| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | glimpse i. | anlık bakış | ||
| Genel | ||||
| Genel | glimpse i. | göz atma | ||
|
Let's catch a glimpse into the world of microscopic unicellular organisms! Mikroskobik tek hücreli organizmaların dünyasına bir göz atalım! More Sentences |
||||
| Genel | glimpse i. | kısa bakış | ||
|
The video showed us a glimpse of what life would be like on Mars. Video bizlere Mars'ta yaşamın nasıl olabileceğine dair kısa bir bakış sağladı. More Sentences |
||||
| Genel | glimpse i. | gözüne ilişme | ||
|
She caught a glimpse of the movie star before he left the hotel. Otelden ayrılmadan önce film yıldızı gözüne ilişti. More Sentences |
||||
| Genel | glimpse i. | (bir anlık) görüntü | ||
|
In looking through the mist, I caught a glimpse of my future. Sisin içinden bakarken, geleceğime dair bir anlık görüntü yakaladım. More Sentences |
||||
| Genel | glimpse f. | görür gibi olmak (birini) | ||
|
Tony glimpsed her among the crowd. Tony onu kalabalığın arasında görür gibi oldu. More Sentences |
||||
| Genel | glimpse f. | bir an için görmek | ||
|
Suddenly he glimpsed the truth about the case: He was framed! Aniden davayla ilgili gerçeği bir an için gördü: Ona komplo kurulmuştu! More Sentences |
||||
| Genel | glimpse i. | belirti | ||
| Genel | glimpse i. | işaret | ||
| Genel | glimpse i. | görüverme | ||
| Genel | glimpse i. | anlık bakış | ||
| Genel | glimpse i. | belirsiz bulgu | ||
| Genel | glimpse i. | muğlak belirti | ||
| Genel | glimpse i. | belirsiz düşünce | ||
| Genel | glimpse i. | ima | ||
| Genel | glimpse i. | sezme | ||
| Genel | glimpse f. | bir an için görmek (bir şeyi) | ||
| Genel | glimpse f. | görünüp kaybolmak | ||
| Genel | glimpse f. | kısa görmek | ||
| Genel | glimpse f. | gözüne ilişmek | ||
| Genel | glimpse f. | göz atmak | ||
| Genel | glimpse f. | görür gibi olmak | ||
| Genel | glimpse N. | kısa anlık bakış | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | glimpse i. | ani ışık parlaması | ||
| Eski Kullanım | glimpse i. | hafif ışık parlaması | ||
| Eski Kullanım | glimpse f. | hafifçe parlamak | ||
| Eski Kullanım | glimpse f. | hafif ışık vermek | ||
| İngilizce | Türkçe | |
|---|---|---|
| Genel | ||
| Genel | brief glimpse i. | kısa bakış |
| Genel | catch a glimpse f. | görür gibi olmak |
| Genel | catch a glimpse f. | gözüne ilişmek |
| Genel | catch a glimpse f. | bir an için görmek |
| Genel | get a glimpse of f. | bir an için görmek |
| Deyim | ||
| Deyim | catch a glimpse of someone f. | birini bir an için görmek |
| Deyim | catch a glimpse of (someone or something) f. | (birini/bir şeyi) bir an için görmek |
| Deyim | catch a glimpse of (someone or something) f. | (birini/bir şeyi) göz ucuyla görmek |
| Deyim | catch a glimpse of (someone or something) f. | (biri/bir şey) gözüne ilişmek |
| Deyim | catch a glimpse of (someone or something) f. | (birini/bir şeyi) görür gibi olmak |