| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | twinkle i. | pırıltı | ||
|
The night sky was full of stars' twinkles. Gece gökyüzü yıldızların pırıltılarıyla doluydu. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | twinkle f. | ışıldamak | ||
|
The children's eyes were twinkling with happiness. Çocukların gözleri mutlulukla ışıldıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | twinkle f. | parıldamak | ||
|
The plane's lights were twinkling in the night sky. Uçağın ışıkları gece gökte parıldıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | twinkle f. | parlamak | ||
|
That His eyes were twinkling like stars. Gözleri yıldızlar gibi parlıyordu. More Sentences |
||||
| Genel | twinkle i. | göz kırpıştırma | ||
| Genel | twinkle i. | pırıldama | ||
| Genel | twinkle i. | titrek ışık | ||
| Genel | twinkle i. | parıltı | ||
| Genel | twinkle i. | ışıltı | ||
| Genel | twinkle i. | göz kırpma | ||
| Genel | twinkle i. | an | ||
| Genel | twinkle i. | göz açıp kapayıncaya kadarki müddet | ||
| Genel | twinkle i. | belli belirsiz görünüp kaybolma | ||
| Genel | twinkle i. | oradan oraya hareket etme | ||
| Genel | twinkle f. | parlamak (gözler) | ||
| Genel | twinkle f. | göz kırpıştırmak | ||
| Genel | twinkle f. | göz kırpmak | ||
| Genel | twinkle f. | titrek parlamak | ||
| Genel | twinkle f. | pırıldamak | ||
| Genel | twinkle f. | oradan oraya uçuşmak | ||
| Genel | twinkle f. | yanıp sönmek | ||
| Genel | twinkle f. | bir görünüp bir kaybolmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | twinkle i. | çabuk yanıp sönme | ||
| Optik | ||||
| Optik | twinkle i. | göz kırpma | ||
| Optik | twinkle i. | göz kırpıştırma | ||
| Sanat | ||||
| Sanat | twinkle i. | balo dansında yapılan bir tür ayak hareketi | ||