dark - Turkish English Dictionary

dark

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

dark — Definition

Meaning:
karanlık, koyu, kasvetli
Pronunciation (IPA):
(AmE /dɑːrk/ – BrE /dɑːk/)
Part of speech:
Sıfat
Synonyms:
dim, gloomy
Antonyms:
bright, light

Meanings of "dark" in Turkish English Dictionary : 88 result(s)

English Turkish
Common Usage
dark n. karanlık
Because of the dark, we couldn't find the right way.
Karanlık yüzünden doğru yolu bulamadık.

More Sentences
dark adj. koyu
She wore a beautiful dark brown dress.
Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti.

More Sentences
General
dark n. bilgisizlik
Not just Parliament but the European citizen too is in the dark about the Council's legislative process.
Sadece Parlamento değil, Avrupa vatandaşları da Konsey'in yasama süreci hakkında bilgi sahibi değil.

More Sentences
dark n. koyu renk
But he has a nice face, and very beautiful dark eyes.
Ama güzel bir yüzü ve çok güzel koyu renk gözleri var.

More Sentences
dark adj. kötü
No one had seen his darker side until that moment.
O ana kadar kimse onun bu kötü yönünü görmemişti.

More Sentences
dark adj. koyu
She wore a beautiful dark brown dress.
Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti.

More Sentences
dark adj. kara
Toby always makes me laugh with his sense of dark humour.
Toby kara mizah anlayışıyla beni hep güldürür.

More Sentences
dark adj. esmer
It is uncommon to see people with dark skin in Iceland.
İzlanda'da esmer tenli insanlara pek rastlanmaz.

More Sentences
dark adj. siyah
My dark spots are almost completely gone.
Siyah noktalarım neredeyse tamamen yok oldu.

More Sentences
dark adj. kasvetli
The movie begins on a dark winter day when the family enters their house.
Film kasvetli bir kış günü ailenin evlerinden içeri girmesiyle başlar.

More Sentences
dark adj. karanlık
Since the power was off the street was dark and quiet.
Elektrikler kesik olduğu için sokak karanlık ve sessizdi.

More Sentences
dark adj. koyu renkli
But he has a nice face, and very beautiful dark eyes.
Fakat hoş bir yüzü var ve güzel koyu renkli gözleri var.

More Sentences
dark adj. kötü
No one had seen his darker side until that moment.
O ana kadar kimse onun bu kötü yönünü görmemişti.

More Sentences
dark adj. kasvetli
The movie begins on a dark winter day when the family enters their house.
Film kasvetli bir kış günü ailenin evlerinden içeri girmesiyle başlar.

More Sentences
dark adj. esrarengiz
There was a dark secret among the villagers.
Köylüler arasında esrarengiz bir sır vardı.

More Sentences
dark adj. mutsuz
The book tells the story of a man living in a dark time.
Kitap mutsuz bir dönemde yaşayan bir adamın hikayesini anlatıyor.

More Sentences
Technical
dark n. karanlık
Because of the dark, we couldn't find the right way.
Karanlık yüzünden doğru yolu bulamadık.

More Sentences
Textile
dark adj. koyu
She wore a beautiful dark brown dress.
Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti.

More Sentences
Meteorology
dark adj. koyu
She wore a beautiful dark brown dress.
Koyu kahverengi güzel bir elbise giymişti.

