flow - Türkçe İngilizce Sözlük

flow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

flow — Definition

Anlamı ve Tanımı:
akış, akmak
Okunuş (IPA):
(AmE /floʊ/ – BrE /fləʊ/)
Terim Türü:
İsim: flow (flows); Fiil: flow (flows – flowed – flowing)
Sıvıların sürekli hareketini; mecazda ise düşünce ve süreçlerin kesintisiz ilerlemesini belirtmektedir. Eski İngilizce flōwan biçimi, süreklilik fikrini temel alır.
Eş Anlamlılar:
stream
Zıt Anlamlılar:
stagnation

"flow" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 86 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
flow i. akım
Within the demographic factors that alter migratory flows on a daily basis, these are other challenges we must confront.
Göç akımlarını her gün değiştiren demografik faktörler de yüzleşmemiz gereken diğer zorluklardır.

More Sentences
flow i. akış
There were so many people speaking it was impossible to follow the flow.
Konuşan o kadar çok insan vardı ki akışı takip etmek imkansızdı.

More Sentences
flow i. akıntı
Most obsidian is associated with volcanic rocks and forms the upper portion of rhyolitic lava flows.
Çoğu obsidyen volkanik kayalarla ilişkilidir ve riyolitik lav akıntılarının üst kısmını oluşturur.

More Sentences
flow f. akmak
We cannot but wonder, though, why the funds are flowing at no better a rate than we find here.
Yine de fonların neden burada bulduğumuzdan daha iyi bir oranda akmadığını merak etmemek elde değil.

More Sentences
flow i. cereyan
flow i. debi
Genel
flow i. akıntı
Most obsidian is associated with volcanic rocks and forms the upper portion of rhyolitic lava flows.
Çoğu obsidyen volkanik kayalarla ilişkilidir ve riyolitik lav akıntılarının üst kısmını oluşturur.

More Sentences
flow i. akma
This means that the blood flows more efficiently with alkaline water.
Bu, kanın alkali su ile daha verimli akması anlamına gelir.

More Sentences
flow i. akın
They regulated the flow of immigrants into European countries.
Avrupa ülkelerine olan göçmen akını konusunda düzenlemeler yaptılar.

More Sentences
flow i. (trafik) akış
The construction on the main road affected traffic flow negatively.
Ana yoldaki inşaat trafiğin akışını olumsuz yönde etkiledi.

More Sentences
flow f. akıp gitmek
Words flowed freely as she overcame her stage fright.
Sahne korkusunu yenerken kelimeler özgürce akıp gitti.

More Sentences
flow f. dökülmek
Her evening dress flowed gracefully down to the floor.
Gece elbisesi zarifçe yere doğru dökülüyordu.

More Sentences
flow f. akıcı olmak
The fewer speed differences there are, the smoother the traffic flows, in actual fact.
Gerçekte hız farkları ne kadar az olursa trafik o kadar akıcı olur.

More Sentences
flow f. akmak
We cannot but wonder, though, why the funds are flowing at no better a rate than we find here.
Yine de fonların neden burada bulduğumuzdan daha iyi bir oranda akmadığını merak etmemek elde değil.

More Sentences
flow f. dolaşmak
The child felt joy flowing through him as they entered the circus tent.
Sirk çadırına girdiklerinde çocuk içinde dolaşan neşeyi hissetti.

More Sentences
flow f. taşmak
The river flowed over its banks.
Nehir taştı.

More Sentences
flow f. akın etmek
The police tried to stop the protestors from flowing into the busy street.
Polis protestocuların işlek caddeye akın etmelerini engellemeye çalıştı.

More Sentences
flow f. (trafik) akmak
I'll be there in 5 minutes; the traffic is flowing.
Beş dakika içinde orada olacağım; trafik akıyor.

More Sentences
flow f. (içki vb.) su gibi akmak
Beer flowed once again at this year's Oktoberfest.
Bu yılki Oktoberfest'te bir kez daha biralar su gibi aktı.

More Sentences
flow f. (gelgit) suların akışı
You can see the tide ebb and flow more clearly on the ocean shores.
Okyanus kıyılarında suların çekilişini ve akışını daha net görebilirsiniz.

More Sentences
flow f. akmak (su)
The dam controls the water flowing downriver.
Baraj nehirden aşağı akan suyu kontrol ediyor.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
flow i. akım
Within the demographic factors that alter migratory flows on a daily basis, these are other challenges we must confront.
Göç akımlarını her gün değiştiren demografik faktörler de yüzleşmemiz gereken diğer zorluklardır.

More Sentences
flow i. akış
There were so many people speaking it was impossible to follow the flow.
Konuşan o kadar çok insan vardı ki akışı takip etmek imkansızdı.

