days - Turco Inglés Diccionario

days

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "days" en diccionario turco inglés : 9 resultado(s)

Inglés Turco
General
days n. günler
Days later the Italian Government is busy enacting these very measures.
Günler sonra İtalyan Hükümeti tam da bu tedbirleri yürürlüğe koymakla meşgul.

More Sentences
days n. ömür
I'll love you for the rest of my days.
Seni ömrümün sonuna kadar seveceğim.

More Sentences
days adv. gündüzleri
It's a nice choice for both nights and days.
Hem geceler hem de gündüzler için güzel bir seçim.

More Sentences
Computer
days n. günde bir
She goes to the supermarket every three days.
Her üç günde bir süpermarkete gidiyor.

More Sentences
General
days n. eyyam
days n. yaşam
days n. yaşam
days n. hayat
Computer
days expr. gün içinde izin ver

Significados de "days" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
General
dog days n. yazın en sıcak günleri
lasting days n. günlük
days old n. günlük
halcyon days n. altın çağ
payable days n. ödeme günleri
receivable days n. alacak günleri
palmy days n. refah günleri
high holi days n. dini bayramlar (musevilikte)
last seven days n. son yedi gün
7 days n. yedi gün
passing days n. geçen günler
calendar days n. takvim günleri
childhood days n. çocukluk günleri
primeval days n. ilk çağlar
these days n. bugünler
glory days n. zafer günleri
last days of school n. okulun son günleri
special days n. özel günler
important days n. önemli günler
university days n. üniversite günleri
six days n. altı gün
cold days n. soğuk günler
coming days n. gelecek günler
twelve days n. 12 gün
twelve days n. on iki gün
days on end n. birbiri ardınca geçen günler
ferial days n. tatil günleri
ferial days n. yortu günleri
a couple of days n. birkaç gün
national days n. milli bayramlar
kids these days n. zamane çocukları
youth these days n. zamane gençleri
teens these days n. zamane gençleri
kids these days n. zamane gençleri
sunny days n. güneşli günler
nine months and ten days n. dokuz ay on gün
the hottest days of the summer n. yazın en sıcak günleri
ember days n. üçer günlük dört mevsim orucu
old days n. eski günler
dog days n. en sıcak yaz günleri
dog days n. bunaltıcı sıcaklar
one of the worst days ever n. gelmiş geçmiş en kötü günlerden biri
7 days 24 hours n. 7 24
7 days 24 hours n. 7 gün 24 saat
the end of days n. kıyamet
accident-free days n. kazasız günler
tiresome days n. yorucu günler
exhausting days n. yorucu günler
seeking days n. arayış günleri
chair days [obsolete] n. ömrün çoğunlukla sandalyede ve sakin geçen yaşlılık dönemi
chair days [obsolete] n. yaşlılık günleri
early days n. başlangıç dönemi
early days n. ilk günler
early days n. erken dönem
early days n. ilk zamanlar
grand days n. ingiltere'de bazı adli kurumların tatil olarak kabul ettiği günler
the roaring days [australia] n. avusturalya altın çağı
the roaring days [australia] n. avusturalya yükselme dönemi
planetary days n. haftanın günleri
dog days n. ilerlemenin olmadığı zaman aralığı
dog days n. ağır dönem
dog days n. hareketsiz dönem
dog days n. temmuz başından eylül başına kadar yazın en sıcak günlerinin yaşandığı zaman aralığı
dog days n. rehavetli dönem
belong to past days v. maziye karışmak
last for ten days v. on gün sürmek
take ten days v. on gün almak (bir şeyi yapması vb)
take ten days v. on gün sürmek
fall on evil days v. dara düşmek
talk about one’s army days v. askerlik anılarını anlatmak
talk about one’s army days v. askerlik anılarından bahsetmek
count the days v. günleri saymak
count the days v. gün saymak
one's days are numbered v. sayılı günleri kalmak
come to these days v. bugünlere gelmek
spend one's days v. günlerini harcamak
be suspended thirty days without pay v. ücretsiz otuz gün uzaklaştırma almak
have difficult days ahead v. zor günler beklemek
last for fifteen days v. on beş gün sürmek
have hard days v. kötü günler geçirmek
have hard days v. zor günler geçirmek
have difficult days v. zor günler geçirmek
have difficult days v. kötü günler geçirmek
days-old adj. günler öncesinin
days-old adj. birkaç gün öncesinin
in every few days adv. birkaç günde bir
in days to come adv. istikbalde
on alternate days adv. günaşırı
in days to come adv. gelecek zamanlarda
in days to come adv. ileride
on alternate days adv. iki günde bir
for days adv. günlerdir
in the days of old adv. eskiden
in the good old days adv. eskiden
in days of yore adv. çok eskiden
for days adv. günlerce
every four days adv. dört günde bir
first days of a month adv. aybaşı
in these days adv. şu günlerde
in the days of old adv. eski zamanda
in these days adv. bugünlerde
every few days adv. birkaç günde bir
in the good old days adv. eski zamanda
in after days adv. ileride
in all my born days adv. bütün ömrümde
first days of a month adv. ay başı
in after days adv. gelecekte
in early days adv. eskiden
last seven days adv. son yedi günde
in the next days adv. gelecek günlerde
these days adv. günümüz
a few days adv. birkaç gün
once per several passing days adv. birkaç günde bir
every several days adv. birkaç günde bir
those days adv. o zamanlar
for the first time in days adv. günler sonra ilk defa
for the first time in days adv. günler sonra ilk kez
first time in days adv. günler sonra ilk defa
first time in days adv. günler sonra ilk kez
for the first time in days adv. günlerden sonra ilk kez
first time in days adv. günlerden sonra ilk defa
for the first time in days adv. günlerden sonra ilk defa
first time in days adv. günlerden sonra ilk kez
within a few days adv. birkaç gün içerisinde
within a few days adv. birkaç gün içinde
days ago adv. gün önce
three days and three nights adv. üç gün üç gece
a few days adv. birkaç gün içinde
in the past few days adv. yakın zaman önce
in a few days adv. birkaç gün içinde
in the upcoming days adv. önümüzdeki günlerde
in the coming days adv. önümüzdeki günlerde
every ten days adv. on günde bir
once every ten days adv. on günde bir
a few days apart adv. (birkaç) gün ara ile
in the forthcoming days adv. önümüzdeki günlerde
in the next days adv. önümüzdeki günlerde
once in two days adv. iki günde bir
every two days adv. her iki günde bir
once every two days adv. her iki günde bir
once every two days adv. iki günde bir
once in two days adv. her iki günde bir
every two days adv. iki günde bir
in the past few days adv. geçtiğimiz günlerde
in the previous days adv. geçtiğimiz günlerde
in the recent days adv. son günlerde
in the forthcoming days adv. ilerleyen günlerde
in the upcoming days adv. ilerleyen günlerde
a few days ago adv. birkaç gün önce
for a few days adv. birkaç günlüğüne