More Sentences
General
dark n. belirsizlik
dark n. gölge
dark n. akşam
dark n. çepel
dark n. gece
dark n. akşam vakti
dark n. gece karanlığı
dark n. izbe yer
dark n. ışıksız alan
dark n. karanlık mekan
dark n. koyu ton
dark n. koyu geçiş
dark n. koyu tonlu geçiş
dark n. gizem
dark n. sır
dark v. karartmak
dark v. loş hale getirmek
dark v. bulutlanmak
dark adj. izbe
dark adj. esrarlı
dark adj. yağız
dark adj. cehalet içinde
dark adj. gizli
dark adj. ışıksız
dark adj. müphem
dark adj. loş
dark adj. üzüntülü
dark adj. yağız (kişi)
dark adj. kapanık
dark adj. bulanık
dark adj. çapraşık
dark adj. karaca
dark adj. korkutucu
dark adj. asık suratlı
dark adj. habersiz
dark adj. muğlak
dark adj. kapkaranlık
dark adj. zifiri karanlık
dark adj. (renk) koyu
dark adj. koyu boyanmış
dark adj. koyu tonda yapılmış
dark adj. karanlık güçten doğan
dark adj. kötülükten doğan
dark adj. aşağılık
dark adj. gaddar
dark adj. gizli olan
dark adj. toplum tarafından bilinmeyen
dark adj. ateş ile kürlenen
dark adj. karanlık havada kürlenen
dark adj. kızgın
dark adj. sinirli
dark adj. somurtkan
dark adj. gizemli
Gastronomy
dark adj. (kahve) koyu
dark adj. (kahve) yoğun
dark adj. (kahve) çok az sütlü
dark adj. (kahve) az kremalı
Linguistics
dark adj. (ses) derin
dark adj. (ses) boğuk
dark adj. (ı sesi) diş setinde dilin ucu ile seslendirilen
dark adj. (sesli harf) dilin gerisi ile üretilen
Theatre
dark adj. (tiyatro) ışıkları kapalı
dark adj. (tiyatro) sahnesi kapalı
dark adj. (tiyatro) kapalı
Archaic
dark adv. karanlıkta kalacak biçimde
dark adv. karanlıkta giderek
dark adv. gizemli bir şekilde
Slang
dark adj. harika
dark adj. müthiş

