pose - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

pose

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"pose" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
pose f. (tehlike/tehdit) teşkil etmek
pose i. poz
General
pose f. frikik vermek
pose f. poz yapmak
pose f. tavır koymak
pose f. yerleşmek
pose f. şaşırtmak
pose f. yaratmak (sorun)
pose f. taslamak
pose f. yapmacık bir tavır takınmak
pose f. sormak
pose f. poz vermek
pose f. ortaya (bir soru) atmak
pose f. yerleştirmek
pose f. tavır takınmak
pose f. susturmak
pose f. poz verdirmek
pose f. hayret uyandırmak
pose f. hayret ettirmek
pose f. şaşkınlık uyandırmak
pose f. ortaya çıkarmak
pose f. doğurmak (sorun)
pose i. kurum
pose i. tavır
pose i. durma
pose i. hal
pose i. yapmacık tavır
pose i. vaziyet
pose i. duruş
Technical
pose demir tozu
pose ortaya çıkarmak

"pose" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 56 sonuç

İngilizce Türkçe
General
pose as f. kendine ... süsü vermek
pose as f. süsü vermek
pose question f. soru yöneltmek
pose a question f. soru yöneltmek
pose as f. kılığına girmek
pose for f. poz vermek
pose a problem f. problem yaratmak
pose a problem f. sorun yaratmak
pose danger f. tehlike doğurmak
pose hazard f. tehlike doğurmak
pose a problem f. sorun teşkil etmek
pose a risk f. risk yaratmak
pose a problem f. sorun oluşturmak
pose a risk f. risk teşkil etmek
pose a problem f. problem teşkil etmek
pose a problem f. problem oluşturmak
pose hazard f. tehlike oluşturmak
pose danger f. tehlike oluşturmak
pose an obstacle f. engel teşkil etmek
pose for the cameras f. objektiflere poz vermek
pose an obstacle f. engel oluşturmak
pose risk f. risk teşkil etmek
pose hazard f. risk arzetmek
pose danger f. tehlike teşkil etmek
pose danger f. tehlike arzetmek
pose hazard f. risk arz etmek
pose risk f. risk arz etmek
pose danger f. tehlike arz etmek
pose hazard f. risk teşkil etmek
pose risk f. risk arzetmek
assume a pose f. poz kesmek
assume a pose f. tavır takınmak
assume a pose f. trip atmak
assume a pose f. trip yapmak
pose a danger f. tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak
pose a threat f. tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak
pose a risk f. tehlikeli bir durum ortaya çıkarmak
pose a danger f. tehlike arz etmek
pose a challenge f. tehdit oluşturmak
pose a challenge f. güçlük oluşturmak
pose a challenge f. engel oluşturmak
pose a threat to the environment f. çevreyi tehdit etmek
pose for a camera f. objektifler karşısına geçmek
pose for a camera f. objektifler karşısına çıkmak
pose for a camera f. objektif karşısına geçmek
pose a risk f. risk oluşturmak
pose a risk f. risk doğurmak
pose a problem f. sorun doğurmak
pose for calendar f. takvim için poz vermek
pose a threat to the environment i. çevre için bir tehdit olmak
without pose zf. içten
Idioms
strike a pose poz vermek
Politics
pose a threat tehdit oluşturmak
Technical
multi-directional pose accuracy variation çok yönlü poz doğruluk değişimi
drift of pose characteristics poz karakteristiklerinin kayması
pose accuracy poz doğruluğu