| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | gall i. | öd | ||
|
He doesn't have the gall to oppose her. Ona karşı koymaktan ödü kopuyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | gall i. | safra | ||
| Genel | ||||
| Genel | gall i. | kızgınlık | ||
|
Her gall will bring her end. Kızgınlığı sonunu getirecek. More Sentences |
||||
| Genel | gall i. | ağaç uru | ||
|
A strange fluid was coming from the gall on the tree. Ağacın üzerindeki urdan garip bir sıvı geliyordu. More Sentences |
||||
| Genel | gall i. | sıyrık | ||
|
The collar caused a gall on the poor dog's neck. Tasma, zavallı köpeğin boynunda sıyrığa neden oldu. More Sentences |
||||
| Genel | gall f. | sinirlendirmek | ||
|
It galled her to be eliminated by the referee. Hakemin onu oyundan atması kadını sinirlendirdi. More Sentences |
||||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | gall i. | öd | ||
|
He doesn't have the gall to oppose her. Ona karşı koymaktan ödü kopuyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | gall i. | safra | ||
| Genel | gall i. | yüzsüzlük | ||
| Genel | gall i. | nefret | ||
| Genel | gall i. | sürtünme yarası | ||
| Genel | gall i. | kabalık | ||
| Genel | gall i. | mazı | ||
| Genel | gall i. | acı şey | ||
| Genel | gall i. | kusur | ||
| Genel | gall i. | kırgınlık | ||
| Genel | gall i. | kin | ||
| Genel | gall i. | dargınlık | ||
| Genel | gall i. | küstahlık | ||
| Genel | gall i. | rahatsız edici şey | ||
| Genel | gall i. | kaşındırıcı şey | ||
| Genel | gall i. | rahatsızlık nedeni | ||
| Genel | gall i. | kaşıntı kaynağı | ||
| Genel | gall i. | bazı kumtaşlarında ve kumlu şeyllerde görülen küçük kil topağı | ||
| Genel | gall i. | sorun kaynağı | ||
| Genel | gall i. | sıkıntı kaynağı | ||
| Genel | gall i. | can sıkıntısı | ||
| Genel | gall f. | incitmek | ||
| Genel | gall f. | sürtünerek yaralanmak | ||
| Genel | gall f. | kızmak | ||
| Genel | gall f. | incinmek | ||
| Genel | gall f. | sürtmek | ||
| Genel | gall f. | sinir etmek | ||
| Genel | gall f. | üzmek | ||
| Genel | gall f. | kızdırmak | ||
| Genel | gall f. | ovalamak | ||
| Genel | gall f. | gücendirmek | ||
| Genel | gall f. | yara olmak | ||
| Genel | gall f. | ateş ederek taciz etmek | ||
| Genel | gall f. | (ağaçta) ur oluşturmak | ||
| Genel | gall f. | sürterek yara yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | gall i. | erimiş sülfat katmanı | ||
| Teknik | gall i. | cam dışığı | ||
| Anatomi | ||||
| Anatomi | gall i. | ödkesesi | ||
| Anatomi | gall i. | safrakesesi | ||
| Anatomi | gall i. | safra | ||
| Patoloji | ||||
| Patoloji | gall i. | bitki uyuzu | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | gall i. | ipteki zayıf nokta | ||
| Eski Kullanım | gall i. | kusur | ||
| Eski Kullanım | gall i. | leke | ||
| Eski Kullanım | gall i. | odunlarda görülen yara | ||
| Eski Kullanım | gall i. | üst toprağın erozyonla süpürüldüğü çorak toprak noktası | ||