risk - Turc Anglais Dictionnaire

risk

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

risk — Definition

Signification:
risk, tehlike olasılığı
Prononciation (IPA):
(AmE /rɪsk/ – BrE /rɪsk/)
Partie du discours:
İsim: risk (risks); Fiil: risk (risks – risked – risking)
Synonymes:
hazard, danger
Antonymes:
safety

Sens de "risk" dans le Dictionnaire Turc-Anglais : 36 résultat(s)

Anglais Turc
Common Usage
risk n. risk
The chemicals are a risk to ocean life.
Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor.

More Sentences
General
risk n. tehlike
They ignored the risk of infection.
Enfeksiyon tehlikesini görmezden geliyorlardı.

More Sentences
risk v. göze almak
Don't waste time with amateurs and risk them making a mistake with your data.
Amatörlerle zaman kaybetmeyin ve verilerinizle ilgili hata yapma riskini göze almayın.

More Sentences
risk v. riske etmek
Tom didn't want to risk his friendship with Mary by trying to turn it into a romance.
Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi.

More Sentences
risk v. tehlikeye atmak
Our diplomats risked their lives to save European Jews from the Nazis.
Diplomatlarımız Avrupalı Yahudileri Nazilerden kurtarmak için hayatlarını tehlikeye attılar.

More Sentences
risk v. risk almak
I will risk walking alone on a cold night.
Soğuk bir gecede yürüyüş yaparak risk alıyorum.

More Sentences
risk v. riske atmak
You are risking your money by investing in cryptocurrencies.
Kripto para birimine yatırım yaparak paranı riske atıyorsun.

More Sentences
Trade/Economic
risk n. risk
The chemicals are a risk to ocean life.
Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor.

More Sentences
risk n. tehlike
They ignored the risk of infection.
Enfeksiyon tehlikesini görmezden geliyorlardı.

More Sentences
risk v. riske etmek
Tom didn't want to risk his friendship with Mary by trying to turn it into a romance.
Tom romantizme çevirmeye çalışarak Mary ile arkadaşlığını riske etmek istemedi.

More Sentences
Law
risk n. risk
The chemicals are a risk to ocean life.
Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor.

More Sentences
Technical
risk n. risk
The chemicals are a risk to ocean life.
Kimyasallar okyanuslardaki yaşam açısından risk oluşturuyor.

More Sentences
General
risk n. sigorta edilen
risk n. riziko
risk n. zarar tehlikesi
risk n. sigortaya konu olan duruma yönelik risk faktörü
risk n. (sosyal hizmetlerin koruyucu sorumluluk alabileceği şekilde) kişisel zarara karşı savunmasız olma
risk v. risk oluşturmak
risk v. oynamak
risk adj. hassas
risk adj. kaybedilebilir
risk adj. zedelenebilir
risk N. tehlike olasılığı
Trade/Economic
risk n. belirsizlik dolayısıyla ortaya çıkabilen farklı sonuçlar
risk n. getiri oranlarındaki değişkenlik
risk n. riziko
risk n. zarar olasılığı
risk n. yatırımdan elde edilen getirilerin değişkenliği
risk n. borcun ödenmeme ihtimali
Law
risk n. muhatara
Insurance
risk n. riziko
risk n. sigorta şirketinin kaybedebileceği miktar
risk n. sigorta şirketinin riske attığı miktar
risk n. sigortaya konu olan kayıp türü
Technical
risk n. çekince
risk n. olasılık

Sens de "risk" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 25 résultat(s)

Turc Anglais
Common Usage
risk hazard n.
Loneliness is one of the occupational hazards of working remotely.
Yalnızlık, uzaktan çalışmanın mesleki açıdan oluşturduğu risklerden biridir.

More Sentences
risk risk n.
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash.
Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin.

More Sentences
General
risk chance n.
Tom is taking a tremendous chance.
Tom muazzam bir risk alıyor.

More Sentences
risk risking n.
He feared risking failure because he didn't want to lose face.
Başarısızlık riskini almaktan korkuyordu çünkü itibar kaybetmek istemiyordu.

More Sentences
risk peril n.
The perils of racing decreased with the modern safety standards.
Modern güvenlik standartları ile yarışmanın riskleri azaldı.

More Sentences
Trade/Economic
risk peril n.
The perils of racing decreased with the modern safety standards.
Modern güvenlik standartları ile yarışmanın riskleri azaldı.

More Sentences
risk risk n.
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash.
Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin.

More Sentences
Law
risk risk n.
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash.
Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin.

More Sentences
Technical
risk risk n.
You're regarded as a good risk if you haven't had a crash.
Kaza yapmadıysan düşük riskli olarak değerlendirilirsin.

More Sentences
risk hazard n.
Loneliness is one of the occupational hazards of working remotely.
Yalnızlık, uzaktan çalışmanın mesleki açıdan oluşturduğu risklerden biridir.

More Sentences
General
risk adventure n.
risk venture n.
risk dangerousness n.
risk danger n.
risk jeopardy n.
risk fear n.
risk jump [obsolete] n.
risk jupartie n.
risk lay n.
risk hasard n.
risk hazardize [obsolete] n.
risk risqué [obsolete] n.
Law
risk jeopardy n.
Politics
risk exposure n.
Latin
risk periculum n.

