relieve - Türkçe İngilizce Sözlük

relieve

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

relieve — Definition

Anlamı ve Tanımı:
rahatlatmak, hafifletmek
Okunuş (IPA):
(AmE /rɪˈliːv/ – BrE /rɪˈliːv/)
Terim Türü:
Fiil: relieve (relieves – relieved – relieving)
Acıyı, baskıyı veya yükü azaltmayı tanımlayan fiildir. Relief kök ailesine dayanır. Tıp, psikoloji ve sosyal destek anlatılarında kullanılır.
Eş Anlamlılar:
ease, alleviate
Zıt Anlamlılar:
worsen

"relieve" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 55 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
relieve f. rahatlatmak
In fact, a drug that relieves one person’s restless legs may actually make your symptoms worse.
Aslında, bir kişinin huzursuz bacaklarını rahatlatan bir ilaç aslında semptomlarınızı daha da kötüleştirebilir.

More Sentences
relieve f. yüreğine su serpmek
relieve f. gönlünü ferahlatmak
Genel
relieve f. yatıştırmak
It's an excellent method to relieve stress.
Bu, stresi yatıştırmak için mükemmel bir yöntem.

More Sentences
relieve f. rahatlatmak
In fact, a drug that relieves one person’s restless legs may actually make your symptoms worse.
Aslında, bir kişinin huzursuz bacaklarını rahatlatan bir ilaç aslında semptomlarınızı daha da kötüleştirebilir.

More Sentences
relieve f. dindirmek
This ointment can help relieve your pain.
Bu merhemin acınızı dindirmeye yardımı olabilir.

More Sentences
relieve f. (sıkıntıdan/endişeden) kurtarmak
I relieved him of his burden.
Onu yükünden kurtardım.

More Sentences
relieve f. (yükü/külfeti) azaltmak
These can all be effective ways to relieve stress.
Bunların hepsi stresi azaltmanın etkili yolları olabilir.

More Sentences
relieve f. salmak
We relieved the maid for the evening.
Akşam için hizmetçiyi saldık.

More Sentences
relieve f. renklendirmek
The grey couch was relieved by tiny pink polka dots.
Gri kanepe, küçük pembe puantiyelerle renklendirilmişti.

More Sentences
relieve f. kurtulmak
The capital city was finally relieved from the enemy.
Payitaht nihayet düşmanın elinden kurtulmuştu.

More Sentences
Teknik
relieve f. dindirmek
This ointment can help relieve your pain.
Bu merhemin acınızı dindirmeye yardımı olabilir.

More Sentences
relieve f. hafifletmek
This software should relieve the bottleneck we are experiencing.
Bu yazılım yaşamakta olduğumuz darboğazı hafifletecektir.

More Sentences
Genel
relieve f. avutmak
relieve f. kabartma yapmak
relieve f. teskin etmek
relieve f. belirginleştirmek
relieve f. çare bulmak
relieve f. nöbetini devralmak
relieve f. ferahlatmak
relieve f. yaralarını sarmak
relieve f. teselli vermek
relieve f. sıkıntısını hafifletmek
relieve f. dikkat çekmesini sağlamak
relieve f. yardım yapmak
relieve f. yardım etmek
relieve f. içini rahatlatmak
relieve f. renk katmak
relieve f. sadaka vermek
relieve f. nöbeti devralmak
relieve f. yara (ları) sarmak
relieve f. yarasını sarmak
relieve f. içine su serpmek
relieve f. (yükü/külfeti) hafifletmek
relieve f. tekdüzelikten kurtarmak
relieve f. renk katmak
relieve f. farklılaştırmak
Konuşma Dili
relieve f. çalmak
relieve f. soymak
relieve f. yoksun bırakmak
relieve f. hırsızlık yapmak
Ticaret/Ekonomi
relieve f. ibra etmek
Teknik
relieve i. boşaltma
relieve i. yükünü alma
relieve f. (kesme takımına) boşluk açısı vermek
relieve f. bağıl devinimde darlığı gidermek
relieve f. açıklık elde etmek için kesme makinesinden küçük bir miktar kesmek
relieve f. azaltmak
relieve f. boşaltmak
Otomotiv
relieve f. basınç düşürmek
relieve f. gaz akışını rahatlatmak
Askeri
relieve f. kuşatmadan kurtarmak
Beysbol
relieve f. maçın sonlarına doğru oyuna girip isabetli atışlar yapmak
Eski Kullanım
relieve f. öne çıkarmak
relieve f. etkili hale getirmek

