| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | endanger f. | tehlikeye atmak | ||
|
The captain didn't want to endanger his men's lives. Kaptan, adamlarının hayatını tehlikeye atmak istemiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | endanger f. | tehlikeye sokmak | ||
|
This endangers the safety and soundness of the banking sector. Bu durum, bankacılık sektörünün güvenliğini ve sağlamlığını tehlikeye sokmaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | endanger f. | tehlikeye atmak | ||
|
The captain didn't want to endanger his men's lives. Kaptan, adamlarının hayatını tehlikeye atmak istemiyordu. More Sentences |
||||
| Genel | endanger f. | tehlikeye düşürmek | ||
|
You're under arrest for endangering the welfare of a minor. Reşit olmayan birinin refahını tehlikeye düşürdüğünüz için tutuklusunuz. More Sentences |
||||
| Genel | endanger i. | tehlike | ||
| Genel | endanger f. | zarar vermek | ||
| Genel | endanger f. | kayıp vermek | ||
| Genel | endanger f. | tehlike etkisinde bırakmak | ||
| Genel | endanger f. | tehlike yaratmak | ||
| Genel | endanger f. | tehlike oluşturmak | ||
| Genel | endanger f. | (kendisini veya) başkasını tehlike ile karşı karşıya bırakmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | endanger f. | tehlike yaratmak | ||
| Çevre | ||||
| Çevre | endanger f. | soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | endanger one’s own existence f. | varlığını tehlikeye atmak |
| Genel | endanger the life of the child f. | çocuğun hayatını tehlikeye atmak |