forward - Türkçe İngilizce Sözlük

forward

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

forward — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ileri, iletmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈfɔːrwərd/ – BrE /ˈfɔːwəd/)
Terim Türü:
Sıfat; Zarf; Fiil: forward (forwards – forwarded – forwarding)
Yön olarak ileriye doğru olmayı veya bir şeyi başkasına aktarmayı ifade eden çok işlevli bir kelimedir. Fore kökünden türeyen yapı, ilerleme ve aktarım fikrini merkezine alır.
Eş Anlamlılar:
ahead, transmit
Zıt Anlamlılar:
backward

"forward" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 132 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
forward s. ileri
Crawling on hands and knees Child moves forward or backward on hands and knees.
Eller ve dizler üzerinde emekleme Çocuk elleri ve dizleri üzerinde ileri veya geri hareket eder.

More Sentences
forward zf. ileriye doğru
The parties must move forward.
Taraflar ileriye doğru hareket etmelidir.

More Sentences
Genel
forward i. forvet
Leicester City have completed the signing of Newcastle United forward Ayoze Perez.
Leicester City, Newcastle United'ın forveti Ayoze Perez'i transfer etti.

More Sentences
forward f. sunmak
In 2002, the Commission forwarded a regulation to increase the funding of the trans-European networks.
2002 yılında Komisyon, trans-Avrupa ağlarının finansmanının arttırılmasına yönelik bir yönetmelik sunmuştur.

More Sentences
forward f. sevk etmek
The draft constitutional treaty put forward by Valéry Giscard d'Estaing causes me great concern in this regard.
Valéry Giscard d'Estaing tarafından ortaya konulan anayasal antlaşma taslağı beni bu konuda büyük endişeye sevk ediyor.

More Sentences
forward f. göndermek
Please forward this message along with the seminar information to the appropriate managers in your firm.
Lütfen bu mesajı seminer bilgisiyle birlikte şirketinizdeki uygun yöneticilere gönderin.

More Sentences
forward f. yönlendirmek
Regular email addresses and forwarding email addresses are two different address types that you can have in an email system.
Normal e-posta adresleri ve yönlendirme e-posta adresleri, bir e-posta sisteminde sahip olabileceğiniz iki farklı adres türüdür.

More Sentences
forward f. iletmek
I would ask you to forward this complaint to Parliament's Presidency.
Bu şikayeti TBMM Başkanlığına iletmenizi rica ederim.

More Sentences
forward s. ileriye yönelik
This is a big step forward.
Bu, ileriye yönelik büyük bir adımdır.

More Sentences
forward zf. öne
She tilted her head forward with embarrassment.
Utancından başını öne eğdi.

More Sentences
forward zf. ileriye doğru
The parties must move forward.
Taraflar ileriye doğru hareket etmelidir.

More Sentences
forward zf. ileri
The clocks go forward 1 hour on the last Sunday in March.
Mart ayının son Pazar günü saatler 1 saat ileri alınır.

More Sentences
forward zf. ileriye
The new editor is determined to carry the newspaper forward.
Yeni editör gazeteyi ileriye taşımaya kararlı.

More Sentences
forward zf. dört gözle (bekleme)
At least I have my birthday to look forward to.
En azından dört gözle beklediğim bir doğum günüm var.

More Sentences
Teknik
forward s. ön
The forward section of the fuselage usually contains the cockpit and passenger cabin.
Gövdenin ön kısmı genellikle kokpit ve yolcu kabinini içerir.

More Sentences
forward zf. ileriye
The new editor is determined to carry the newspaper forward.
Yeni editör gazeteyi ileriye taşımaya kararlı.

More Sentences
forward zf. öne doğru
He bent forward.
Öne doğru eğildi.

More Sentences
Bilgisayar
forward f. göndermek
Please forward this message along with the seminar information to the appropriate managers in your firm.
Lütfen bu mesajı seminer bilgisiyle birlikte şirketinizdeki uygun yöneticilere gönderin.

More Sentences
forward f. iletmek
I would ask you to forward this complaint to Parliament's Presidency.
Bu şikayeti TBMM Başkanlığına iletmenizi rica ederim.

More Sentences
forward expr. ileri
The clocks go forward 1 hour on the last Sunday in March.
Mart ayının son Pazar günü saatler 1 saat ileri alınır.

More Sentences
Spor
forward i. forvet oyuncusu
The forward kicked a goal.
Forvet oyuncusu, gol attı.

