raw - Türkçe İngilizce Sözlük

raw

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

raw — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çiğ, işlenmemiş, ham
Okunuş (IPA):
(AmE /rɔː/ – BrE /rɔː/)
Terim Türü:
Sıfat: raw
İşlenmemiş veya doğal hâlini koruyan durumu niteleyen sıfattır. Eski İngilizce hreaw kökünden evrilmiştir. Gıda, duygu ve veri bağlamlarında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
uncooked, crude
Zıt Anlamlılar:
cooked

"raw" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 62 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
raw s. çiğ
Her diet consists of raw vegetables and nuts.
Diyeti çiğ sebze ve kuruyemişlerden oluşuyor.

More Sentences
raw s. ham
They import high-quality raw materials.
Yüksek kaliteli hammadde ithal ediyorlar.

More Sentences
Genel
raw s. soğuk
Her hands were freezing from the raw mountain air.
Elleri soğuk dağ havasından donuyordu.

More Sentences
raw s. deneyimsiz
He was ordered to train a few raw recruits.
Ona birkaç deneyimsiz acemiyi eğitmesi emredilmişti.

More Sentences
raw s. ham
They import high-quality raw materials.
Yüksek kaliteli hammadde ithal ediyorlar.

More Sentences
raw s. kontrolsüz
She opened up and exposed her raw emotions.
İçini açtı ve kontrol edemediği duygularını dışa vurdu.

More Sentences
raw s. soyulmuş
His hands were rubbed raw from shoveling snow.
Kar küremekten elleri soyulmuştu.

More Sentences
raw s. basit
Her early poems are raw and intimate.
Erken dönemde yazdığı şiirleri basit ve samimiydi.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
raw s. çiğ
Her diet consists of raw vegetables and nuts.
Diyeti çiğ sebze ve kuruyemişlerden oluşuyor.

More Sentences
raw s. ham
They import high-quality raw materials.
Yüksek kaliteli hammadde ithal ediyorlar.

More Sentences
Teknik
raw s. çiğ
Her diet consists of raw vegetables and nuts.
Diyeti çiğ sebze ve kuruyemişlerden oluşuyor.

More Sentences
Gıda
raw s. ham
They import high-quality raw materials.
Yüksek kaliteli hammadde ithal ediyorlar.

More Sentences
Genel
raw i. açık yara
raw i. hamlık
raw i. yara
raw i. derisi soyulmuş yer
raw i. hassas nokta
raw s. kavrulmamış
raw s. açık
raw s. tecrübesiz
raw s. müstehcen
raw s. yeni
raw s. sıyrık
raw s. saf
raw s. terbiye edilmemiş
raw s. acemi
raw s. açık saçık
raw s. taze
raw s. olgunlaşmamış
raw s. toy
raw s. haksız
raw s. bamteli
raw s. hassas
raw s. olmamış
raw s. derisi soyulmuş
raw s. pişmemiş
raw s. kaba
raw s. işlenmemiş
raw s. nemli
raw s. (hava) soğuk ve yağışlı
raw s. dımdızlak
raw s. çıplak
raw s.
raw s. anadan doğma
raw s. korunmasız (ilişki)
raw s. kondomsuz (ilişki)
raw s. sert (ilişki)
Ticaret/Ekonomi
raw s. işlenmemiş
Teknik
raw i. pişmemiş
raw i. sıra
raw s. işlem görmemiş
raw s. işlenmemiş
Mekanik
raw s. tabii
Tekstil
raw s. kıvrımsız (kumaş)
raw s. yıpranmaya yatkın (kumaş)
Patoloji
raw s. çok tahriş olmuş
Mutfak
raw s. pastörize edilmemiş
raw s. katışıksız
raw s. su katılmamış
raw s. çiğ, pişmemiş, ham
Argo
raw zf. kondom olmadan
raw zf. korunmadan (seks)

