weak - Türkçe İngilizce Sözlük

weak

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

weak — Definition

Anlamı ve Tanımı:
zayıf
Okunuş (IPA):
(AmE /wiːk/ – BrE /wiːk/)
Terim Türü:
Sıfat
Fiziksel, zihinsel ya da yapısal güçten yoksun olma durumu. Eski İngilizce wāc kökünden evrilmiştir. Performans ve direnç değerlendirmelerinde kullanılır.
Eş Anlamlılar:
feeble, fragile
Zıt Anlamlılar:
strong, robust

"weak" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 68 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
weak s. halsiz
I was too weak to get out of bed.
Yataktan çıkamayacak kadar halsizdim.

More Sentences
weak s. cılız
Tom is quite weak.
Tom oldukça cılız.

More Sentences
weak s. güçsüz
The president wasn't elected because of his weak positioning.
Başkan güçsüz konumu nedeniyle seçilmedi.

More Sentences
weak s. zayıf
The trees grew weak because of the harsh climate.
Sert iklim yüzünden ağaçlar zayıf düşmüştü.

More Sentences
weak s. kuvvetsiz
Genel
weak s. yavan (çorba vb)
The movie was full of weak jokes about rich people.
Film zengin insanlar hakkında yavan esprilerle doluydu.

More Sentences
weak s. takatsiz
He gave a weak last look before he fell under the effect of anaesthesia.
Anestezinin etkisi altına girmeden önce son defa takatsiz bir bakış attı.

More Sentences
weak s. sulu
The prices are better at this pub, but they serve weak beer.
Bu barda fiyatlar daha iyi ama sulu bira servis ediyorlar.

More Sentences
weak s. dayanıksız
The weak ceiling needs repair.
Dayanıksız tavanın onarılması gerekir.

More Sentences
weak s. yetersiz
I couldn't finish my book because the light on the bus was weak.
Kitabımı bitiremedim çünkü otobüsteki ışık yetersizdi.

More Sentences
weak s. hafif
This coffee is too weak.
Bu kahve çok hafif.

More Sentences
weak s. zayıf
The trees grew weak because of the harsh climate.
Sert iklim yüzünden ağaçlar zayıf düşmüştü.

More Sentences
weak s. güçsüz
The president wasn't elected because of his weak positioning.
Başkan güçsüz konumu nedeniyle seçilmedi.

More Sentences
weak s. yönlendirilmeye açık
Weak brains can easily be manipulated by other people.
Yönlendirilmeye açık zihinler başkaları tarafından kolayca manipüle edilebilir.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
weak s. düşük değerde
The currencies of developing countries are weak against Euro.
Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri Avro karşısında düşük değerdedir.

More Sentences
Teknik
weak s. zayıf
The trees grew weak because of the harsh climate.
Sert iklim yüzünden ağaçlar zayıf düşmüştü.

More Sentences
Argo
weak s. kötü
I couldn't pass the exam; I am weak in math.
Sınavı geçemedim; matematikte kötüyüm.