More Sentences
Genel
forward i. akıncı
forward i. sunum (takdim yazısı)
forward f. yollamak
forward f. ilerletmek
forward f. yeni adrese yollamak
forward f. yeni adrese göndermek
forward f. ileri aktarmak
forward f. yüklemek
forward f. irsal etmek
forward f. yönlendirme yapmak
forward f. (kaset, dijital kayıt) ileri sarmak
forward s. müfrit
forward s. küstahlık
forward s. öndeki
forward s. erken gelişmiş
forward s. büyümüş de küçülmüş
forward s. ilerlemiş
forward s. cüretli
forward s. aşırı
forward s. ileride olan
forward s. istekli
forward s. vadeli
forward s. yırtık
forward s. şımarık
forward s. ilerideki
forward s. fazla ileriye giden
forward s. turfanda
forward s. hazır
forward s. küstah
forward s. gelişmiş
forward s. belirli bir yönde ilerleyen
forward s. talimatı izleyen
forward s. yönergeyi takip eden
forward s. istekli
forward s. hevesli
forward s. küstah
forward s. kendini bilmez
forward s. cüretkar
forward s. ilerici
forward s. vizyoner
forward s. döneminin ilerisinde olan
forward s.
forward s. ekstrem
forward s. aşırı
forward s. normlara aykırı
forward s. radikal
forward s. erken gelişmiş
forward s. geleceğe yönelik
forward s. geleceğe hazırlık niteliğinde
forward s. geleceğe hazırlayan
forward s. ilerici düşünen
forward s. ilerici politikayı destekleyen
forward zf. önceden
forward zf. ileri doğru
forward zf. göz önünde bulundurularak
forward zf. değerlendirilerek
forward zf. gelecekte kullanılmak üzere
forward zf. ileriyi düşünerek
forward zf. belirli bir yönde
forward zf. belirli bir aşamada
forward zf. farklı bir zamanda
forward zf. ileri bir tarihte
forward zf. er ya da geç
forward zf. eninde sonunda
forward zf. standart güzergahta
forward zf. aynı yolda
Ticaret/Ekonomi
forward i. ileride teslim edilmek üzere henüz elde bulunmayan malın satışı
forward i. ileri tarihte teslim edilecek şey
forward s. artan oranlı
forward s. tahmini
forward s. vadeli
Hukuk
forward f. nakletmek
Siyasal
forward s. gelecekte teslim
Teknik
forward f. başka numara yönlendirmek
Bilgisayar
forward i. yönlendirilmiş e-posta
forward f. başka numaraya yönlendirmek
forward f. ileri aktarmak
forward expr. ilet
Havacılık
forward zf. uçağın burnuna doğru
forward zf. uçağın burnu yakınında
Denizcilik
forward i. pruva
forward i. geminin burun bölümü
forward zf. pruvaya doğru
forward zf. pruva içine doğru
forward zf. burna doğru
Zooloji
forward s. (dişi hayvan) gebeliğinin son evresinde olan
Dini
forward zf. kilisenin dışına doğru
forward zf. kilisenin önüne doğru
Coğrafya
forward s. (bitki örtüsü) fazla uzayan
forward s. (bitki örtüsü) normalden fazla büyüyen
forward s. (mevsim) erken gelen
Askeri
forward f. ilerletmek
forward s. sıcak bölgeye ait
forward s. sıcak bölgede yer alan
forward s. sıcak bölge yanında olan
forward s. (bölge) olay yeri olan
forward s. olay yerine ait
forward s. olay yerinde bulunan
Spor
forward i. forvet pozisyonu
forward i. ragbi forvet oyuncusu
forward i. (buz hokeyi) kanat oyuncusu
forward s. rakip alana ilerleyen
forward s. rakibin hedefine ilerleyen
forward s. (krikette meydancı veya meydancı pozisyonu) vurucu çizgisinin önünde olan
Basketbol
forward i. kısa forvet
forward i. uzun forvet
Futbol
forward i. (amerikan futbolunda) yan hakem
Matbaa
forward f. (kitabı) zımbalama ünitesine hazırlamak
Eski Kullanım
forward s. ateşli
forward s. şevkli
forward s. gayretli

