bounce - Türkçe İngilizce Sözlük

bounce

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

bounce — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sekmek, zıplatmak, canlılık
Okunuş (IPA):
(AmE /baʊns/ – BrE /baʊns/)
Terim Türü:
Fiil: bounce (bounces – bounced – bouncing); İsim: bounce (bounces)
Sekmeyi/zıplamayı tanımlar; isim olarak zıplama etkisini ve mecazen “enerji/canlılık” hâlini ifade etmektedir. Büyük ölçüde ses-izlenimli bir kökten gelişmiş; fiziksel hareketten soyut “moral” alanına taşınmıştır

"bounce" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 85 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
bounce f. sektirmek
Tom bounced the ball.
Tom topu sektirdi.

More Sentences
bounce f. zıplamak
Bouncing on the sofa is forbidden in this house.
Bu evde kanepenin üzerinde zıplamak yasak.

More Sentences
bounce f. sekmek
Messi's shot bounced off the post and went outside.
Messi'nin atışı direkten sekip dışarı çıktı.

More Sentences
Genel
bounce i. canlılık
There’s an unusual bounce in her walk; is she in love or something?
Yürüyüşünde sıra dışı bir canlılık var, aşık mıdır nedir?

More Sentences
bounce i. sekme
The ball went into the goal after its second bounce.
Top iki defa sekmesinin ardından gol oldu.

More Sentences
bounce i. sıçrama
Low, dead bounce makes these safe in tight spaces.
Düşük, ölü sıçrama, bunları dar alanlarda güvenli hale getirir.

More Sentences
bounce i. sıçrama
Low, dead bounce makes these safe in tight spaces.
Düşük, ölü sıçrama, bunları dar alanlarda güvenli hale getirir.

More Sentences
bounce i. ani yükseliş
You have to control the bounce in your popularity wisely.
Popülerliğinizdeki ani yükselişi akıllıca idare etmelisiniz.

More Sentences
bounce f. kovmak
Green must have been bounced from the team, but here he is.
Green takımdan kovulmuş olabilir ama kendisi burada işte.

More Sentences
bounce f. karşılıksız çıkmak (çek)
Tom's check bounced.
Tom'un çeki karşılıksız çıktı.

More Sentences
bounce f. fırlamak
She bounced into the kitchen with joy.
O, neşeyle mutfağa doğru fırladı.

More Sentences
bounce f. zıplatmak
Tom bounced the ball.
Tom topu zıplattı.

More Sentences
bounce f. zıplamak
Bouncing on the sofa is forbidden in this house.
Bu evde kanepenin üzerinde zıplamak yasak.

More Sentences
bounce f. yansıtmak
The truth is, hard surfaces bounce sound around the room.
Gerçek şu ki, sert yüzeyler sesi odanın içinde yansıtır.

More Sentences
bounce f. geri tepmek
Sonar technology uses sound signals which bounce from objects they hit.
Sonar teknolojisi, bir nesneye çarptığında geri tepen ses sinyallerini kullanmaktadır.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
bounce f. (çek) karşılıksız çıkmak
The cheque I received from you bounced!
Senden aldığım çek karşılıksız çıktı.

More Sentences
Teknik
bounce i. sıçrama
Low, dead bounce makes these safe in tight spaces.
Düşük, ölü sıçrama, bunları dar alanlarda güvenli hale getirir.

More Sentences
Bilgisayar
bounce i. sekme
The ball went into the goal after its second bounce.
Top iki defa sekmesinin ardından gol oldu.

More Sentences
bounce f. (e-posta) göndericiye geri dönmek
The mail they sent to you must have bounced.
Sana yolladıkları e-posta göndericiye geri dönmüş olmalı.

More Sentences
Silah/Atıcılık
bounce f. sekmek
Messi's shot bounced off the post and went outside.
Messi'nin atışı direkten sekip dışarı çıktı.

More Sentences
bounce f. zıplamak
Bouncing on the sofa is forbidden in this house.
Bu evde kanepenin üzerinde zıplamak yasak.