More Sentences
flow f. akmak
We cannot but wonder, though, why the funds are flowing at no better a rate than we find here.
Yine de fonların neden burada bulduğumuzdan daha iyi bir oranda akmadığını merak etmemek elde değil.

More Sentences
Teknik
flow i. akış
There were so many people speaking it was impossible to follow the flow.
Konuşan o kadar çok insan vardı ki akışı takip etmek imkansızdı.

More Sentences
İnşaat
flow i. akma
This means that the blood flows more efficiently with alkaline water.
Bu, kanın alkali su ile daha verimli akması anlamına gelir.

More Sentences
Otomotiv
flow i. akış
There were so many people speaking it was impossible to follow the flow.
Konuşan o kadar çok insan vardı ki akışı takip etmek imkansızdı.

More Sentences
flow f. akmak
We cannot but wonder, though, why the funds are flowing at no better a rate than we find here.
Yine de fonların neden burada bulduğumuzdan daha iyi bir oranda akmadığını merak etmemek elde değil.

More Sentences
Gıda
flow i. akış
There were so many people speaking it was impossible to follow the flow.
Konuşan o kadar çok insan vardı ki akışı takip etmek imkansızdı.

More Sentences
Genel
flow i. kabarma
flow i. adet
flow i. met
flow i. seyelan
flow i. akıcılık
flow i. denizin kabarması
flow i. regl
flow i. akan miktar
flow i. aybaşı
flow i. su basması
flow i. debi
flow i. hareket yönü
flow i. gelişim yönü
flow i. kesintisiz hareket düzeni
flow i. sürekli hareket
flow i. sabit hareket düzeni
flow f. dökülmek (elbise/kumaş vb belirli bir şekilde)
flow f. kabarmak
flow f. sallanmak
flow f. deveran etmek
flow f. suyun yaptığı gibi hareket etmek
flow f. basmak
flow f. süzülmek
flow f. dolmak
flow f. seyelan etmek
flow f. akıntı yapmak
flow f. düşmek
flow f. oturmak
flow f. dalgalanmak
flow f. sarkmak (saç)
flow f. durmak
flow f. bastırmak
flow f. yükselmek (deniz)
flow f. dolaşmak (kan vb)
flow f. akın akın gitmek
flow f. met halinde olmak
flow f. (boya) yayılmak
flow f. (sert cisim) baskıdan dolayı zarar görmek
Teknik
flow i. işlem akışı
flow i. ürün akışı
flow i. ürün aktarımı
flow i. (boya, vernik) akıcılık
Medikal
flow i. akıntı miktarı
flow i. flow sitometre
flow i. flov
flow i. hücre kinetik çalışmalarında kullanılan bir cihaz
Kimya
flow i. (elektrik veya ısı) kesintisiz enerji aktarımı
flow i. (elektrik veya ısı) kesintisiz enerji akışı
Deniz Biyolojisi
flow i. faz
Coğrafya
flow i. taşma
flow i. taşkınlık
flow i. sel
flow i. su taşkını
flow i. su akıntısı
flow i. eriyik haldeki maddenin oluşturduğu akıntı
Osmanlıca
flow i. rezm
Argo
flow i. sözlerin akışı

