running - Türkçe İngilizce Sözlük

running

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

running — Definition

Anlamı ve Tanımı:
koşma, devam eden
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈrʌnɪŋ/ – BrE /ˈrʌnɪŋ/)
Terim Türü:
İsim: running; Sıfat: running
Koşma eylemini ya da kesintisiz biçimde süren durumu tanımlayan sözcüktür. Run fiilinin -ing biçiminden türeyerek hem ad hem sıfat işlevi kazanmıştır. Spor bilimleri ve teknik dilde süreklilik gösteren süreçleri betimlemek için değerlendirilir.
Eş Anlamlılar:
jogging, ongoing
Zıt Anlamlılar:
halted

"running" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 110 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
running i. koşma
Running is much more than a physical activity.
Koşmak fiziksel bir aktiviteden çok daha fazlasıdır.

More Sentences
running i. koşu
A new running track will be made around the forest.
Ormanın etrafına yeni bir koşu parkuru yapılacak.

More Sentences
running i. işletme
running i. çalışma
Genel
running i. çalıştırma
If you have no time in between games, consider running modules.
Oyunlar arasında zamanınız yoksa, modülleri çalıştırmayı düşünün.

More Sentences
running i. işleyiş
It is right that we should look at how our regions are involved in the running of this Union.
Bölgelerimizin bu Birliğin işleyişine nasıl dahil olduğuna bakmamız doğrudur.

More Sentences
running s. akan
She looked at me with tears running down her cheeks.
Yanaklarından aşağı akan gözyaşlarıyla bana baktı.

More Sentences
Teknik
running s. çalışır durumda
The network is up and running and is constantly improving, and I therefore feel that access must be further facilitated.
çalışır durumda ve sürekli gelişiyor; bu nedenle erişimin daha da kolaylaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

More Sentences
Spor
running i. koşu
A new running track will be made around the forest.
Ormanın etrafına yeni bir koşu parkuru yapılacak.

More Sentences
Genel
running i. kaçamak
running i. yönetim
running i. idare etme
running i. koşuş
running i. idare
running i. akıntı
running i. art arda
running i. kaçakçılık
running i. yönetme
running i. işleme
running i. (belirli zamanda belirli bir işlem esnasında) akan sıvı miktarı
running i. koşmaca
running s. işlek
running s. koşarak yapılan
running s. peşpeşe
running s. sürekli
running s. devamlı
running s. aralıksız
running s. iltihaplı
running s. arka arkaya
running s. tekrarlanmış
running s. düz
running s. cılk (yara)
running s. genel
running s. sarılgan
running s. cari
running s. koşmaya elverişli
running s. cerahatli
running s. müteharrik
running s. akar
running s. sıvı
running s. geçer
running s. kolay geçen
running s. sürüngen (bitki)
running s. işleyen
running s. bitişik (elyazısı)
running s. koşan
running s. irinli
running s. çalışan
running s. lineer
running s. doğrusal olarak ölçülen
running s. belirsiz
running s. değişime açık
running s. muallakta
running s. devam eden
running s. beklemede
running s. koşarak başlatılan
running s. hızlı başlayan
running s. koşmaya uygun
running s. koşu eğitimli
running s. çekilerek hareket eden
running s. sürüklenerek taşınan
running s. çekilen
running s. sürüklenen
running s. kolayca kayan
running s. gerileyen
running s. mevcut
running s. geçerli
running s. güncel
running s. etkili
running s. hakim
running s. tekrarlanan
running s. tekrar eden
running zf. üst üste
running zf. ardışık olarak
running zf. peş peşe gelecek şekilde
running zf. birbirini izleyerek
running zf. arka arkaya
Teknik
running i. akma (seramik boyama)
running i. işleme
running s. çalışır
running s. çalışan
running s. palanga bloku ile ilgili
running s. hareketli makara bloku ile ilgili
running s. makaranın aşağı inişi ile ilgili
running s. palanganın inişi ile ilgili
Bilgisayar
running expr. çalışıyor
Otomotiv
running i. kayma
Denizcilik
running i. selviçe
running s. portatif
running s. hareket ettirilebilir
running s. yerinden oynatılabilir
Medikal
running s. akıntılı
running s. sızıntılı
Baskı Teknikleri
running s. her sayfanın en üstünde basılan
running s. her sayfanın en altında basılan
Gıda
running i. yürütme
Zooloji
running s. (at) dört nala koşan
running s. (at) son sürat giden
running s. (at) koşu eğitimi olan
Botanik
running s. (bitki) tırmanan
running s. (bitki) sarmaşık türünden
Spor
running i. yarış
running i. yarışma
running i. koşma becerisi
running i. koşma gücü
running i. koşma kuvveti
running i. koşu yüzeyinin durumu
running i. oyuncunun topu rakip takımı geçerek sürdüğü bir futbol oyunu
running i. koşarak top yürütme
running i. koşarak top sürme