"relieve" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 78 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
relieve one's pain f. ağrısını dindirmek
relieve of duty f. görevden almak
relieve of f. kurtarmak
relieve one's mind f. rahatlatmak
relieve guard f. nöbeti devralmak
relieve the pain f. ağrıyı dindirmek
relieve oneself of an obligation f. yükümlülükten kurtulmak
ask someone to relieve from a job f. affını istemek
relieve guard f. nöbet değiştirmek
relieve one's feelings f. içini boşaltmak
relieve the watch f. nöbetçiyi değiştirmek
relieve nature f. abdest bozmak
relieve the damage f. hasarı gidermek
relieve one's burden f. yükünü hafifletmek
relieve the burden f. yükü hafiflemek
relieve one's grief f. acıyı hafifletmek
relieve one's pain f. acıyı hafifletmek
relieve one's pain f. acısını dindirmek
relieve tiredness f. yorgunluğunu atmak
relieve tiredness f. yorgunluk atmak
relieve the congestion f. tıkanmayı açmak
relieve one's distress f. acısını hafifletmek
relieve one's tiredness f. yorgunluğunu atmak
relieve ones's pains f. ağrılarını dindirmek
relieve anxiety f. endişe gidermek
relieve oneself f. çiş yapmak
relieve oneself f. işemek
relieve of f. elinden almak
relieve of f. -den kurtarmak
relieve oneself f. tuvalet ihtiyacını gidermek
relieve oneself f. hacet bitirmek
relieve oneself f. (tuvalet) ihtiyaç gidermek
relieve the stress f. stresi dindirmek
relieve the stress f. stresi atmak
relieve the abdominal pain f. karın ağrısını dindirmek
relieve the abdominal pain f. karın ağrısını geçirmek
relieve someone f. birini ferahlatmak
relieve someone f. birini rahatlatmak
relieve oneself f. kendini rahatlatmak
Öbek Fiiller
relieve of f. çalmak
relieve of f. üstünden/sırtından almak
relieve of f. soymak
relieve of f. kovmak
relieve (someone or oneself) of (something) f. (birinin/kendinin) yükünü hafifletmek/almak
relieve (someone or oneself) of (something) f. (birini/kendini) rahatlatmak
relieve (someone or oneself) of (something) f. (birini/kendini) görevden uzaklaştırmak
relieve of f. mahrum bırakmak
relieve (someone or oneself) of (something) f. birinin bir şeyini çalmak
relieve (someone or oneself) of (something) f. (birini/kendini) açığa almak
relieve (someone or oneself) of (something) f. birini soymak
relieve (someone or oneself) of (something) f. (birini/kendini) görevden almak
relieve of f. işten çıkarmak
relieve someone of f. birinin (yükünü) almak/hafifletmek
relieve someone of f. birinin (bir şeyini) çalmak/almak
relieve someone of f. birini (bir şeyden/yükten) rahatlatmak/kurtarmak
Konuşma Dili
relieve oneself f. çişini etmek
relieve oneself f. işemek
relieve oneself f. çişini yapmak
relieve oneself f. ufak su dökmek
relieve oneself f. su dökmek
Deyim
relieve one of one's duties f. işten atmak
relieve one of one's duties f. görevine son vermek
relieve one of one's duties f. işten çıkarmak
relieve you of something f. bir şeyden kurtarmak/azad etmek
relieve you of something f. elinden (bir şeyini) almak
relieve your feelings f. içini boşaltmak
relieve one of duties f. işten atmak
relieve one of duties f. görevine son vermek
relieve one of duties f. işten çıkarmak
Konuşma
I have to relieve myself expr. tuvaletim geldi
I have to relieve myself expr. tuvalete gitmeliyim
Ticaret/Ekonomi
relieve from an obligation f. yükümlülükten kurtulmak
relieve the markets f. piyasaları rahatlatmak
Teknik
relieve the pressure f. basıncı kaldırmak
Demiryolu
relieve the brake f. fren gevşetmek
Medikal
relieve the symptoms f. semptomları hafifletmek
Argo
relieve oneself f. işemek
relieve oneself f. çiş yapmak