disturb - Türkçe İngilizce Sözlük

disturb

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

disturb — Definition

Anlamı ve Tanımı:
rahatsız etmek, bozmak, huzur kaçırmak
Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈstɝːb/ – BrE /dɪˈstɜːb/)
Terim Türü:
Fiil: disturb (disturbs – disturbed – disturbing)
Birinin huzurunu veya bir düzenin sakin akışını bozmayı; uyku/çalışma gibi süreçleri kesintiye uğratmayı tanımlar. Latince disturbare (“altüst etmek”) kökünden gelir; modern kullanımda disturb, hem fiziksel sessizliği hem de zihinsel dinginliği hedef alabilir ve “do not disturb” gibi standart ifadelere yerleşmiştir.
Eş Anlamlılar:
bother, interrupt
Zıt Anlamlılar:
soothe, calm

"disturb" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 64 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
disturb f. rahatsız etmek
I told you not to disturb me while I'm in a meeting.
Sana toplantıdayken beni rahatsız etme demiştim.

More Sentences
Genel
disturb f. rahatsız etmek
I told you not to disturb me while I'm in a meeting.
Sana toplantıdayken beni rahatsız etme demiştim.

More Sentences
disturb f. endişelendirmek
The state of our economy deeply disturbs me.
Ekonomimizin durumu beni derinden endişelendiriyor.

More Sentences
disturb f. rahatsızlık vermek
Do I dare disturb the universe?
Evrene rahatsızlık vermeye cüret eder miyim?

More Sentences
disturb f. bozmak
The hormonal systems in your body are quite complex, which means that the smallest hormonal deviations can disturb the balance.
Vücudunuzdaki hormonal sistemler oldukça karmaşıktır, bu da en küçük hormonal sapmaların dengeyi bozabileceği anlamına gelir.

More Sentences
disturb f. yerinden oynatmak
Make sure not to disturb anything on my desk.
Sakın ola masamdaki hiçbir şeyi yerinden oynatmayın.

More Sentences
disturb f. sekteye uğratmak
Their interference seriously disturbed peace and tranquillity in the region.
Yaptıkları müdahaleler bölgedeki barış ve huzuru ciddi şekilde sekteye uğratmıştır.

More Sentences
disturb f. bozmak
The hormonal systems in your body are quite complex, which means that the smallest hormonal deviations can disturb the balance.
Vücudunuzdaki hormonal sistemler oldukça karmaşıktır, bu da en küçük hormonal sapmaların dengeyi bozabileceği anlamına gelir.

More Sentences
disturb f. ellemek
disturb f. karıştırmak
disturb f. huzursuz etmek
disturb f. üzmek
disturb f. tahrik etmek
disturb f. izaç etmek
disturb f. huylandırmak
disturb f. düşündürmek
disturb f. huzurunu kaçırmak
disturb f. ihlal etmek
disturb f. taciz etmek
disturb f. aksatmak
disturb f. endişe vermek
disturb f. rahat vermemek
disturb f. tedirgin etmek
disturb f. altüst etmek
disturb f. rahatını bozmak
disturb f. rahatını kaçırmak
disturb f. telaşa düşmek
disturb f. düzeni bozmak
disturb f. kışkırtmak
disturb f. engellemek
disturb f. engel olmak
disturb f. durdurmak
disturb f. kanunen müdahil olmak
disturb f. dalgalandırmak
disturb f. hareket ettirmek
disturb f. bükmek
disturb f. eğmek
disturb f. pozisyonunu değiştirmek
disturb f. doğal dengeyi bozmak
disturb f. ekolojik dengeyi bozmak
disturb f. ekolojik ilişkilere zarar vermek
disturb f. karışıklığa sürüklemek
disturb f. belirsizliğe sürüklemek
disturb f. uyandırmak
disturb f. bozulma yaratmak
disturb f. uykudan kaldırmak
disturb f. düşünceden uyandırmak
disturb f. yataktan kaldırmak
disturb f. korkutmak
disturb f. kurcalamak
disturb f. ile oynamak
disturb f. kanuna aykırı olarak değiştirmek
disturb f. hasar vermek
disturb f. sarsarak zarar vermek
disturb f. sallayarak zarar vermek
disturb f. hasar bırakmak
disturb f. zahmete girmek
disturb f. işini bölmek
disturb f. kımıldatmak
disturb f. huzur kaçırmak
Teknik
disturb f. düzenini bozmak
disturb f. rahatsiz etmek
Fizik
disturb f. (maddenin) denge durumunu değiştirmek
disturb f. dengesini bozmak

"disturb" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
disturb [obsolete] i. sıkıntı
disturb [obsolete] i. rahatsız etme
disturb [obsolete] i. rahatsız edilme
disturb [obsolete] i. huzursuzluk
disturb [obsolete] i. endişe
disturb [obsolete] i. bozukluk
disturb [obsolete] i. kargaşa
disturb [obsolete] i. arıza
disturb [obsolete] i. rahatsızlık
disturb the peace f. asayişi bozmak
disturb the public peace f. halkın huzurunu bozmak
disturb natural balance f. doğal dengeyi bozmak
disturb the balance of the nature f. doğanın dengesini bozmak
disturb one’s privacy f. (birinin) özeline girmek
disturb one’s privacy f. özele girmek
disturb one's concentration f. konsantrasyonunu bozmak
disturb the concentration f. konsantrasyonu bozmak
disturb the peace f. kamu düzenini bozmak
disturb the peace f. huzuru bozmak
disturb [obsolete] f. kargaşayla dikkatini dağıtmak
disturb [obsolete] f. huzurunu kaçırmak
İfadeler
dnd (do not disturb) kısalt. rahatsız etmeyin
Konuşma
I am sorry to disturb you expr. rahatsız ettiğim için özür dilerim
please do not disturb expr. lütfen rahatsız etmeyin
sorry to disturb you expr. rahatsız ettim kusura bakmayın
I am sorry to disturb you expr. rahatsız ettiğim için üzgünüm
please do not disturb expr. lütfen rahatsız etmeyiniz
I don't want to disturb your party expr. partinizi bölmek istemem
I hope I didn't disturb you expr. rahatsız etmemişimdir umarım
I hope I didn't disturb you expr. rahatsız etmedim umarım
Bilgisayar
do not disturb expr. rahatsız etmeyin
do not disturb expr. rahatsız etme