yaş - Turco Inglés Diccionario

yaş

Significados de "yaş" en diccionario inglés turco : 27 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
yaş age n.
She started to work at a young age.
Genç yaşta çalışmaya başladı.

More Sentences
yaş wet adj.
yaş watery adj.
General
yaş age n.
She started to work at a young age.
Genç yaşta çalışmaya başladı.

More Sentences
yaş tear n.
The eyes of everyone were full of tears.
Herkesin gözleri yaşlarla doluydu.

More Sentences
yaş year n.
Sweden has a forestry law that is a hundred years old this year.
İsveç'in bu yıl yüz yaşına basan bir ormancılık kanunu var.

More Sentences
yaş years n.
Next Monday, Aung San Suu Kyi will be 55 years old.
Önümüzdeki pazartesi Aung San Suu Kyi 55 yaşına basacak.

More Sentences
yaş iasi n.
yaş dob n.
yaş time of life n.
yaş damp n.
yaş vintage adj.
yaş humid adj.
yaş dank adj.
yaş clammy adj.
yaş fresh adj.
yaş wet adj.
yaş sammy [dialect] adj.
yaş puggy [dialect] [uk] adj.
yaş puggie [new zealand] adj.
yaş sticky adj.
Technical
yaş wet adj.
Food Engineering
yaş moisture n.
Gastronomy
yaş moist adj.
Geography
yaş iasi n.
Latin
yaş senis adj.
Slang
yaş bad adj.

Significados de "yaş" con otros términos en diccionario inglés turco: 150 resultado(s)

