compromise - Türkçe İngilizce Sözlük

compromise

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

compromise — Definition

Anlamı ve Tanımı:
uzlaşma, taviz vermek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈkɑːmprəmaɪz/ – BrE /ˈkɒmprəmaɪz/)
Terim Türü:
İsim: compromise (compromises); Fiil: compromise (compromises – compromised – compromising)
Karşıt tarafların tamamen istediğini almadan, orta bir noktada anlaşmasını tanımlayan terimdir; ilişkilerde ve siyasette denge kurucu rol taşır. Latince compromissum (“karşılıklı vaat/anlaşma”) kökünden gelir; anlam, “karşılıklı söz”den modern dilde “orta yol” fikrine oturmuştur.
Eş Anlamlılar:
settlement, concession
Zıt Anlamlılar:
stalemate, refusal

"compromise" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 54 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
compromise i. taviz
In the end, we will strive for an overall package where compromises on one side are balanced out by gains on the other.
Sonunda bir taraftaki tavizlerin diğer taraftaki kazanımlarla dengelendiği genel bir paket için çaba göstereceğiz.

More Sentences
compromise i. anlaşmaya varma
The best is that agreement on a compromise has been successfully reached in the Council.
En iyisi, Konseyde bir uzlaşı üzerinde başarılı bir şekilde anlaşmaya varılmış olmasıdır.

More Sentences
compromise f. anlaşmak
Tom compromised.
Tom anlaştı.

More Sentences
compromise f. uzlaşmak
The draft Constitution represents a bottom line compromise.
Anayasa taslağı en alt düzeyde bir uzlaşmayı temsil etmektedir.

More Sentences
compromise f. anlaşmaya varmak
Genel
compromise i. ödün
Marriage is a compromise from both husband and wife.
Evlilik, eşlerin karşılıklı ödün vermesi demektir.

More Sentences
compromise i. ödün verme
It's against my rules to compromise.
Ödün vermek benim kurallarıma aykırı.

More Sentences
compromise i. uzlaşma
I always make sure that there is a happy compromise between the needs of family and work.
Her zaman aile ve iş ihtiyaçları arasında keyifli bir uzlaşma olmasına özen gösteririm.

More Sentences
compromise i. uzlaşı
Finally block 4 comprises 3 amendments which must be rejected by Parliament, based on the total compromise.
Son olarak 4. blok, toplam uzlaşı temelinde Parlamento tarafından reddedilmesi gereken 3 değişiklikten oluşmaktadır.

More Sentences
compromise f. gölge düşürmek
Accepting him as a friend after he cheated on you will compromise your reputation.
Sizi aldattıktan sonra onu arkadaş olarak kabul etmeniz itibarınıza gölge düşürecektir.

More Sentences
compromise f. tehlikeye atmak
We must welcome the fact that, ultimately, nothing has compromised the conclusion of your work at this late stage.
Nihayetinde, bu geç aşamada hiçbir şeyin çalışmanızın sonucunu tehlikeye atmamış olmasını memnuniyetle karşılamalıyız.

More Sentences
compromise f. ödün vermek
The manufacturing process does not compromise the wood's strength.
Üretim süreci ahşabın gücünden ödün vermez.

More Sentences
compromise f. taviz vermek
After that, it will continue to serve without compromising from this understanding.
Bundan sonra da bu anlayıştan taviz vermeden hizmet vermeye devam edecektir.

More Sentences
Hukuk
compromise i. uzlaşma
I always make sure that there is a happy compromise between the needs of family and work.
Her zaman aile ve iş ihtiyaçları arasında keyifli bir uzlaşma olmasına özen gösteririm.

More Sentences
Siyasal
compromise i. ödün
Marriage is a compromise from both husband and wife.
Evlilik, eşlerin karşılıklı ödün vermesi demektir.

More Sentences
compromise i. taviz
In the end, we will strive for an overall package where compromises on one side are balanced out by gains on the other.
Sonunda bir taraftaki tavizlerin diğer taraftaki kazanımlarla dengelendiği genel bir paket için çaba göstereceğiz.

More Sentences
compromise i. uzlaşma
I always make sure that there is a happy compromise between the needs of family and work.
Her zaman aile ve iş ihtiyaçları arasında keyifli bir uzlaşma olmasına özen gösteririm.

More Sentences
Teknik
compromise f. uzlaşmak
The draft Constitution represents a bottom line compromise.
Anayasa taslağı en alt düzeyde bir uzlaşmayı temsil etmektedir.

More Sentences
Medikal
compromise f. bozmak
How Does the AIDS Virus Compromise the Defense Mechanism?
AIDS Virüsü Savunma Mekanizmasını Nasıl Bozar?

