| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | green s. | yeşil | ||
|
Pines are green in color throughout the year. Çam ağaçlarının rengi, yıl boyunca yeşildir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | green i. | yeşil alan | ||
|
There's no map, it's just green. Harita yok, sadece yeşil alan. More Sentences |
||||
| Genel | green i. | yeşillik | ||
|
The green surroundings made it even more beautiful. Çevresindeki yeşillik, onu daha da güzelleştiriyor. More Sentences |
||||
| Genel | green i. | para | ||
|
He desperately needed the green. Umutsuzca paraya ihtiyacı vardı. More Sentences |
||||
| Genel | green i. | yeşil renk | ||
|
The display URL, usually in green, shows your website address. Genellikle yeşil renkte olan görünen URL, web sitenizin adresini gösterir. More Sentences |
||||
| Genel | green i. | yeşil | ||
|
The most favorable will be all green and blue colors. En uygun olanı tüm yeşil ve mavi renkler olacaktır. More Sentences |
||||
| Genel | green s. | toy | ||
|
Joshua is too green to have a committed relationship. Joshua ciddi bir ilişkiye başlayamayacak kadar toy. More Sentences |
||||
| Genel | green s. | solgun | ||
|
Mr. Baxter was still looking green and said he needed some rest. Bay Baxter solgun görünüyordu ve dinlenmeye ihtiyacı vardı. More Sentences |
||||
| Genel | green s. | ham | ||
|
Don't eat those apricots unfortunately they are still green. O kayısıları yeme, maalesef hala hamlar. More Sentences |
||||
| Genel | green s. | acemi | ||
|
You got about five minutes on the job, you still smell green to me. İşi yaparak beş dakika geçirdin ama bana hâlâ acemi gibi geliyorsun. More Sentences |
||||
| Genel | green s. | genç | ||
|
You're still green. Hala gençsin. More Sentences |
||||
| Genel | green s. | yemyeşil | ||
|
Green fields neighboring the village are vibrant with seasonal workers. Köyün yakınındaki yemyeşil tarlalar mevsimsel işçilerin varlığı nedeniyle hareketli. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | green s. | çevreci | ||
|
I have a judgey green neighbor. Yargılanmayı seven, çevreci bir komşum var. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | green s. | çevreye duyarlı | ||
|
The president is known for his green politics. Başkan çevreye duyarlı politikalarıyla tanınıyor. More Sentences |
||||
| Konuşma Dili | green s. | çevre dostu | ||
|
Furthermore, reducing energy consumption is one of the most effective ways to contribute to a green lifestyle. Ayrıca enerji tüketimini azaltmak, çevre dostu bir yaşam tarzına katkıda bulunmanın en etkili yollarından biridir. More Sentences |
||||
| Argo | ||||
| Argo | green i. | para | ||
|
He desperately needed the green. Umutsuzca paraya ihtiyacı vardı. More Sentences |
||||
| Argo | green s. | toy | ||
|
Joshua is too green to have a committed relationship. Joshua ciddi bir ilişkiye başlayamayacak kadar toy. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | green i. | zindelik | ||
| Genel | green i. | çimen | ||
| Genel | green i. | golf sahası | ||
| Genel | green i. | acemi çaylak | ||
| Genel | green i. | çayır | ||
| Genel | green i. | çimenlik | ||
| Genel | green i. | yelve | ||
| Genel | green i. | yeşiller partisi sempatizanı | ||
| Genel | green i. | yeşiller partisi üyesi | ||
| Genel | green i. | gençlik | ||
| Genel | green i. | yeşil yapraklı sebzeler | ||
| Genel | green i. | yeşil kıyafet | ||
| Genel | green i. | yeşil üniforma | ||
| Genel | green i. | yeşil bitki örtüsü | ||
| Genel | green i. | özellikle süs olarak kullanılan bitki yaprakları | ||
| Genel | green i. | kış süslemelerinde kullanılan herdem yeşil dallar | ||
| Genel | green i. | otlarla kaplı ova | ||
| Genel | green i. | otlarla kaplı arazi | ||
| Genel | green i. | kasaba veya köy merkezindeki meydan veya park | ||
| Genel | green i. | bovling çimenliği | ||
| Genel | green i. | yeşil pigment | ||
| Genel | green i. | yeşil boya | ||
| Genel | green f. | yeşile boyamak | ||
| Genel | green f. | yeşermek | ||
| Genel | green f. | yeşertmek | ||
| Genel | green f. | yeşillendirmek | ||
| Genel | green f. | yeşermek | ||
| Genel | green f. | yeşil renge bürünmek | ||
| Genel | green f. | dalgaya almak | ||
| Genel | green f. | çevre dostu olarak tasarlamak | ||
| Genel | green f. | çevre bilinci kazanmak | ||
| Genel | green s. | canlı | ||
| Genel | green s. | rengi atmış | ||
| Genel | green s. | çiğ | ||
| Genel | green s. | keriz | ||
| Genel | green s. | henüz olgunlaşmamış | ||
| Genel | green s. | soluk | ||
| Genel | green s. | tecrübesiz | ||
| Genel | green s. | yeni | ||
| Genel | green s. | yeşiller partisine ait | ||
