breath - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

breath

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"breath" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
breath i. nefes
breath i. soluk
General
breath i. an
breath i. esinti
breath i. dem
breath i. fısıltı
breath i. nefes
breath i. soluk
breath i. hafif rüzgar
Technical
breath nefes
breath soluk

"breath" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 289 sonuç

İngilizce Türkçe
Common Usage
shortness of breath i. nefes darlığı
General
draw one's last breath f. son nefesini vermek
have bad breath f. ağzı kokmak
catch one's breath f. soluk almak
be out of breath f. soluğu kesilmek
waste one's breath f. çene yormak
take a breath f. soluk almak
draw one's last breath f. dünyaya gözlerini kapamak
be out of breath f. nefes nefese olmak
draw breath f. ferahlamak
get out of breath from laughing f. gülmekten katılmak
be short of breath f. nefesi daralmak
speak below one's breath f. alçak sesle konuşmak
draw a breath f. ferahlamak
take somebody's breath away f. nefesini kesmek
draw one's first breath f. dünyaya gelmek
take a long deep breath f. soluklanmak
waste one's breath f. boşuna nefes tüketmek
blow one's breath upon f. nefeslemek
be out of breath f. katılmak
catch one's breath f. nefes almak
draw a breath f. nefes almak
wait with bated breath f. sabırsızlıkla beklemek
take breath away f. soluğunu kesmek
draw breath f. soluk almak
catch one's breath f. soluklanmak
lose one's breath f. tıkanmak
draw breath f. nefes almak
waste one's breath f. nefesini boşuna tüketmek
gasp for breath f. nefesi kesilmek
take someone's breath away f. insanın nefesini kesmek
catch one's breath f. dinlenmek
hold one's breath f. nefesini tutmak
take a breath f. nefes almak
hold one's breath while straining f. ıkınmak
get out of breath f. nefes nefese kalmak
be out of breath f. soluk soluğa olmak
be out of breath f. nefesi kesilmek
get out of breath f. katılmak
wait with bated breath f. nefesini tutarak beklemek
wait with bated breath f. nefesini tutup beklemek
be out of breath f. nefessiz kalmak
waste one's breath f. nefes tüketmek
breath control play f. orgazmı güçlendirmek için kendi kendini farkında olmadan boğma durumu
gasp for breath f. soluğu tutulmak
gasp for breath f. soluğu kesilmek
gasp for breath f. zorlukla soluk alabilmek
take someone's breath away f. -in nefesini kesmek
take someone's breath away f. heyecanlandırmak
save one's breath f. boşuna soluk tüketmemek
save one's breath f. nefesini boşuna tüketmemek
hold one's breath f. soluğunu tutmak
catch one's breath f. soluğunu tutmak
be short of breath f. nefessiz kalmak
be short of breath f. nefesi kesilmek
be short of breath f. nefesi tıkanmak
hold his/her breath underwater f. su altında nefesini tutmak
breath deeply f. derin nefes almak
foul breath i. ağız kokusu
taking a breath i. nefes alma
babys breath i. karanfil
baby's breath i. karanfil
exhaled breath i. üfürük
shortness of breath i. nefesin çabuk kesilmesi
breath test i. alkol muayenesi
breath sound i. solunum sesi
a breath of fresh air i. yeni bir soluk
intake of breath i. derin bir bekleyiş
deep breath i. derin nefes
a new breath i. yeni soluk
a new breath i. yeni bir soluk
breath analyzer i. alkolmetre
record for underwater breath holding i. su içinde nefes tutma rekoru
record for underwater breath holding i. su altında nefesini tutma rekoru
underwater breath holding record i. su altında nefes tutma rekoru
record for underwater breath holding i. su altında nefes tutma rekoru
underwater breath holding record i. su içinde nefes tutma rekoru
record of holding breath underwater i. su altında nefesini tutma rekoru
record of holding breath underwater i. su altında nefes tutma rekoru
underwater breath holding record i. su altında nefesini tutma rekoru
record of holding breath underwater i. su içinde nefes tutma rekoru
breath control i. nefes kontrolü
breath holding i. nefes tutma
retention of breath following exhalation i. nefesin dışa verildikten sonra tutulması
cooling breath i. serinleten nefes
out of breath s. soluğu kesilmiş bir halde