More Sentences
Genel
compromise i. ikisinin ortası
compromise i. uyuşma
compromise i. uzlaşma hukuku
compromise i. ödün vererek anlaşma
compromise i. farklı unsurların bileşimi
compromise i. farklı özelliklerin kombinasyonu
compromise f. riske atmak
compromise f. uyuşmak
compromise f. ara bulmak
compromise f. karşılıklı ödün vererek anlaşmaya varmak
compromise f. şerefini tehlikeye atmak
compromise f. uzlaştırmak
compromise f. ödünleşmek
compromise f. uygunsuz cinsel imalarla aşağılamak
compromise f. uygunsuz yakınlıkla utandırmak
compromise f. (gizli unsurları) yetkisiz kimselere veya düşmana ifşa etmek
compromise f. (güvenlik sistemini) ihlal etmek
compromise f. zayıflatmak
compromise f. güçsüz düşürmek
Ticaret/Ekonomi
compromise i. anlaşma
compromise f. üzerinde uzlaşmaya varmak
Hukuk
compromise i. sulh
compromise i. tahkimname
Siyasal
compromise i. barış
compromise i. fikir birliği
compromise i. karşılıklı anlaşma
compromise i. tahkimname
compromise i. seçme hakkının bir veya birkaç sorumlu insana devri
Bilgisayar
compromise i. ifşa
Medikal
compromise i. (hastalık, yaralanma nedeniyle) sakatlık
compromise i. (hastalık, yaralanma nedeniyle) özürlülük
compromise f. kötüleştirmek
compromise f. uyuşmak
compromise f. zayıflamak
Askeri
compromise i. gizli unsurların yetkisiz birinin eline geçmesi

"compromise" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 76 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
historical compromise i. tarihsel uzlaşma
compromise verdict i. uzlaşma kararı
spirit of compromise i. uzlaşma ruhu
compromise with f. ile uyuşmak
make a compromise f. uzlaşmak
find a compromise f. orta yol bulmak
reach a compromise f. orta yol bulmak
compromise with f. ile uzlaşmak
compromise on f. bir konuda uzlaşmak
not compromise one's honesty f. dürüstlükten ödün vermemek
find a compromise f. bir orta yol bulmak
compromise by f. uzlaşmak
non-compromise f. taviz vermemek
non-compromise f. ödün vermemek
compromise on quality f. kaliteden ödün vermek
not compromise on quality f. kaliteden ödün vermemek
agree on a compromise f. anlaşma sağlamak
agree on a compromise f. uzlaşmak
compromise [obsolete] f. karşılıklı söz vermek
compromise [obsolete] f. karşılıklı taahhüt etmek
compromise [obsolete] f. karşılıklı olarak vadetmek
refuse to compromise f. uzlaşmayı reddetmek
Öbek Fiiller
compromise over f. ödün vererek anlaşmaya varmak
compromise with f. ödün vererek anlaşmaya varmak
compromise over f. taviz vererek uzlaşma sağlamak
compromise with f. taviz vererek uzlaşma sağlamak
compromise with f. taviz vererek uzlaşmak
compromise with f. ödün vererek anlaşmak
compromise over f. ödün vererek anlaşmak
compromise over f. taviz vererek uzlaşmak
compromise over f. taviz vererek anlaşmak
compromise with f. taviz vererek anlaşmak
compromise with f. ödün vererek uzlaşmak
compromise over f. ödün vererek uzlaşmak
compromise on f. bir konuda ödün vermek
compromise on f. üzerinden uzlaşmak
compromise on someone or something (with someone) f. (biriyle) biri/bir şey konusunda anlaşmaya varmak
compromise (on someone or something) with someone f. (biriyle) biri/bir şey konusunda anlaşmaya varmak
compromise on someone or something (with someone) f. (biriyle) biri/bir şey üzerinde/konusunda uzlaşmak
compromise (on something) with (someone) f. (biriyle bir şey) üzerinde/konusunda uzlaşmak
compromise on (something) f. (bir şey) üzerinde/konusunda uzlaşmak
compromise on someone or something (with someone) f. (biriyle) biri/bir şey üzerinde anlaşmak
compromise (on something) with (someone) f. (biriyle bir şey) konusunda anlaşmaya varmak
compromise (on someone or something) with someone f. (biriyle) biri/bir şey üzerinde/konusunda uzlaşmak
compromise on (something) f. (bir şey) konusunda anlaşmaya varmak
compromise on (something) f. (bir şey) üzerinde anlaşmak
compromise (on something) with (someone) f. (biriyle bir şey) üzerinde anlaşmak
compromise (on someone or something) with someone f. (biriyle) biri/bir şey üzerinde anlaşmak
Deyim
compromise (with) (one's) principles f. ilkelerinden ödün vermek
compromise (with) (one's) principles f. ilkelerinden taviz vermek
Ticaret/Ekonomi
tax compromise i. vergi uzlaşması
Hukuk
compromise claims i. ihtilafları sulhen halletmeye
compromise made before an arbirator i. tahkim anlaşması
compromise bill i. uzlaşma yasası
compromise by arbitration i. tahkim yoluyla uzlaşma
compromise by arbitration i. hakem yoluyla anlaşma
compromise and release i. sulh ve ibra
make a compromise f. taviz vermek
make a compromise f. ödün vermek
Siyasal
luxemburg compromise i. lüksemburg uzlaşması
political compromise i. politik anlaşma
political compromise i. siyasi uzlaşma
political compromise i. siyasi taviz
political compromise i. politik anlaşma
political compromise i. siyasi uzlaşma
political compromise i. siyasi taviz
reach a compromise f. uzlaşmaya varmak
Bilgisayar
ca compromise i. ca anlaşması
key compromise i. anahtar anlaşması
indicators of compromise (ioc) i. güvenlik ihlali göstergeleri
indicators of compromise i. güvenlik ihlali göstergeleri
Telekom
compromise equalizer i. karşılıklı dengeleyici
Psikoloji
compromise formation i. uzlaşma oluşumu
Tarih
ioannina compromise i. yanya uzlaşması
missouri compromise i. missouri anlaşması
missouri compromise i. abd'deki kölelik savunucuları ile kölelik karşıtları arasında 1820'de imzalanan bir anlaşma