Turco Inglés
Common Usage
aralık (yaş vb) range n.
General
yaş grubu age group n.
yaş ve istihdam age and employment n.
yaş günü birthday n.
yaş aralığı age range n.
yirmi yaş dişi wisdom tooth n.
yaş ral moist rale n.
ileri yaş eld n.
gelişimsel yaş developmental age n.
yaş meyve fresh fruit n.
yaş halkası annual ring n.
yaş dilimi age range n.
yaş gübre muck n.
orta yaş middle age n.
yetişkinlerin, genelde 15-19 yaş aralığında olan kendinden yaşça küçük genç kız veya erkeklere ilgi duyması ephebophilia n.
yaş dönümü climacteric n.
yaş ortalaması average of age n.
13 19 yaş arası teenage n.
yaş sınıfı dağılımı age class distribution n.
yirmi yaş dişleri wisdom teeth n.
yaş haddi age limit n.
gelecek doğum günündeki yaş age next birthday n.
son doğum günündeki yaş age at last birthday n.
yaş grubu group of age n.
yahudilerde yaş kutlaması bat mitzvah n.
yahudilerde yaş kutlaması bar mitzvah n.
ilerlemiş yaş advanced age n.
aynı yaş grubu same age group n.
yaş sebze raw vegetable n.
yaş kısıtlaması age restriction n.
yaş sınırlaması age restriction n.
aktif yaş active age n.
faal yaş active age n.
yaş farkı age difference n.
yaş tayini age determination n.
yaş belirleme age determination n.
yaş halkası age circle n.
yaş sınıfı dağılışı age class distribution n.
ortalama yaş average age n.
yaş kompleksi age complex n.
yaş sınırlaması age limitation n.
argon-argon yaş tayini argon-argon dating n.
antik yunan'da 18-20 yaş arası gençler için kullanılan terim ephebe n.
13-19 yaş arası teenager n.
orta yaş bunalımı mid-life crisis n.
13-19 yaş arasındaki genç teenager n.
yaş hava humid air n.
yaş mazı oak apple n.
çok genç yaş tender age n.
çok küçük yaş tender age n.
seyrek yaş halkalı ağaç wide-ringed timber n.
ilerleyen yaş increased age n.
son yaş günündeki yaş last birthday age n.
gelecek yaş günündeki yaş next birthday age n.
yaş pasta cake n.
9-12 yaş arası çocuk preteen n.
yaş yönetimi age management n.
yaş sınırı age limit n.
yaş farkı age gap n.
ilerleyen yaş advancing age n.
yaş mama wet food n.
20 yaş dişi wisdom tooth n.
8-12 yaş arası çocuk tween n.
8-12 yaş arası çocuk pre-teen n.
8-12 yaş arası çocuk preteen n.
yaş faktörü age factor n.
orta yaş göbeği middle-age spread n.
yaş şehri (romanya) jassy n.
yaş grubu age bracket n.
orta yaş median age n.
ortalama yaş mean age n.
yaş çay fresh tea n.
yaş farkı disparity in age n.
(7-10 yaş grubu çocuklar için hazırlanmış) resimlerin az olduğu çocuk kitabı chapter book n.
(8-14 yaş arası) çocuk tweeny n.
40'ıncı yaş günü partisi 40th birthday party n.
yaş farkı age disparity n.
orta yaş krizi midlife crisis n.
beş yaş altı çocuklar children under five years of age n.
erken yaş early age n.
yaş grubu ve cinsiyete göre nüfus population by age group and gender n.
2-4 yaş arası çocukluk dönemi toddlerhood n.
20-30 yaş aralığındaki (20'li yaşlardaki) kişi vicenarian n.
110 yaş veya üzerindeki kimse super-centenarian n.
110 yaş veya üzerindeki kimse supercentenarian n.
yaş ortalaması age average n.
yaş kontrolü age check n.
(ingiltere'de) 21'inci yaş günü twenty-first n.
ilerlemiş yaş years n.
ileri yaş years n.
ilerlemiş yaş old age n.
ilerlemiş yaş age n.
8-11 yaş arası erkek izciler oymağının bir üyesi olan erkek çocuk wolfcub [uk] n.
8-11 yaş arası erkek izciler oymağının üyesi olan erkek çocuk wolf cub n.
orta yaş midlife n.
orta yaş mid-life n.
orta yaş middle youth n.
90 ila 100 yaş arasındaki dönem mid-nineties n.
16 ile 23 yaş arasındaki suçlular için yetiştirme yurdu borstal institution [uk] n.
100 yaş hundred n.
21. yaş günü kutlaması lowsening [dialect] [yorkshire] n.
21. yaş günü kutlaması loosing [dialect] [yorkshire] n.
ileri yaş grandevity [obsolete] n.
11 ile 16 yaş arası kız izci guide n.
büyük yaş hoariness n.
belirli yaş grubundaki hayvan old n.
1 yaş one n.
rütbe, yaş veya beceri olarak denk olan kimse compeer n.
rütbe, yaş veya beceri olarak denk olan kimse compare n.
ilk çocuğun doğurulduğu ortalama yaş average age of women who bear their first child n.
(yaş nedeniyle) hafızası zayıflayan kimse doater n.
(yaş nedeniyle) hafızası zayıflayan kimse doter n.
yaş doğrulama age verification n.
reşit olunan yaş coming of age n.
yaş ve kuru ağırlık fresh and dry weight n.
ileri yaş old age n.
yıl (yaş anlamında) season n.
dört yaş four n.
on dört yaş fourteen n.
9-12 yaş arası çocuk preteener n.
13. yaş gününden hemen önceki yıllar preteens n.
9-12 yaş arası çocuk preteenager n.
55 yaş ve üzeri kişilerin yaşadığı daire senior apartment n.
yaş küspe stock n.
on üç yaş altı kız çocuğu subteen n.
(on üç yaş altı kız çocukları için tasarlanan) çift sayılı giyim bedeni grubu subteen n.
otuz yaş thirties n.
otuz yaş thirty n.
yaş dökmek shed tears v.
yaş tahtaya basmak be cheated v.
gözlerinden yaş boşanmak burst into tears v.
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak cry one's eyes v.
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak cry one's eyes out v.
ağlamaktan gözünde yaş kalmamak cry one's heart out v.
yaş tahtaya basmamak wait to see which way the cat will jump v.
yaş grupları arasında farklılık göstermek vary across age groups v.
kimliğe bakarak yaş kontrol etmek card v.
(saat, yaş gibi belirli bir noktaya) gelmek turn v.
(yaş) yaklaşmak come v.
(yaş vb.) süzülmek roll v.
(yaş veya sayı olarak) yaklaşmak push v.
yaş (ağaç) sappy adj.
yaş haddinden dolayı emekliye ayrılmış superannuated adj.
yaş (tahta) unseasoned adj.
13 19 yaş arasındaki teenaged adj.
kabul edilen yaş age admitted adj.
13-19 yaş arası gençlerle ilgili teenage adj.
yaş dönümüyle ilgili climacteric adj.
gözden yaş getiren lachrymal adj.
gözden yaş getiren lachrymary adj.