More Sentences
Genel
bounce i. zıplayış
bounce i. işten atma
bounce i. yüksekten atma
bounce i. sıçrayış
bounce i. palavra
bounce i. hoplama
bounce i. atma
bounce i. martaval
bounce i. övünme
bounce i. zıplama
bounce i. kontak
bounce i. kovma
bounce i. zıplatma
bounce i. sıçratma
bounce i. blöf
bounce i. zıplayabilme özelliği
bounce i. zıplama
bounce i. kendini toparlama
bounce i. patlama sesi
bounce i. ani gürültü
bounce i. (yüzey, üzerinde oynanan topu) sektirme gücü
bounce i. (saç) dolgunluk
bounce f. girivermek
bounce f. sıçratmak
bounce f. hoplamak
bounce f. dalmak
bounce f. hoplatmak
bounce f. sepetlemek
bounce f. sıçramak
bounce f. atılmak
bounce f. işten çıkarmak
bounce f. zıplaya zıplaya gitmek
bounce f. (elastik nesneyi) sektirmek
bounce f. etrafa saçmak
bounce f. sertçe dağıtmak
bounce f. başlangıç noktasına geri dönmek
bounce f. sürekli oradan oraya gitmek
bounce f. seğirtmek
bounce f. (saç) dalgalanmak
bounce zf. aniden
bounce zf. sıçrayarak
Ticaret/Ekonomi
bounce f. karşılıksız çıkmak
Teknik
bounce i. radarskopta hedef yankı büyüklüğünün dalgalanması
bounce f. (elektrikli alet) açıp kapatmak
bounce f. sıfırlamak
Bilgisayar
bounce i. geri dönme
bounce i. yansıma
bounce f. (internet servis sağlayıcısı) e-postayı göndericiye geri iletmek
Otomotiv
bounce i. platin sıçraması
bounce i. supap sıçraması
bounce i. supabın yerine oturmaması
Havacılık
bounce f. aşırı hız nedeniyle sert bir şekilde inip tekrar kalkmak
Mutfak
bounce i. konyak bazlı içki
Askeri
bounce f. ani hava saldırısı yapmak
Spor
bounce i. top sürme
Beysbol
bounce f. yerden giden topu iç saha oyuncusuna atmak
Müzik
bounce i. bir hip-hop müzik tarzı
bounce i. bir hip-hop dansı tarzı
bounce i. bir tür caz müzik vuruşu
Argo
bounce i. aferin
bounce f. ikilemek
bounce f. kaçmak
bounce f. sıvışmak
bounce expr. kaybol

