nefes - Turco Inglés Diccionario

nefes

Significados de "nefes" en diccionario inglés turco : 24 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
nefes breath n.
I can smell the cigarette on your breath.
Nefesindeki sigaranın kokusunu alabiliyorum.

More Sentences
General
nefes air n.
I woke up gasping for air.
Nefes nefese uyandım.

More Sentences
nefes puff n.
Lennon was practically out of puff after she sprinted to catch the train.
Lennon, trene yetişmek için deli gibi koşunca nefessiz kalmıştı.

More Sentences
nefes whiff n.
Take a whiff.
Bir nefes çek.

More Sentences
nefes gasp n.
The patient's breath started to come in quick gasps.
Hastanın soluması hızlı nefesler halinde gelmeye başladı.

More Sentences
nefes breathing n.
I could feel the breathing of the kitten.
Kedi yavrusunun nefesini hissedebiliyordum.

More Sentences
nefes breath n.
I can smell the cigarette on your breath.
Nefesindeki sigaranın kokusunu alabiliyorum.

More Sentences
Technical
nefes breath n.
I can smell the cigarette on your breath.
Nefesindeki sigaranın kokusunu alabiliyorum.

More Sentences
Archaic
nefes air n.
I woke up gasping for air.
Nefes nefese uyandım.

More Sentences
General
nefes soul n.
nefes drag n.
nefes sniff n.
nefes exhalation n.
nefes wind n.
nefes draw n.
nefes mind n.
nefes respiration n.
nefes atman n.
nefes blast n.
nefes onde [dialect] n.
nefes flatus n.
nefes spiracle [obsolete] n.
nefes resp (respiration) abrev.
Philosophy
nefes prana n.

