| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | dark i. | karanlık | ||
|
Because of the dark, we couldn't find the right way. Karanlık yüzünden doğru yolu bulamadık. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | dark s. | koyu | ||
|
She wore a beautiful dark brown dress. Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dark i. | bilgisizlik | ||
|
Not just Parliament but the European citizen too is in the dark about the Council's legislative process. Sadece Parlamento değil, Avrupa vatandaşları da Konsey'in yasama süreci hakkında bilgi sahibi değil. More Sentences |
||||
| Genel | dark i. | koyu renk | ||
|
But he has a nice face, and very beautiful dark eyes. Ama güzel bir yüzü ve çok güzel koyu renk gözleri var. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | kötü | ||
|
No one had seen his darker side until that moment. O ana kadar kimse onun bu kötü yönünü görmemişti. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | koyu | ||
|
She wore a beautiful dark brown dress. Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | kara | ||
|
Toby always makes me laugh with his sense of dark humour. Toby kara mizah anlayışıyla beni hep güldürür. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | esmer | ||
|
It is uncommon to see people with dark skin in Iceland. İzlanda'da esmer tenli insanlara pek rastlanmaz. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | siyah | ||
|
My dark spots are almost completely gone. Siyah noktalarım neredeyse tamamen yok oldu. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | kasvetli | ||
|
The movie begins on a dark winter day when the family enters their house. Film kasvetli bir kış günü ailenin evlerinden içeri girmesiyle başlar. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | karanlık | ||
|
Since the power was off the street was dark and quiet. Elektrikler kesik olduğu için sokak karanlık ve sessizdi. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | koyu renkli | ||
|
But he has a nice face, and very beautiful dark eyes. Fakat hoş bir yüzü var ve güzel koyu renkli gözleri var. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | kötü | ||
|
No one had seen his darker side until that moment. O ana kadar kimse onun bu kötü yönünü görmemişti. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | kasvetli | ||
|
The movie begins on a dark winter day when the family enters their house. Film kasvetli bir kış günü ailenin evlerinden içeri girmesiyle başlar. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | esrarengiz | ||
|
There was a dark secret among the villagers. Köylüler arasında esrarengiz bir sır vardı. More Sentences |
||||
| Genel | dark s. | mutsuz | ||
|
The book tells the story of a man living in a dark time. Kitap mutsuz bir dönemde yaşayan bir adamın hikayesini anlatıyor. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | dark i. | karanlık | ||
|
Because of the dark, we couldn't find the right way. Karanlık yüzünden doğru yolu bulamadık. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | dark s. | koyu | ||
|
She wore a beautiful dark brown dress. Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti. More Sentences |
||||
| Meteoroloji | ||||
| Meteoroloji | dark s. | koyu | ||
|
She wore a beautiful dark brown dress. Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dark i. | belirsizlik | ||
| Genel | dark i. | gölge | ||
| Genel | dark i. | akşam | ||
| Genel | dark i. | çepel | ||
| Genel | dark i. | gece | ||
| Genel | dark i. | akşam vakti | ||
| Genel | dark i. | gece karanlığı | ||
| Genel | dark i. | izbe yer | ||
| Genel | dark i. | ışıksız alan | ||
| Genel | dark i. | karanlık mekan | ||
| Genel | dark i. | koyu ton | ||
| Genel | dark i. | koyu geçiş | ||
| Genel | dark i. | koyu tonlu geçiş | ||
| Genel | dark i. | gizem | ||
| Genel | dark i. | sır | ||
| Genel | dark f. | karartmak | ||
| Genel | dark f. | loş hale getirmek | ||
| Genel | dark f. | bulutlanmak | ||
| Genel | dark s. | izbe | ||
| Genel | dark s. | esrarlı | ||
| Genel | dark s. | yağız | ||
| Genel | dark s. | cehalet içinde | ||
| Genel | dark s. | gizli | ||
| Genel | dark s. | ışıksız | ||
| Genel | dark s. | müphem | ||
| Genel | dark s. | loş | ||
| Genel | dark s. | üzüntülü | ||
| Genel | dark s. | yağız (kişi) | ||
| Genel | dark s. | kapanık | ||
| Genel | dark s. | bulanık | ||
| Genel | dark s. | çapraşık | ||
| Genel | dark s. | karaca | ||
| Genel | dark s. | korkutucu | ||
| Genel | dark s. | asık suratlı | ||
| Genel | dark s. | habersiz | ||
| Genel | dark s. | muğlak | ||
| Genel | dark s. | kapkaranlık | ||
| Genel | dark s. | zifiri karanlık | ||
| Genel | dark s. | (renk) koyu | ||
| Genel | dark s. | koyu boyanmış | ||
| Genel | dark s. | koyu tonda yapılmış | ||
| Genel | dark s. | karanlık güçten doğan | ||
| Genel | dark s. | kötülükten doğan | ||
| Genel | dark s. | aşağılık | ||
| Genel | dark s. | gaddar | ||
| Genel | dark s. | gizli olan | ||
| Genel | dark s. | toplum tarafından bilinmeyen | ||
| Genel | dark s. | ateş ile kürlenen | ||
| Genel | dark s. | karanlık havada kürlenen | ||
| Genel | dark s. | kızgın | ||
| Genel | dark s. | sinirli | ||
| Genel | dark s. | somurtkan | ||
| Genel | dark s. | gizemli | ||
| Mutfak | ||||
| Mutfak | dark s. | (kahve) koyu | ||
| Mutfak | dark s. | (kahve) yoğun | ||
| Mutfak | dark s. | (kahve) çok az sütlü | ||
| Mutfak | dark s. | (kahve) az kremalı | ||
| Dilbilim | ||||
| Dilbilim | dark s. | (ses) derin | ||
| Dilbilim | dark s. | (ses) boğuk | ||
| Dilbilim | dark s. | (ı sesi) diş setinde dilin ucu ile seslendirilen | ||
| Dilbilim | dark s. | (sesli harf) dilin gerisi ile üretilen | ||
| Tiyatro | ||||
| Tiyatro | dark s. | (tiyatro) ışıkları kapalı | ||
| Tiyatro | dark s. | (tiyatro) sahnesi kapalı | ||
| Tiyatro | dark s. | (tiyatro) kapalı | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | dark zf. | karanlıkta kalacak biçimde | ||
| Eski Kullanım | dark zf. | karanlıkta giderek | ||
| Eski Kullanım | dark zf. | gizemli bir şekilde | ||
| Argo | ||||
| Argo | dark s. | harika | ||
| Argo | dark s. | müthiş | ||