More Sentences
Genel
weak s. hastalıklı
weak s. hükümsüz
weak s. eksik
weak s. kof
weak s. çelimsiz
weak s. akılsız
weak s. metanetsiz
weak s. kuvvetsiz
weak s. aciz
weak s. açık (çay)
weak s. kusur
weak s. sağlam olmayan
weak s. iktidarsız
weak s. şaşkın
weak s. mukavemetsiz
weak s. silik
weak s. iradesiz
weak s. cansız
weak s. sebatsız
weak s. etkileyici ve inandırıcı olmayan
weak s. çıtkırıldım
weak s. mecalsiz
weak s. argın
weak s. nanemolla
weak s. süzük
weak s. çaresiz
weak s. zebun
weak s. zihnen dayanıksız
weak s. muhakemeden yoksun
Ticaret/Ekonomi
weak s. fiyatı düşen
Teknik
weak i. eskrim kılıcının en ince ve esnek kısmı
Otomotiv
weak s. yakıt oranı düşük (yakıt-hava karışımı)
Mutfak
weak s. düşük glutenli (buğday, un)
weak s. düşük kalite gluten içeren (buğday, un)
Matematik
weak s. dar bir mantıksal sonuç aralığına sahip olan
weak s. kıl payı uygulanabilir
Fizik
weak s. nükleer bozunma ile ilişkili dört temel kuvvetten biri
Edebiyat
weak s. vurgusuz veya aksansız (telaffuz)
weak s. vurgusuz veya aksansız (şiir ölçüsü)
Dilbilim
weak i. vurgu almayan ek
weak s. cermen dillerinde isimlerin veya sıfatların bir son ekle çekimlenmesi ile ilgili
weak s. (cermen dillerinde) eklenmiş fiillere ait
Spor
weak s. kuvvetsiz
Fotoğrafçılık
weak s. koyuluğu veya kontrastı düşük olan
weak s. ince
Eski Kullanım
weak f. zayıflatmak
weak f. güçsüzleştirmek
Argo
weak s. fena
weak s. yavan
weak s. sıkıcı
weak s. modası geçmiş