"running" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
running knot   i. ilmik  
running head i. dizi başlık
running fire i. yaylım ateşi
running casing i. muhafaza borusunun indirilmesi
running cost i. işletme gideri
free running i. avara
running water i. akar su
a running battle i. uzun süren bir ihtilaf
running water i. akak
running game i. koşu oyunu
running commentary i. röportaj
running account i. anında verilen haber
running foot i. bilgi notu
running knot i. ilmik
running mate i. aynı partiden seçime katılan aday
running time i. gösterim süresi
running hand i. el yazısı
running rigging i. selviçe
running light i. seyir feneri
running mate i. aynı takımda yarışan at
running mate i. koşu arkadaşı
running away i. firar
running operation i. iniş operasyonu
running gear i. araç alt düzeni
running water i. akarsu
running shoe i. koşu ayakkabısı
manner of running ( of a certain device) i. çalıma şekli
(battery) running down i. pil bitmesi
(battery) running out i. pil bitmesi
running on gasoline i. benzin yakan
running commentary i. radyo veya televizyona verilen mülakat
running commentary i. canlı yorum
cross-country running i. kros koşusu
running fit i. hareketli geçme
running fit i. oynar alıştırma
running headline i. her sayfaya yazılan başlık
running head i. her sayfaya yazılan başlık
running shoes i. koşu ayakkabısı
running shoes i. spor ayakkabısı
running meter i. metretül
running headline i. sayfa başlığı
running head i. sayfa başlığı
running headline i. kitabın her sayfasına yazılan başlığı
running head i. kitabın her sayfasına yazılan başlığı
running hand i. bitişik el yazısı
running hand i. bitişik elyazısı
running title i. (kitapta) kullanım başlığı
running title i. kısaltılmış başlık
running title i. kısa başlık
running a bath i. küveti suyla doldurma
running water i. musluk/şebeke suyu
running water i. kullanma suyu
running water i. kullanım suyu
running water i. musluk suyu
running of the universe i. evrenin işleyişi
running errands i. angaryaların/ayak işlerinin yapılması
morning running i. sabah koşusu
running field i. koşu sahası
running path i. koşu yolu
mud running i. çamur koşusu
running noose i. kement
running amok i. amok koşusu
rum-running i. alkol kaçakçılığı
running start i. avantaj
running dog i. dalkavuk
running-mate i. yakın kimse
running-mate i. ekip arkadaşı
running start i. istek
running away i. kaçış
running dog i. şakşakçı
running fight i. sonuca bağlanmayan kavga
running start i. güç
running hand i. işlek yazı
running-mate i. dost
running mate i. (açığı ile bir diğer çalışanın terfi edileceği) silahlı kuvvetler çalışanı
running-mate i. arkadaş
running mate i. arkadaş
running mate i. ekip arkadaşı
running dog i. uşak
running dog i. yaltakçı
running start i. etkili başlangıç
running dog i. (özellikle çin komünist propagandasında) aşağılama
running hand i. özensiz güzel yazı
running mate i. yakın kimse
running mate i. dost
running dog i. karşı devrimci çıkarlara hizmet eden kimse
running away i. kaçma
running away i. topuklama
running dog i. karşı devrimci çıkarlara hizmet eden kuruluş
running fight i. düşmanın sürekli takip edildiği kavga
drug-running i. yasadışı uyuşturucuları ülkeye sokma
be out of the running f. yarışmadan elenmiş olmak
be out of the running f. adaylıktan elenmiş olmak
be always running somebody down f. bir kimseyi her yerde kötülemek
be in the running f. adaylardan biri olmak
keep on running down (someone) f. diline dolamak
have one's make up running f. makyajı akmak
be running free f. kayıplara karışmak
be running free f. sırra kadem basmak
keep the meter running f. taksimetreyi açık tutmak
keep the meter running f. taksimetreyi açık bırakmak
leave the meter running f. taksimetreyi açık bırakmak
leave the meter running f. taksimetreyi açık tutmak
leave the meter running f. taksimetreyi çalışır bırakmak
get in the running f. yarışa/rekabete katılmak
leave the water running f. suyu açık bırakmak
running out s. bitmekte olan
running on diesel fuel s. motorin yakan
long-running s. uzun soluklu
running counter s. (birbirine) ters düşen
right-running s. doğru
right-running s. doğrudan
right-running s. doğruca
right-running s. düzgün
smooth-running s. etkili bir şekilde çalışan
smooth-running s. sürtünmesiz
smooth-running s. sorunsuz çalışan
smooth-running s. sürtünmeyen
smooth-running s. akıp giden
at long running zf. uzun vadede
hand running zf. peş peşe
hand running zf. sırayla
hand running zf. ardışık olarak
İfadeler
years running i. birbirini izleyen yıllar
weeks running i. birbirini izleyen haftalar
days running i. birbirini izleyen günler
months running i. birbirini izleyen aylar
out of the running expr. yarış dışı
out of the running expr. yarışa katılmayan
for two years running expr. iki yıldır
for two days running expr. iki gündür
suspect running on foot expr. şüpheli yaya olarak kaçıyor
the lunatics are running the asylum expr. ayaklar baş olmuş başlar ayak
the inmates are running the asylum expr. ayaklar baş olmuş başlar ayak
the lunatics are running the asylum expr. deliler tımarhaneyi ele geçirmiş
the inmates are running the asylum expr. deliler tımarhaneyi ele geçirmiş
don't come running to me if you break your leg expr. bir yerini kırarsan bana gelme
don't come running to me if you break your leg expr. başına bir şey gelirse/bir yerin kırılırsa ben karışmam (bak ona göre)
in the running expr. adaylardan biri
in the running expr. kazanma şansı olan
Konuşma Dili
a running start i. iyi başlangıç
a running start i. hızlı bir başlangıç
burglar running out i. kaçan/kaçmakta olan hırsız
be in the running for f. layık olmak
be in the running for f. değer olmak
be in the running for f. kazanma şansı olmak
running on fumes s. mecali kalmamış
running high s. (duygular) gerilmekte
running high s. (duygular) yoğunlaşmakta
running high s. (duygular) şiddetlenmekte