lifetime - Turco Inglés Diccionario

lifetime

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

lifetime — Definition

Pronunciación (IPA):
(AmE /ˈlaɪfˌtaɪm/ – BrE /ˈlaɪfˌtaɪm/)
Categoría gramatical:
İsim: lifetime (lifetimes)

Significados de "lifetime" en diccionario turco inglés : 18 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
lifetime n. ömür
In Internet terms, it is a lifetime.
İnternet terimleriyle bu bir ömürdür.

More Sentences
General
lifetime n. ömür boyu
Some people wait a lifetime for a moment like that.
Bazı insanlar böyle bir an için ömür boyu beklerler.

More Sentences
lifetime n. yaşam
Some of you are going to go there after this lifetime.
Bazılarınız bu yaşamdan sonra oraya gideceksiniz.

More Sentences
lifetime n. hayat
I have never seen such a beautiful view in my lifetime.
Hayatım boyunca böyle güzel bir manzaraya şahit olmamıştım.

More Sentences
lifetime n. bir ömür boyu
A lifetime of happiness to both of you!
İkinize de bir ömür boyu mutluluklar!

More Sentences
lifetime adj. ömür boyu
The global variables will hold their value throughout the lifetime of your program.
Global değişkenler, programınızın ömrü boyunca değerlerini koruyacaktır.

More Sentences
lifetime adj. yaşam boyu
During his lifetime, Gustaf de Laval acquired 92 Swedish patents and founded 37 companies.
Gustaf de Laval, yaşamı boyunca 92 İsveç patenti aldı ve 37 şirket kurdu.

More Sentences
Computer
lifetime n. ömür
In Internet terms, it is a lifetime.
İnternet terimleriyle bu bir ömürdür.

More Sentences
General
lifetime n. yaşam süresi
lifetime n. insan ömrü
lifetime n. ömür süresi
lifetime n. kullanım ömrü
lifetime n. ömür boyu süren şey
lifetime N. bir ömür
lifetime N. kullanım süresi
Computer
lifetime n. yaşam süresi
Medical
lifetime adj. yaşam boyunca
Zoology
lifetime n. yaşam süresi

Significados de "lifetime" con otros términos en diccionario inglés turco: 76 resultado(s)

Inglés Turco
General
lifetime guarantee n. ömür boyu garanti
the holiday of a lifetime n. hayatının tatili
chance of a lifetime n. hayatının fırsatı/şansı
one's entire lifetime n. (bütün) ömrü boyunca
lifetime achievement award n. yaşam boyu başarı ödülü
chance of a lifetime n. hayatının fırsatı
the experience of a lifetime n. hayatının deneyimi
the experience of a lifetime n. hayatının tecrübesi
lifetime honorary award n. yaşam boyu onur ödülü
lifetime warranty n. ömür boyu garanti
last a lifetime v. ömür boyu sürmek
put on a performance of a lifetime v. hayatının gösterisini/performansını sergilemek
put on a performance of a lifetime v. hayatının en iyi/güzel/muhteşem vs. gösterisini yapmak
once-in-a-lifetime adj. hayatta bir kez karşılaşılacak olan
in his lifetime adv. sağlığında
Proverb
why break the habit of a lifetime huylu huyundan vazgeçmez
why break the habit of a lifetime can çıkar huy çıkmaz
why break the habit of a lifetime yedisinde neyse yetmişinde de aynı
why break the habit of a lifetime? can çıkmadıkça huy çıkmaz
Colloquial
worth a lifetime expr. bir ömre bedel
once in a lifetime expr. hayatta bir defa
once in a lifetime expr. hayatta bir kez
once in a lifetime expr. hayatta bir kere
Idioms
once-in-a-lifetime chance n. hayatının fırsatı
once-in-a-lifetime chance n. hayatının şansı
once-in-a-lifetime opportunity n. hayatının şansı
once-in-a-lifetime opportunity n. hayatının fırsatı
legend in one's own lifetime n. döneminin efsanesi
a legend in their own lifetime n. adı çıkmış kimse
a legend in their own lifetime n. efsane kimse
a legend in (one's) own lifetime n. kendi yaşadığı dönemin efsanesi
a legend in (one's) own lifetime n. kendi zamanının efsanesi
a legend in their own lifetime n. ünlü kimse
a legend in (one's) own lifetime n. o zamanın efsanesi
a legend in (one's) own lifetime n. kendi döneminin efsanesi
a legend in (one's) own lifetime n. döneminin efsanesi
of a lifetime expr. hayat boyu bir daha ele geçmeyecek
of a lifetime expr. hayatının
of a lifetime expr. hayatındaki en iyi
once-in-a-lifetime experience expr. hayatta bir kez yaşanacak bir deneyim
once-in-a-lifetime experience expr. tekrarlanması mümkün olmayacak bir deneyim
once-in-a-lifetime experience expr. hayatta bir kez yaşanacak bir deneyim
once-in-a-lifetime experience expr. hayatının deneyimi
once-in-a-lifetime situation expr. hayatta bir kez olacak bir durum
once-in-a-lifetime situation expr. hayatta bir kez yaşanacak bir durum
once-in-a-lifetime situation expr. hayatta bir kez başına gelecek bir şey
once-in-a-lifetime situation expr. bir kerelik bir şey/durum
Speaking
the opportunity of a lifetime n. hayatının fırsatı
I wish you all lifetime happiness expr. hepinize hayat boyu mutluluklar dilerim
Trade/Economic
lifetime employment n. hayat boyu istihdam
lifetime employment n. ömür boyu istihdam
probable lifetime n. muhtemel hayat süresi
customer lifetime value n. müşteri yaşam boyu değeri
customer lifetime value n. müşteri yaşam süresi değeri
lifetime replacement warranty n. ömür boyu yenileme garantisi
lifetime buy n. ömür boyu satın alma
lifetime achievement award n. ömür boyu başarı ödülü
lifetime replacement warranty adj. ömür boyu yenileme garantili
Law
lifetime ban from public office v. hidamatı ammeden müstelzim olmak
Media
lif (lifetime) ® abrev. bir kablolu televizyon kanalı
Technical
delegation lifetime n. yetkilendirme süresi
fluorescence lifetime imaging n. flüorışıma ömürlü görüntüleme
fluorescence lifetime n. flüorışıma ömrü
fluorescence-lifetime imaging microscopy n. flüorışıma ömürlü görüntüleme mikroskopisi
foreseeable lifetime n. öngörülen ömür
lifetime of lasers n. lazerlerin ömrü
Telecom
consumer lifetime value n. tüketici ömrü değeri
consumer lifetime value n. ömür boyu tüketici değeri
Automotive
fluorescence lifetime imaging n. flüor ışıma ömürlü görüntüleme
Statistics
lifetime distribution n. yaşam dağılımı
Chemistry
atmospheric lifetime n. atmosferdeki ömrü
Biology
mean lifetime n. ortalama ömür
Education
lifetime learning credit n. ömürboyu ögrenim kredisi
Environment
lifetime dose n. ömür boyu alınan doz
lifetime exposure n. ömür boyu maruz kalma
lifetime average daily dose n. ömür boyu ortalama günlük doz