Sens de "risk" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 150 résultat(s)

Anglais Turc
General
risk communication n. risk iletişimi
risk ratio n. risk oranı
risk society n. risk toplumu
fire risk n. yangın riski
residual risk n. kalıntı riski
the risk of nursing neediness n. bakıma muhtaçlık riski
flood risk n. sel riski
risk perception n. risk sezgisi
risk management n. riziko yönetimi
specific risk n. özgün risk
maternity risk n. analık riski
motherhood risk n. analık riski
assessment of risk equalizing n. risk dağıtım değerlendirilmesi
risk assessment n. risk tespiti
risk estimation n. risk tahmini
inherent risk n. içsel risk
economic risk analysis n. ekonomik risk analizi
high probable risk areas for disaster n. afetin olabileceği yüksek riskli yerler
risk assurance n. risk sigortası
risk factors n. risk faktörleri
tolerated risk n. karşılanan risk
old age risk n. yaşlılık riskleri
risk taker n. tehlikeyi göze alan
risk reduction n. risk azaltma
risk assessment code n. risk değerlendirme kodu
acceptable risk n. kabul edilir risk
acceptable risk n. katlanılabilir riziko
commensurable risk n. katlanılabilir risk
health risk n. sağlığı tehdit eden risk
baseline risk assessment n. temel risk tesbiti
inherent risk n. doğal risk
seismic risk map n. sismik risk haritası
risk reduction n. risk azaltımı
risk mapping n. risk haritalaması
environmental risk n. çevre riski
threat risk n. tehdit unsuru
atomic bomb risk n. atom bombası rizikosu
quarantine risk n. karantina riski
fire risk n. yangın rizikosu
risk tracking n. risk takip
taking extreme risk n. aşırı risk alma
risk management n. risk yönetimi
risk assessment n. risk değerlendirme
country risk n. ülke riski
high risk n. yüksek risk
high risk group n. yüksek risk grubu
risk warning n. tehlike uyarısı
risk warning n. risk uyarısı
sole risk n. tek risk
risk measurement n. risk hesaplama
significant risk n. önemli risk
legal risk n. hukuki risk
risk awareness n. risk bilinci
risk sensitive n. riske duyarlı
risk sensitive n. risk duyarlı
accident risk n. kaza riski
accident risk n. kaza yapma riski
impairment risk n. özürlülük riski
risk monitoring n. risk takibi/izleme
risk-taking n. risk alma
health risk n. hayat tehlikesi
consumer's risk n. tüketicinin çekincesi
risk of fire n. yangın tehlikesi
material risk n. maddi risk
war risk n. savaş riski
explosion risk n. infilak rizikosu
explosion risk n. patlama riski
fishing risk n. balıkçılık riski
fishing risk n. balık avı rizikosu
death risk n. ölüm riski
risk of fire n. yangın riski
voyage risk n. seyahat rizikosu
special risk n. özel risk
travellers risk n. seyahat rizikosu
travellers risk n. seyahat riski
voyage risk n. seyahat riski
death risk n. yaşam tehlikesi
death risk n. ölüm tehlikesi
hair loss risk n. saç dökülmesi riski
hair loss risk n. saç dökülme riski
risk-based decision-making n. risk tabanlı karar alma
probable risk factors n. olası risk faktörleri
potential risk factors n. olası risk faktörleri
possible risk factors n. olası risk faktörleri
a major risk n. büyük bir risk
a big risk n. büyük bir risk
a great risk n. büyük bir risk
legal risk n. yasal risk
behavioural risk n. davranışsal risk
risk of rain n. yağmur riski/olasılığı
risk of showers n. yağmur riski/olasılığı
risk of fall n. düşme riski/tehlikesi
risk mitigation n. risk azaltma
timing risk n. zamanlama riski
calculated risk n. hesaplanmış risk
risk mitigant n. risk azaltıcı/hafifletici
element of risk n. risk unsuru
violence risk assessment n. şiddet riski değerlendirilmesi
negative risk n. olumsuz risk
negative risk n. negatif risk
key risk n. ana risk
risk of losing n. kaybetme riski
disaster risk reduction n. afet riski azaltma
risk prevention n. risk önleme
risk mitigation n. risk önleme
risk aversion n. riskten kaçınma
risk management plan n. risk yönetim planı
risk management plan n. risk yönetim planı
climate risk n. iklim riski
existential risk n. varoluşsal risk
risk of n. riski
reputational risk n. itibar (yitirme) riski
risk one's reputation v. itibarıyla oynamak
run the risk of v. tehlikesini göze almak
take the risk v. riske girmek
put at risk v. tehlikeye atmak
risk taking v. risk almak
be at risk v. tehlikede olmak
be under risk v. uçurumun kenarında olmak
take a risk v. göze almak
take the risk v. tehlikeyi göze almak
put at risk v. riske atmak
take a risk v. risk almak
take a risk v. riske girmek
risk one's neck v. hayatını tehlikeye koymak
run a risk v. riske girmek
risk one's life v. hayatını riske atmak
risk one's life v. canını tehlikeye atmak
risk one's life v. hayatını riske sokmak
run a risk v. tehlikeyi göze almak
even if it involves a risk your life v. kelleyi koltuğa almak
make risk assessment v. risk analizi yapmak
have a risk of death v. ölüm riski taşımak
entail a risk v. risk teşkil etmek
minimize the risk v. risk azaltmak
avoid risk v. riskten kaçınmak
reduce the risk v. risk azaltmak
entail a risk v. risk yaratmak
pose a risk v. risk yaratmak
pose a risk v. risk teşkil etmek
take a great risk v. büyük risk almak
create risk v. risk yaratmak
have risk v. risk taşımak
pose risk v. risk teşkil etmek
run a risk v. rizikoya girmek
pose risk v. risk arz etmek
pose risk v. risk arzetmek
pose a risk v. tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak
take a risk over v. riski üzerine almak
take an unnecessary risk v. boş yere riske girmek