short of breath s. tıknefes
out of breath s. nefes nefese
out of breath s. soluk soluğa
out of breath s. soluğu kesilmiş
out of breath s. nefesi kesilmiş
short of breath s. nefes darlığı çeken
breath-actuated s. nefes ile etkinleşen
breath-actuated s. nefes ile çalışan
in the same breath zf. bir solukta
with bated breath zf. soluğu kesilerek
under one's breath zf. alçak sesle
all in the same breath zf. aynı zamanda
in the same breath zf. aynı zamanda
with bated breath zf. müşkilatla
under one's breath zf. fısıldayarak
with bated breath zf. nefesi kesilerek
all in one breath zf. bir solukta
all in one breath zf. bir nefeste
all in one breath zf. hepsini bir anda
with bated breath zf. soluk soluğa
Phrases
under the breath alçak sesle
Colloquial
be able to breath again rahat bir nefes almak
have no breath left soluğu tıkanmak
have no breath left soluğu kesilmek
under one's breath duyulmayacak bir ses tonuyla
below one's breath fısıltı gibi
under one's breath fısıldarcasına
below one's breath fısıldarcasına
below one's breath anlaşılmayan bir ses tonuyla
under one's breath fısıltı gibi
below one's breath duyulmayacak bir ses tonuyla
under one's breath anlaşılmayan bir ses tonuyla
in the same breath aynı zamanda
breath of life yaşama nedeni
breath of life yaşama enerjisi
breath of life yaşamın nedeni
breath of life yaşamın ekmeği-suyu
garlic causes bad breath sarımsak ağız kokusu yapar
just catch your breath a minute dur da biraz soluklan
hold your breath sıkı dur
Idioms
all in one breath bir solukta
hardly have time to breath başını kaşıyacak vakti olmamak
take a deep breath derin bir soluk almak
out of breath nefes nefese
waste one's breath nefesini tüketmek
take someone's breath away nefesini kesmek
take someone's breath away soluğunu kesmek
save one's breath çenesini yormamak
save your breath çeneni yorma!
breathe one's last breath kandilin yağı tükenmek
a breath of fresh air hoş bir değişim
the length and breath of (bir yerin) bütünü
a breath of fresh air oh dedirten yenilik
the length and breath of baydan boya
the length and breath of bir baştan bir başa
the length and breath of baştan başa
with bated breath korkuyla
with bated breath soluğu titreyerek
with bated breath endişeyle
with bated breath soluğu kesilerek
with bated breath nefes nefese
with bated breath nefesi kesilerek
stop one's breath (birinin) soluğunu kesmek
take someone's breath away soluğunu kesmek
take someone's breath away soluğunu ağzına tıkamak
stop one's breath öldürmek
take someone's breath away soluksuz bırakmak
catch one's breath biraz soluklanmak
catch one's breath soluklanmak
catch one's breath derin bir soluk almak
catch one's breath biraz soluklanabilmek
be short of breath soluksuz kalmak
be out of breath soluk soluğa kalmak
be short of breath soluk alamamak
be out of breath soluğu tıkanmak
be short of breath soluğu tıkanmak
be out of breath soluk alamamak
be out of breath soluksuz kalmak
catch one's breath soluklanmak için duraklamak
get one's breath back soluğu yerine gelmek
dying breath son nefes
take a breath soluklanmak
dying breath ölüm
get breath back soluğu düzelmek
get breath back soluğu yerine gelmek
take a deep breath derin bir nefes almak
get one's breath back soluğu düzelmek
draw a breath soluklanmak
draw a breath ferahlamak
take a breath ferahlamak
last breath ölüm
draw a breath nefes almak
take a breath nefes almak
last breath son nefes
a breath of a fresh air rahatlık verici
a breath of a fresh air rahat bir nefes
a breath of a fresh air derin bir nefes
a breath of a fresh air rahatlatıcı
a breath of a fresh air mutluluk verici
a breath of a fresh air sıkıntıyı giderici
cold breath of death ölümün soğuk nefesi
death-cold breath ölümün soğuk nefesi
bring a breath of fresh air yeni bir soluk getirmek
bring a breath of fresh air soluk getirmek
take someone's breath away ayağını yerden kesmek
bring a breath of fresh air yeni bir soluk katmak
I don't have time to catch my breath kafamı kaşıyacak vaktim yok
with every (other) breath durmadan (konuşmak)
with every (other) breath ara vermeden (konuşmak)
don't hold your breath daha çok beklersin!
