yara - Türkçe İngilizce Sözlük

yara

"yara" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 36 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
yara wound i.
At the end of the long and tortuous negotiation process, some wounds still have not been healed.
Uzun ve çileli müzakere sürecinin sonunda bazı yaralar hala sarılamadı.

More Sentences
Genel
yara wound i.
At the end of the long and tortuous negotiation process, some wounds still have not been healed.
Uzun ve çileli müzakere sürecinin sonunda bazı yaralar hala sarılamadı.

More Sentences
yara sore i.
His feet were covered in sores.
Ayakları yara içindeydi.

More Sentences
yara injury i.
The way the rich countries ignored this meeting added insult to injury.
Zengin ülkelerin bu toplantıyı görmezden gelmeleri ise yaraya tuz biber ekmiştir.

More Sentences
yara bruise i.
He was covered with bruises.
Her tarafı yara bere içindeydi.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
yara trauma i.
Apply cold press on the trauma.
Yara üzerine soğuk kompres uygulayın.

More Sentences
yara sore i.
His feet were covered in sores.
Ayakları yara içindeydi.

More Sentences
Medikal
yara scar i.
The father's unexpected death created a big scar on the family.
Babanın beklenmedik ölümü ailede büyük yara açtı.

More Sentences
Genel
yara ulcer i.
yara gash i.
yara raw i.
yara canker i.
yara hurt i.
yara lesion i.
yara scald i.
yara cut i.
yara rent i.
yara traumatism i.
yara anger [dialect] i.
yara breach [obsolete] i.
yara broke [obsolete] i.
yara dere i.
yara impeachment [obsolete] i.
yara domage i.
yara dunt [scotland] i.
yara skaddle i.
yara skaith i.
yara sorance [obsolete] i.
yara sorrance i.
yara wd (wound) kısalt.
Konuşma Dili
yara boo-boo i.
Hukuk
yara lesion i.
Medikal
yara contusion i.
Biyokimya
yara damage i.
Eski Kullanım
yara offence i.
yara offense i.

