| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | fizzle f. | fos çıkmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | fizzle f. | bozulmak | ||
|
Their relationship fizzled out after a few months. İlişkileri birkaç ay sonra bozuldu. More Sentences |
||||
| Genel | fizzle i. | başarısızlık | ||
| Genel | fizzle i. | vızıltı | ||
| Genel | fizzle i. | köpürme | ||
| Genel | fizzle i. | fışırtı | ||
| Genel | fizzle i. | fiyasko | ||
| Genel | fizzle f. | boşa çıkmak | ||
| Genel | fizzle f. | vızlamak | ||
| Genel | fizzle f. | suya düşmek | ||
| Genel | fizzle f. | fışırdamak | ||
| Genel | fizzle f. | kötü sonuçlanmak | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | fizzle i. | foslama | ||
| Konuşma Dili | fizzle i. | çuvallama | ||
| Konuşma Dili | fizzle i. | göçük olma | ||
| Konuşma Dili | fizzle i. | başarısızlık | ||
| Konuşma Dili | fizzle i. | fiyasko | ||
| Konuşma Dili | fizzle i. | hayal kırıklığı | ||
| Konuşma Dili | fizzle i. | f harfiyle başlayan argo sözcüklerin yerine kullanılan örtmece sözcük | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | coflamak | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | foslamak | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | çuvallamak | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | göçmek | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | çökmek | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | sönmek | ||
| Konuşma Dili | fizzle f. | başarısız/fiyasko/hayal kırıklığı olmak | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | fizzle [obsolete] i. | sessizce osurma | ||
| Genel | fizzle [obsolete] i. | pıstlatma | ||
| Genel | fizzle out f. | suya düşmek | ||
| Genel | fizzle out f. | hayal olmak | ||
| Genel | fizzle out f. | sönmek | ||
| Genel | fizzle out f. | boşa çıkmak | ||
| Genel | fizzle out f. | bir anda sonlanmak | ||
| Genel | fizzle out f. | iyi başlayıp kötü bitmek | ||
| Genel | fizzle out f. | hızlı başlayıp yavaş bitmek | ||
| Genel | fizzle out f. | fos çıkmak | ||
| Genel | fizzle out f. | fiyaskoyla sonuçlanmak | ||
| Genel | fizzle out f. | amacına ulaşamamak | ||
| Genel | fizzle out f. | köpüğü/asidi kaçmak | ||
| Genel | fizzle [obsolete] f. | pıstlatmak | ||
| Genel | fizzle [obsolete] f. | sessizce gaz çıkarmak | ||
| Genel | fizzle [obsolete] f. | yellenmek | ||
| Genel | fizzle [obsolete] f. | osurmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | fizzle out f. | tıslama sesiyle hafifçe yandıktan sonra sönüp gitmek | ||
| Öbek Fiiller | fizzle out f. | heyecanını kaybetmek | ||
| Öbek Fiiller | fizzle out f. | heyecansızlaşmak | ||