not breath a word kimseye söylememek
in one breath soluksuz/soluk almadan (konuşma)
in one breath bir nefeste (söylemek)
all in one breath soluksuz/soluk almadan (konuşma)
all in one breath bir nefeste (söylemek)
with bated breath soluğunu tutarak
wait for something with bated breath bir şeyi sabırsızlıkla beklemek
with bated breath sabırsızlıkla
wait for something with bated breath bir şeyi heyecanla beklemek
with bated breath nefesini tutarak
time to catch one's breath soluklanacak zaman
be out of breath nefes nefese kalmak
time to catch one's breath dinlenecek zaman
get a second breath dinlenip enerjisini tekrar toplamak
get a second breath kan tazelemek
get a second breath soluklanmak
be out of breath soluk soluğa olmak
get out of breath nefesi kesilmek
get out of breath soluk soluğa olmak
get out of breath nefes nefese kalmak
be out of breath nefesi kesilmek
curse under one's breath çaktırmadan/fısıldayarak/bıyık altından küfretmek
out of breath soluksuz
be gasping for breath nefes nefese kalmak
be gasping for breath soluk soluğa kalmak
don't hold your breath boşuna umutlanma
Speaking
it is the very breath of life to me canım kadar değerlidir
hold your breath nefesini tut
save your breath nefesini tüketme
save your breath ne desen nafile
save your breath ne desen boş
don't waste your breath (boşuna) nefesini tüketme
every breath you take aldığın her nefes
every breath i take aldığım her nefes
I don't have time to catch my breath başımı kaşıyacak vaktim yok
I don't have time to catch my breath çok yoğunum
I don't have time to catch my breath çok meşgulüm
I don't have time to catch my breath nefes alacak vaktim yok
sit down and catch your breath for a second otur ve biraz soluklan
does my breath smell? nefesim mi kokuyor?
does my breath smell? nefesim kokuyor mu?
i lost my breath nefesim kesildi
i'll get a breath of fresh air çıkıp biraz hava alacağım
don't waste your breath nefesini boşa harcama
take a deep breath derin bir nefes al
I hold my breath nefesimi tuttum
Slang
deaf breath i. bir kişinin kulağında kulaklık varken yüksek sesle nefes alması veya ağzını şapırdatması
sleep and breath gambling kumarla yatıp kalkmak
Trade/Economic
breath of the market borsanın derinliği
merchandise breath mal genişliği
Law
breath alcohol ignition interlock device alkolmetre
Technical
mould breath kalıp genişliği
moulded breath kalıp genişlik
Traffic
breath test alkol testi
Medical
hydrogen breath test laktozun tolere edilmeme testi
breath rate solunum hızı
breath tests solunum testleri
shortness of breath soluk darlığı
breath odor nefes kokusu
bad breath nefes kokusu
bad breath ağız kokusu
breath odor ağız kokusu
foul breath ağız kokusu
foul breath nefes kokusu
shortness of breath and respiratory distress nefes darlığı ve solunum sıkıntısı
complaining of shortness of breath and fatigue nefes darlığı ve halsizlik şikayeti
breath sound solunum sesi
unexplained shortness of breath açıklanamayan nefes darlığı
rapidly progressive increase in shortness of breath gittikçe ilerleyen nefes darlığı
breath holding spell katılma nöbeti
breath therapy nefes terapisi
Dentistry
bad breath ağız kokusu
Botanic
baby’s breath pembe ve beyaz çiçekleri olan bir bitki
baby's breath bahar yıldızı
baby's breath çöven
wild baby's breath yoğurt otu
Linguistics
breath group soluk kümesi
force of breath soluk baskısı
Sport
panting for breath soluk soluğa
Music
with bated breath soluğunu tutarak
British Slang
dick breath pislik
dick breath aşağılık herif
dog-breath ciğeri beş para etmez tip
dog-breath adi şerefsiz
dick breath adi şerefsiz
dick breath ciğeri beş para etmez tip
dick breath şerefsiz
dick breath adi
dog-breath şerefsiz
dog-breath adi
dog-breath pislik
dog-breath aşağılık herif
dog-breath ağzı leş gibi kokan kimse