hayat - Turco Inglés Diccionario

hayat

Significados de "hayat" en diccionario inglés turco : 26 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hayat life n.
John barely talks about his life as a soldier.
John askerlik hayatından çok az bahsediyor.

More Sentences
General
hayat living n.
He earns his living by teaching English.
Hayatını İngilizce öğreterek kazanıyor.

More Sentences
hayat world n.
Her children were her whole world.
Çocukları onun tüm hayatıydı.

More Sentences
hayat life n.
John barely talks about his life as a soldier.
John askerlik hayatından çok az bahsediyor.

More Sentences
hayat lifetime n.
I have never seen such a beautiful view in my lifetime.
Hayatım boyunca böyle güzel bir manzaraya şahit olmamıştım.

More Sentences
hayat being n.
In the coming weeks, the new European order will come into being.
Önümüzdeki haftalarda yeni Avrupa düzeni hayata geçecek.

More Sentences
hayat life adj.
John barely talks about his life as a soldier.
John askerlik hayatından çok az bahsediyor.

More Sentences
hayat vitality n.
hayat liveliness n.
hayat vita n.
hayat veranda n.
hayat porch n.
hayat patio n.
hayat race n.
hayat movement n.
hayat existence n.
hayat heart's blood n.
hayat lining n.
hayat breath n.
hayat wick [dialect] n.
hayat hide n.
hayat days n.
hayat skin n.
Colloquial
hayat the breaks n.
hayat life and limb n.
Slang
hayat puff [dated] n.

