| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | risk i. | risk | ||
|
The chemicals are a risk to ocean life. Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | risk i. | tehlike | ||
|
They ignored the risk of infection. Enfeksiyon tehlikesini görmezden geliyorlardı. More Sentences |
||||
| Genel | risk f. | göze almak | ||
|
Don't waste time with amateurs and risk them making a mistake with your data. Amatörlerle zaman kaybetmeyin ve verilerinizle ilgili hata yapma riskini göze almayın. More Sentences |
||||
| Genel | risk f. | riske etmek | ||
|
Tom didn't want to risk his friendship with Mary by trying to turn it into a romance. Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi. More Sentences |
||||
| Genel | risk f. | tehlikeye atmak | ||
|
Our diplomats risked their lives to save European Jews from the Nazis. Diplomatlarımız Avrupalı Yahudileri Nazilerden kurtarmak için hayatlarını tehlikeye attılar. More Sentences |
||||
| Genel | risk f. | risk almak | ||
|
I will risk walking alone on a cold night. Soğuk bir gecede yürüyüş yaparak risk alıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | risk f. | riske atmak | ||
|
You are risking your money by investing in cryptocurrencies. Kripto para birimine yatırım yaparak paranı riske atıyorsun. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | risk | ||
|
The chemicals are a risk to ocean life. Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | tehlike | ||
|
They ignored the risk of infection. Enfeksiyon tehlikesini görmezden geliyorlardı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | risk f. | riske etmek | ||
|
Tom didn't want to risk his friendship with Mary by trying to turn it into a romance. Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | risk i. | risk | ||
|
The chemicals are a risk to ocean life. Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | risk i. | risk | ||
|
The chemicals are a risk to ocean life. Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | risk i. | sigorta edilen | ||
| Genel | risk i. | riziko | ||
| Genel | risk i. | zarar tehlikesi | ||
| Genel | risk i. | sigortaya konu olan duruma yönelik risk faktörü | ||
| Genel | risk i. | (sosyal hizmetlerin koruyucu sorumluluk alabileceği şekilde) kişisel zarara karşı savunmasız olma | ||
| Genel | risk f. | risk oluşturmak | ||
| Genel | risk f. | oynamak | ||
| Genel | risk s. | hassas | ||
| Genel | risk s. | kaybedilebilir | ||
| Genel | risk s. | zedelenebilir | ||
| Genel | risk N. | tehlike olasılığı | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | belirsizlik dolayısıyla ortaya çıkabilen farklı sonuçlar | ||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | getiri oranlarındaki değişkenlik | ||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | riziko | ||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | zarar olasılığı | ||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | yatırımdan elde edilen getirilerin değişkenliği | ||
| Ticaret/Ekonomi | risk i. | borcun ödenmeme ihtimali | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | risk i. | muhatara | ||
| Sigortacılık | ||||
| Sigortacılık | risk i. | riziko | ||
| Sigortacılık | risk i. | sigorta şirketinin kaybedebileceği miktar | ||
| Sigortacılık | risk i. | sigorta şirketinin riske attığı miktar | ||
| Sigortacılık | risk i. | sigortaya konu olan kayıp türü | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | risk i. | çekince | ||
| Teknik | risk i. | olasılık | ||
| Türkçe | İngilizce | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | risk | hazard i. | ||
|
Loneliness is one of the occupational hazards of working remotely. Yalnızlık, uzaktan çalışmanın mesleki açıdan oluşturduğu risklerden biridir. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | risk | risk i. | ||
|
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash. Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | risk | chance i. | ||
|
Tom is taking a tremendous chance. Tom muazzam bir risk alıyor. More Sentences |
||||
| Genel | risk | risking i. | ||
|
He feared risking failure because he didn't want to lose face. Başarısızlık riskini almaktan korkuyordu çünkü itibar kaybetmek istemiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | risk | peril i. | ||
|
The perils of racing decreased with the modern safety standards. Modern güvenlik standartları ile yarışmanın riskleri azaldı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | risk | peril i. | ||
|
The perils of racing decreased with the modern safety standards. Modern güvenlik standartları ile yarışmanın riskleri azaldı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | risk | risk i. | ||
|
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash. Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | risk | risk i. | ||
|
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash. Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | risk | risk i. | ||
|
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash. Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin. More Sentences |
||||
| Teknik | risk | hazard i. | ||
|
Loneliness is one of the occupational hazards of working remotely. Yalnızlık, uzaktan çalışmanın mesleki açıdan oluşturduğu risklerden biridir. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | risk | adventure i. | ||
| Genel | risk | venture i. | ||
| Genel | risk | dangerousness i. | ||
| Genel | risk | danger i. | ||
| Genel | risk | jeopardy i. | ||
| Genel | risk | fear i. | ||
| Genel | risk | jump [obsolete] i. | ||
| Genel | risk | jupartie i. | ||
| Genel | risk | lay i. | ||
| Genel | risk | hasard i. | ||
| Genel | risk | hazardize [obsolete] i. | ||
| Genel | risk | risqué [obsolete] i. | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | risk | jeopardy i. | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | risk | exposure i. | ||
| Latince | ||||
| Latince | risk | periculum i. | ||