life - Turco Inglés Diccionario

life

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

life — Definition

Significado:
yaşam, hayat
Pronunciación (IPA):
(AmE /laɪf/ – BrE /laɪf/)
Categoría gramatical:
İsim: life (lives)
Sinónimo:
existence, living
Antónimos:
death, nonexistence

Significados de "life" en diccionario turco inglés : 60 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
life n. yaşam
The researchers are seeking to find life in space.
Araştırmacılar uzayda yaşam bulmaya çalışıyorlar.

More Sentences
life n. hayat
Life is full of new surprises.
Hayat yeni sürprizlerle doludur.

More Sentences
life n. can
You start the game with five lives.
Oyuna beş canla başlıyorsunuz.

More Sentences
life n. ömür
The average life of a car is about 20 years.
Bir arabanın ortalama ömrü yaklaşık 20 yıldır.

More Sentences
General
life n. canlılık
The doctors checked the patient to find any sign of life.
Doktorlar bir canlılık belirtisi bulabilmek için hastayı kontrol ettiler.

More Sentences
life n. can
You start the game with five lives.
Oyuna beş canla başlıyorsunuz.

More Sentences
life n. canlı
Coral reefs attract a variety of beautiful marine life.
Mercan resifleri çeşitli güzel deniz canlılarını kendine çeker.

More Sentences
life n. yaşantı
Tom asked Mary many questions about life in Boston.
Tom Mary'ye Boston'daki yaşantı hakkında birçok soru sordu.

More Sentences
life n. hayat
Life is full of new surprises.
Hayat yeni sürprizlerle doludur.

More Sentences
life n. ömür
The average life of a car is about 20 years.
Bir arabanın ortalama ömrü yaklaşık 20 yıldır.

More Sentences
life n. süre
The economy won't get better in the life of the present government.
Mevcut hükümetin süresi boyunca ekonomi daha iyiye gitmeyecek.

More Sentences
life n. yaşam süresi
Society cannot be said to be progressing if greater life expectancy is not matched by improvements in quality of life.
Yaşam süresinin artması, yaşam kalitesindeki iyileşmelerle eşleşmediği sürece, toplum ilerleme kaydetmiş sayılamaz.

More Sentences
life n. çağ
I missed my college life.
Üniversite çağını özledim.

More Sentences
life n. canlılık
The doctors checked the patient to find any sign of life.
Doktorlar bir canlılık belirtisi bulabilmek için hastayı kontrol ettiler.

More Sentences
life n. ömür boyu hapis
The killer was sentenced to life.
Katil ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

More Sentences
life n. (dergi) life
Life was first published in 1936.
Life ilk kez 1936'da yayımlandı.

More Sentences
life adj. yaşam
The researchers are seeking to find life in space.
Araştırmacılar uzayda yaşam bulmaya çalışıyorlar.

More Sentences
life adj. hayat
Life is full of new surprises.
Hayat yeni sürprizlerle doludur.

More Sentences
Technical
life n. yaşam süresi
Society cannot be said to be progressing if greater life expectancy is not matched by improvements in quality of life.
Yaşam süresinin artması, yaşam kalitesindeki iyileşmelerle eşleşmediği sürece, toplum ilerleme kaydetmiş sayılamaz.

More Sentences
life n. yaşam
The researchers are seeking to find life in space.
Araştırmacılar uzayda yaşam bulmaya çalışıyorlar.

More Sentences
Military
life adj. ömür boyu
Sami could face life behind bars.
Sami ömür boyu parmaklıklar ardında kalabilir.

More Sentences
Art
life n. canlı model
He is modelling as a hobby for life drawing classes.
Canlı model çizimi dersleri için hobi olarak modellik yapıyor.

More Sentences
General
life n. dirim
life n. zevk
life n. dirlik
life n. sefa
life n. cankurtaran
life n. varlık
life n. biyografi
life n. yaşam tarzı
life n. cümbüş
life n. zindelik
life n. vade
life n. dayanırlık
life n. eskime süresi
life n. hayat süresi
life n. hayat tarzı
life n. dirilik
life n. ruh
life n. hareket
life n. canlı (varlık)
life n. dönem
life n. tazelik
life n. hareketlilik
life n. geçim
life n. değerli kimse/şey
life n. bir şeyin süresi
life n. neşe kaynağı
life n. (oyunda) can
Trade/Economic
life n. büyük bir bakım gerektirmeden makine veya tesisin düzenli çalışabilme süresi
life n. makine veya tesisin hurdaya çıkartılması veya yenilenmesine kadar geçecek zaman
life n. makine veya tesisin tamir edilmez hale gelene kadar görevini düzenli olarak yaptığı süre
Gastronomy
life n. (şarapta) köpürme
life n. sertlik
life n. keskinlik
life n. keskin tat
Biology
life n. dirim
Sport
life n. (ingiliz bilardosu) oyuncuya verilen sınırlı atış hakkı
Baseball
life n. dış meydan oyuncusunun yanlış oynamasından ötürü vurucuya verilen vuruş hakkı
Art
life n. sanat eserinin konusu olarak doğa formu