Significados de "hayat" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
hayat dolu vivacious adj.
General
hayat hikayesi cv curriculum vitae n.
hayat hikayesinin özeti biographical sketch n.
asgari hayat standardı subsistence level n.
nefsinin isteklerini kırarak çok sade bir hayat yaşama asceticism n.
hayat kurtaran life saver n.
hayat kadını street walker n.
hayat veren kan lifeblood n.
hayat hadiseleri life events n.
hayat standardı quality of life n.
hayat becerisi life skill n.
hayat arkadaşı goodwife n.
günlük hayat everyday life n.
hayat verme vitalisation n.
azizlerin hayat öyküsü hagiography n.
cinsel hayat sexual life n.
mücadele içinde olma {hayat mücadelesi vb} struggling n.
hayat şartları living conditions n.
hayat hikayesi life story n.
hayat alanı life space n.
hayat pahalılığı ayarlaması equalisation pay n.
sosyal hayat public life n.
bohem hayat yaşayan kimse bohemian n.
hayat sigortası life assurance n.
hayat arkadaşı yokemate n.
hayat doluluk animateness n.
hayat memat meselesi a matter of life and death n.
hayat arkadaşı wife n.
ortalama hayat süresi average life expectancy n.
hayat verme vitalization n.
hayat kaynağı sap n.
nefsinin isteklerini kırarak çok sade bir hayat yaşayan kimse ascetic n.
hayat kurtarma life saving n.
hayat kadını prostitute n.
lüks hayat high living n.
gerçek hayat hikayesi real life story n.
hayat standardı standard of living n.
hayat ağacı tree of life n.
hayat hakkında çok şey bilme sophistication n.
gündelik hayat daily life n.
başka gezegenlerdeki hayat life on other planets n.
hayat arkadaşı partner n.
gerçek hayat real life n.
yaban hayat wilderness n.
yeni hayat bulma resurrection n.
dini hayat religious life n.
hayat akışı life fluency n.
yerleşik hayat settled life n.
hayat arkadaşı spouse n.
hayat kurtarma rescue n.
hayat felsefesi world view n.
hayat pahalılığı high cost of living n.
hayat arkadaşı husband n.
hayat dolu olma corkiness n.
hayat standardı living standard n.
sosyal hayat ve gelenekler social life and customs n.
çok zengin ve lüks hayat yaşayan nabob n.
sosyal hayat social life n.
hayat veren refresher n.
kendi hayat hikayesi autobiography n.
lüks hayat high life n.
özel hayat private life n.
vahşi hayat jungle n.
hayat bulma nascence n.
hayat bulma nascensy n.
hayat arkadaşı fere n.
hayat ve gelenekler life and customs n.
hayat mücadelesi struggle for life n.
hayat belirtisi signs of life n.
ölümden sonra hayat life after death n.
sağlıklı hayat healthy life n.
yüksek hayat standardı good life n.
yüksek hayat stili good life n.
acımasız hayat wicked life n.
acımasız hayat merciless life n.
zor hayat hard life n.
zor hayat tuff life n.
hayat tarzları lifestyles n.
canlı hayat lively life n.
sivil hayat civilian life n.
hayat tehlikesi vital danger n.
hayat uzunluğu length of life n.
hayat pahalılığı cost of living n.
hayat arkadaşı better half n.
hayat iksiri elixir of life n.
ortalama hayat süresi average life-span n.
hayat tarzı life-style n.
hayat çevrimi sistem yönetim modeli life-cycle system management model n.
hayat görüşü world-view n.
hayat çizgisi world-line n.
hayat tehlikesi health risk n.
hayat öpücüğü kiss of life n.
hayat seviyesi level of living n.
yabani hayat wildlife n.
hayat felsefesi a philosophy of life n.
hayat felsefesi life philosophy n.
dereceli hayat tablosu graduate life table n.
hayat süresi life time n.
ortalama hayat average life n.
rahat ve sıkıntısız hayat an easy and pleasant life n.
hayat kurtarma lifesaving n.
hayat düzeyi level of living n.
temelde tahıl ve bakliyat tüketimine dayalı bir diyet uygulayarak uzun ve sağlıklı bir hayat yaşamayı öngören bir öğreti macrobiotics n.
hayat karmaşası chaos of life n.
yerleşik hayat permanent settlement n.
hayat değiştiren deneyim life-changing experience n.
hayat neşesi joy of life n.
tüketim toplumuna karşı olup eldeki kaynakların sınırlı ve tutumlu kullanımına dayalı bir hayat biçimi freeganism n.
hayat felsefesi philosophy of life n.
acı hayat the bitter life n.
hayat borcu life debt n.
hayat tarzı alışkanlıkları lifestyle habits n.
islami hayat islamic life n.
islami hayat tarzı islamic way of life n.
islami hayat biçimi islamic lifestyle n.
islami hayat biçimi islamic way of life n.
islami hayat tarzı islamic lifestyle n.
sanal hayat virtual life n.
harika bir hayat a wonderful life n.
stres dolu hayat stress-filled life n.
akademik hayat academic life n.
hayat bilimci life scientist n.
yerleşik hayat yaşayanların üzerine yerleştikleri arazi settled land n.
mutluluk dolu bir hayat a life full of happiness n.
hayat arkadaşı spousal equivalent n.
hayat arkadaşı domestic partner n.
hayat arkadaşı spouse equivalent n.
hayat arkadaşı significant other n.
hayat arkadaşı live-in lover n.
hayat üniversitesi life university n.
hayat üniversitesi university of life n.
saf hayat pure life n.
hayat çizgisi lifeline n.
yabancı uyruklu hayat kadını foreign prostitute n.
yabancı uyruklu hayat kadınları foreign prostitutes n.
hayat tecrübesi savoir vivre n.
hayat tecrübesi life experience n.
hayat arkadaşı yoke mate n.
hayat arkadaşı yokefellow n.
zor hayat tough life n.
geçici/ölümlü hayat transitory life n.
lüks hayat luxurious life n.
toplumsal hayat social life n.
-den sonraki hayat life after something n.
boş hayat useless life n.
amaçsız hayat aimless life n.
boş hayat aimless life n.
boş hayat empty life n.
kiralık hayat life for rent n.
vahşi hayat wild life n.