"bounce" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
key bounce i. tuş tutukluğu
bounce [uk] i. kibirlilik
bounce [uk] i. kuru gürültü
bounce [uk] i. kasıntılık
bounce [uk] i. küstahlık
bounce [uk] i. gürültülü ve kibirli konuşma
bounce back i. (yenilgi sonrası) toparlanma
bounce back i. yansıma
bounce [obsolete] i. patlama sesi
bounce [obsolete] i. ani gürültü
bounce back i. geri dönme
bounce back i. yankı
bounce back f. kendini toparlamak
bounce back f. kendini toplamak
bounce back f. iyileşmek
bounce back f. durumu iyiye gitmek
bounce off f. sekmek
bounce the ideas off each other f. fikir teatisinde bulunmak
bounce the ideas off each other f. fikir teatisi yapmak
bounce a ball f. top zıplatmak
bounce [uk] f. sıkboğaz etmek
bounce [uk] f. büyük konuşarak blöf yapmak
bounce [uk] f. sert bakarak korkutmak
bounce [obsolete] f. ani ve gürültülü bir ses çıkarmak
bounce [obsolete] f. gürültülü bir şekilde vurmak
bounce [uk] f. büyük konuşarak göz korkutmak
bounce [obsolete] f. pataklamak
bounce [obsolete] f. dövmek
bounce [uk] f. azarlamak
bounce back f. geri dönmek
on the bounce zf. art arda
Öbek Fiiller
bounce around f. atlayıp durmak
bounce around f. atlamak
bounce around f. değiştirip durmak
bounce around f. bir fikri kişiler arası paylaşıp tartışmak
bounce around f. bir yerden yada kişiden diğerine geçmek
bounce along f. hoplayıp zıplamak
bounce for (something) f. kendine kıyak geçmek
bounce along f. zıplaya zıplaya gitmek
bounce out f. şutlanmak
bounce for (something) f. kendine pahalı bir şey almak
bounce out f. bir iş ya da bir yerden tekmeyi yemek
bounce for (something) f. kendine ikramda bulunmak
bounce out f. zıplayıp çıkmak
bounce out f. sepetlenmek
bounce along f. hoplaya hoplaya gitmek
bounce out f. birinin bir işten uzaklaştırmak
bounce for (something) f. kendini şımartmak
bounce along f. havalara uçmak
bounce into (something) f. sektirip/zıplatıp (bir şeye) sokmak
bounce into (someone or something) f. sektirip (birine/bir şeye) çarptırmak
bounce into (someone or something) f. zıplatıp (birine/bir şeye) çarptırmak
bounce into (something) f. birini zorla (bir şeyin) içine çekmek
bounce into (something) f. sektirerek (bir şeye) sokmak
bounce into (someone or something) f. zıplayıp (birine/bir şeye) çarpmak
bounce into (something) f. birini (bir şeye) mecbur bırakmak
bounce into (something) f. zıplatarak (bir şeye) sokmak
bounce into (someone or something) f. sekip (birine/bir şeye) çarpmak
bounce into (something) f. zıplayarak (bir şeye) girmek
bounce into (something) f. sekerek (bir şeye) girmek
bounce into (something) f. birini (bir şey) yapmak zorunda/mecburiyetinde bırakmak
bounce into (something) f. sekip/zıplayıp (bir şeye) girmek
bounce along f. … boyunca zıplamak
bounce along f. kıpır kıpır olmak
bounce along f. … boyunca hoplamak
bounce something back and forth f. bir fikri ele almak
bounce something back and forth f. bir şeyi ileri geri sektirmek
bounce something back and forth f. bir şeyi bir o tarafa bir bu tarafa sektirmek
bounce (something) back and forth f. seçenekler arasında gidip gelmek
bounce something back and forth f. bir şeyi arada sektirmek
bounce (something) back and forth f. seçenekler arasında kalmak
bounce something back and forth f. bir şeyi iki kişi kendi arasında sektirmek
bounce back f. geri sekmek
bounce back f. sekerek geri gelmek
bounce off (of something) f. (bir şeye) çarptırıp geri sıçramak
bounce something off (of) someone or something f. ortaya bir fikir atmak
bounce around f. kaba davranmak
bounce around f. haksızca davranmak
bounce something off (of) someone f. bir konuda birinin fikrini almak
bounce something off someone f. birine bir fikir sunmak
bounce something off (of) someone or something f. bir şeyi (birine/bir şeye) çarptırıp geri sıçratmak
bounce out (of something) f. (bir şeyden) zıplayıp çıkmak
bounce into (something) f. zıplayıp (bir şeyin) içine girmek
bounce something off (of) someone f. birine bir fikir sunmak
bounce something off (of) someone or something f. bir fikir danışmak
bounce off (of) (someone) f. ortaya bir fikir atmak
bounce something around (with someone) f. (biriyle) bir şeyi görüşmek
bounce out (of something) f. (bir şeyden) sekmek
bounce into (something) f. sekip (bir şeye) girmek
bounce something off (of) someone f. birine bir fikir danışmak
bounce around f. oradan oraya atlamak
bounce into (someone) f. (birini) bir şey yapmak zorunda bırakmak
bounce back f. zıplayarak geri dönmek
bounce into (something) f. zıplatıp (bir şeyin) içine sokmak
bounce into (someone) f. (birini) bir şey yapmaya mecbur bırakmak
bounce something off (of) someone or something f. bir şeyi (birinden/bir şeyden) sektirmek
bounce out (of something) f. (bir şeyden) dışarı/geri sekmek
bounce back and forth f. fikri ele almak
bounce into (someone or something) f. sekip (biriyle/bir şeyle) çarpışmak
bounce back and forth f. seçenekler arasında gidip gelmek
bounce around f. yayılmak
bounce off (of) (someone) f. (birine) bir fikir danışmak
bounce back and forth f. arada sektirmek
bounce something off someone f. birine bir fikir danışmak
bounce off (of) (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) sekmek
bounce something off (of) someone or something f. bir şeyi (birinden/bir şeyden) yansıtmak
bounce off (of something) f. (bir şeyden) sekmek
bounce off f. fikir sunmak
bounce into (something) f. sektirip (bir şeyin) içine sokmak
bounce something around (with someone) f. (biriyle) bir şeyi ele almak
bounce something off (of) someone or something f. bir fikir sunmak
bounce into (something) f. sekip (bir şeyin) içine girmek
bounce off (of) (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) yansımak
bounce off (of) (someone) f. (biriyle) bir fikri tartışmak
bounce off f. ortaya fikir atmak
bounce back and forth f. seçenekler arasında kalmak
bounce back and forth f. ileri geri sektirmek
bounce something around (with someone) f. (biriyle) bir fikir alışverişinde bulunmak
bounce into (something) f. (bir şeyin) içine sektirmek
bounce into (someone) f. (birini) bir şey yapmaya zorlamak/itmek
bounce off f. sektirmek
bounce back and forth f. fikir tokuşturmak
bounce around f. daldan dala atlamak
bounce off (of something) f. (bir şeyden) yansımak
bounce off (of) (someone) f. (birine) bir fikir sunmak
bounce around f. haksızlık etmek
bounce something around (with someone) f. (biriyle) bir konuda fikir tokuşturmak
bounce something off someone f. bir konuda birinin fikrini almak
bounce something around (with someone) f. (biriyle) bir şeyi müzakere etmek
bounce (off) f. onayına sunmak
bounce (off) f. yorumuna sunmak
bounce (about) f. gürültülü hareket etmek
bounce (into) f. sinirli bir şekilde girip çıkmak
bounce (around) f. sinirli bir şekilde girip çıkmak
bounce (into) f. gürültülü şekilde girip çıkmak
bounce (out of) f. sinirli bir şekilde hareket etmek
bounce off f. (fikirlerini) birinin üstünde test etmek
bounce (around) f. gürültülü hareket etmek
bounce (into) f. sinirli bir şekilde hareket etmek
bounce (around) f. sinirli bir şekilde hareket etmek
bounce (about) f. sinirli bir şekilde girip çıkmak
bounce (about) f. gürültülü şekilde girip çıkmak
bounce (out of) f. gürültülü hareket etmek
bounce (out) f. gürültülü şekilde girip çıkmak
bounce (out) f. sinirli bir şekilde girip çıkmak
bounce (out) f. gürültülü hareket etmek
bounce (out) f. sinirli bir şekilde hareket etmek
bounce (out of) f. gürültülü şekilde girip çıkmak
bounce (into) f. gürültülü hareket etmek
bounce (around) f. gürültülü şekilde girip çıkmak