Significados de "life" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
wild life n. vahşi yaşam
come to life v. canlanmak
make life easier v. hayatı kolaylaştırmak
make life easier v. yaşamı kolaylaştırmak
General
life imprisonment n. ömür boyu hapis cezası
the staff of life n. ekmek
intellectual life n. entelektüel yaşam
change of life n. menopoz
change of life n. hayatın değişimi
station in life n. sosyal durum
water of life n. abıhayat
married life n. karı koca hayatı
nomadic life n. göçebelik
prime of life n. hayatın en güzel devresi
married life n. evlilik yaşamı
transitory life n. yalan dünya
farm life n. çiftlik hayatı
life saver n. sığınak
city and town life in motion pictures n. sinemada kent ve kasaba yaşamı
time of life n. ömür
family life surveys n. aile yaşam araştırmaları
struggle for life n. yaşam savaşı
life expectancy n. ortalama ömür uzunluğu
eulogy show in ottoman culture and entertainment life n. tuluat
sex life n. cinsel yaşam
life saver n. kurtarıcı
end of life vehicle n. hurda
life story n. hayat hikayesi
a new lease of life n. yeniden doğma
the seamy side of life n. hayatın güçlüklerle dolu tarafı
average life expectancy n. ortalama hayat süresi
modern life n. çağdaş yaşam
life jacket n. tahlisiye yeleği
spiritual life n. tinsel yaşam
life insurance n. yaşam sigortası
nomadic life n. bedevilik
daily life n. gündelik hayat
quality of life n. hayat standardı
frontier and pioneer life n. sınır ve akıncı yaşamı
power of life and death n. idam etme veya af yetkisi
end of life n. hayatın sonu
conduct of life n. yaşama bağlılık
form of life n. yaşam biçimi
quality of work life n. çalışma yaşamı kalitesi
way of life n. gidiş
bohemian life n. bohem yaşamı
life on other planets n. başka gezegenlerdeki hayat
life saving n. hayat kurtarma
life jacket n. takan kişiyi su yüzünde tutan şişme kuşam
life saver n. hayat kurtaran
life-long learning n. yaşam boyu öğrenme
general directorate for national parks and wild life n. milli parklar ve yaban hayatı genel müdürlüğü
plontation life n. çiftlik yaşamı
conduct of life n. yaşamın idaresi
manner of life n. yaşam biçimi
tree of life n. tuba
domestic life n. ev hayatı
nomadic life n. bedeviyet
safety of life and property n. can ve mal güvenliği
walk of life n. meslek
country life n. kır yaşamı
eulogy show in ottoman culture and entertainment life n. ortaoyunu
real life n. gerçek hayat
sex life n. seks hayatı
life safety n. can güvenliği
life sentence n. ömür boyu hapis cezası
life standard n. yaşam standardı
life saver n. cankurtaran
eulogy show in ottoman culture and entertainment life n. meddahlık
seafaring life n. denizcilik hayatı
home life n. aile hayatı
city and town life in literature n. edebiyatta şehir ve kasaba hayatı
life saver n. koruyucu melek
the amenities of life n. hayatın güzel tarafı
life events n. hayat hadiseleri
half life n. yarı ömür
a matter of life and death n. ölüm kalım meselesi
average life expectancy n. ortalama yaşam beklentisi
life style n. yaşam biçimi
life expectancy n. beklenimli yaşam süresi
seafaring life n. deniz hayatı
river life n. nehir hayatı
make fit for domestic life n. ev hayatı için uygun hale getir
a matter of life and death n. çok önemli
life assurance n. hayat sigortası
tree of life n. tuğba
theory of break from social life n. sosyal hayattan kopma teorisi
income for life n. ömür boyu gelir
everyday life n. günlük hayat
city and town life n. kent ve kasaba yaşamı
civilization and social life n. medeniyet ve sosyal yaşam
way of life n. yaşam biçimi
life expectancy n. ortalama yaşam süresi
life line n. avuç içinde görülen yaşam çizgisi
a matter of life an death n. ölüm kalım meselesi
social life n. sosyal hayat
second half of my life n. hayatımın ikinci yarısı
way of life n. yaşam tarzı
wild life sanctuary n. yabani hayvanların korunduğu alan
sexual life n. cinsel hayat
mountain life n. dağ yaşamı
suburban life n. banliyö hayatı
manner of life n. yaşayış tarzı
intellectual life n. entelektüel yaşam
matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
life buoy n. simit
life span n. ömür
life mask n. oksijen maskesi
tree of life n. hayatağacı
settled life n. yerleşik hayat
walk of life n. toplumsal sınıf
family life n. aile hayatı
religious life n. dini hayat
community life n. toplum hayatı
coming to life n. canlanma
life sentence n. ömür boyu hapis
social life n. cemiyet hayatı
life saver n. çıkış
time of life n. yaş
a matter of life or death n. çok önemli
the love of my life n. hayatımın aşkı
public life n. sosyal hayat
mistress life n. metres hayatı
social life and customs fiction n. sosyal yaşam ve gelenekler romanı
tree of life n. tubaağacı
plant life n. bitki yaşamı
life space n. hayat alanı
night life n. gece hayatı
the prime of life n. hayatın en verimli dönemi
a matter of life or death n. ölüm kalım meselesi
time of life n. yaşam süresi
life fluency n. hayat akışı
right to life n. yaşam hakkı
marine life n. deniz hayatı
water of life n. bengisu
mid life n. orta yaşam
tree of life n. hayat ağacı
income for life n. yaşam boyu gelir
real life story n. gerçek hayat hikayesi
the prime of life n. hayatın en dinç ve güzel devresi
life buoy n. tahlisiye simidi
walk of life n. kesim
bringing to life n. canlandırma
life expectancy n. beklenen yaşam süresi
battle of life n. yaşam savaşı
community life n. toplum yaşamı
life purpose n. yaşam amacı
life force n. yaşam gücü
life imprisonment n. müebbet hapis
life table n. yaşam tablosu