"weak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
weak point i. zayıf nokta
the weak sides of labour i. emeğin zayıf yönleri
weak nerves i. zayıf sinirler
weak interaction force i. zayıf etkileşim gücü
weak spot i. zayıf nokta
weak child i. cırboğa
a weak person i. çiroz
weak point i. insanın zayıf tarafı
weak point i. zaaf
weak currency i. zayıf para
weak market i. zayıf piyasa
weak level i. zayıf seviye
weak power supply i. zayıf güç kaynağı
weak coffee i. açık kahve
weak child i. zayıf çocuk
weak conditions i. zayıf şartlar
weak glue i. zayıf tutkal
weak glue i. zayıf yapıştırıcı
weak constitution i. zayıf bünye/vücut
the weak i. güçsüz insanlar
the weak i. zayıf insanlar
weak sister i. grubun beceriksiz veya güvenilmez üyesi
weak sister i. bütüne zarar veren parça
weak side i. zaaf
weak side i. zayıf yön
weak side i. zayıf taraf
weak constitution i. zayıf bünye
get thin and weak f. sıskalaşmak
become thin and weak f. kurumak (kişi)
get weak f. güçten düşmek
become thin and weak f. kurumak
become weak f. güçten düşmek
get weak f. güçsüzleştirmek
make weak f. kuvvetsizleştirmek
become weak f. güçsüzleşmek
get weak f. zayıf düşmek
become weak f. zayıflaşmak
feel weak f. halsiz hissetmek
feel weak f. kendini halsiz hissetmek
be weak f. halsiz olmak
make someone weak f. halsiz etmek
leave someone weak f. halsiz bırakmak
become weak f. eli ayağı çözülmek
leave someone weak at the knees f. birini güçsüz bırakmak
leave someone weak at the knees f. birini heyecanlandırıp dizlerinin bağını çözmek
leave someone weak at the knees f. birini çaresiz bırakmak
leave someone weak at the knees f. birini savunmasız bırakmak
get weak f. güçsüzleşmek
remain weak f. zayıf kalmak
be weak f. zayıf kalmak
appear physically weak f. fiziksel olarak zayıf/güçsüz görünmek
have a weak heart f. kalbi zayıf olmak
know someone´s weak spots f. birinin zaaflarını bilmek
know someone’s weak points f. birinin zaaflarını bilmek
as weak as s. kadar zayıf
weak in the head s. kafadan kontak
weak as a kitten s. çok narin
weak-spirited s. korkak
weak-minded s. aklı zayıf
weak-spirited s. cesaretsiz
weak-willed s. iradesiz
weak-kneed s. iradesiz
weak-kneed s. dizleri zayıf
weak-minded s. iradesiz
weak-kneed s. tabansız
weak-kneed s. yüreksiz
weak-kneed s. zayıf karakterli
weak minded s. iradesiz
weak-headed s. çabuk kafayı bulan
weak-headed s. çabuk başı dönen
weak-headed s. gerizekalı
weak-headed s. beyinsiz
weak-headed s. çabuk sarhoş olan
weak-hearted s. pısırık
weak-willed s. kolayca etkilenen
weak-minded s. aptal
weak-minded s. akılsız
weak-hearted s. cesaretsiz
weak-minded s. zeka seviyesi düşük olan
weak-headed s. kıt kafalı
weak-willed s. kolayca aklı çelinen
weak-willed s. kararsız
weak-minded s. sersem
weak-headed s. iradesiz
weak-hearted s. cesareti kırık
weak-willed s. tereddütlü
weak-minded s. zeka seviyesi düşük olan
wk (weak) kısalt. zayıf
wk (weak) kısalt. güçsüz
İfadeler
in one's weak moment expr. zayıf bir anında
in a weak moment expr. zayıf bir anında
the spirit is willing, but one's body is weak expr. yapmak istiyorum ama hep sözde kalıyor
the spirit is willing, but the body is weak expr. yapmak istiyorum ama hep sözde kalıyor
Atasözü
the spirit is willing but the flesh is weak istek var ama derman yok
the spirit is willing, but the body is weak istek var ama derman yok
the spirit is willing, but one's body is weak istek var ama derman yok
Konuşma Dili
a weak point i. zayıf nokta
a weak point i. duyarlı nokta
a weak point i. zaaf
a weak point i. zayıflık
weak sister [us] i. en zayıf halka
weak in willpower s. iradesi zayıf
weak in willpower s. iradesiz
weak-kneed s. kolayca boyun eğen
too weak to survive expr. hayatta kalamayacak kadar zayıf
Deyim
weak sister i. korkak
weak sister i. ürkek
weak link in the chain i. zincirdeki zayıf halka
a weak link in the chain i. zincirdeki zayıf halka
a weak link in the chain i. zincirin zayıf halkası
weak link in the chain i. zincirin zayıf halkası
weak part i. yumuşak karın
weak spot i. yumuşak karın
a weak moment i. düşünmeden/hızlıca karar verilen bir an
a weak link in the chain i. zayıf halka
a weak moment i. boşluğuna denk gelen bir an
a weak moment i. zayıf bir an
a weak link i. zayıf halka
the weak link i. zayıf halka
go weak at the knees f. dizlerinin bağı çözülmek
have a weak spot for somebody f. birine zaafı olmak
have a weak spot for somebody f. birisine zaafı olmak
have a weak spot for somebody f. birisine karşı zaafı olmak
not bring it weak f. en iyi şekilde çaba göstermek/yapmak
bring it weak f. yapabileceğinin en iyisini ortaya koyamamak
not bring it weak f. bütün gücünü ortaya koymak
not bring it weak f. tüm güçle yapmak
bring it weak f. (bir işi) yapabilecekken savsaklamak
bring it weak f. (bir işi) yapabilecekken yarım yamalak yapmak
bring it weak f. (bir işi) yapabilecekken başından savmak
bring it weak f. (bir işi) yapabilecekken başarısız olmak
not bring it weak f. zayıf kalmamak
bring it weak f. (bir işi) yapabilecekken üstünkörü yapmak
not bring it weak f. elinden gelenin en iyisini yapmak
go weak at the knees f. dizlerinin bağı çözülmek
go weak at the knees f. dizleri tutmamak
be weak at the knees f. dizlerinin bağı çözülmek
be weak at the knees f. dizleri tutmamak
go weak at the knees f. pelteye dönmek
be weak at the knees f. pelteye dönmek
go weak in the knees f. pelteye dönmek
go weak in the knees f. dizleri tutmamak
go weak in the knees f. dizlerinin bağı çözülmek
go weak in the knees f. eli ayağı boşalmak
have a weak spot for (someone or something) f. (birine/bir şeye) zaafı olmak
have a weak spot for (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı zaafı olmak
weak-minded s. aklı kıt
weak in the knees s. sarsılmış
weak in the knees s. dizlerinin bağı çözülmüş
(as) weak as a kitten s. kedi yavrusu gibi kırılgan/narin