Significados de "nefes" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
nefes darlığı shortness of breath n.
nefes almak breathe v.
General
nefes alamama asphyxiation n.
nefes alma inspiration n.
nefes borusu pipe n.
nefes verme exhaling n.
zor nefes alma labored breathing n.
nefes alma cihazı breathing device n.
dalış tüplerinin yüksek basıncını dalgıçların nefes alabilecekleri makul basınca düşüren bir supap regulator n.
nefes kesilmesi asphyxia n.
nefes alma send packing n.
kasıtlı derin nefes alma sonucu karbondioksitin ciğerlerden dışarı kaçması süreci hyperventilation n.
şnorkelin ağza giren ve kullanıcının içinden nefes alıp verdiği kısmı mouthpiece aqualung n.
nefes alma inhalation n.
nefes filtresi respirator n.
nefes alma taking a breath n.
rahat bir nefes alma sigh of relief n.
nefes alamama sonucu boğulma drawning n.
nefes alma breathing n.
nefes alma aspiration n.
nefes verme exhalation n.
normal nefes alıp verme eupnoea n.
nefes darlığı difficulty in breathing n.
nefes almak için şnorkel kullanarak baş aşağıda yüzme eylemi snorkelling n.
kötü kokulu nefes halitosis n.
nefes alma cihazı breathing apparatus n.
güçlükle nefes alan kimse breather n.
nefes alacak yer breathing space n.
hafif nefes whiffet n.
nefes alabilir deri breathable leather n.
nefes kesici güzellik breathtaking beauty n.
nefes gücü vital capacity n.
derin nefes deep breath n.
nefes verme expiration n.
nefes borusu air-tube n.
(pis) nefes kokusu jungle mouth n.
nefes kesen güzellik breathtaking beauty n.
nefes teknikleri breathing techniques n.
yogasal nefes alma yogic breathing n.
nefes egzersizleri breathing exercises n.
nefes alıp verme egzersizleri breathing exercises n.
su içinde nefes tutma rekoru underwater breath holding record n.
su içinde nefes tutma rekoru record for underwater breath holding n.
su altında nefes tutma rekoru record of holding breath underwater n.
su altında nefes tutma rekoru record for underwater breath holding n.
su altında nefes tutma rekoru underwater breath holding record n.
su içinde nefes tutma rekoru record of holding breath underwater n.
nefes atlatma tekniği skip-breathing technique n.
nefes kontrolü breath control n.
nefes tutma breath holding n.
nefes almak için şnorkel kullanarak baş aşağıda yüzme eylemi snorkeling n.
normal nefes alıp verme eupnea n.
nefes almaya elverişlilik breathability n.
nefes alabilme breathability n.
nefes alınabilirlik breathability n.
sesli nefes alıp verme breathiness n.
nefes nefese kalma breathiness n.
nefes borusu, trake, bronşlar veya ciğerlere hava taşıyan kollardan her biri air tube n.
serinleten nefes cooling breath n.
karından nefes alma abdominal breathing n.
fokun buzda açtığı nefes alma deliği aglu n.
ağız veya burundan nefes vererek oluşturulan sesler egressive n.
nefes alma embreathement n.
kesik nefes bated breath n.
kahkaha, öksürük veya ağlama sebebiyle yüksek sesli nefes alma kink n.
nefes ile hareketlerin koordine yapıldığı hızlı bir yoga tarzı vinyasa yoga n.
miğferin görme ve nefes alma için açıklıkları bulunan ön parçası visor n.
miğferin görme ve nefes alma için açıklıkları bulunan ön parçası vizor n.
solurken verilen nefes blast n.
öksürürken dışarı verilen nefes blast n.
nefes nefese kalma windiness n.
sesli nefes alıp verme windiness n.
nefes kesici şey winder n.
genellikle batı'da uygulanan, nefes egzersizleri ve belirli duruşların vurgulandığı bir yoga hatha yoga n.
nefes harcayan kimse breather n.
şiddetli egzersiz sonucu nefes nefese kalma breathing n.
nefes almak için yeterli süre breathing while n.
kokulu nefes breath n.
(nefes alma sırasında) havayı içine çekme breathing in n.
nefes terapisi breathing therapy n.
nefes alma breathing in n.
rahat nefes alabilme breath n.
kuvvetle nefes verme huffing n.
nefes kokusu morning breath n.
nefes kuvveti lung-power n.
nefes nefese kalma gaspiness n.
nefes kesici dinginlik ve parlaklıkta olan glassy n.
zor nefes alan kimse heavy breather n.
hırıltılı nefes alan kimse heavy breather n.
hırıltılı nefes sesi çıkaran telefon sapığı heavy breather n.
nefes alma inhale n.
hızla nefes alıp veren kimse panter n.
kolayca nefes alabilme puff n.
gençlerin alkol veya sigara kullandıklarını gizlemek için faydalandıkları nefes spreyi sen sen n.
nefes darlığı sob n.
nefes çekme draw n.
nefes vererek okunan harf aspirate n.
nefes çekme pull n.
(tek seferde çekilen) nefes gulp n.
(nefes) yaşam kaynağı spirit n.
nefes egzersizi breathing exercise n.
nefes alma deliği suspiral n.
derin nefes suspire [obsolete] n.
nefes kesen mücadele breathtaking contest n.
nefes almak draw in v.
nefes nefese kalmış olmak be winded v.
sesli nefes almak snuffle v.
nefes nefese olmak be out of breath v.
hırıltılı nefes almak breathe noisily v.
nefes almak rest v.
nefes almak draw a breath v.
nefes çekmek (pipodan) pull at v.
nefes almak catch one's breath v.
nefes nefese bırakmak wind v.
nefes nefese kalmak gasp v.
ara sıra nefes almak breathe spasmodically v.
nefes vermek breathe out v.
zor nefes almak breathe hard v.
nefes çekmek (pipodan) pull on v.
nefes aldırmak wind v.
nefes vermek exhale v.
nefes nefese yürümek puff v.
nefes almak draw breath v.
nefes nefese bırakmak puff somebody out v.
nefes vermek expirer v.
nefes nefese kalmak pant v.
nefes almak take a breath v.
nefes nefese (bir şey) demek puff v.
sık nefes almak breathe excessively v.
nefes nefese kalmak get out of breath v.
nefes çekmek suck v.
nefes kesmek bate v.
nefes almayı engellemek block breathing v.
nefes nefese olmak puff v.
nefes çekmek pull v.
nefes almak take a short break v.
nefes almak breathe in v.
nefes alıp vermek breathe v.
boşuna nefes tüketmek waste one's breath v.
nefes çekmek inhale v.
sık sık nefes almak puff v.
nefes tutmak bate v.
nefes vermek expire v.
nefes çekmek take a puff v.
nefes almak respire v.
nefes almak breathe v.
nefes bile alacak zamanı olmamak hardly to have time to breathe v.
nefes nefese söylemek pant v.
sık sık nefes almak pant v.
burnundan nefes almak breathe through one's nose v.