"raw" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
raw material i. hammadde
raw rubbers i. ham doğal kauçuklar
Genel
raw vegetable i. çiğ sebze
creating from raw materials i. ham maddeden üretme
raw steel i. ham çelik
chinese raw silk i. çin ham ipeği
raw mercury i. saf cıva
raw stuff i. ham madde
raw recruit i. acemi er
raw recruit i. askere yeni alınmış er
raw cotton i. pamuk elyafı
raw coal i. tüvenan
raw spirits i. saf ispirto
raw sewage i. arıtılmamış pis su
raw silk i. ham ipek
raw materials i. hammaddeler
raw vegetable i. yaş sebze
raw beauty i. aşırı güzellik
available raw materials i. eldeki hammadde
existing raw materials i. eldeki hammadde
textile raw material i. tekstil hammaddesi
raw information i. ham bilgi
raw hand i. deneyimsiz işçi
raw hand i. düz işçi
raw hide i. tabaklanmamış deri
raw hide i. ham deri
raw milk i. çiğ süt
raw milk i. pastorize edilmemiş süt
raw beauty i. ham güzellik
raw vegetable i. pişmemiş/çiğ sebze
raw fish i. çiğ balık
raw food i. çiğ gıda
raw food i. çiğ besin
raw food i. çiğ yemek
plastic raw material i. plastik hammadde
raw concrete i. ham beton
raw paper i. ham kağıt
raw power i. kaba kuvvet
raw power i. kontrolsüz kuvvet
raw bar i. kabuklu deniz ürünlerinin çiğ olarak servis edildiği bar veya tezgah
raw weather i. soğuk ve nemli hava
raw foodist i. çiğ besinler tüketen kimse
raw talent i. allah vergisi yetenek
raw wound i. açık yara
raw talent i. doğuştan yetenek
raw wound i. kanayan yara
raw foodist i. genellikle çiğ besinleri tercih eden kimse
raw conversation i. gündelik sohbet
raw conversation i. ayaküstü sohbet
raw conversation i. gelişigüzel sohbet
touch somebody on the raw f. bamteline basmak
feel raw about something f. birşey yüzünden kendini kötü hissetmek
touch somebody on the raw f. can damarına basmak
give someone a raw deal f. birine haksızlık etmek
create from raw material f. ham maddeden üretmek
feel raw about something f. bir olayı hazmedememek
create from raw stuff f. ham maddeden üretmek
touch somebody on the raw f. yarasına parmak basmak
hit a raw nerve f. bamteline basmak
come to the raw prawn f. kandırmak
come the raw prawn f. aldatmak
come to the raw prawn f. tongaya düşürmek
come the raw prawn f. kandırmak
come to the raw prawn f. aldatmak
come the raw prawn f. aldatmaya çalışmak
touch on the raw f. can evinden vurmak
sleep in the raw f. çıplak uyumak
process a raw material f. hammadde işlemek
in the raw s. doğal halde
in the raw s. işlenmemiş
in the raw s. dımdızlak
raw [usa] s. yeni yapılmış
raw [usa] s. henüz bitmiş
raw [usa] s. boyası kurumamış
in the raw zf. açıkça
in the raw zf. apaçık
Konuşma Dili
a raw deal i. haksız ve kötü davranış
a raw deal i. sert muamele
a raw deal i. haksız muamele
Deyim
a raw deal i. haksız muamele
life in the raw i. zorluklarla dolu/zorlu/zor yaşam
raw recruit i. acemi/deneyimsiz kimse
raw material i. belirli bir amaç için çok uygun kişi veya şey
raw material i. biçilmiş kaftan
a raw deal i. kötü muamele
a raw deal i. hüsran
a raw deal i. sert müdahale
a raw deal i. haksız müdahale
a raw deal i. kötü muamele
a raw deal i. haksız muamele
touch on the raw f. can evinden vurmak
hit a raw nerve f. gına getirmek
touch a raw nerve f. moralini bozmak
touch a raw nerve f. gına getirmek
hit a raw nerve f. canını sıkmak
touch a raw nerve f. canını sıkmak
hit a raw nerve f. moralini bozmak
touch someone on the raw f. yarayı deşmek
strike a raw nerve f. can evinden vurmak
touch a raw nerve f. kanayan yaraya parmak basmak
sleep in the raw f. çırılçıplak uyumak/yatmak
get a raw deal f. haksızlık edilmek
get a raw deal f. haksızlığa uğramak
swim in the raw f. çıplak yüzmek
come the raw prawn with someone f. (birine) bilmezden gelmek
come the raw prawn with someone f. (birine) saf ayağına yatmak
come the raw prawn with someone f. bilmiyormuş gibi davranmak
come the raw prawn with someone f. (birine) salağa yatmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) damarına/bamteline basmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) hassas noktasına basmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) yumuşak karnına dokunmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) moralini bozmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) yarasına parmak basmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) damarına/bamteline basmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) yarasını deşmek
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) yumuşak karnına dokunmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) yarasını deşmek
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) canını sıkmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) moralini bozmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) canını sıkmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) moralini bozmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) damarına/bamteline basmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birini) can evinden vurmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) canını sıkmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) yumuşak karnına dokunmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) yarasını deşmek
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) yarasına parmak basmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) yarasına parmak basmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birini) can evinden vurmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) hassas noktasına basmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) sinirine dokunmak
catch somebody on the raw [uk] f. (birinin) hassas noktasına basmak
touch somebody on the raw [uk] f. (birinin) sinirine dokunmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birini) can evinden vurmak
catch (one) on the raw [uk] f. (birinin) sinirine dokunmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin bamteline basmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin yarasını deşmek
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin yumuşak karnına dokunmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin yarasına parmak basmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin canını sıkmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin can damarına basmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birini can evinden vurmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin sinirine dokunmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin hassas noktasına basmak
catch/touch somebody on the raw [uk] f. birinin moralini bozmak
in the raw expr. anadan doğma
in the raw expr. çıplak
Konuşma
you're getting the raw end of this thing expr. bu işte hakkın yeniyor
Ticaret/Ekonomi
raw materials and supplies i. ilk madde ve malzeme
raw material cost i. hammadde maliyeti