"flow" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
flow chart i. akış çizimi
ebb and flow i. gelgit
flow visualization i. akış canlandırması
augmenting flow i. ek akış
heat flow i. ısı akışı
tidal flow i. med cezir akımı
cold flow i. soğuk akış
transborder data flow i. transborder bilgi akışı
flow meter i. akışölçer
rate of flow i. akış hızı
plug flow i. tapa akış
flow rate i. akış hızı
three dimensional flow i. üç boyutlu akış
channel flow i. kanal akışı
ebb and flow i. med cezir
ebb and flow i. kabarma alçalma
pipe flow i. boruda akış
rate of flow i. birim zamanda akan su hacmi
cash flow table i. nakit akım tablosu
flow meter i. debimetre
liquid flow counter i. akışkan sıvı sayacı
turbulent flow i. karışık akıntı
viscous flow i. viskoz akış
back flow i. tersine akış
water flow i. su akımı
feed flow rate i. besleme akış hızı
traffic flow i. trafik akışı
sudden flow i. ani akış
laminar flow control i. düzgün akış denetimi
steady flow i. daimi akış
weight flow rate i. ağırlık akış hızı
flow heater i. akımlı ısıtıcı
laboratory work flow system i. laboratuvar iş akış sistemi
flow rate i. debi
flow visualization i. akış görüntüleme
flow meters i. su saatleri
cash flow i. nakit akışı
sea flow i. deniz akıntısı
flow limit i. akma sınırı
stratified air flow i. tabakalı hava akışı
stream flow i. akarsu akışı
back flow i. ters akış
flow of the sentence i. cümle akışı
flow of the sentence i. cümlenin akışı
cash flow i. nakit hareketi
fund flow i. fon akışı
glacier flow i. buzul akışı
uniform-flow equation i. üniform akış denklemi
mass flow rate i. debi
outward flow i. dışarıya doğru akış
flow of life i. hayatın akışı
flow of information i. bilgi akışı
material flow i. materyal akışı
water flow direction i. su akış yönü
flow of energy i. enerji akışı
cash flow problem i. nakit problemi/sorunu
average flow i. ortalama debi
laminar flow i. laminar akış
work flow chart i. iş akışı şeması
work flow diagram i. iş akışı şeması
flow of events i. olay akışı
reading flow i. okuma akışı
sheet flow i. seyelan
flow of load i. yük akışı
nose flow i. burun akıntısı
tourist flow i. turist akışı
flow [scotland] i. küçük miktar
flow rate i. belirli bir sürede akan sıvı miktarı
flow [scotland] i. az miktar
flow of air i. hava akımı
flow of air i. hava akışı
flow [scotland] i. ufak miktar
control flow i. denetim akışı
let something flow f. akışına bırakmak
flow with a splashing noise f. şarıldamak
confuse by a flow of words f. ağız kalabalığına getirmek
flow easily f. akışkan olmak
flow out f. dışarıya akmak
flow away f. kaymak
flow like water f. dere gibi akmak
flow from f. akmak
flow into f. dökülmek (nehir)
flow off f. akmak
let something flow f. akıtmak
flow into f. karışmak
flow in abundance f. oluk gibi akmak
flow into the sea f. denize akmak
flow down f. aşağı doğru akmak
flow over f. akmak
(a river) flow f. nehir akmak
flow out f. sızmak
flow in f. sızmak
flow out f. dışarı akmak
flow in f. içeri akmak
flow in f. hücum etmek
flow in f. saldırmak
balance the flow of energy f. enerji akışını dengelemek
flow into the sea f. (nehir) denize dökülmek
ebb and flow f. alçalıp yükselmek
flow along f. kara/toprak ile eşit düzeyde akmak
flow to and fro f. oraya buraya saçılmak/akmak
find flow f. kusur bulmak
flow-on [australia/new zealand] s. dolaylı fakat kaçınılmaz netice olan
Öbek Fiiller
flow away f. akmak
flow across something f. süzülüp gitmek
flow across (something) f. süzülüp gitmek
flow across something f. akıp gitmek
flow across (something) f. akıp gitmek
flow across something f. boylu boyunca akmak
flow across (something) f. boylu boyunca akmak
flow over (someone) f. (birinin) içini bir his doldurmak
flow over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine akmak
flow from f. '-den ileri gelmek
flow out f. dışarı akın etmek
flow across f. süzülüp gitmek
flow away f. uzaklaşmak
flow in (something) f. (bir şeyin) içine akmak
flow from (something) f. (bir şeyden) ileri gelmek
flow across f. boylu boyunca akmak
flow away f. geri çekilmek
flow away from (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) geri çekilmek
flow (from something) (to something) f. (bir şeyden bir şeye) doğru akmak
flow into (something) f. (bir şeyin) içine dökülmek
flow along f. boyunca akıp gitmek
flow from (something) f. (bir şeyden) çıkmak
flow from (something) f. (bir şeyden) akmak
flow from f. '-den çıkmak
flow into (something) f. (bir şeyin) içine akmak
flow into (something) f. (bir şeye) dökülmek/akmak
flow from f. '-den gelmek
flow across f. akıp gitmek
flow from f. -den kaynaklanmak
flow out of (something) f. (bir şeyden) akmak
flow out of (something) f. (bir şeyden/yerden) dışarı akın etmek
flow in (something) f. (bir şeye) dökülmek/akmak
flow in (something) f. (bir şeyin) içine dökülmek
flow with (something) f. üzerinden (bir şey) akmak
flow along f. boyunca akmak
flow from (something) f. (bir şeyden) kaynaklanmak
flow over (someone) f. (birinin) içi bir hisle dolmak
flow out of (something) f. (bir şeyden) akıp gitmek
flow from (something) f. (bir şeyden) gelmek
flow away from (someone or something) f. (birinden/bir şeyden) uzaklaşmak
flow out of (someone) f. (birinin) ağzından çıkıvermek
flow with f. üzerinden bir şey akmak
flow over (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine dökülmek
flow with f. akan bir şeyle dolmak
flow with (something) f. akan (bir şeyle) dolmak
flow from f. (bir şeyin) sonucu olmak
flow away f. yavaş yavaş çekilmek