breath - Turco Inglés Diccionario

breath

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

breath — Definition

Significado:
nefes
Pronunciación (IPA):
(AmE /breθ/ – BrE /breθ/)
Categoría gramatical:
İsim: breath (breaths)

Significados de "breath" en diccionario turco inglés : 40 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
breath n. nefes
I can smell the cigarette on your breath.
Nefesindeki sigaranın kokusunu alabiliyorum.

More Sentences
breath n. soluk
We shall always have to say these two in one breath.
Bu ikisini daima bir solukta söylemek zorunda kalacağız.

More Sentences
General
breath n. nefes
I can smell the cigarette on your breath.
Nefesindeki sigaranın kokusunu alabiliyorum.

More Sentences
breath n. soluk
We shall always have to say these two in one breath.
Bu ikisini daima bir solukta söylemek zorunda kalacağız.

More Sentences
breath n. koku
Some foods and drinks can also cause bad breath in children and adolescents.
Bazı yiyecek ve içecekler de çocuklarda ve ergenlerde ağız kokusuna neden olabilir.

More Sentences
breath n. iz
They clarified everything to avoid a tiny breath of accusation.
Küçücük bir suçlama izinden kaçacağız derken her şeyi ortaya çıkardılar.

More Sentences
Technical
breath n. nefes
I can smell the cigarette on your breath.
Nefesindeki sigaranın kokusunu alabiliyorum.

More Sentences
breath n. soluk
We shall always have to say these two in one breath.
Bu ikisini daima bir solukta söylemek zorunda kalacağız.

More Sentences
General
breath n. fısıltı
breath n. dem
breath n. esinti
breath n. an
breath n. hafif rüzgar
breath n. buhar
breath n. duman
breath n. buğu
breath n. emare
breath n. işaret
breath n. konuşma
breath n. ses
breath n. fısıltı
breath n. söz
breath n. söyleyiş
breath n. leke
breath n. ruh
breath n. hareket
breath n. canlılık
breath n. can
breath n. hayat
breath n. yaşam
breath n. rahat nefes alabilme
breath n. anlık duraklama
breath n. soluklanma
breath n. şüphe
breath n. kokulu nefes
breath n. küçük belirti
breath n. önemsiz şey
Linguistics
breath n. ses telleri titreşmeden soluk verme
Music
breath n. müzik aletine üflenen nefes
breath n. müzik aletinden çıkan ses