"forward" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
look forward f. dört gözle beklemek
look forward to f. iple çekmek
bring forward f. ileri sürmek
Genel
forward sale i. vadeli satış
forward motion i. ileriye doğru hareket
forward speed i. ileri vites
forward s cover i. kur sigortası
forward thinking i. geleceği düşünme
forward part i. ileri
forward trace i. ileri doğru izleme
forward looking i. ileriye bakan
forward operating i. ileri harekat
rush forward i. atılma
forward march! i. marş
dating forward i. ileri tarih koyma
forward-looking expectations i. ileriye dönük beklentiler
forward looking infra-red i. gece görüş cihazı
centre-forward i. santrfor
forward-looking expectations i. ileriye dönük umutlar
a major step forward i. ileriye doğru büyük bir adım
straight-forward approach i. direkt/açık sözlü yaklaşım
straight-forward approach i. dolaysız/doğrudan yaklaşım
forward chaining i. ileri zincirleme
carry-forward i. devredilen şey
carry-forward i. sonraki yıla/döneme aktarılan şey
fast-forward i. hızlı ilerleme durumu
fast-forward i. elektronik cihazda kaydı normalden hızlı oynatma işlevi
forward [obsolete] [dialect] i. mutabakat
forward [obsolete] [dialect] i. uzlaşma
forward [obsolete] [dialect] i. anlaşma
forward [obsolete] [dialect] i. akit
the way forward i. çözüme götüren uygun yol
fwd (forward) i. (e-posta) ilet
put something forward to f. randevu saatini ileri almak
put forward f. ortaya atılmak
put forward an idea f. fikir yürütmek
bring forward f. hesap toplamını nakletmek
forward to the courthouse f. adliyeye sevk etmek
set a watch forward f. saati ileriye almak
bring forward f. öne çekmek
put something forward to f. toplantı tarihini ileri almak
bring forward f. sunmak
carry forward f. devam etmek
set a clock forward f. saati ileriye almak
pass forward f. ileri geçmek
put forward f. ileri sürmek
put something forward f. saatini ileri almak
put the watch forward f. saati ileri almak
take forward f. ileri almak
put forward f. meydana atmak
put forward an opposite theory f. karşıtlamak
set forward f. ileri almak
put something forward f. ileri almak (saat)
set forward f. ileri sürmek
go forward f. ilerlemek
help forward f. desteklemek
put forward f. öne sürmek
bring forward f. ileri almak
carry forward f. nakletmek
put your best foot forward f. daha hızlı yürümeye başlamak
put forward f. ortaya koymak
send forward f. önceden göndermek
put something forward f. ileri sürmek
put forward f. önermek
put forward f. sunmak
bring forward f. teklif etmek
put something forward f. ortaya atmak
look forward to f. beklemek
thrust oneself forward f. kendini öne çıkarmak
rush forward f. ileri atılmak
step forward f. bir adım öne çıkmak
look forward to f. can atmak
put something forward to f. ertelemek
move forward f. ilerlemek
put something forward to f. toplantı saatini ileri almak
come forward f. meydana atılmak
bring forward f. tarihi öne almak
step forward f. öne doğru adım atmak
go forward f. ileri gitmek
come forward f. ortaya çıkmak
bring forward f. arzetmek
be put forward f. ortaya atılmak
push forward f. ilerletmek
put forward f. getirmek
plunge forward f. atılıvermek (ileriye doğru)
go forward f. gelişmek
put oneself forward f. sokulmak
come forward f. belirli bir amaçla ortaya çıkmak
take forward f. ilerletmek
put forward f. ileri almak
put one's best foot forward f. iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak
forward to the court system f. adliyeye sevk etmek
take firm steps forward f. emin adımlarla ilerlemek
rush forward f. ileri çıkmak
bring forward f. öne sürmek
put one's best foot forward f. diğer insanların takdirini kazanacak şekilde davranmak
forward to f. göndermek
look forward to f. sabırsızlıkla beklemek
put forward f. öne çıkarmak
put oneself forward f. adaylığını koymak
carry forward f. ilerletmek
press forward f. hızla ilerlemek
put forward f. ileri almak (saati)
bring something forward f. ortaya atmak
put something forward to f. randevu tarihini ileri almak
set forward f. yol açmak
bring something forward f. ileri sürmek
put something forward f. ileri almak
come forward f. ortaya atılmak
plunge forward f. ileriye doğru atılıvermek
put forward f. ileri almak (saat)
put forward f. öne almak
put forward f. adaylığını koymak
put forward f. daha erken bir tarihe almak
put forward f. iddia etmek
look forward to f. dört gözle beklemek
buy forward f. önceden satın almak
bring something forward f. erkene almak
drive forward f. öne çıkarmak
move forward to the exit f. çıkışa doğru ilerlemek
put forward a reason f. sebep öne sürmek
bring forward a reason f. sebep öne sürmek
put forward a proposal f. öneri götürmek
bring forward a proposal f. öneri götürmek
put forward an idea f. ortaya bir fikir atmak
put forward a recommendation f. tavsiye bildirmek
put forward an idea f. fikir ileri sürmek
bring forward an idea f. fikir ileri sürmek
put one's watch forward f. saatini ileri almak
bring forward a proposal f. öneri sunmak
put forward a suggestion f. öneri sunmak
put forward a proposal f. öneri sunmak
bring forward an idea f. fikir ortaya atmak
move forward f. yol almak
march forward f. ilerlemek
march forward in time f. zamanla gelişmek
bring forward a proposal f. öneri getirmek
bring forward f. erken bir tarihe almak
bring forward f. erken tarihe almak
bring forward f. erkene almak
take a step forward f. bir adım ileriye taşımak
carry a step forward f. bir adım ileriye taşımak
bring forward f. öne almak
bring forward f. ortaya almak
put forward a reason f. gerekçe ileri sürmek
put forward f. ortaya atmak
put the clock forward f. saati ileri almak
bring forward f. nakliyekun yapmak
charge the amount forward f. bedelini ödemeli olarak tahsil etmek
buy forward f. geleceğe yönelik alış yapmak