| Genel | green s. | taze | ||
| Genel | green s. | dünkü | ||
| Genel | green s. | ham (meyve) | ||
| Genel | green s. | cahil | ||
| Genel | green s. | deneyimsiz | ||
| Genel | green s. | olmamış | ||
| Genel | green s. | (meyve) ham | ||
| Genel | green s. | yeşillikler içinde | ||
| Genel | green s. | yeşil bitki örtüsü ile kaplı | ||
| Genel | green s. | hoş ve çekici | ||
| Genel | green s. | son derece engin ve adil | ||
| Genel | green s. | (mevsim) ılık | ||
| Genel | green s. | yeşil bitkilerden oluşan | ||
| Genel | green s. | (bitki) taze | ||
| Genel | green s. | (yara) taze | ||
| Genel | green s. | (yara) iyileşmemiş | ||
| Genel | green s. | tamamen işlenmemiş | ||
| Genel | green s. | belirli bir durum için uygun olmayan | ||
| Genel | green s. | (at) belirli bir işlev için tamamen olgunlaşmamış | ||
| Genel | green s. | (beygir) ehlileştirilmiş ancak eğitilmemiş | ||
| Genel | green s. | (safkan at) henüz ödüllü yarışlara sokulmamış | ||
| Genel | green s. | (avcı) toy | ||
| Genel | green s. | (avcı) daha önce avlanmamış | ||
| Genel | green s. | kıskanç | ||
| Genel | green s. | haset | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | green f. | canlandırmak | ||
| Konuşma Dili | green s. | naif | ||
| Konuşma Dili | green s. | saf | ||
| Konuşma Dili | green s. | ağzı süt kokan | ||
| Konuşma Dili | green s. | çevreye zarar vermeyen | ||
| Konuşma Dili | green s. | çevreye olumsuz etkisi olmayan | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | green s. | ab ülkelerinin para birimleri arasındaki dalgalanmalara göre ayarlanan bir hesap birimi ile ilgili | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | green i. | (kısaca) grönland | ||
| Sanayi | ||||
| Sanayi | green s. | (post) tabaklanmamış | ||
| Sanayi | green s. | (beton, harç) yeterince sertleşmemiş | ||
| Sanayi | green s. | (kağıt) yeterince kurutulmamış | ||
| Sanayi | green s. | (mürekkep silindiri) yeni dökülmüş | ||
| Sanayi | green s. | (baskı) düzeltilmemiş | ||
| Sanayi | green s. | (deri) işlenmemiş | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | green s. | (kum) bir kalıba kompakt bir astar oluşturmak için yeterince nemli | ||
| Teknik | green s. | (döküm) kalıptan çıktığı gibi | ||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | green s. | ısıl işlem görmemiş | ||
| Havacılık | green s. | sinterlenmemiş | ||
| Gıda | ||||
| Gıda | green s. | (kahve) ham | ||
| Gıda | green s. | (kahve) kavrulmamış | ||
| Gıda | green s. | (et) taze | ||
| Gıda | green s. | (et) işlenmemiş | ||
| Gıda | green s. | (içki) yıllandırılmamış | ||
| Gıda | green s. | (kemik) kurutulmamış ve ilik içeren | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | green i. | yeşil yapraklı sebzeler | ||
| Mutfak | green i. | yeşillikler | ||
| Mutfak | green s. | (şarap) ham bir tadı olan | ||
| Biyoloji | ||||
| Biyoloji | green s. | yeşilimsi renkte | ||
| Biyoloji | green s. | bazı bölümleri yeşilimsi renkte olan | ||
| Biyoloji | green s. | (hemolitik streptokok) kanda yeşil pigment üretme eğilimi gösteren | ||
| Deniz Biyolojisi | ||||
| Deniz Biyolojisi | green s. | (dişi balık) yumurtlamaya hazır olmayan | ||
| Deniz Biyolojisi | green s. | (yengeç) kabuk dökmeye tam olarak hazır olmayan | ||
| Ormancılık | ||||
| Ormancılık | green s. | (kereste) yeni kesilmiş | ||
| Ormancılık | green s. | (kereste) fırınlanmamış | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | green i. | ohio eyaletinde şehir | ||
| Coğrafya | green i. | new jersey eyaletinde yerleşim yeri | ||
| Coğrafya | green i. | kansas eyaletinde şehir | ||
| Coğrafya | green i. | abd'de bir nehir | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | green i. | okçuluk poligonu | ||
| Silah/Atıcılık | green i. | okçuluk hedef tahtasında puansız bölge | ||
| Silah/Atıcılık | green i. | okçulukta puansız bölgeye atılan ok | ||
| Silah/Atıcılık | green i. | hedefi ıskalayıp çime düşen ok | ||
| Spor | ||||
| Spor | green s. | (kayakta) en kolay pist olan | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | green i. | alman iskambil destesinde sembolü yaprak olan bir kart | ||
| Argo | ||||
| Argo | green i. | esrar | ||
| Argo | green i. | genç veya deneyimsiz mahkum | ||
| Argo | green i. | marihuana | ||
| Argo | green i. | banknot | ||
| Argo | green i. | desteyle para | ||
| Argo | green i. | çok miktarda para | ||
| Argo | green i. | papel | ||
| Argo | green i. | mangır | ||
| Argo | green i. | ucuz marihuana | ||
| Argo | green i. | ucuz esrar | ||
| Argo | green i. | ot | ||
| Argo | green i. | ketamin | ||
| Argo | green s. | tecrübesiz | ||