Meanings of "dark" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
Common Usage
get dark v. kararmak
General
leap in the dark n. sonu belirsiz iş
dark segment n. karanlık kesim
dark day n. karanlık gün
dark continent n. afrika
dark spot n. karanlık nokta
the dark n. karanlık
a dark day n. kötü gün
dark place n. zindan
dark and narrow place n. in gibi
the dark ages n. karanlık devirler
dark nebula n. kara nebula
a dark horse n. kapalı kutu
dark blue n. gömgök
dark side of the moon n. ayın karanlıkta kalan tarafı
leap in the dark n. tehlikeli girişim
the dark continent n. kara kıta
dark green n. nefti
the dark of the moon n. ay karanlığı
dark lantern n. hırsız feneri
dark horse n. yarışta kazanması umulmayan at
a shot in the dark n. körü körüne bir deneme
the dark ages n. ortaçağın ilk yarısı
a dark day n. karanlık gün
beige dark n. koyu bej
dark horse n. kazanma ihtimali zor olan
dark blue n. koyu mavi
dark violet n. koyu mor
dark fuchsia n. koyu fuşya
dark purple n. koyu eflatun
dark blue n. lacivert
dark magenta n. koyu eflatun
dark green n. koyu yeşil
dark blue n. mavi
dark turquoise n. koyu firuze
dark orange n. koyu portakal
dark purple n. koyu mor
dark period n. karanlık dönem
dark news n. kara haber
dark side of the moon n. ayın karanlık kalan kısmı
dark spots n. (güneşteki) karanlık noktalar
dark colour n. koyu renk
dark-field microscope n. karanlık saha mikroskobu
dark-room n. karanlık oda
pitch-dark n. kapkara
dark horse n. beklenmedik başarı gösteren yarış atı
dark horse n. beklenmedik başarı gösteren politikacı
dark horse n. beklenmedik başarı gösteren kişi
dark horse n. hakkında az bilinen fakat beklenmedik bir şekilde başarılı olan ya da olma ihtimali bulunan siyasi lider
dark skin n. koyu ten
dark coffee n. koyu kahve
dark matter n. karanlık madde
dark ages n. ortaçağ
dark knight n. kara şövalye
dark age n. karanlık çağ
dark age n. karanlık dönem
dark tea n. demli çay
the dark face of something n. bir şeyin karanlık yüzü
dark face n. karanlık yüz
dark shade/shadow n. karanlık gölge
dark ride n. korku tüneli
dark weather n. karanlık hava
dark sky n. karanlık hava
dark sky n. karanlık gökyüzü
dark evil n. kara şeytan
dark hair n. koyu saç
dark magic n. kara büyü
dark topic n. karanlık konu
the dark side n. karanlık taraf
dark lover n. gizemli aşık
a dark road n. karanlık bir yol
defense against the dark arts n. karanlık sanatlara karşı savunma
dark tunnel n. karanlık tünel
dark forces n. karanlık güçler
dark slate blue n. koyu arduvaz mavisi
dark ages n. karanlık çağlar
dark comedy n. kara mizah
coalsack dark nebula n. kömür çuvalı bulutsusu
dark sun-glasses n. koyu güneş gözlüğü
dark sun-glasses n. siyah güneş gözlüğü
dark circle n. koyu halka
dark spot n. cilt lekesi
dark chocolate n. siyah çikolata
dark meat n. kümes hayvanlarının but kısmı
dark maroon n. koyu kestane
dark galaxy n. karanlık galaksi
dark forest n. karanlık orman
dark lamp n. karanlık lamba
dark storm n. karanlık fırtına
dark brown n. koyu kumral
dark ideas n. karanlık fikirler
dark circles under eyes n. göz altı morlukları
dark man n. karanlık adam
dark world n. karanlık dünya
dark chocolate n. bitter çikolata
dark wizard n. kara büyücü
the dark and bloody ground n. abd'nin kentucky eyaletinin isminin önemine vurgu yapan, karanlık ve kanlı toprak anlamına gelen söz
the dark n. habersiz olma
the dark n. karanlık ve izbe yer
the dark n. bilmeme hali
the dark n. gizli durum
dark age n. ilkel dönem
dark glasses n. koyu güneş gözlüğü
dark horse n. beklenmedik yetenekleri olan, kendinden bahsetmeyen kimse
dark age n. gerileme dönemi
dark glasses n. siyah güneş gözlüğü
dark house n. delilerin kapatıldığı yer
dark sentence n. açıklaması zor deyiş
dark continent n. bilinmezler diyarı
dark sentence n. anlamı derin ve karmaşık ifade
dark age n. (bir şeyin gelişmeye başladığı) ilk dönem
dark continent n. keşfedilmeyen şey
dark age n. durgunluk dönemi
dark horse n. kapalı kutu olan kimse
dark age n. kesatlık
dark continent n. bilinmeyen şey
dark horse n. hayatını gizli tutan kimse
dark forest theory n. karanlık orman teorisi
dark humor n. karanlık mizah
dark phase n. karanlk aşama
dark cloud n. kara bulut
dark age n. karanlık çağ
dark street n. karanlık sokak
make dark v. karartmak
get dark v. karanlık olmak
get dark v. hava kararmak
fear of the dark v. karanlıktan korkmak
become dark v. loşlaşmak
keep dark v. sır vermemek
keep dark v. saklamak
get dark v. akşam olmak
arrive after dark v. karanlığa kalmak
be afraid of the dark v. karanlıktan korkmak
get dark v. ortalık kararmak
grow dark v. kararmak
keep something dark v. açığa vurmamak
keep in dark v. gizlemek
be left in the dark v. karanlıkta kalmak
be left in the dark v. bir şeyden haberdar edilmemek
whistle in the dark v. korkmuyormuş gibi davranmak
get dark v. karanlık basmak
get dark v. karanlık çökmek
walk in the dark v. karanlıkta yürümek
get dark v. gün kavuşmak
dark [obsolete] v. (güneş/ay) tutulmak
dark [dialect] [uk] v. kulak kabartmak
dark [dialect] [uk] v. kulak misafiri olmak
dark [obsolete] v. kararmak
dark [obsolete] v. gölge düşmek
dark [dialect] [uk] v. gizlice dinlemek