"yara" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
yara kabuğu scab i.
yara izi scar i.
Genel
yara yeri mark i.
yara bandı plaster i.
yara izi seam i.
yara mili tent i.
uzun yara slash i.
yara lapası poultice i.
irinli yara ulcer i.
yara kabuğu eschar i.
yara bere wound and bruise i.
yara izi scar i.
ince çizgi durumunda açılmış yara chasm i.
hafif yara scotch i.
derin yara gash i.
açık yara open wound i.
yara (küçük) scotch i.
açık yara raw i.
yara bandı adhesive bandage i.
açık yara an open sore i.
kaba yara hack i.
yara fitili dossil i.
haşlanarak yanan yara scald i.
ağızda çıkan küçük yara canker sore i.
yara bandı band-aid i.
yara izi cicatrix i.
kanayan yara bleeding wound i.
kanayan bir yara a bleeding wound i.
kapanmayan yara festering sore i.
yara sargısı pledget i.
tedavi edilmemiş yara untreated wound i.
bir yara bandı markası band-aid i.
yara izi veya sıyrık bırakma scarring i.
ölümcül/ciddi yara mortal wound i.
ölümcül/ciddi yara fatal wound i.
yara bandı adhesive plaster i.
yara bandı sticking plaster i.
(yara) kapanma cicatrisation i.
(yara) iyileşme cicatrization i.
(yara) kapanma cicatrization i.
(yara) iyileşme cicatrisation i.
yara üzerinde oluşan zar cicatrice i.
kanla beslenemediği için tedavi olması imkansız yara gangrene i.
açık yara raw wound i.
kanayan yara raw wound i.
yara izi mark i.
saplamadan kaynaklanan yara chook i.
saplamadan kaynaklanan yara jook i.
ani vuruşla oluşan yara hack i.
sürtünme sonucu oluşan yara merry-gall i.
kötü yara mortmal [obsolete] i.
yara kenarı lip i.
bir tür yara dikişi glover's suture i.
pençeye benzer yara claw i.
yara lapası poultive i.
önemsiz yara flea bite i.
önemsiz yara flea-bite i.
kronik tahriş kaynaklı yara gaw [scotland] i.
atın toynağında yara prick i.
yara izi sigillation i.
yara yapan şey soreness i.
iltihaplı yara pet [dialect] i.
yara bandı patch i.
sürterek yara yapmak gall f.
yara açmak make a wound f.
ağır yara almak be badly injured f.
yıkamak (yara vb) bathe f.
yara etmek enchafe f.
irin toplamak (yara) suppurate f.
ağır yara almak be injured seriously f.
ağır yara almak be heavily wounded f.
yara izi bırakmak scar f.
cerahat toplamak (yara) suppurate f.
yara açmak slash f.
yara bandı yapıştırmak apply a plaster f.
yara olmak gall f.
derin yara açmak gash f.
yara bandı yapıştırmak plaster f.
kabuk bağlamak (yara) scab f.
kendi kendine yara olmak exulcerate f.
hiç yara almadan kurtulmak escape unharmed f.
yara almadan kurtulmak escape unhurt f.
yara almadan kurtulmak escape uninjured f.
yara almadan kurtulmak escape unharmed f.
(yara) irin/cerahat toplamak suppurate f.
yara (ları) sarmak relieve f.
yara sarmak bandage a wound f.
yara sarmak dress a wound f.
yara temizlemek clean a wound f.
yara almak receive wound f.
yara kapanmak (wound) to close f.
yara almak get hurt f.
(yara) temizlemek cleanse f.
krizden yara almak suffer from the crisis f.
yara bere içerisinde uyanmak wake up all bruised up f.
yara almadan kurtulmak escape without injury f.
yara onarımı wound repair f.
kılıçla/bıçakla yara açmak trench [obsolete] f.
yara bandıyla kaplamak band–aid f.
yara bandı yapıştırmak band–aid f.
yara olmak erupt f.
cerahat toplamak (yara) mature [obsolete] f.
(bir şeyi) yara gibi yarmak wound f.
(bir şeyin) üzerinde yara açmak wound f.
(bir şeyi) yara gibi açmak wound f.
(bir şeyi) yara gibi yırtmak wound f.
granülasyon dokusu geliştirmek (yara, ülser) granulate f.
her tarafını yara yapmak overgall f.
(çatı kiremiti, yara dokusu) üst üste bindirmek imbricate f.
yara izi bırakmak inseam f.
yara lapası uygulamak poultice f.
yara lapası ile kapatmak poultice f.
yara lapası uygulamak poultice f.
yara açmak scar f.
yara bırakmak scar f.
yara izi bırakmak scart f.
(yara) almak sustain f.
yara bandı yapıştırmak tape f.
çürük (yara vb) bruised s.
cılk (yara) running s.
yara gibi kabuk kabuk olan scabby s.
yara ilacı vulnerary s.
kurumuş (yara) epithelised s.
iyileşmiş (yara) epithelised s.
yara izli scarred s.
yara olmamış ungalled s.
(fiziksel veya manevi) yara almamış unmutilated s.
yara izi olmayan unscarred s.
üzerinde yara oluşmuş mounded over s.
(yara) taze green s.
(yara) iyileşmemiş green s.
yara iyileştirici cicatrisive s.
yara izleriyle dolu cicatrose s.
yara izi oluşturan cicatrisive s.
(kesik, yara) keskin bir bıçakla yapılmış gibi incised s.
yara kabuğuna benzeyen scabby s.
yara bırakmayan scarless s.
yara almamış scratchless s.
yara almamış skaithless s.
yara almamış unscathed s.
Öbek Fiiller
(yara, çizik) kabuk bağlamak close up f.
(yara, lezyon) kapanmak close up f.
yara bere içinde kalmak bruise up f.
(bir şeyi) yara almadan/zarar görmeden atlatmak walk away from (something) f.
İfadeler
bu yara enfeksiyon kaptı this bite is infected expr.
Konuşma Dili
kapanmayan yara festering sore i.
ufak yara boo-boo i.
yara bandı (ilişki) rebound i.
düşme sonucu derinin sıyrılmasıyla oluşan yara road-rash i.
toplumda bir yara a blot on society i.