. yardıma sevk etmek
channel something into f. dökmek
sink into f. kapılmak
fall into disuse f. kullanılmaz olmak
spill over into f. kadar yayılmak (bir yere)
slip into f. kaçmak
shade into f. dönüşmek
drag something into a deadlock f. açmaza sürüklemek
enter into f. girmek
come into play f. etkili olmak
fly into a temper f. çabuk öfkelenmek
fall into sin f. sapmak
split (the payment/debt) into installments f. taksitlere bölmek
transmogrify into f. gülünç bir şekle sokmak
fall into confusion f. karmakarışık olmak
wind something into a ball f. bir şeyi sarmak
initiate into f. törenle üyeliğe kabul etmek
enter into the register f. sicile kaydetmek
wade into f. saldırmak
throw into f. atmak
bring order into f. düzene sokmak
go into one's shell f. susup insanlarla konuşmamak
get into a rage f. küplere binmek
lay into f. dayak atmak
sink into f. gömülmek
get into a rage f. celallenmek
foist into f. kurnazlıkla koymak
press into f. zorlamak
disappear into thin air f. sırra kadem basmak
surge into f. akın etmek
turn something into a joke f. şakaya bozmak
rush into extremes f. aşırıya kaçmak
cut something into slices f. bir şeyi dilimlemek
goad into f. kışkırtmak
launch out into f. atılmak
argue someone into something f. tartışarak birini bir şey yapmaya ikna etmek
burst into bud f. tomurcuklanmak
shift into second gear f. ikilemek
pitch into something f. girişmek