| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | wreck i. | enkaz | ||
|
The wreck of the old ship is a popular diving location among young divers. Eski geminin enkazı genç dalgıçlar arasında popüler bir dalış yeridir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wreck i. | gemi enkazı | ||
| Genel | ||||
| Genel | wreck i. | harabe | ||
|
After the hurricane, their house was a wreck. Kasırgadan sonra, evleri bir harabeydi. More Sentences |
||||
| Genel | wreck i. | virane | ||
|
The little boy's room is a total wreck. Küçük çocuğun odası tam bir virane. More Sentences |
||||
| Genel | wreck i. | kaza | ||
|
Nobody survived the plane wreck. Uçak kazasından kimse kurtulamadı. More Sentences |
||||
| Genel | wreck i. | hurda | ||
|
So, you gave 3,000 dollars for this wreck? Yani, bu hurdaya 3,000 dolar mı verdin? More Sentences |
||||
| Genel | wreck i. | bitap düşmüş kimse | ||
|
James looked like a wreck after the tiring shift. James yorucu vardiyadan sonra bitap düşmüş gibi görünüyordu. More Sentences |
||||
| Genel | wreck f. | mahvetmek | ||
|
Fanatism wrecked their relationship. Fanatizm ilişkilerini mahvetti. More Sentences |
||||
| Genel | wreck f. | yıkmak | ||
|
It was not the intention of this amendment to wreck the directive. Bu değişikliğin amacı yönergeyi yıkmak değildi. More Sentences |
||||
| Genel | wreck f. | enkaz haline getirmek | ||
|
The Titanic was wrecked because of an iceberg. Titanik bir buzdağı yüzünden enkaz haline geldi. More Sentences |
||||
| Genel | wreck f. | harabeye çevirmek | ||
|
The inhabitants rebuilt their houses, but a hurricane wrecked the city once again. Kent sakinleri evlerini yeniden inşa etti, ancak bir kasırga kenti bir kez daha harabeye çevirdi. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | wreck i. | enkaz | ||
|
The wreck of the old ship is a popular diving location among young divers. Eski geminin enkazı genç dalgıçlar arasında popüler bir dalış yeridir. More Sentences |
||||
| Trafik | ||||
| Trafik | wreck i. | (kaza sonucu) enkaza dönen araç | ||
|
The firemen used saws to cut the wreck and reach the driver. İtfaiyeciler enkaza dönen aracı testereyle keserek sürücüye ulaştılar. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | wreck i. | enkaz | ||
|
The wreck of the old ship is a popular diving location among young divers. Eski geminin enkazı genç dalgıçlar arasında popüler bir dalış yeridir. More Sentences |
||||
| Denizcilik | wreck i. | harabe | ||
|
After the hurricane, their house was a wreck. Kasırgadan sonra, evleri bir harabeydi. More Sentences |
||||
| Denizcilik | wreck i. | virane | ||
|
The little boy's room is a total wreck. Küçük çocuğun odası tam bir virane. More Sentences |
||||
| Denizcilik | wreck f. | harap etmek | ||
|
Many young women see their lives wrecked through prostitution and drugs. Birçok genç kadın fuhuş ve uyuşturucu yüzünden hayatlarının mahvolduğunu görüyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | wreck i. | enkaz (gemi) | ||
| Genel | wreck i. | yıkılma | ||
| Genel | wreck i. | gemi enkazı | ||
| Genel | wreck i. | haraplık | ||
| Genel | wreck i. | mahvolma | ||
| Genel | wreck i. | gemi kazası | ||
| Genel | wreck i. | kazaya uğrama | ||
| Genel | wreck i. | enkaz haline gelmiş şey | ||
| Genel | wreck i. | harap olma | ||
| Genel | wreck i. | trafik kazası | ||
| Genel | wreck i. | yıkıntı | ||
| Genel | wreck i. | yok olma | ||
| Genel | wreck f. | hasara uğratmak | ||
| Genel | wreck f. | berbat etmek | ||
| Genel | wreck f. | zarar vermek | ||
| Genel | wreck f. | kaza yapmak | ||
| Genel | wreck f. | kaza geçirmek | ||
| Genel | wreck f. | imha etmek | ||
| Genel | wreck f. | karaya oturtmak | ||
| Genel | wreck f. | kaza yaptırmak | ||
| Genel | wreck f. | suya düşürmek | ||
| Genel | wreck f. | baltalamak | ||
| Genel | wreck f. | haşat etmek | ||
| Genel | wreck f. | kazaya uğratmak | ||
| Genel | wreck f. | kundaklamak | ||
| Genel | wreck f. | bozmak | ||
| Genel | wreck f. | rezil etmek | ||
| Genel | wreck f. | yok etmek | ||
| Genel | wreck f. | parçalamak | ||
| Deyim | ||||
| Deyim | wreck f. | berbat etmek | ||
| Deyim | wreck f. | çorba etmek | ||
| Deyim | wreck f. | eline yüzüne bulaştırmak | ||
| Deyim | wreck f. | içine etmek | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | wreck i. | gemi enkazının karaya vuran parçaları | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | wreck f. | yüzeyde biriken sıvıyı boşaltmak | ||
| Teknik | wreck f. | yüzeyde biriken sıvıyı tahliye etmek | ||
| Teknik | wreck f. | enkazı arayıp bulmak | ||
| Teknik | wreck f. | enkazı kaldırmak | ||
| Teknik | wreck f. | enkazı yağmalamak | ||
| Teknik | wreck f. | yıkıntıyı onarmak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | wreck i. | gemi enkazı | ||
| Denizcilik | wreck i. | geminin kazaya uğramış olması | ||
| Denizcilik | wreck i. | kazaya uğramış geminin enkazı | ||
| Denizcilik | wreck i. | gemi ve yükünün enkaz halinde karaya vuran parçaları | ||
| Denizcilik | wreck f. | gemiyi kazaya uğratmak | ||
| Denizcilik | wreck f. | gemiyi karaya oturtmak | ||