Significados de "breath" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
shortness of breath n. nefes darlığı
General
breath test n. alkol muayenesi
a breath of fresh air n. yeni bir soluk
breath sound n. solunum sesi
babys breath n. karanfil
shortness of breath n. nefesin çabuk kesilmesi
exhaled breath n. üfürük
taking a breath n. nefes alma
baby's breath n. karanfil
foul breath n. ağız kokusu
intake of breath n. derin bir bekleyiş
deep breath n. derin nefes
a new breath n. yeni soluk
a new breath n. yeni bir soluk
breath analyzer n. alkolmetre
record for underwater breath holding n. su içinde nefes tutma rekoru
record for underwater breath holding n. su altında nefesini tutma rekoru
underwater breath holding record n. su altında nefes tutma rekoru
record of holding breath underwater n. su içinde nefes tutma rekoru
record of holding breath underwater n. su altında nefes tutma rekoru
record of holding breath underwater n. su altında nefesini tutma rekoru
underwater breath holding record n. su altında nefesini tutma rekoru
record for underwater breath holding n. su altında nefes tutma rekoru
underwater breath holding record n. su içinde nefes tutma rekoru
breath control n. nefes kontrolü
breath holding n. nefes tutma
retention of breath following exhalation n. nefesin dışa verildikten sonra tutulması
cooling breath n. serinleten nefes
a breath of fresh air n. temiz hava
bated breath n. kesik nefes
morning breath n. uyuduktan sonra ağızda oluşan kötü koku
morning breath n. ağız kokusu
morning breath n. nefes kokusu
bated breath n. (heyecandan, korkudan) nefesini tutup bekleme
bated breath n. nefesi kesilme
draw breath v. soluk almak
draw breath v. ferahlamak
take breath away v. soluğunu kesmek
get out of breath v. katılmak
draw a breath v. nefes almak
be out of breath v. nefesi kesilmek
be out of breath v. katılmak
hold one's breath while straining v. ıkınmak
blow one's breath upon v. nefeslemek
draw breath v. nefes almak
catch one's breath v. soluklanmak
get out of breath from laughing v. gülmekten katılmak
draw one's first breath v. dünyaya gelmek
catch one's breath v. dinlenmek
draw one's last breath v. son nefesini vermek
wait with bated breath v. sabırsızlıkla beklemek
waste one's breath v. boşuna nefes tüketmek
take a long deep breath v. soluklanmak
lose one's breath v. tıkanmak
draw a breath v. ferahlamak
catch one's breath v. soluk almak
take someone's breath away v. insanın nefesini kesmek
be out of breath v. soluğu kesilmek
speak below one's breath v. alçak sesle konuşmak
get out of breath v. nefes nefese kalmak
be out of breath v. soluk soluğa olmak
waste one's breath v. çene yormak
hold one's breath v. nefesini tutmak
catch one's breath v. nefes almak
take somebody's breath away v. nefesini kesmek
have bad breath v. ağzı kokmak
draw one's last breath v. dünyaya gözlerini kapamak
be short of breath v. nefesi daralmak
take a breath v. soluk almak
gasp for breath v. nefesi kesilmek
waste one's breath v. nefesini boşuna tüketmek
be out of breath v. nefes nefese olmak
take a breath v. nefes almak
wait with bated breath v. nefesini tutarak beklemek
wait with bated breath v. nefesini tutup beklemek
be out of breath v. nefessiz kalmak
waste one's breath v. nefes tüketmek
breath control play v. orgazmı güçlendirmek için kendi kendini farkında olmadan boğma durumu
gasp for breath v. zorlukla soluk alabilmek
gasp for breath v. soluğu tutulmak
gasp for breath v. soluğu kesilmek
take someone's breath away v. -in nefesini kesmek
take someone's breath away v. heyecanlandırmak
save one's breath v. boşuna soluk tüketmemek
save one's breath v. nefesini boşuna tüketmemek
hold one's breath v. soluğunu tutmak
catch one's breath v. soluğunu tutmak
be short of breath v. nefesi tıkanmak
be short of breath v. nefesi kesilmek
be short of breath v. nefessiz kalmak
hold his/her breath underwater v. su altında nefesini tutmak
breath deeply v. derin nefes almak
gather breath v. nefesini toplamak
gather breath v. dinlenmek
out of breath adj. soluğu kesilmiş
out of breath adj. soluk soluğa
out of breath adj. nefesi kesilmiş
short of breath adj. tıknefes
out of breath adj. soluğu kesilmiş bir halde
out of breath adj. nefes nefese
short of breath adj. nefes darlığı çeken
breath-actuated adj. nefes ile çalışan
breath-actuated adj. nefes ile etkinleşen
short of breath adj. nefes nefese kalmış
out-of-breath adj. zorla nefes alan
out-of-breath adj. kasılarak nefes alan
in the same breath adv. bir solukta
under one's breath adv. fısıldayarak
all in the same breath adv. aynı zamanda
with bated breath adv. nefesi kesilerek
with bated breath adv. soluğu kesilerek
with bated breath adv. müşkilatla
in the same breath adv. aynı zamanda
under one's breath adv. alçak sesle
all in one breath adv. hepsini bir anda
all in one breath adv. bir nefeste
all in one breath adv. bir solukta
with bated breath adv. soluk soluğa
in the (very) next breath adv. bir önceki yorumdan hemen sonra
in the same breath expr. aynı kulvarda olmayan
in the same breath expr. karşılaştırılabilir olmayan
Phrases
under the breath expr. alçak sesle
Colloquial
breath of life n. yaşamın nedeni
breath of life n. yaşamın ekmeği-suyu
breath of life n. yaşama nedeni
breath of life n. yaşama enerjisi
be able to breath again v. rahat bir nefes almak
have no breath left v. soluğu kesilmek
have no breath left v. soluğu tıkanmak
under one's breath expr. fısıltı gibi
below one's breath expr. anlaşılmayan bir ses tonuyla
under one's breath expr. duyulmayacak bir ses tonuyla
below one's breath expr. fısıltı gibi
under one's breath expr. anlaşılmayan bir ses tonuyla
below one's breath expr. fısıldarcasına
under one's breath expr. fısıldarcasına
below one's breath expr. duyulmayacak bir ses tonuyla
in the same breath expr. aynı zamanda
garlic causes bad breath expr. sarımsak ağız kokusu yapar
just catch your breath a minute expr. dur da biraz soluklan
hold your breath expr. sıkı dur
hold your breath expr. boşuna beklenti içine girme
hold your breath expr. pek umutlanma
Idioms
a breath of fresh air n. hoş bir değişim
a breath of fresh air n. oh dedirten yenilik
dying breath n. son nefes
dying breath n. ölüm
last breath n. son nefes
last breath n. ölüm
a breath of a fresh air n. rahatlatıcı